F- Sosyal Yardım Sosyal Hizmetler
“ Halen dağınık bir halde yürütülen sosyal hizmet ve yardımları toplulaştırarak, nesnel yaralanma ölçütlerine dayalı, tüm muhtaç kesimlerin erişebileceği bir sistemin oluşturulması” ülkemiz için önemli ve ivedilikle gerçekleştirilmesi gereken bir ihtiyaçtır. Oluşturulacak sistemin adil ve ulaşılabilir olması büyük önem taşımaktadır.
Ancak burada önemli olan yoksulluğun bölge koşulları da göz önüne alınarak iyi tanımlanması ve bunu oluşturan nedenler ile mücadele edilmesidir.
Öneri metninde sosyal yardım hizmetlerine ilişkin faaliyet ve programların toplumun her kesminin katılımı ile devletin gözetim eş güdümünde yürüteleceği öngörülmektedir. Çok sayıda kurumun sosyal yardım hizmetlerine devam edecek olması yoksul ve muhtaçların yeterli ve etkin hizmet almalarını önleyebilecektir. Kaynakların en uygun şekilde kullanımına imkan vermeyecektir. Özellikle Sosyal Yardımlaşma Fonunun dışarıda bırakılması yapılmak istenilen düzenleme ile bağdaşmamaktadır. Sosyal Yardım Fonu gibi büyük bir kaynağın keyfi kullanımının devamına imkan sağlayacaktır.
Sosyal Tanzim ödemelerindeki dağınıklığında toparlanarak hak sahiplerine adil eşit yardım yapılmasının hedeflenmemesi Reform Taslağının önemli eksikliğidir.
Gazi ve şehit ailelerine çok sayıda kanunla ödemeler yapılmakta çoğu hak sahibinin ise bu yardımlardan bilgisi olmamaktadır.
G- Kurumların yapısı
Öneri metinin en önemli bileşenlerinden biri kurumsal yapılanmadır. Öneride, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve T.C Emekli Sandığının kaldırılarak Sosyal Koruma Kurumu Bünyesi içinde küçük bir Genel Müdürlük düzeyinde risklere göre üç kurum örgütlenmekte (Sağlık Sigortası Kurumu, Emeklilik Sistemi Kurumu ve Sosyal Yardım ve Hizmetler Kurumu) İl ve ilçelerde oluşturulacak Hizmet Ofisleri ise hak sahiplerine tüm hizmetleri sunacaktır. Hizmet Ofisleri doğrudan Sosyal Koruma Kurumuna bağlı Bilgi Teknolojileri ve Operasyon Merkezi vasıtası ile bilgisayar ortamında işlevlerini süratle yerine getirilecektir.
Görülüyor ki mevcut üç sosyal güvenlik kurumunun (SSK, Bağ-Kur, T.C Emekli Sandığı) bünyesinde yürütülen ve farklı rejimlere yönelik kesimlere verilen sosyal sigorta hizmetleri, sosyal hizmet ve yardımları da ilave edilerek kurum ve ofisleri tarafından yerine getirilecektir.
Oluşturulacak yapı tüm nüfustan sorumlu dev bir aygıt niteliğindedir. Özerk yönetimden yoksun merkezi yapılı hantal bir örgütlenme modeli oluşturmaktadır. Böyle bir yapının karar alma sürecinin ve işleyişinin öneri metninde ifade edildiği gibi kısa süreli olması imkansızdır.
Reform önerisinde, tek çatı düşüncesinden hareketle, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığının tek bir kurum altında birleştirilmesi hedeflenmekte ise de kurumda çokluk ilkesi değişmemiştir. Kaldırılan ve sosyal güvenlik kurumunun yerine, Sosyal Koruma Kurumu, Emeklilik Sigortası Kurumu, Genel Sağlık Sigortası Kurumu, Sosyal Yardım ve Hizmetler Kurumu olmak üzere 4 yeni kurum oluşturulmaktadır. İşKur’da bunlara ilave edildiğinde sosyal güvenlik hizmetleri 5 kurum tarafından yerine getirilecektir. Mevcut kurumların özerk yönetime kavuşturulup, ıslah edilerek işlevlerini sürdürmesi daha ekonomik iken 5 yeni kurum oluşturmanın kaynak tasarrufu sağlayacağını iddia etmek pek gerçekçi gözükmemektedir.
Üç sosyal güvenlik kurumunun birleştirilmesinden oluşacak Genel Bütçesinin yarısı büyüklüğündeki devasa fonun nasıl yönetileceğine de öneride yer verilmemiştir. Tüm güçlerin gözlerinin bu büyüklükteki fonun üstünde olacağı da tartışmasızdır.
Mevcut sistemin tüm sorunların kendi kendine yönetimden (özerk yönetimden) yoksun olmasından kaynaklandığı tüm taraflarca kabul edilmesine rağmen oluşturulmak istenen yeni model içinde özerklikten söz edilmemesi düşündürücüdür.
Oysa ki bugünkü yapısı ile kurumların yönetimi politika üreten değil siyasi iktidarların ürettiği uygulayan kurumlar haline getirilmişlerdir. İddia edilen kara deliklerin icra organlarıdır. Kurumsal ahlak oluşturamayan örgütlerdir. Liyakat ilkeleri göz ardı edilerek siyasi tercihlerle atanan beceriksiz yöneticilerin insafına terkedilmiş akıllı yönetimden uzak kurumlardır.
İhtiyaca yönelik yatırımları bilinçli olarak engellenip, hizmet satın almaya zorlanan, bu uygulamanın sonucu olarak ta artan yolsuzluklarla kaynakları tüketilen, kaynakları dışarı transfer edilen kurumlardır.
Öneri metinde açık olmayan Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerinin durumudur. Ancak oluşturulmak istenen sistemin, Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile birlikte yürütülecek olması kurum hastanelerinin bu proje içeriğinde bedelsiz olarak önce Sağlık Bakanlığına sonrada yerel yönetimlere devredilerek sağlık işletmesine dönüşmesi karlılık temelinde işletilmesi ön görülmektedir.
Sigortalıların ve işverenlerin ödedikleri primler ile edinilen kurum hastaneleri özel mülk niteliğinde olup, kurumun varlığını oluşturmaktadır. İşlevi ise Anayasal hak olan sosyal güvenlik ve sağlık hakkına yönelik kurumsal işlevi yerine getirmektir. Bu nitelikteki hastanelerin kanunla da olsa bedelsiz olarak bir başka kuruma devri Anayasaya aykırı olacaktır.
Öneri metinde yer alan ve sanal ortamda kayıtların tutularak tüm işlemlerin bilgisayar ortamında yapılmasına olanak sağlayan BİLTOM un en kısa sürede hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Mevcut sosyal güvenlik kurumlarının hizmet sunumunda gecikmelerinin önde gelen nedeni sağlıklı bir ortak veri tabanına sahip olamayışlarıdır. Sanal ortamda oluşturulacak ortak veri tabanı kaçakları büyük ölçüde önleyeceği gibi hizmet üretimini de kısaltıp hızlandıracaktır.
H- Kaynak
Öneri metnindeki en önemli eksiklik gerek kurulmak istenen sosyal sigorta sistemlerinin aktüreyal hesaplarının yapılarak kaynaklarının gösterilmemesi, gerekse kurumsal yapının ön yapılabilirlik araştırmasının olmamasıdır. Oysa ki tüm nüfusu kapsayacak bir yapının oluşturulması hiç kuşkusuz önemli ölçüde kaynağı gerektirmektedir.
Sağlık da dönüşüm projesinin önemli miktarda tasarruf sağlayacağı bu miktarında gerekli kaynağı sağlıyacağı gerçekçi gözükmemektedir.
Yapılan bir hesaplamaya göre sadece Genel Sağlık Sigortasına geçmenin getireceği ek yük 6 milyar dolardır.
Ancak metinde aktüreyal hesaplarla ilgili olarak bir çalışma yapılmamıştır. Böylesine büyük bir reform iddiasının kaynak olmadan gerçekleştirilmek istenmesi her ne olursa olsun gerçekleştirilmesi istenilen bir dayatma olduğu izlenimini vermektedir.