SOSYAL GÜVENLİĞE GÜNCEL BAKIŞ
Okan MÜDERRİSOĞLU
Sabah Gazetesi Ekonomi Yazarı
TÜRKİYE ekonomisi, yapısal istihdam sorunlarını bünyesinde taşıyor. Ekonomik büyüme, işsizliğe beklendiği ölçüde çare olmuyor. Nitekim, 2001-2005 döneminde yıllık ortalama yüzde 4.4 büyüme sağlanırken istihdam artışının sadece yüzde 0,4’te kalması, işsizlik oranının yüzde 10’un üstünde seyretmesi bu gerçeği doğruluyor.
Sosyal güvenlik reformu kapsamında çıkarılan yasalar ise istihdam piyasasını bütüncül bir yaklaşımla ele almaktan çok sosyal güvenlik açıklarını orta vadede azaltmayı hedefliyor. Reform paketi, kıdem tazminatını, istihdam vergilerini, çalışma hayatını esnek bir yapıya kavuşturacak temel düzenlemeleri içermiyor. İşçilerin mağduriyetini giderme amacıyla getirilen iş güvencesi de giderek yeni istihdamın önünde engel olarak algılanıyor. İşverenler, gerek ağır istihdam maliyetleri gerekse aranılan özellikte elemanı bulamama kaygısıyla işçi alırken kılı kırk yarıyor. İşe uygun adam seçilmemişse, umulan verim alınamıyorsa, işveren açısından tarihi hata yapılmış oluyor. İşçi ile yollar ayrılamayınca, kayıtlı istihdama mesafeli duruş başlıyor. Haliyle, genel işsizlikten yaklaşık iki kat daha fazla olan genç işsizlik önemini koruyor.
Özetle, yeni yürürlüğe giren sosyal güvenlik yasaları, farklı sigorta kuruluşları arasında norm ve standart birliğini sağladığı ölçüde, şimdiye dek ölçülmeyen verimsiz harcamaların önüne geçilmesini sağlayabilir. Bütçeden sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan transferler azaldıkça, kısa dönemde olmasa da istihdam üzerindeki yüklerin gözden geçirilmesi gündeme gelebilir.
SENDİKALARIN GÖREVİ
Yeni düzende işçi ve işveren sendikalarının rolü daha da önem kazanacak. Gerek emeklilik yaşının kademeli olarak yükseltilmesi gerekse prim ödeme gün sayısının artırılması nedeni ile daha uzun süre çalışmak gerekecek. İşte kalma süresi işveren ve işçi sendikalarını daha yakın işbirliği içinde olmaya zorlayacak. Meslek içi eğitim ve verimlilik etrafında şekillenmesi beklenen çalışma hayatında, iş yerinin üretim maliyetleri, rekabet gücü sadece işverenin değil işçi işçilerin de dikkate alması zorunlu faktörler olacak.
İş güvencesi daha fazla sorgulanmaya başlanacak. Birden fazla iş yerinde çalışan, süreli sigortalı, istihdam maliyeti düşük işçi tipi tercih edilecek.
İSTİHDAMIN AYAK BAĞI
Ülkemizde, işverenlerin ücret dışı işgücü maliyetlerinin yanı sıra çalışanların sayısına bağlı olarak istihdam etmek zorunda oldukları kişiler ve açmak zorunda oldukları birimlerden kaynaklanan yükümlülükleri mevcut. İstihdamın artırılması ve işsizliğin azaltılması için işverenlerin istihdama bağlı söz konusu yükümlülüklerinin gözden geçirilmesi ve bu konuda yeni düzenlemeler yapılması kaçınılmaz. İşgücü piyasasında, mevzuattaki esneklik hükümlerinin uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi, aksaklıkların giderilmesi de gündem maddesi olmaya devam edecek.
Kayıtlı ekonomiye geçiş çerçevesinde ise SSK işveren prim oranı indirimi, sosyal güvenlik açığını artırabilir. İşte bu noktada, taşeronlaşmanın, sigortasız veya kaçak işçi çalıştırılmasının önüne geçilmesi, tüm tarafların ortak sorunu olarak algılanacak. Artan kayıtlı istihdamın sisteme ek gelir sağlayacağı varsayımı tutmazsa, istihdam üzerindeki vergi ve sigorta prim yükü tartışma konusu olmaktan çıkmayacak.
İstihdam odaklı büyümenin sağlanması, iş ortamının iyileştirilmesi, işgücü piyasasının işleyişinin etkinleştirilmesi, işgücünün nitelik ve beceri düzeyinin yükseltilmesi ise özel istihdam bürolarının rolünü belirleyici hale getirebilir.
İstihdama İlişkin Göstergeler (Yüzde) 2000 2002 2003
İstihdamın Sektörler İtibarıyla Dağılımı
Tarım 36,0 34,9 29,5
Sanayi 17,7 18,5 19,4
Hizmetler 46,3 46,6 51,1
İşsizlik
İşsizlik Oranı 6,5 10,3 10,3
Tarım-Dışı İşsizlik Oranı 9,4 15,0 13,6
Genç İşsizlik Oranı 13,1 19,2 19,3
Lise Üstü Eğitimli Genç İşsizlik Oranı 28,2 38,0 30,9
İşgücüne Katılma Oranı
Kadın 26,6 27,9 24,8
Erkek 73,7 71,6 72,2
İstihdam Oranı 46,7 44,4 43,4 *
*Rakamlar sırasıyla 2000, 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin verilerdir.
Kaynak: TÜİK
http://www.tisk.org.tr