Geçen yıl ortalama yüzde 5 ile 10 seviyelerinde gerçekleşen ücret artışları bu yıl da benzer oranlarda olacak gibi gözüküyor. 2005’teki zam oranları sonrası büyük hayal kırıklığı yaşayan çalışanlar; bu yıl duruma alışmış gibi gözükseler de işverenlerin unutmaması gereken bir unsur var:
Ernst&Young ‘ın anketi ücret artışının beklentilerin altında kalmasının, çalışanların performansını negatif etkilediğini ortaya koyuyor.
Her Ocak ayında olduğu gibi 2006 yılının ilk ayında da çalışanların gündeminde yine zamlar vardı. Büyük-küçük tüm şirket çalışanları Ocak ayı ücret artışlarının yüzde kaç oranında gerçekleşeceğini merakla beklediler. Şirketlerin insan kaynakları birimleri de çalışanların aklındaki bu önemli soruya en uygun yanıtı verebilmek için çok yoğun günler geçirerek; beklentilere uygun artışları yönetim kurullarına kabul ettirmek için büyük çaba harcadılar.Çabalar ne ölçüde etkili oldu bunu önümüzdeki günler gösterecek ama Earnst&Young a bağlı insankaynaklari.com sitesi bu önemli sorunun yanıtlarını Platin Dergisi için hazırladığı özel bir anketle araştırdı. Pek çok farklı sektörden ve farklı pozisyondan yaklaşık 2 bin 5 yüz çalışanın katıldığı anketin sonuçlarını Mencer’in insan kaynakları danışmanlarından Hakan Hızar ile birlikte değerlendirdik.
Yılda bir zam yapılıyor
Son birkaç yıldır enflasyon oranında yaşanan düşüşün ardından, şirketlerin ücret ayarlamalarına bakışında önemli farklılıklar gözlendiğini vurgulayan Hakan Hızar, bu farklılıkların başında ücret ayarlama dönemlerinin yılda ikiden bire düşmesinin geldiğini söylüyor.
Bu uygulamanın daralmış olan ücret zammı bütçelerinin kişiler arasında fark yaratmayı zorlaştırması ve performansı yüksek olan kişileri ödüllendirmek için ayrılabilen miktarın daha anlamlı hale getirilmesi amacıyla yapıldığını düşünen Hızar, “
Düşen enflasyona paralel olarak sınırlanan ücret zammı bütçeleri içinde bireysel farklılaşmayı yaratmak daha güç hale geliyor.Bunun için prim ve değişken ücret uygulamalarına olan ilginin artığı, birçok şirketin yeni prim sistemleri geliştirmek ya da mevcut sistemlerin etkinliğini arttırmak için arayış içinde olduğu da bir gerçek” diyor.
Beklentiler iyice düştü
Araştırma sonuçlarından çıkan genel sonuç, çalışanların son birkaç yıldır tek haneli rakamlara inen enflasyon oranları nedeniyle yılda bir kez belirlenen ücret artışlarından ümitli olmadığı yönünde…Ücret ayarlamalarının yılda bire indirilmesinin yanı sıra, bazı şirketlerde gözlenen bir diğer uygulamaya da dikkat çeken Hakan Hızar,
“ Bazı şirketlerde ücret ayarlama dönemi Ocak ayından, bir önceki yıla ilişkin değerlendirmelerin daha sağlıklı olarak yapıldığı Şubat, Mart ya da Nisan aylarına kaydırıldı.” diyor. Hakan Hızar, bu yaklaşım sayesinde şirket ve bireysel performansa dönük değerlendirmenin daha kolay yapılabildiğini belirtiyor.
2005 yılındaki araştırma sonuçlarını hatırlarsak yüzde 5 – 15 arası gerçekleşen ücret artışları, çalışanları olumsuz etkilemiş ve pek çok çalışanı iş ve sektör değiştirmeye yöneltmişti. Bu seneki sonuçlar ise çalışanların durumu kabullendiklerini ve Ocak zamlarından bu yıl da çok şey beklemediklerini gösteriyor. Katılımcıların büyük çoğunluğu geçtiğimiz yıla oranla beklentilerini daha düşük tutarak Ocak ayı zam oranlarının yüzde 3 seviyelerinde gerçekleşeceğini tahmin ediyor. Yüzde 17’lik kesimin beklentisi ise yüzde 8- 10 arasında zam alacakları yönünde.
Mercer’in insan kaynakları danışmanlarından Hızar, Türkiye’de düşen enflasyonun ücret artışlarına etkisinin geçtiğimiz yıllarda daha zor kabul gördüğünü hatırlatırken, bu yılki anket sonuçalrının ise çalışanların durumu kabullendiğinin bir göstergesi olduğu görüşünde.
Unvan ve deneyim etkili değil…
Gelişmiş ülkelerde, zam oranlarında enflasyon oranları dışında unvan ve deneyim dışında faktörler de etkili. Türkiye’de ise bu yeterince geçerli değil.Katılımcıların yüzde 25’lik çoğunluğuna göre çalıştıkları firmada gerçekleşen ücret zamlarını etkileyen en büyük faktör enflasyon oranı. Grup performansının ücret artışlarına etkisi ise tıpkı geçtiğimiz yıl gibi ücret artışlarında en az faktörlerden biri. Deneyim süresi, öğrenin durumu, grup performansı gibi önemli kriterler ise Türkiye’de ücretlerin şekillendirmesinde hala belirleyici değil. Bu durum, çalışanların umutsuzluğunun ve tembelliğinin en önemli sebeplerinden biri.
Anket sonuçları, Türkiye’deki çalışanların ücret artışlarında enflasyon oranı, firma verimliliği, bireysel performans ve kişisel ilişkilerin etkisi olduğu düşüncesinin yaygın olduğunu gösteriyor.Hakan Hızar bu durumu
“ Katılımcıların bireysel performans ile şirket içi kişisel ilişkilerin ücret artışlarında hemen hemen aynı etkinlikte olduğunu düşünmeleri önemli bir sorun. Demek ki şirketlerin insan kaynakları birimlerinde ciddi bir yönetim eksikliği var” diyerek açıklıyor.
Zamlar tüy kadar hafif
Son yıllarda yılda sadece bir kez gerçekleşen ve yüzde 10 seviyelerinde kalan ücret artışları ne yazık ki çalışanların hayat standartlarında büyük değişiklikler yaratmıyor. Ankette katılımcılara sorulan,
“Ocak ayında gerçekleşecek ücret artışlarınızı öncelikle hangi alanlarda değerlendireceksiniz?” sorusuna verilen yanıtlar, katılımcıların zamların gerçekleşmesinden bile şüphe ettikleri ortaya koyuyor. Olması durumundaysa zamların temel ihtiyaçları karşılamaktan öteye gitmeyeceği düşüncesi hakim.
Katılımcıların yüzde 58’i olası bir zamla sadece temel ihtiyaçlarını karşılayacaklarını söylerken yabancı dil ya da meslek kursuna gitmeyi planların oranı yüzde 15. Yeni bir hobiye başlamayı planlayanların oranı ise yüzde 2 seviyelerinde kalıyor. Hızar, anketten çıkan bu sonucu şöyle değerlendiriyor:
“ Önceden Ocak ayı genel olarak ücret ayarlama dönemiydi. Yüksek enflasyona bağlı olarak çalışanlara yüksek artışlar verilmesi ve vergi dilimlerinin yenilenmesi gibi nedenlerle birçok çalışanın elde ettiği gelirde önemli farklılıklar oluşturuyordu. Yeni dönemdeyse şirketlerin zam ayarlama dönemlerinde yaptıkları kaydırmalar ve düşen enflasyona bağlı olarak düşen zam oranları, bu keskin geçişin gerçekleşmesini ve zamların çalışanların hayat standartlarına olan olumlu etkisini azaltıyor.”