YAŞAMBOYU EĞİTİM – “ÖĞRENEN TOPLUM”
Sacit KATLANDUR
Bayraktar Yatırım Holding A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı
"Yaşamboyu eğitimin belirli bir grubun ayrıcalığı olarak algılanmaması ve yaşamın belirli bir bölümü ile sınırlandırılmaması gerekir."
Eğitimin yaşamboyu süren dinamik bir kavram olduğunu, geleceğin güvence altına alınması endişesinin yarattığı bir gereksinmeyle sınırlandırılamayacağını ve yaşam ile eğitimin aynı düzlemde yer aldığını öngören fikirler günümüzde entellektüel bir tartışma konusu olmaktan çıkarak, toplumsal ilerlemenin “olmazsa olmaz” koşullarından biri olarak benimseniyor.
Yaşamboyu eğitimin belirli bir grubun ayrıcalığı olarak algılanmaması ve yaşamın belirli bir bölümü ile sınırlandırılmaması gerekir. Yetişkin eğitimi süreklilik özelliğini daima korumalı, çağdaş bir yurttaş olmanın ayrılmaz bir parçası olduğu herkes tarafından benimsenmeli ve bu nitelikleri itibariyle “evrensel” ve “yaşamboyu” olmalıdır.
Yaşam öğrenmedir. Eğitimin sınırı ve sonu yoktur. Eğitim yetişkinlik, olgunluk ve sonrasını içine alan bir olgudur.
Yaşamboyu eğitim konularla değil, içinde bulunulan ortamın yarattığı gereksinimlerle biçimlenir. Belirli bir programa bağlı eğitimde öğrencinin kendisini bu programa intibak ettirmesi beklenirken, yetişkin eğitiminde “curriculum” öğrenenlerin gereksinimleri ve ilgi alanları çerçevesinde oluşur.
Varolan yetkinliklere yenilerini ekleyerek istihdam için ek olanaklar kazandırmak yetişkin eğitiminin en önemli sonuçlarından biridir. Dolayısıyla, ekonomik ve sosyal gelişme sürdükce yetişkin eğitimine duyulan gereksinim de artmaktadır.
Yaşamboyu eğitim, kendilerini sürekli geliştirmek isteyen yetişkinlerin ellerinde yükselir. Yaşamboyu eğitim sadece kitaplar ve dersliklerle sınırlı kalmayarak, sivil toplum kuruluşlarında, sinemalarda, tiyatrolarda, konser salonlarında, gazete sayfalarında, işyerlerinde, arkadaş toplantılarında, kütüphanelerde, evlerde, kısacası, insanın varolduğu heryerde sürecektir.
Bu nedenle, yaşamboyu eğitim tüm okulların ve öğretim kurumlarınn ötesine geçerek, “öğrenme çabası” içinde olan tüm kurum ve kuruluşları, grupları ve bireyleri kapsar.
Yaşamboyu eğitimin nitelikli, tatmin edici ve çağdaş olabilmesi için bu eğitimden yararlanacak bireylerin ilk ve orta öğretim yıllarında nitelikli bir eğitim almış olmaları gerekir. Yetişkin eğitiminin heyecan verici, yaratıcı ve akılcı olabilmesi için o noktaya gelinceye kadar elde edilen eğitim ve birikimin belirli bir düzeyde olması çok önemli bir avantajdır. İddiasız bir insana yetişkin eğitiminin verecekleri de iddiasız olacaktır.
Kimilerine göre, yaşamboyu eğitimin amacı, sadece mesleki gelişimdir. Kimilerine göre, mesleki gelişim yaşamboyu eğitimin sadece bir parçasıdır ve önemli olan eğitim yoluyla yaşamın her döneminde bireyin kendisini geliştirmesidir.
Hiç kuşkusuz, yaşamboyu eğitimi, yukarıdaki paragrafın ikinci bölümünde yer alan görüş açıklamaktadır.
Yaşamboyu eğitim ve öğrenme yaygınlaştığında, yetişkin eğitimi geniş tabanlı ve çağdaş bir nitelik kazanıyor; “Öğrenen Toplum”...
Bireyin önceden aldığı eğitimin düzeyi ne olursa olsun, sürekli yenilikler sunan esnek bir eğitim, zaman içinde, “öğreten” olmaktan çıkarak, öğrenmeye zemin hazırlayıcı bir yapıya dönüşüyor. Eğer “öğrenme” zaman, çeşitlilik ve kapsam anlamında toplumun tüm ekonomik ve sosyal kaynaklarını içine alacak şekilde bireyin yaşamı boyunca sürecekse, ülkenin eğitim sistemi, “Öğrenen Toplum” yapısına ulaşılıncaya kadar sürekli olarak değiştirilmeli ve geliştirilmelidir.
İşte bu çağdaş eğilimler ve gelişmelere bağlı olarak, son yıllarda “Yaşamboyu Eğitim” deyimi giderek yerini “”Yaşamboyu Öğrenme” deyimine bırakıyor.
Bu noktada “eğitim” ve “öğrenme” kavramlarına açıklık getirmek gerekiyor.
Önceden planlanmış tüm öğrenme aktiviteleri “eğitim” olarak tanımlanabilir. “Öğrenme” ise, önceden planlanmış öğrenmenin yanısıra, rastlantısal ve kişisel çabalarla sağlanan bilgi birikiminin bütünüdür.
Tanımlar arasındaki bu farkın, organize ve planlı olmayan, bireyleri dersliklere tutsak etmeyen, esnek ve özgür öğrenme süreclerine ilginin artmasına neden olmasını beklemek yanlış olmayacaktır. Öğrenme istek ve potansiyeline sahip, akıllı ve çevresinde olup bitenlere sürekli ve yoğun bir ilgi duyan bireyler bu yolda hızla ilerleyeceklerdir.
Her toplum için çağdaşlaşma çıtasının sürekli olarak daha yükseklere taşınması anlamını taşıyan bu oluşum; bireylerin, hukuk düzeni, hak ve yükümlükler ve demokrasi gibi toplumun vazgeçilemez kurumlarının yüceliği konularında sarsılmaz bir bilinçlenmeye doğru yol almalarını sağlayacaktır.
Öte yandan, bu çağdaş bilinçlenme, öğrenmenin çoğu kez işverenlerin ve piyasanın mesleki beklentilerine göre biçimleneceği ve sonuçta öğrenmenin tüm toplumu bir “Öğrenen Organizasyon” haline dönüştüreceği kaygı ve kuşkularını da tümüyle ortadan kaldıracaktır.
Öğrenen toplumların ulaştıkları ilk ve en önemli bilgi, öğrenme kültürünün “Kollektif İlerleme”nin anahtarı olduğudur.
Günümüzde bireyler eğitim konusunda, geçmişe oranla, çok daha özgür davranışlar sergilemekte, geleneksel eğitim kurumlarından kendi inisyatifleriyle belirledikleri eğitim olanaklarına yönelmektedirler. Bir başka deyişle, modern toplumlarda eğitimin yönünü, içeriğini ve süresini bireyler belirlemektedir.
Eğitim alanında bireyin giderek özgürleşmesinin toplumsal anlamdaki verimlilik ölçütü, kanımızca, yetişkin eğitiminin, mesleki yetkinliklere paralel olarak, bireye sağladığı kişisel ve sosyal gelişimdir. Öğrenen toplum, ekonomik gelişme ile kişisel gelişim arasında doğrudan korelasyon kurabilen toplumdur.
Yaşamın herhangi bir döneminde kendi yaşamları veya içinde yer aldıkları toplum ile ilgili bilgiye dayalı tercihler yapmak isteyen bireyler için “Yaşamboyu Öğrenme” izlenecek en doğru yoldur.
Toplumların yapılarına ve refah düzeylerine göre bilgiye ulaşma konusundaki eşitsizlikler artar veya azalır. Hemen her toplumda daha sınırlı gelir, nitelik ve yetkinliklere sahip bireyler kendilerini sürekli olarak yenileme ve daha iyi koşullarla iş bulma konularında daha az şansa sahiptirler. Bu genel görünüm, ülke yönetimlerinin sosyal politikalarını yeniden yapılandırırken, bilgiye, eğitime ve yeniden eğitime ulaşmada, toplumu oluşturan bireyler arasındaki fırsat eşitsizliğini minimize edecek mekanizmalara öncelik vermeleri gereğini açıkca ortaya koymaktadır.
Yaşamboyu eğitim toplumun tüm bireyleri, kamu ve özel kurum ve kuruluşları ve sivil toplum örgütleri tarafından desteklenmeli ve bireylere yaşamın her döneminde duraksamadan öğrenmenin insani, etik, ekonomik ve sosyal bir zorunluluk olduğu bilinci aşılanmalıdır.
Öğrenen toplum olma yolunda harcanacak her çaba, Türkiye’nin kollektif ilerlemesi için atılan önemli bir adım olacaktır.
www.tisk.org.tr