Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > iNSAN KAYNAKLARI > ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 08-18-2006, 09:15 AM
Müslüm Doğan Müslüm Doğan  çevrimdışı
Administrator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 409
Varsayılan Türkiye'den MOBBING Örneği

Mobbing davası
İşyerinde psikolojik şiddeti tanımlayan mobbing, nihayet hukuki boyutta Türkiye’nin gündemine girmeyi başardı.

Mağdurları genelde kadın olmasına rağmen, bizdeki ilk mobbing davasını bir erkek bürokratımız açtı. Toprak Mahsulleri Ofisi’nden Şaban Tokat uğradığı psikolojik baskı yüzünden kendisinin ve ailesinin depresyona girdiği gerekçesiyle, yöneticilerinden 15 bin YTL tazminat talep ediyor.

İstifası istenen, rütbesi düşürülen, göreve iadesi için açtığı davayı kazanmasına rağmen baskı ve yıldırmaya maruz kalan Tokat, mobbing gerekçesiyle hukuk tarihimizde bir ilk olmayı başardı.

Dava ne yönde gelişir, bilemeyiz. Bu, hukuk sisteminin çözeceği bir sorun. Fakat bu dava sebebiyle, işyerlerinde kanayan bir yaranın adı da konulmuş oluyor; Mobbing!

Mob, İngilizce’de serseri, çete ya da linç güruhu gibi kelimelerin karşılığı. Mobbing, buradan üretilmiş bir kelime. Türkçe bir karşılığı henüz yok ancak ‘işyerinde psikolojik terör’ diye tanımlayabiliyoruz.

Son yıllarda, özellikle gelişmiş batı ülkelerinde çok yaygınlaşan bir hastalık. Bana göre artık köhnemiş olan, ‘kazan/kaybet’ kültürünün bir uzantısı. İsteklerimizle aramızda duranları düşman olarak tanımlamak ve bizim kazanmamız için onların kaybetmesi gerektiğini anlatan, ‘kazan/kaybet’ kültürü, doğal olarak işyerindeki kimyayı etkiliyor.

Fransa, İtalya ve Almanya gibi ülkelerde, yaklaşık 1.5 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle psikologlar tarafından tedavi gördüğü belirtiliyor. İsveç’te intiharların yüzde 20’sinin mobbingden kaynaklandığını biliyoruz.

Hastalığın en tipik belirtisi, kişinin işyerinde gerek kendi benliğiyle gerekse iş arkadaşlarıyla gerilim içinde olması.

Önceleri düşmanlık biçiminde ortaya çıkan bu rahatsızlık, giderek içe kapanmaya, kötülük planları kurmaya; hatta zaman zaman cinsel tacize kadar uzanabiliyor.

Mobbing kurbanları; uykusuzluk, iştahsızlık, depresyon, sıkıntı, hareketsizlik ve panik atak gibi belirtiler gösteriyorlar. Avrupalı uzmanlar, bu hastalığa yakalanan bir kişinin topluma maliyetinin, yıllık gelirinden fazla olduğunu ileri sürüyorlar. İşin en acı yanı, gelişmekte olan ülkelerde çok sayıda çalışanın benzer durumda olmasına rağmen bunu bir hastalık olarak görmemesi.

Mobbing, duygusal bir saldırıdır. Kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın hedefi olması ile başlar. Bir kişinin, diğer insanları, kendi rızaları ile veya rızaları dışında başka bir kişiye karşı etrafında toplaması ve sürekli kötü niyetli hareketlerde bulunma, ima, alay ve karşısındakinin toplumsal itibarını düşürme gibi yollarla, saldırgan bir ortam yaratarak onu işten çıkmaya zorlamasıdır. Bu eylemler, giderek korkutucu davranışlara ve açık suistimale dönüşür. Kişinin çalıştığı kuruluş, bu davranışları sona erdirmeyecek, hatta bunları planlayıp hoş görecek olursa kurban kendini giderek daha çaresiz durumda bulur.

Sonuçta kişi, giderek artan sıkıntı, hastalık ve sosyal sorunlar yaşamaya başlar. Verim sıklıkla düşer. Kişi üzerindeki baskı ve eziyeti dengelemek ve azaltmak için hastalık bahanesiyle işe gelmemeye başlar. Dikkatsizliği sebebiyle kazalar olabilir. Çoğu kez kişi depresyona girer. Bunu da istifa, işine son verme, erken emeklilik ya da anlaşmalı veya anlaşmasız işten çıkarma izler.

Kurban için mobbingin sonu hastalık veya intihar yolu ile ölüm bile olabilir.

Kurumlar için mobbing kanser gibidir. Habis hücreden başlayarak bütün yaşamsal organlara büyük bir hızla sıçrar. Kurum kültürünün bir parçası haline gelmeden, iyileştirici önlemler bir an önce alınmalıdır.

Mobbing, kişiye yönelik, kişinin yaşı, ırkı, cinsiyeti, dini, uyruğu, sakatlığı veya hamileliği gibi herhangi bir nedene dayalı belirgin bir ayrımcılık olmaktan çok, taciz, rahatsız etme ve kötü davranış yoluyla herhangi bir kişiye yönelen saldırganlıktır. Kişiyi, iş yaşamından dışlamak amacıyla, kasıtlı olarak yapılır. Saldırganın incelmişliği oranında, pasif ve aktif olarak ikiye ayrılabilir.

Pasif saldırganlar, fırsat buldukça kötü davranışlarını örtmek için nazik ve düşünceli davranışlar da sergileyeceklerinden, onlarla başa çıkmak daha zordur.

Kazan/kazan kültüründe bu tür hastalıkların daha az görüleceğini söylemek, bence yanlış olmaz. Çünkü yıkıcı rekabet yerine yapıcı rekabeti seçmek, düşmanlık kültürünün yeşermesine zemin oluşturmuyor. Aksine, isteklerimizle aramızdakileri, yok etme yerine, onlarla ittifakı zorluyor.

Türkiye, adı yeni konmuş olsa da Mobbing’in yaygın olduğu ülkelerden biri. Herhangi bir araştırmaya değil, 35 yıldır çalışma hayatının çeşitli alanlarındaki gözlemlerime dayanarak söylüyorum.

Genelde kadınlar üzerinden yürüdüğü sanılan Mobbing’in erkekleri de aynı şiddette mağdur ettiği, ilk ‘hukuk vakamızda’ ortaya çıkıyor zaten.

http://www.blogcu.com/ishukuku/700749/

__________________
Müslüm Doğan
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 10:34 AM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0