Eğitim Danışmanlığında Planlama ve Değerlendirmenin Önemi
Ülkemizde “Eğitim Danışmanlığı” ne kadar profesyonelce veriliyor? Peki ya bu hizmeti talep edenler ne kadar bilinçliler? Eğitimin ne kadar etkin olacağı, bu sorulan yanıtlarında yatıyor.
Bürke Aycan
Absolute Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Genel Müdürü
İnsan Kaynakları Yönetimi’nin, değişmez ve çok önemli bir parçası olan “Eğitim Danışmanlığı” ülkemizde son yıllarda çok hızlı bir ivme kaydetmiştir. Ortaya çıkan ihtiyaç karşısında da “Eğitim Danışmalığı” hizmeti veren firmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır.
Profesyonel kurum ve kuruluşlar organizasyonel gelişimlerini tamamlamak için, stratejik çalışma alanlarını tespit ederken, stratejik planlamalarını yaparken, stratejilerini belirlerken, bu sistemleri uygulayacak eğitilmiş insan kaynağına da ihtiyaç duymaktadırlar.
Peki ülkemizde “Eğitim Danışmanlığı” ne kadar profesyonelce verilmekte, ya da bu hizmeti talep edenler bu konuda ne kadar bilinçliler?
Bu soruyu cevaplayabilmek için öncelikle eğitim kavramının tanımını yapmak gereklidir. Eğitim “davranış değiştirme süreci” olarak tanımlanabilir. Bu süreç, içerisinde Planlama, Hazırlık, Uygulama, İzleme, Ölçme ve Değerlendirme evrelerini barındırır. Ve bu evrelerin her biri davranış değiştirme sürecinde önem taşır
Yaşamın kendisi bir planlamadır, bütün sektörlerde olduğu gibi “Eğitim Danışmanlığı” sektöründe de planlama eğitim sürecinin asla göz ardı edilemeyecek bir parçasıdır.
EĞİTİM İHTİYACINI TANIMLAMAK
Bir “Eğitim Danışmanlığı” hizmetinin alınması ya da bir eğitim programının uygulanması için ortada bir ihtiyacın olması gereklidir.
Yapılmakta olan görevin gerektirdiği yeterlilikler ile, bu görevi yapan çalışanın sahip olduğu yererlilikler arasındaki farkı Eğitim Bilimciler “eğitim ihtiyacı” olarak tanımlarlar.
Eğitim ihtiyacı saptamak için çok çeşitli teknikler kullanılabilir, bu tekniklerden en bilinenleri, Kayıt ve Raporların İncelenmesi, Grup Toplantıları Düzenlenmesi, Görüşme, Anket Uygulaması, Gözlem ve Test Uygulaması olarak sayılabilir.
Eğitim ihtiyacını tespit ederken, kurumun genel ve özel amaçları ile politikasının, kurum yapısının, görev, yetki ve sorumluluklarının, çalışan sayısı, unvan ve niteliklerinin belirlenmiş olması oldukça önemlidir.
Eğitim ihtiyacını saptamaya çalışan planlayıcılar bu süreçte, aşağıdaki soruları yanıtlayan bir problem tanımı yapmak isteyeceklerdir.
Problem nedir?
Problem ne zaman ve nasıl ortaya çıkmıştır?
Bu problem nedeniyle ortaya çıkan belli başlı ihtiyaçlar nelerdir?
Bu problemin önem derecesi nedir?
Bu problemin çözümü için neden bir şeyler yapılmalıdır?
Bu problem eğitim yolu ile giderilebilir mi?
Bu problem eğitim yolu ile giderilebilir ise öğrenme hedefleri neler olmalıdır?
Bu öğrenme hedeflerine nasıl ulaşılabilir?
Öğrenme hedeflerine ulaşılıp ulaşılmadığı nasıl izlenebilir, ölçülebilir ve değerlendirilebilir?
UYGULAMA AŞAMASI
İşte tüm soruların cevabını verebilen planlayıcı, problemi tespit etmiş, ihtiyacı ortaya koymuş, problemi ortadan kaldıracak eğitim programı için öğrenme hedeflerini belirlemiş, uygulama stratejilerini saptamış, eğitimin etkinliğini ortaya koymak için hangi yöntemleri izleyeceğini ifade etmiş olur. Böylece “Eğitim” sürecinin Planlama ve Hazırlık evrelerini tamamlamıştır.
Bu evreler tamamlanırken eğitim planlayıcısı öğrenme hedeflerinin, spesifik, ölçülebilir, ulaşılabilir, gerçekçi sonuçlara yönelik ve süresinin belli olmasına dikkat etmelidir. Gene öğrenme hedefleri belirlenirken, ilgililerin bu sürece katılımı sağlanmalı ve onların görüş ve beklentilerini yansıtmak gereklidir. Bireyde değiştirilmesi ya da oluşması beklenen davranışlar tanımlanmalıdır, öğrenme hedefleri açık bir dille ifade edilmelidir. Eğitim planlayıcısı, öğrenme hedeflerine ulaşabilmek için neyi, nasıl öğreteceğinin, hangi öğretim yöntemlerinin öğrenmenin gerçekleşmesinde daha etkin olacağının hesabını da iyi yapmak zorundadır.
Uygulama aşamasında ise detaylı bir eğitim planının önceden hazırlanmış olması ve eğitim ortamının eğitim programının özelliklerine göre düzenlenmiş olmasının önemi oldukça fazladır.
“Eğitim” sürecinin belki de en önemli ama en çok ihmal edilen evreleri, izleme, ölçme ve değerlendirme evreleridir.
EĞİTİMİN ETKİNLİĞİNİ SAPTAMAK
“Eğitim ihtiyacı” tanımının “Yapılmakta olan görevin gerektirdiği yeterlilikler ile, bu görevi yapan çalışanın sahip olduğu yererlilikler arasındaki fark” olduğunu bir kez daha hatırlayalım. Bütün eğitim programları bu farkın ortadan kaldırılması amacına hizmet etmek adına düzenlenmelidir ve bu farkın ortadan kalkıp kalkmadığın bir takım metotlarla izlenmesi, ölçülmesi gerekmektedir. Ancak bu sayede “eğitim” sürecinin tamamlandığı hakkında bir yargıya varılabilir.
İzleme, ölçme ve değerlendirme çalışmalarında bulunabilmek için verilen eğitim programının değiştirmek istediği davranış ile ilgili olarak, bir ön testin eğitim programının uygulanmasından önce katılımcıların amirleri tarafından doldurulması yolu ile her bir katılımcının yeterlilikleri, tutumları hakkında veri elde edilmesi gereklidir. Eğitim programının uygulanmasından sonra belli aralıklarla aynı testin ayni amirler tarafından tekrar doldurulması sağlanarak, her bir katılımcının eğitim programına katılımının ardından gösterdiği gelişim hakkında bilgi sahibi olunabilir. Bu sonuçlar sayısal veriler ve grafikler ile de ifade edilebilir. Ancak bu şekilde eğitim programının katılımcı üzerindeki etkinliği hakkında bir takım değerlendirmelere ve yargılara varılabilir. Bu değerlendirmeler ışığında geri bildirim sağlanabilir.
Bu testlerin, değiştirilmek istenen davranış ile ilgili verilere ulaşmak adına hazırlandığı hiçbir zaman unutulmamalıdır. Dolayısıyla öğrenme hedeflerinin çok iyi belirlenmiş olması gereklidir. Gene bahsi geçen bu testlerin amirler tarafından 5-10 dakikayı geçmeyecek şekilde doldurulabilecek şekilde hazırlanmasına dikkat etmek gerekir. Elde edilen bu verilerin sadece katılımcının bireysel gelişimini net olarak ifade edebilmek amacıyla kullanılması ve gizlilik ilkelerine bağlı kalmak önemlidir.
Bütün bunlar göz önüne alındığında “Eğitim Danışmanlığı” hizmeti satın alan kurum ve kuruluşlar bir ihtiyaç doğrultusunda bu hizmetten yararlanmayı amaçladıklarını hiçbir zaman unutmamalı ve ihtiyaçlarının giderilip giderilmediğini, elle tutulabilir, gözle görülebilir sonuçlarla ifade etmesi için danışmanlık hizmeti aldığı firmadan talepte bulunmalıdırlar. Bu konuda tüketici olarak adlandırabileceğimiz firmaların bilinçlenmesi eğitim danışmanlığı hizmetlerinin de kalitesini şüphesiz artıracaktır.
Eğitim ve Danışmanlık sektöründeki en büyük tehlike “ Eğitim soyuttur, sonuçları elle tutulamaz, gözle görülemez” anlayışıdır.
Bütün bu ilkeler, bir eğitim programının planlanması, hazırlanması, uygulanması, izlenmesi, ölçülmesi ve değerlendirilmesine yönelik olsa da, uzun vadede başarıya ulaşabilmek için bütün etkinliklerin kendi genel amaçlarına sahip bir eğitim stratejisinin parçası olması zorunludur.
http://kariyerakademi.net