Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > iNSAN KAYNAKLARI > ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 10-01-2006, 01:24 PM
Müslüm Doğan Müslüm Doğan  çevrimdışı
Administrator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 409
Varsayılan Geçmişten Geleceğe Sendikal Güç ve Dayanışma

Dünyada milyarlarca insan hayatta kalabilmek, asgari ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ücret karşılığı çalışmak zorundadır. Başkasının adına ve başkasına bağımlı olarak ücret karşılığı çalışma, sanayi devrimi ile belirginlik kazanmış, kapitalist düzende toplumun önemli bir kesimi ücrete bağımlı hale gelmiştir. Sanayi devriminin ilk yıllarında, işçiler çalışma koşullarının belirlenmesinde işverenlerin tek taraflı düzenlemelerine tabiiydi. Bu durum kar dürtüsü ile hareket eden işverenlerin insafına bırakılan işçilerin, sefalet ücretlerine, güvenliksiz çalışma koşullarına, uzun çalışma saatlerine karşı düzensiz tepkilerinin doğmasına neden olmuştu. Düzensiz tepkilerden kastettiğimiz olgu; kendiliğinden, uzun vadeli bir hedef gütmeden ve önceden belli bir örgütlenme sağlamadan gerçekleştirilen tepkilerdir. Ancak bu alandaki deneyimleri artıkça önce ekonomik daha sonraları ise siyasi ve sosyal hak ve çıkarlarını tek başlarına veya düzensiz tepkiler ile koruyup geliştiremeyeceklerini anlayınca, düzenli örgütler kurma yoluna gitmişlerdir. Bu süreçte toplumun çok büyük bir kısmını oluşturan bağımlı çalışanların oluşturduğu işçi sınıfı kendi adına söz söyleyebilecek, işverenlerin tek taraflı düzenleme yetkilerini paylaşacak kendi örgütlerini yani sendikaları kurma yoluna gitmişlerdir. Böylece işçi sınıfı, uzun süren mücadelelerden sonra, kolektif temsil hakkının tanınması ile, çalışma koşullarının düzenlenmesinde ve çalışma ile ilgili kuralların belirlenmesinde işçilerin temsilcileri olarak tarih sahnesine çıktı. Ve mücadele ekseni zengin ile yoksul arasındaki mücadeleden, emek-sermaye arasındaki mücadeleye dönüştü.

Sendikalar toplumda elde ettikleri güç oranında, ekonomik, toplumsal ve siyasal fonksiyonlarını gerçekleştirebilme yeteneği kazanmışlardır. Sendikal güç, sendikaların toplumda bir baskı grubu oluşturarak ve işverenin gücünü dengeleyecek kolektif bir güç sağlayarak işçileri koruma ve destekleme kapasitesine sahip olması şeklinde tanımlanabilir. Üyelerinin dayanışma ve kolektif gücünden edindiği temsil kapasitesi, sendikaların fonksiyonlarını gerçekleştirebilmelerinin başka bir ifade ile sendikal gücün en önemli unsurudur.

Çalışma koşullarındaki gerilemelere ve emek örgütlenmesi alanındaki küresel sorunlara bakıldığında sendikacılığın geçen yüzyılda olduğu gibi günümüzde de yaygın bir biçimde benimsendiği, sendikacılığın geçmişteki kadar meşru bir kurum olduğu düşünülebilir. Ancak sendikal hareketin, dünyanın büyük bir bölümünde önemli bir toplumsal kurum olma özelliğini neredeyse tümüyle yitirme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu gözlenmektedir. Sermayenin ve devletin sendikaları ve işçi örgütlerini zayıflatmaya yönelik politikalarının yanı sıra sendikaların bu saldırılara cevap verebilecek politikalarını geliştirememeleri bu güç yitiminde önemli nedenlerdir. Ancak işçi sınıfı için önemli sorun alanlarından birisi, sendikaların gerçekten işlevlerini tamamlamış ve tarih sahnesinden silinmesi gerekli kurumlar olup olmadığının cevabının verilmesidir.

Sendikalar, hoşnutsuzlukların yöneticileri olarak tanımlanırlar. Dolayısıyla işçilerin çözülmemiş sorunları, karşılanmamış ekonomik ve sosyal ihtiyaçları üzerinde yoğunlaşır ve bu sorunları öne çıkarırlar. Sendikaların gereksiz kurumlar olduğuna yönelik ortaya atılan görüşlere karşılık, şu soruyu sormakta fayda vardır. İşçilerin ekonomik ve sosyal hoşnutsuzlukları ortadan kalktı mı? Sorulması gereken bir diğer soru ise, sınıf eksenli olmayan alternatif örgütler veya mekanizmalar bu hoşnutsuzlukları, adaletsizlikleri ve haksızlıkları ortadan kaldırabilecek bir niteliğe sahip mi? İkisine genel olarak olumsuz yanıtlar verilebilecektir. Aksine, işçilerin çok daha şiddetli bir şekilde sendika desteğine ihtiyaç duymasını gerektirecek koşullar varlığını korumakta ve giderek ağırlaşmaktadır. Gerçekten, sadece az gelişmiş ülkelerde değil gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere dünya işçilerinin önemli bir kısmı yoksullaştırılmış, örgütsüzleştirilmiş, insanın en doğal gereksinmelerinden birisi olan geleceğe güvenle bakabilme duygusu zayıflatılmıştır. Serbest piyasa düzeninde bağımlı çalışanlar her zamankinden daha savunmasız ve yalnız bırakılmışlardır. Kapitalizm tarihinin her döneminde olduğu gibi bugün de yoksulluk ve işsizlik ile terbiye edilen işçilerin örgütsüzleşmesi, kar güdüsüyle hareket eden sermayenin ücretler üzerindeki baskılarını artırmasını ve işçilerin kazanılmış haklarını ellerinden almasını kolaylaştırmıştır.

Neo-liberalizmin ekonomik ve sosyal alanda meydana getirdiği belirsizlik ve dengesizlik, bireylerde bir savrulmuşluk, güvensizlik ve kafa karışıklığı yaratmaktadır. Yeni dönemde işçiler, bireysel ve kolektif kimlik arayışlarında sınıfsal kimlik ve örgütlerden çok, milliyetçilik, yerellik, dinsellik gibi alternatif kimliklere yönelmekte ve cemaat tipi kurumlara karşı ilgi göstermektedirler. Bu durumun önemli nedenlerinden birisi, bireylerin bu kurumları, ekonomik ve sosyal alanda görülen belirsizlik ve dengesizliğe karşı kendilerini güvende hissetmelerinin ve savunmalarının bir aracı olarak algılamalarıdır. Sınıfsal bir amaç taşımayan, bireyler arasındaki farklılıkları derinleştiren bu tip örgütlenmeler, tarihin hiçbir döneminde homojen olmayan ve ayrışma potansiyelini her zaman içinde barındıran işçi sınıfının var olan sorunlarını çözmek için gerekli olan dayanışma ve birlikte hareket etme yeteneğini daha da aşındırmaktadır. Tüm bu nedenlerle sendikalar, işçi sınıfının örgütleri olma konusunda alternatifi olmayan kurumlar olmaya devam etmektedir. Ancak, sınıfsal perspektiften yoksun sendikal politika ve yapıların, işçi sınıfının içinde bulunduğu durumu tersine çevirme konusunda şansının olmadığı da bir başka gerçek olarak karşımızda durmaktadır.

Betül Urhan

__________________
Müslüm Doğan
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 04:50 PM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0