Yalnız Mesajı Göster
  #3 (permalink)  
Eski 03-31-2006, 01:46 PM
Müslüm Doğan Müslüm Doğan  çevrimdışı
Administrator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 409
Varsayılan Küresel Bağlılık ve Rekabetin Artışı Karşısında İnsan Kalitesinin Önemi

23 Mart 2006 günü ODTÜ Kültür Kongre Merkezi’nde düzenlenen 3. İnsan Kaynakları Kongresi'nin konu başlıklarından biri de "Küresel Bağlılık ve Rekabetin Artışı Karşısında İnsan Kalitesinin Önemi"ydi.

Moderatör: İbrahim Aybar (Renault-Mais Genel Müdürü),
Konuşmacılar: Ahmet Metan (TAİ-Tusaş İş Geliştirme Direktörü), Orhan Düzgün (MAN Türkiye Yürütme Kurulu Başkanı), Ahmet Sakızlı (Arçelik Ürün Direktörü)


Küresel Bağlılık ve Rekabetin Artışı Karşısında İnsan Kalitesinin Önemi konulu oturumda konuşmacı olan kalitesini yükseltmek için yaptıkları uygulamalarıysa şöyle sıraladı: “Gelecekteki potansiyel çalışanların gelişimlerine çalışmadan katkıda bulunuyoruz, meslek lisesi öğrencilerini stajlarda eğitime alıp daha sonra bünyemize kazandırıyoruz, ustabaşı eğitim programları uyguluyoruz ve öğrenen organizasyonlar yaratma yolunda ilerliyoruz.”

Oturumun moderatörü Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar sözlerine Sakıp Sabancı’dan bir cümleyle başladı: “Rakiplerime teşekkür ediyorum; onlar bizi böyle dinç, böyle dinamik kılıyorlar” ve daha sonra konuşmacılara söz verdi.

Oturumun ilk konuşmacısı MAN Türkiye Yürütme Kurulu Başkanı Orhan Düzgün; Global rekabette avantaj üstünlüğü sağlayabilmek için iç pazarın ve alım gücünün artması, kalite ve performansın daha etkin hayata geçirilmesi, AR-GE ve beyin gücünün ve tabii ki insan kaynaklarının önemle ele alınması gerektiğini belirtti.

Oturumun bu bölümünde söz alan Ahmet Metan, konuşmasında teknolojinin fiyatı ve entellektüel sermaye, savunma sektöründe rekabet zinciri, rekabet zinciri yüksek şirketlerin İK uygulamaları ve TAİ’nin yeri başlıklarına değindi.
Uçak ya da savunmanın sektörün en pahalı unsuru sanıldığını söyleyerek konuşmasına başlayan Metan, cep telefonu ve radar gibi cihazların yapımının çok daha pahalı olduğunu söyledi. Konuşmacıya göre yazılım gibi insan gücüne dayanan faktörler sektörde fiyatları belirlemekte. Ürünün fiyatı malzemeden değil insan kalitesinden oluşuyor. Bu durumda insan en önemli etken olarak karşımıza çıkıyor.

Entellektüel sermayesi en yüksek olan şirketlerin rekabet gücü de yüksek oluyor...

Daha sonra tedarik zincirinde rekabete değinen konuşmacı ana yüklenici olan büyük firmaların ürün sahibi olduğunu ve pazarı domine ettiklerini söyledi. En alt zincirde olan firmaların sabit kıymetlerinin fazla olduğu ve en üst zincirdekilerin ise teknoloji güçlerinin yüksek olduğu, yani insan gücünün farkı yarattığından bahsedildi.

Konuşmacıya göre en yukarıda olmak için insana ihtiyaç var. En yukarı çıkmak için hem ticari hem siyasi güç gerekiyor ve bu uzun bir süreçte meydana geliyor. Rekabet ve kararlılık gücü ve entellektüel sermaye bu süreçte öne çıkıyor. Başka bir deyişle, entellektüel sermayesi en yüksek olan şirketlerin rekabet gücü de yüksek oluyor.

Konuşmasında daha sonra rekabet gücü yüksek şirketlerin İK uygulamalarına değinen Metan’a göre üst düzeyde eleman, mesleki ve disiplinler arası eğitim, uzun dönemli kariyer planlama, şirkete bağlılık sağlanması, kurumsal bilgi/teknoloji biriktirme, süreç yönetimi bilgi ve becerisi, iç ve dış müşterilerle iletişim kurma becerisi, takım çalışması kültrürü, uzun dönemli planlama ve kontrol bilgisi ve maliyet hedeflerine bağlılık şirketler arasında farkı yaratan özellikler. Konuşmacı ayrıca, personel kalitesinin rekabet üstünlüğü demek olduğunu vurguladı.

Konuşmasının son bölümünde TAİ ve global rekabete değinen Metan, şirketin F16 uçaklarının montajıyla başladığını, helikopter bileşenleri, nakliye uçakları montajı vs yaparak devam ettiğini anlattı. Çalışanlarının eğitilmesine her zaman önem veren şirketin şu anda tasarım ve üretim yapma durumuna geldiğini belirten konuşmacı başka ülkelerin de uçak modernizasyonunun yapıldığını ekledi. Konuşmacıya göre tasarım ve proje eğitimi ile bir yere gelinebilmekte, fakat ana yüklenici olmak kurumsal birikimle sağlanabiliyor.
Metan, TAİ olarak hedeflerinin en alttaki parça üretimini yerli alt yüklenicilere devretmek ve birinci seviye ana yüklenici olarak sınıf atlamak olduğunu söyleyerek konuşmasını bitirdi.

Türkiye’nin ve Arçelik’in dünya beyaz eşya üretimindeki yerine değinerek konuşmasını açan son konuşmacı Ahmet Sakızlı, işçilik ve üretim alanlarında dünyanın şimdiki durumunu çizerek devam etti. Konuşmacıya göre şimdiki rakamlara göre, Çin beyaz eşya üretiminde dünya merkezi olmaya yolunda ilerliyor. Bu durumla başa çıkabilmek için şirketlerin üretimden çıkmak ya da çözüm alternatifleri geliştirmek gibi seçenekleri olduğunu belirten Sakızlı, bunlardan ikincisini açarak devam etti.

Yaratıcı çözümler derken fark yaratmanın kastedildiğini ve bunun için özgün olmak, taklit edilene kadar bunu korumak gerektiğinin altını çizen konuşmacıya göre bunu sağlayabilmenin yolu patent ile ürünlerin koruma altına alınmasından geçiyor. Dünyadaki ve Türkiye’deki patent durumu ile devam eden konuşmacı, yurtiçine göre yüksek patent başvuru oranına rağmen, yurtdışı ile karşılaştırıldığında Arçelik’in alması gereken yollar olduğunu belirtti.
Tek ihtiyacımız insan kaynağı...

Daha sonra çözüm önerilerine değinen konuşmacıya göre marka olarak başarılı olabilmek ve Çin’in yükselen ivmesiyle baş edebilmek için alınabilecek birkaç yol var. Bunlardan biri estetik tasarımlara yönelinmesi. Estetik olarak fark yaratan firmaların tercih edildiğine dikkat çeken konuşmacı bu firmalardan örnekler verdi. İkinci yol olarak müşteriye ürün yerine çözüm paketi sunulması. Burada Çinlilerin zorlandığı alanlarda uzmanlaşılmasının firmalara avantaj sağlayacağına, böylece güvenilirlik, kalitede istikrar ve probleme müdahale konularında rekabet gücü elde edinilebileceğine değinildi.

Konuşmasını çaresiz olmadığımızı vurgulayarak bitiren Sakızlı, tek ihtiyacımızın insan kaynağı olduğunu belirtti.

__________________
Müslüm Doğan
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
Alıntı Yaparak Cevapla