Halkını sosyal risklere karşı koruma altına alan devletler koruyucu sistemlerini ülkelerinin iktisadi ve sosyal gelişmişlik düzeyine, geleneklerine, komşu ülkelerden aldıkları örneklere, üst düzey siyasilerinin ve bürokratlarının tercihlerine ve nihayet bilim adamlarının tavsiyelerine uygun olarak oluşturmaktadır. Bu itibarla, dünyada tek bir sosyal hukuk düzeni mevcut olmayıp her ülkenin kendine özgü bir yapılanması vardır. Ancak söz konusu yapılanmalar ortak özellikleri dikkate alınarak gruplandırılabilir. Nitekim sosyal güvenlik sistemlerini şu temel başlıklar altında tasnif edebilmek mümkündür. 1. İşçi Sigortası Sistemi, 2. Halk Sigortası Sistemi, 3. Karma Sistem, 4. Devletçe Bakım Sistemi, 5. Özel Sigorta Sistemi, 6. Kişisel Tasarruf Sistemi.
Aşağıda kısaca adı geçen türlerin açıklaması yapılmaktadır.
A. İşçi Sigorta Sistemi
Modern anlamda sosyal güvenlik, bir sistem olarak devlet tarafından ilk kez 1881 yılında Almanya’da kabul edildi. O tarihe kadar, Almanya’da çalışanlar ve işverenler tarafından kurulmuş birçok sigorta sandığı mevcuttu. Ancak, bunlara ödenen aidat ve sundukları edimler hizmet oldukça farklıydı. Üyelik ihtiyari olup, tüm çalışanları bünyesinde toplayamamaktaydılar. İşçilerin içinde bulunduğu ağır çalışma koşulları ve gereksinimleri olan sosyal güvence, Almanya İmparatoru I’nci Wilhelm ve Başbakan Bismarck tarafından fark edilince gerekli reformlar yapılmaya başlandı. Ülkede dağınık şekilde bulunan sigorta kurumları, toplulaştırılarak aidat ve edimlerde standartlaşmaya gidildi. Sigortalı olmak zorunlu hale getirildi. Bu amaçla 1883’de hastalık, 1884’de kaza ve 1889’da yaşlılık ve sakatlık sigortaları kuruldu. Daha sonra bu ülkeyi, Avusturya ve diğer birçok ülke örnek aldı.
(*) Prof.Dr.Ali Nazım SÖZER: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 29 Temmuz 2004 Tarihli Sosyal Güvenlik Sisteminde Reform Önerisi Taslak Metni Üzerine
Halen Almanya’da, risk türlerine göre kurulmuş çok sayıda sandık mevcuttur. 1207 hastalık, 79 kaza sigortası ve 23 rant sigortası kasası faaliyette bulunmaktadır. Belirtmek gerekir ki, bu ülkede “sandıkta çokluk ilkesi” yanında “mevzuatta birlik ilkesi” hakimdir. Yani, çok sayıda sandığa karşın çalışanlar paralel hükümler getiren sigorta mevzuatına tabidirler.
B. Halk Sigortası Sistemi
Tarım toplumu nerede ? esas alınarak kurulmuş bulunan geleneksel müesseseler, sanayileşme sonrası toplumsal sorunların çözümünde yeterli olmayınca İngiltere’de de siyasi iktidarlar yeni bir sosyal düzen tesisi için çaba göstermeye başladılar. Bunun için önceleri Almanya’yı örnek aldılar. Ancak sonradan, İngiltere kendine özgü bir model oluşturdu. Bir “Sosyal Güvenlik Komisyonu” kurularak başkanlığına Sir William Beveridge atandı. Beveridge, ülkede mevcut sosyal tarafların (127 kuruluşun) görüşlerini alarak yeni bir sistem geliştirildi. Kendi adı ile anılan bu düzende, sadece çalışanlar değil ülkede mukim tüm fertler koruma kapsamına alınmaktadır. Klasik sosyal riskler için (iş kazası, meslek hastalıkları, hastalık, analık, maluliyet, yaşlılık ve ölüm) 15 – 65 yaş arası herkes prim öder. Primler işçi ücretlerinin yüzdesi üzerinden, diğerinde maktu bir miktar olarak ödenir. Karşılığında maktu edime hak kazanır. Bu sistemde müstahdem, işçi, bağımsız çalışan ve memur ayrımı yoktur. Çalışanların kendilerine özgü bir sigorta kurumu mevcut değildir. Hizmetler merkezi bir kurum ve ona bağlı taşra teşkilatı tarafından sağlanır. İşçiler, ister iseler ek sigorta kurumu kurabilirler.
İngiltere’de sağlık hizmetleri de tek bir teşkilatça (Sağlık Bakanlığı) ve bedelsiz olarak sunulur. Bu itibarla, ülkede sağlık dışındaki riskler açısından sigorta, sağlık açısından ise devletçe bakım yönteminin uygulandığı görülmektedir.
C. Karma Sistem
Bismarck ve Beveridge’in oluşturdukları modellerden dünyada birçok ülke esinlendi. Bazıları modelleri aslına yakın bir şekilde benimserken, bazıları da her ikisini birlikte uygulamayı uygun gördü. Yani işçi sigortası ve halk sigortası bir arada uygulandı. Örneğin Hollanda’da önceleri Alman modeli esas alınmış, sonra Beveridge’den esinlenerek kurulan bir komisyon herkesi tüm risklere karşı koruyacak şekilde reform çalışmaları yapmıştır. Sonuçta ortaya çıkan tabloda, halk hastalık, analık, kaza, sakatlık, çocuk sahibi olma, yaşlılık ve ölüm risklerine karşı değişik düzenlemelerle koruma altına alınmıştır. Finansman, işçiler için işverenleri tarafından ücretlerin belirli bir yüzdesi üzerinden sağlanmaktadır. 15 – 65 yaş arası halk maktu prim ödemekte, belirtilen yaş sınırının altında ve üstünde kalanlar ise primden muaf tutulmaktadır. Tahsilat görevi, vergi dairelerine verilmiştir. İş görmezlik doğuran ve tedaviyi, gerektiren söz konusu durumlar için, 26 adet bölge hastalık kasası faaliyette bulunmaktadır. Ancak, Hollanda’da halk – istisnalar hariç sadece 365 günden fazla süren rahatsızlıklar bakımından koruma kapsamına alınmışlardır. Yaşlılık ve ölüm riskleri için ise, ülke genelinde yetkili tek kurum olarak Sosyal Güvenlik Bankası hizmet vermektedir.
İşçiler 365 günden kısa süren iş göremezlik, hastalık ödeneği, sakatlık ve işsizlik riskleri için ayrıca koruma kapsamına alınmışlardır. Bunun için gerekli finansman anılan her risk için ayrı olmak üzere, ücret üzerinden yüzde olarak işçi ve işverence sağlanmaktadır. Halka hizmet sunan bölge hastalık kasaları, işçilerin uzun süreli tedavilerinde olduğu gibi, kısa süreli tedavilerinde de görevlidirler. Ayrıca doğum hizmetleri, hastalık ve analık paraları, sakatlık aylığı ve işsizlik ödeneği bu kasalar tarafından sağlanır. İşçilerin ayrıca isteğe bağlı olarak bir işletme sandığında, bir meslek kasasında ya da özel sigorta şirketinde ek yaşlılık sigortası sahibi olabilmesi mümkündür.
D. Devletçe Bakım Sistemi
Yeni Zelanda ve Danimarka gibi bazı ülkeler, tüm sosyal riskler bakımından sigorta sistemini devre dışı bırakıp, sağlanacak edimlerden sadece devleti sorumlu tuttular. Örneğin, Yeni Zellanda’da geliri yetersiz tüm fertler toplumdan nafaka alacaklısı kabul edildiler. Amaç herkese asgari bir yaşam düzeyi sağlamak olarak belirlendi. Mesleki ve sosyal durumu ne olursa olsun yoksul durumdaki fertler, sosyal güvenlik hakkından yararlanma hakkına sahip sayılmaktadır. Yararlanmanın kapsamı, önceki kazanç düzeyine göre belirlenmektedir. Giderlerin finansmanı, prim yerine vatandaşların ödemekte oldukları vergilerle karşılanır.
Devletçe bakım sisteminin uygulandığı bir diğer ülke olan Danimarka’da halk aylığı, zorunlu resmi iş pazarı ek aylığı ve gayri resmi, ihtiyari iş pazarı ek aylığı uygulamaları mevcuttur. Sosyal Aylık Yasası gereği, tüm vatandaşlar, cinsiyet ve şahsi durum ayırımı yapılmaksızın 67 yaşını doldurduklarında “halk aylığı”na hak kazanmaktadır. Bu aylık herkes için aynı yüksekliktedir. Ancak, iktisadi yoksunluk hallerinde, kişiye bağlı bir ek ödeme ve yakacak yardımı yapılmaktadır. Herkes hak sahibi olduğu için, ölüm aylığı tanınmamıştır. Aylık alabilmek için ilginin 15 – 67 yaş arası en az 3 yıl Danimarka’da daimi ikametgâh sahibi olması gerekir. Merkezi yönetim Sosyal İşler Bakanlığı’na ait olmakla birlikte, edimler mahalli yönetimlerin sosyal işler merkezlerince sağlanmaktadır. Edimler sadece vergiler ile finanse edilmektedir.
Danimarka’da zorunlu resmi iş pazarı aylığı, işçileri kapsamına alan mecburi bir koruyucu sistemdir. 16 – 66 yaş arasında olup da her hafta en az 40 saat çalışan işçiler için yıllık ücretlerinin % 1,3’ü kadar prim tahakkuk ettirilir. İşverence çalışanların ücretlerinden kesilen primin 1/3’ü işçi, 2/3’ü işveren tarafından karşılanır. ATP denilen aylık, 67 yaşını dolduranlara bağlanır. Halk aylığının aksine, işçi sigorta aylığında ölüm aylığı vardır. 62 yaşını doldurmuş ve en az 10 yıldan beridir evli olan eşler ölüm sigortası kapsamındadır. Onlar normal aylığın yarısını alırlar. ATP sistemi merkezi bir yönetime tabi olup bir yönetim kurulu, bir denetim kurulu ve bir direktör tarafından yönetilir. Yönetimde ise, eşit sayıda işçi ve işveren bulunmaktadır.
Gayrı resmi ihtiyari iş pazarı ek aylığının yapısı, kamu ve özel sektörde ayrıdır. Özel sektörde işçi sendikalarının ve işverenlerin bağlı oldukları üst örgütler arasında yürütülen toplu sözleşmelerde işletme içi edimler (türleri ve içerikleri) belirlenmektedir. Örneğin Hollanda’da 225.000 üyeli işçi örgütü LO 24.000 üyeli işveren kuruluşu DA ile mahalli, mesleki ve diğer bazı özellikler dikkate alınarak 600 anlaşma yapmıştır. Firma emeklilik kasaları, ya toplu sözleşmeler ya da münferit sözleşmeler ile kurulmaktadır. Diğer yandan, çalışanlar firmaları vasıtasıyla münferit veya toplu olarak bir sigorta şirketine sigorta yaptırılabilmektedir. Çok değişik uygulamaları olabilen bu ihtimalde primler tamamen veya kısmen işçi (kısmen işveren) tarafından ödenmektedir. Kamu sektöründe ise, Maliye Bakanlığı ek sigorta için işçi sendikaları ve memur kuruluşları ile ülke düzeyinde geçerli pazarlık yapma yetkisine sahiptir.
E. Koruyucu Fon Sistemi
Bu model Taivan, Güney Kore, Singapur, Vietnam ve Çin Halk Cumhuriyeti gibi Asya ülkelerinde uygulanmaktadır. Örneğin, Taivan’da özel sektörde bazı faaliyet alanlarında ve sadece 5’den fazla işçinin çalışmakta olduğu işyerlerinde yaşlılık parası fonu kurulmaktadır. Fon işçinin ücretinin %6-8’ı oranında primlerle, işçi ve işverence müştereken, finanse edilmektedir. Hizmete hak kazanma koşulları üçtür: İlk şıkta kadın 55, erkek 60 yaşında ve en az bir yıldan beri çalışıyor olmalıdır. İkinci şıkta, fertler 55 yaşına ulaştığında 15 yıldan beri çalışıyor olmalıdır. Koşullar gerçekleştiğinde kişiye maluliyet, yaşlılık veya geride kalanlara ölüm nedeniyle sadece toptan ödeme yapılmaktadır. Maaş bağlanmamaktadır. Ödemenin tutarı ise 14 aylık ücret kadardır.
İşletmelerde bir komisyon ile bir yaşlılık parası fonu kurulmakta ve tasarruflar komisyon tarafından yönetilmektedir. Anılan nedenle denilebilir ki, Taivan’da sosyal güvenlik sosyal sigorta kurumlarınca değil, işletme komisyonlarınca sağlanmaktadır. Diğer yandan, fon ile işçi arasında ne bir sigorta ne de bir tasarruf ilişkisi mevcuttur. Emekliliğe esas para, ödenmeden önceki dönemde işverenin para rezervi olarak görülmektedir. Ertelenmiş ücret olarak görülen fondaki birikim zorunlu tasarruf olarak da nitelenmektedir. Dolayısıyla, söz konusu kurumun ülkemizdeki hem kıdem tazminatı hem de zorunlu tasarruf müesseselerinin yerini almış olduğu söylenebilir.
Emeklilik için aynı işverene bağlı olarak çalışmak, ideolojik bir yaklaşımla işyerinin bir aile yuvası gibi görülmesinden kaynaklanmaktadır. Rejim teorisyenleri tarafından bu düşünce, işçiyi işletmeye bağlayan bir altın zincir olarak adlandırılmaktadır. Siyasi sistem totaliter olduğu içindir ki, ülkede mevcut sosyal politika da aynı karakteri taşımaktadır. Ancak, bu sistemden fiiliyatta işçilerin ancak %20’si yararlanabilmektedir.
F. Özel Sigorta Sistemi
Sosyal sigorta müessesinin sakıncalı görüldüğü bazı ülkelerde, ideolojik yaklaşımlarla yeni bir model geliştirilmiştir. Latin Amerika’da bir kısım devletler, yeni liberal akım sonucu mevcut sigorta kurumlarını tasfiye ederek yerlerine özel sigorta şirketlerini ikame etmişlerdir. Bu konudaki ilk çalışmalar Şili’ de başlamıştır. Sözü edilen ülkede, çalışma hayatına yeni girenler özel şirketlerle poliçe imzalamışlar, eski çalışanlara ise iki seçenek sunulmuştur. Mevcut sistemde çalışmaya devam etmek ya da eski emeklilik hakları da devredilmek suretiyle yeni kurulan sandıklara tabi olmak. Özel sigorta işçiler için zorunlu, bağımsız çalışanlar için isteğe bağlı tutulup işveren prim payı kaldırılmış, böylece istihdamda rahatlama amaçlanmıştır. 1981 yılında başlayan bu model, çalışanlar için olumlu sonuçlar doğurmamıştır. Söz konusu modelin ülkemize yansıması, bireysel emeklilik uygulamasıdır.