Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > iNSAN KAYNAKLARI > ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 04-04-2006, 04:56 AM
Taha Yasin Türker Taha Yasin Türker  çevrimdışı
Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Konum: İstanbul
Mesaj: 58
Varsayılan İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu

İŞSİZLİK SORUNUNUN SOSYAL BOYUTU

Atıf ÖZGEN
SSK Tahsisler Dairesi Başkanlığı
Şube Müdürü





Ülkemizde işsizlik sorunu, gündemden düşmeyen icra makamında olanları sürekli arayışa iten, uzun yıllardır süregelen kronikleşmiş sorunlarımızın başında gelmektedir. Sorunun üzerinde çalışılması zorunlu değişik boyutları bulunmaktadır.

Genç ve üretken bir nüfusa sahip olmamıza rağmen işsizliğin kontrol altına alınamayışı, ekonomik alanda görülen büyümenin olumlu etkilerini de ortadan kaldırmaktadır. 2000 – 2001 yıllarında geçirilen ekonomik kriz o tarihlerde işsiz sayısının artmasına neden olmuş, ancak 2002 yılı seçim sonrası kurulan yeni hükümet döneminde işsizlerin umutla beklediği yeni bir dönem başlamıştı.

Devlet İstatistik Enstitüsü’nün Eylül 2005 dönemi verilerine göre toplam nüfusumuz 71.469 bin olup bu nüfusun 44.166 bini kentlerde, 27.303 bini kırsal kesimlerde yaşamaktadır. İşgücüne dahil nüfus 25.015 bin olup bu nüfusun 22.721 bini istihdam edilmekte, 2.294 bini ise işsiz durumdadır. İşgücüne katılma oranı % 49,3 olup, bunun da % 44,8’i istihdam edilmiştir. Tarım dışında işsizlik oranı % 12,5, genç nüfusta ise % 17,6’dır.

Bu rakamların ortaya koyduğu çarpıcı sonuçları iyi tetkik etmek, çözümü de bu çerçevede ele almak zorundayız.

Gerçekte çalışma çağındaki nüfusumuz 50 milyon civarındadır. Emekliler, öğrenciler, çalışamaz durumda olanlar, ev hanımlarının sayıları dikkate alındığında işgücüne dahil nüfus 25 milyon civarına inmektedir.
İşgücüne dahil çalışmaya hazır nüfus içinde kayıtlı – kayıtsız, ücretli – ücretsiz, kendi işinde veya başkasının yanında çalışan kesimler bulunmaktadır.
Devlet İstatistik Enstitüsü’nün ‘işgücüne dahil olmayanlar’ rakamına eklediği 1.7 milyon, iş aramayıp işbaşı yapmaya hazır olan 1.7 milyon kişi ile iş bulamadıklarından mevsimlik çalışan 1 milyon kişi de işsiz sayısına eklendiğinde, işsiz sayısı 5.4 milyona işsizlik oranı % 20,6’ya yükseliyor.
Türkiye genelinde, kentlerde ve kırsal bölgelerde işsizlik oranları farklıdır. İşsizlik kentlerde yüksek seyretmektedir.
Genç ve eğitimli işsizlerin durumları ayrı bir önem arz etmektedir. Üniversite veya yüksek okul mezunu olup, sayıları 1 milyona yakın genç iş beklemekte; ayrıca zeki, başarılı, dalında söz sahibi gençlerimiz yurt içinde istihdam olanağı bulamadıklarından yurt dışına yönelmektedir.
2004 yılı SSK İstatistik Yıllığı ülkemiz genelinde sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışan nüfusun yaklaşık 12.878 bin olduğunu gösteriyor. Bu rakamın çalışma çağındaki nüfusa oranı % 26 olup, her 4 kişiden birinin çalıştığı anlaşılmaktadır. Ayrıca aktif / pasif oranının da 2 civarında seyrettiğini biliyoruz. Bu da çok düşük bir orandır. Toplam nüfusu dikkate aldığımızda çalışan nüfusun 12 milyon civarında olması ise 6 kişiden birinin bir işi sahibi olduğu gerçeğini karşımıza çıkarıyor.
İstatistiki veriler, ülkemizde işsizliğin hangi boyutlarda olduğunu, çözümü zorunlu sorunlar arasında ilk sırada yer aldığını, sorunun beklemeye tahammülü olmadığını, çözümünün de sadece kamudan beklenemeyeceğini, bu konuda inisiyatif sahibi her kişi ve kuruma büyük sorumluluklar düştüğünü ortaya koyuyor.
Sorunun, ayrıca toplumumuzun sosyal dokusunu etkileyen yanları da mevcuttur. Özellikle bu yanı günlük basına olumsuz haberler arasında yansımakta, tahribat alanı yüksek bir bomba gibi toplumsal yozlaşma ve çöküntü ile karşı karşıya bulunmaktayız.

Yüksek ve orta dereceli okullarda öğrencilere yönelik olarak yapılan anketlerde, ülkemizde çözüm bekleyen sorunlar arasında ilk sırada “işsizlik sorunu” yer alıyor. Büyük bir öğrenci kitlesinin işsizliği kendileri içinde mezun olma aşamasında önemli bir handikap olarak görmesi ve bu şekilde düşünenlerin oranlarının % 50’ye yakın olması, geleceğimizin teminatı olarak gördüğümüz gençlerimiz için kaygı verici bir gelişme olarak nitelemek gerekir.

“Londra merkezli araştırma şirketi GFK NOP’un 30 ülkede yaptığı araştırmada, Türklerin en mutsuz 3. millet olduğunu ortaya çıkarıyor. Aralık 2004 – Şubat 2005 arasında 5 kıtadan 30 bin kişi ile görüşülerek yapılan araştırmada Türkiye’de ‘üzgün ya da çok mutsuz’ olduğunu söyleyenlerin oranı % 28, araştırmada Türkiye’de halkın sadece % 10’u ‘çok mutlu’ olduğunu söylerken, % 59’u ‘memnunum’ demekle yetiniyor. Mutsuz olduklarını söyleyenlerin % 32’sini gelir seviyesi düşük gruplar veya işsizler oluşturuyor.” (Milliyet, 7.10.2005)
Daha da önemlisi ‘işsizlik’ sorunu toplumumuzun değişik kesimlerinde son yıllarda hasar verici sosyal tahribatlar yapıyor. Ve bu durum giderek yükselen bir grafik eğrisi şeklinde kendini gösteriyor. Bu çerçevede aşağıda işsizliğin sosyal boyutlarını sergileyen çarpıcı örneklere yer verilmiştir:
Ankara Ticaret Odası’nın 2005 yılının ilk ayında gerçekleştirdiği bir araştırmanın sonuçlarına göre;

Şahsa karşı işlenen suçlarda % 26, mala karşı işlenen suçlarda % 43 olmak üzere ortalama % 35 artış olmuş. Bu durumun ekonominin büyüdüğünün ifade edildiği bir ortamda gerçekleşmiş olması, sadece ekonominin değil işsizliğinde büyümesi sonucu yoksulluğun ve yolsuzluğun arttığını gösteriyor.
Aile reisinin işsiz kalması, sadece o ailenin yoksullaşması ile kalmıyor, anayasamızın işaret ettiği Türk toplumunun temelini teşkil eden aile kurumunun giderek zayıflayarak dağılmasına yol açıyor.
İşsiz kalan aile bireylerinin, sahte vaatlerle terör örgütlerinin, kapkaççıların, uyuşturucu kaçakçılarının kucaklarına düşmesi kolaylaşıyor. Bu durumda genelde ülke güvenliğini ve huzurunu tehdit ediyor.
İşsizlik sonucu ortaya çıkan yoksulluk ve açlık iç göçü de beraberinde getiriyor. Büyük kentlerde görülen ahlaki yozlaşma değerler sistemimizi alt üst ediyor.
Sonuçta kaybeden ülkemiz oluyor, işsizlik sadece ilgili Bakanlığın sorumluluk alanından çıkıyor, tüm sektörlerde etkisini olumsuz olarak hissettiren, bizi gelişmiş Avrupa ülkelerine karşı zayıf ve çaresiz duruma düşüren genel bir ülke sorununa dönüşüyor. O halde zaman kaybetmeksizin hepimizi ilgilendiren bu soruna milletçe sahip çıkmalıyız.

__________________
Taha Yasin Türker
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 05:19 PM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0