Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > iNSAN KAYNAKLARI > ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 04-04-2006, 06:44 PM
Aysun Şahan Aysun Şahan  çevrimdışı
Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 96
Varsayılan Ek 2-sosyal Sİgortalarda Yenİden Yapilanma Konusunda Taraflarin GÖrÜŞlerİ

Çalışmada Şili başarılı bir emeklilik reform örneği olarak açıklanmaktadır. Nitekim, bu beğeninin bir sonucu olarak son bölümde adı verilmeden, Şili örneğini esas alan yeni bir yapılanma önerilmektedir. Önerilerin temel felsefesi şöyledir: Kuralları Devlet koymamalı, fonları da kullanmamalı. Kişiler kendi tasarruflarının sahibi olmalı. Bunun için dilediği özel sigorta şirketlerinden birini seçebilmeli. Temel ilkeler ise şu şekilde sayılmalıdır:



• Sigorta çalışanlar için zorunlu olmalı ve taban değerler belirlenmeli (Zorunluluk ve taban değerler ilkesi).
• Sigortalı kendi emeklilik birikimlerini bir kuruştan diğerine taşıma olanağına sahip olmalıdır (Rekabet ve taşınabilirlik ilkesi).
• Sigorta prim ödentileri ve biriken fonların getireceği vergiden muaf tutulmalıdır (Vergi muafiyet ilkesi).
• Sigorta sisteminin gözetim ve denetimini yapacak bir Sosyal Güvenlik Üst Kurulu oluşturulmalıdır (Gözetim ve denetim ilkesi).
• Devlet ağırlıklı sosyal güvenlik sisteminden özel kesimin de yer aldığı rekabetçi bir yapıya geçiş sırasında çözümler üretilmelidir (Geçiş dönemi ilkeleri).

Özel sigorta sistemi ilk defa sigortalı olanlar için önerilmektedir. Çalışmakta olanların mensubu oldukları sosyal sigorta kurumlarıyla olan ilişkileri sürecektir. Mevcut sistemin mali yönden çökmüş olması nedeniyle, eski sigortalıların haklarıyla birlikte özel sigortaya geçebilmesi mümkün görülmemektedir. (Emekli ve Mutlu, Türk Sosyal Güvenlik Sisteminin Sorunları, Çözüm Önerileri ve Özel Sigortacılık Girişimi, TÜSİAD, Ocak 1996).

Görüldüğü üzere TÜSİAD raporunda, Uluslararası Çalışma Örgütünün raporunda en az puan verilen ve mahzurları en fazla olduğu belirtilen bireysel tasarruf sistemi savunulmaktadır.

b- Türk Tabipler Birliği

Türk Tabipler Birliği (TTB) zaman zaman ülkemizde sosyal güvenlik sorunları ile ilgili çalışmalar yapmaktadır. Bunlardan sonuncusu 1995 tarihli bir rapordur. Rapor sosyal sigorta kurumlarının genel olarak sorunlarına değinmekle birlikte, daha ziyade sağlık hizmetlerine ağırlık vermiştir. Çalışmada, Sağlık Finansmanı Kurumu Kanun Tasarısı ile sosyal sigorta kurumlarının primlerinin tek elde toplanması istenildiği, böylece SSK'nın sağlık sigortasının iflas etmesi sağlanarak SSK'nın özelleştirilmesinin yolunun açılacağı ifade edilmektedir. TTB'ne göre, ülkemizde sosyal sigortaların kapsamı dışında kalan kişiler nüfusumuzun yaklaşık olarak 1/3'üne tekabül, etmektedir. Eğer kayıt dışı sektör ortadan kaldırılırsa, bu oran %5'e kadar düşebilecektir. O zaman Genel Sağlık Sigortasına gerek kalmayacaktır.

SSK’nın hükümetlerin tahakkümünde bulunduğu açıklanan raporda, Kurum kaynaklarının 1965–1980 yıllarında enflasyon oranı %80 iken %6–18 oranlı faizli devlet tahvillerine yatırıldığı, halen ise %30 oranlı faizle devlete destek olduğu belirtilmektedir. Diğer çarpıcı tespitler şöyledir: SSK’ya bugüne değin 48 genel müdür atanmış, bunların ortalama görev süresi 17 ay olmuştur. Yönetim kurulu kararları Çalışma Bakanlığının onayına, personel atamaları Başbakanlığın iznine, yatırımların gerçekleştirebilmesi DPT'nin onayına bağlıdır. Bu bürokratik yapıda Kurum mevcut gelişmelere ayak uyduramamaktadır. Örneğin, son 15 yılda sigortalı nüfus %50, poliklinik sayısı %200 artarken, hekim sayısı %20, hemşire sayısı %50, yardımcı personel sayısı %10 artmıştır. SSK ülke nüfusunun 1/3'üne, ülkedeki hekimlerin 1/10'uyla hizmet vermek zorunda bırakılmaktadır.

Raporun sonunda SSK'nın yeniden yapılanmasına ilişkin bir taslak mevcuttur. Taslakta işçi, işveren, işçi emeklileri, SSK çalışanları ve hükümet temsilcilerinin katılımı ile 100 kişilik, karar ve denetim yetkisine sahip bir genel kurulun oluşumu öngörülmüştür. İki yılda bir toplanacak bu kurul, her kesimden birer kişinin seçilmesiyle yönetim kurulunu oluşturur. Yönetim kurulu kurumun faaliyetlerini yürütmek üzere profesyonel bir genel müdür atar. (Sosyal Sigortalar Kurumu Sağlık Hizmetlerinde Kriz ve Çözüm, Türk Tabipler Birliği, Ankara, 1995).




c- Akademisyenler

Sosyal sigorta kurumlarının sorunları akademisyenler tarafından ele alınıp çözüm önerileri üretilmelidir. Kriz nedenleri arasında önce bozuk alt yapıdan söz edilmektedir. Nüfusun %46'sı tarım sektöründedir. İşletmeler dahi kaçak işçi çalıştırmaktadırlar. Ülkemizde gelir dağılımı bozuk, vergilendirme adil değildir. Enflasyon yüksek, büyüme hızı düşüktür. Dolayısıyla ekonomik yapı istikrarsızdır. Diğer yandan, siyasi iktidarlar popülist yaklaşımlarla (prim afları, emeklilikte yaş koşulunu kaldırma, hizmet borçlanma yasaları...) kurumlara müdahalelerde bulunarak aktüerya dengesini bozmaktadırlar. (Bkz. Yusuf ALPER, Sosyal Güvenlik Sistemlerinde Kriz ve Reform İhtiyacı, İşveren, 5/1995,6 vd.) Belirtilen hususlar sistemi dışardan etkileyen faktörlerdir. Sistemin kendi içinde mevcut başlıca sorunlar ise, yukarıda Türk Harb-İş Sendikası'nın raporunda belirtildiği şekilde sayılmaktadır. Yani, primler zamanında ödenmemektedir. SSK ve Bağ-Kur'da aylıklara ek olarak ödenen yardım zammının prim karşılıkları yoktur. Her iki kurumda da kapsama alınmayan çok sayıda kişi mevcuttur. Tüm asli sigorta kurumlarında idari ve mali özerklik bulunmamaktadır. Yaş koşulu aranmadan (erken) emeklilik mümkündür. SSK'da prim oranları yüksek, denetimler yetersizdir. Ölçümlemenin kaldırılmış olması, prim matrahının üst sınırlarının yetersizliği, aylıkların son yıllar ücret ortalamasına göre hesaplanması toplu iş sözleşmeleri ile primi tabi olmayan ücret türlerine ağırlık verilmesi ve sağlıklı tutulamayan sigortalı dosyaları diğer önemli sorunlardır. (Bkz. Sait DİLİK, Sosyal Güvenlik Sistemimizin Güncel Sorunları, İşveren 6/1993, 10 vd. (Sorunlar); aynı Yazar, Sosyal Güvenlik Kurumlarının Asıl Fonksiyonu Dışındaki İşlerle Uğraşmaları Akılcı Değildir, İşveren, 6/1993, 3 vd. (Fonksiyon); aynı yazar, Türkiye'de Sosyal Güvenlik Sisteminin Durumu, Sorunlar ve Öneriler, Türkiye'de Esnaf-Sanatkâr ve Küçük İşletmeler Kesimine Yönelik Sosyal Güvenlik Sisteminin Değerlendirilmesi, TES-AR Yay. No:8, Ankara, 1993 içinde, 1 vd. (Öneriler) (TES-AR); ALPER, 6 vd; Kadir ARICI, Bağ-Kur’un Bugünkü Durumu ve Çözüm Önerileri, TES-AR içinde, 153 vd; Halil NADAROĞLU / Özcan KORKMAZ / Kemal KILIÇDAROĞLU M. Rıdvan SELÇUK / Ali GÜZEL / Ali Rıza OKUR / Veysi SEVİĞ / Adnan ERGANİ / İbrahim KIBRIZLI, Sosyal Güvenlik Sistemimizin Aksayan Yönleri ve Çözüm Yolları, Sosyal Güvenlik Özel İhtisas Komisyon Raporu. TOBB, Ankara, 1993 içinde 199 vd. (TOBB).

Sistem dışı ve içi sorunların ağırlığına karşın, ülkemizde hiç bir sosyal güvenlik akademisyeni özel sigorta şirketlerini asli güvence aracı olarak görmemektedir. Ancak, devlet rejimleri üzerinde çalışan bazı teorisyenler baba (petarnalist) devlet kavramına ve uygulamalarına karşı çıkmakta, sosyal devletin topluma sosyal maliyet yüklediğini ifade etmektedirler. Onlara göre, böylece artan maliyetler finans sorunu yaratır. Gerekli kaynakları sağlamak için vergiler arttırılır. Bu da tasarrufları ve yatırımları olumsuz etkiler. Ekonomik büyüme yavaşlar. Verimlilik krizi ortaya çıkar, işsizlik büyür. Bütçe açıkları artar. Devlet borçlanmaya başvurmak zorunda kalır. Refah devletinde haklar katoloğu vardır. Her şey devletten beklenir. Bu durumda çalışma gayretini olumsuz etkiler. Rant kollama, israf yaygınlaşır. Sosyal ve Ekonomik haklar kötüye kullanılır. Devlet müsrif olur. 31. (Bkz. Coşkun Can AKTAN, 21. Yüzyılda îçin "Yeni" Toplumsal Sözleşme, İzmir, tarihsiz, 75 vd.) Anılan nedenlerle, KİT'lerde ve sosyal sigortalarda iflasın nedeni yönetim değil, mülkiyet meselesidir. Dolayısıyla çözüm özelleştirmedir. Kısa vadede özelleştirme olası değildir. Devlet ağırlıklı sosyal güvenlikten özel sigorta ağırlıklı bir modele geçilmelidir. Bireyler özel ve kamu arasında tercih yapabilmeli, primlerini kendileri ödemelidir. İşveren primin bir kısmını üstlenmelidir. Prim ödemeyecek durumda olanların emeklilik ve sağlık sigortası primleri oluşturulacak bir Kamu Finans Kurumu tarafından sigorta şirketine ödenmelidir. (Aynı yazar, Reform için Öneriler, Gazete Ege, 17.03.1996,7)




Sosyal güvenlik akademisyenleri ile ilgili bilim dallarında çalışan birçok kişi yukarıda aktarılan fikre karşıdırlar. Gerekçeleri ise şöyledir: Özel Sigorta sadece varlıklı, dar bir grup için güvenlik sağlayabilir. (DİLİK; Fonksiyon, 3vd.) 1982 Anayasasının 60. maddesi karşısında devletin sosyal güvenlikten elini çekmesi düşünülemez. Böylece bir uygulama Anayasa'ya aykırı olur. Özel sigortalarda kar amacı ön plandadır. Garantiler eksiktir. Primlerde ölçü risk olup, oranları da yüksektir. Finansmanı sadece sigorta tarafından karşılanır, isteğe bağlıdır. Sosyal sigorta ise toplumsal dayanışma amaçlıdır. Tam garanti sağlar. Prim tutarları makul düzeyde olup, ölçüsü risk değil gelirdir. Finansmanına sigortalı dışında işveren ve devlet de katılır. Zorunludur. (Müjdat ŞAKAR, Sosyal Güvenlikte Çözüm Özelleştirme Değil Özerkleştirmedir, İşveren, 11/1992, 9 vd.) Özel ve sosyal sigorta arasındaki farkı bir yazar şu örnekle açıklamaktadır: İşçi ve işverenin sağlık katılım payı aylık en fazla 890.000.-TL/dir. (rakamlar 1995 yılı verileridir). Bunun yıllığı ise 10.680.-TL'dir. Özel sigorta ise, sadece bir kişi için yıllık 15.20 milyondur. Üç kişilik bir aile SSK yerine özel sigortaya girerse, ödeyeceği yıllık prim 10.680.-TL' yerine 60 milyon lira civarında olacaktır. Eğer özel sigorta asli olursa toplumun sosyal dengesi tehdit altına girer. (Ali N. YÜCEL, Sağlık Sigortası Sistemleri ve Özel Sigortanın Yeri, Reastürans, Temmuz, 1995, 14 vd.). Özelleştirmeye engel olarak sosyal denge gerekçesinin dışında sosyolojik veriler de gösterilmektedir. Yataklı tedavi kuruluşlarının sadece, %4.71'i özel sektöre aittir. Kamuya ait %95.29'luk payın özel sektöre devri fiilen olanaksızdır. Ayrıca, sağlık hizmetlerinin doğası ve devlet görevi olmaları özelleştirmeye engeldir. (Ali Rıza OKUR, Sosyal Güvenlikte Özerkleştirme (Bağ-Kur Açısından Bir Değerlendirme), TES-AR içinde, 97 vd.). Kaldı ki, mevcut kültür ortamımız da böyle bir uygulamaya müsait değildir. Toplum geleneğinde özel sektör örgütlenmesi yenidir. En eski ve köklü kurum devlettir. Vatandaş her şeye rağmen ona güvenmektedir. Anılan nedenle, sosyal sigortalarda özelleştirmeye devlet de, vatandaş da, özel sigorta şirketleri de hazır değildir. (Hüsnü ERKAN, Her şey Devletten Bekleniyor, Gazete Ege, 17.03.1996, 7) Sosyal Güvenliğini özelleştiren Şili'nin nüfusu 10 milyon civarındadır. Nüfusun %30'u milli gelirin %50'sini almaktadır. Bu rakamlar ülkemizin aynı konudaki verileri ile hiç uyuşmamaktadır. Dolayısıyla, çare mevcut sistemi ıslah etmektir. (Kenan MORTAN, anılan son kaynak, 7). Özelleştirme yolunu seçmek, sorunların üstesinden gelmek yerine onlardan kaçmak anlamını taşır. Devlet sorunlardan kaçmaz, çözer. (Adnan GÜLERMAN, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeniden Yapılanma, Zaman, 15.03.1996,2). Çözüm ise, işveren konumunda bulunan sanayi ve ticaret sermayesinin dışında kalan, istihdama ve üretime herhangi bir katkıda bulunmadıkları halde giderek genişleyen gazino kapitalizm koşullarında hızla büyümekte olan spekülatör ve rantiye türündeki mali sermaye kesimlerini de sosyal güvenliğin finansmanına katkıda bulunmalarının sağlanmasıyla mümkün olabilir. (Alpaslan IŞIKLI, Sosyal Güvenliğin Bunalımı, Türk-İş, 309-310/1996, 24, 25).

Görüldüğü üzere, baskın tercih mevcut düzenin ıslah edilerek düzeltilmesidir. Ancak, bu hususta bazı tartışmalar ortaya çıkmaktadır, ilk tartışma mevcut sigorta kurumlarını tek çatı altında birleştirilmesinin uygun olup olmadığı hususundadır. Genel eğilim, tek çatı ile tüm sigorta kurumlarının tek bir bakanlık bünyesinde toplanmaları yolundadır. Üç asli sigorta kurumunun bir sigorta kurumuna dönüştürülmeleri ise merkezi, hantal bir örgüt doğumuna neden olacaktır. Bu durum ise dünyadaki yetki devri (âdem-i merkeziyet) eğilimine aykırı düşmektedir. (Bkz. ALPER, 6 vd; DİLİK; Öneriler, 1 vd.) İkinci tartışma, olumsuz siyasi müdahaleleri engellemek üzere önerilen özerklik (Bkz. SAKAR, 9 vd.) hakkındadır. Bu görüş tarafları, yönetimde ilgililerin çoğunlukta olması gerektiğini ifade etmektedirler. (Ö. Faruk BATIREL / Halil NADAROĞLU / Ali GÜZEL / Ali R. OKUR / A. Bumin DOĞRUSÖZ / Adnan ERGANİ / İbrahim KIBRIZLI, Sosyal Güvenlik Alanındaki Son Gelişmeler ve Türkiye İçin Çözüm Önerileri, TOBB içinde 254 vd.) Yönetim SSK'da işçi, işveren ve devlet temsilcilerinden yani, üçlü oluşmalıdır. Ancak, devlet temsilcileri azınlıkta olmalıdır. (Bkz. OKUR, 97 vd.) Keza, Bağ-Kur'da esnafın azınlıkta olması psikolojik açıdan sahiplenememe gibi sorunlar yaratmaktadır. O nedenle, çoğunluk esnafla ve emeklilerinde olmalıdır. (Bkz. ARICI, 153 vd.). Diğer görüş sahipleri ise, yönetimde devletin azınlıkta bulunmasına dahi karşıdırlar. SSK'da idare eşit sayıda işçi ve işveren tarafından üstlenilmelidir. (YÜCEL, 14 vd.) Keza, Bağ-Kur'un yönetimi sadece üyelerine bırakılmalıdır. (Ali Nazım SÖZER,..Sosyal Sigorta Kurumlarında Yeniden Yapılanma Üzerine, Çimento İşveren, Mayıs 1994, 13)

d- Bürokratlar

Sosyal sigorta kurumlarında üst düzeyde yöneticilik yapmış ve yapmakta olan bürokratlarımızın yaklaşımları akademisyenlerden çok farklı değildir. Onlara göre, sigorta sosyal olduğunda özelleştirilemez. Ancak, sosyal olma özelliği kaldırılırsa özelleştirilebilir. Böyle bir davranış ise, Anayasamızdaki sosyal devlet prensibi ile madde 60'da düzenlenen sosyal güvenlik hakkına aykırı düşer. (Rıdvan SELÇUK, TES-AR içinde, 138 vd; Kemal KILIÇDAROĞLU, 35 Soruda SSK. Gerçeği, Eylül 1995,18). Özellikle sağlık hizmetlerinde özelleşme olamaz. Aksi halde, nüfusun önemli bir kısmı bu hizmetlerden mahrum kalır. (Cemal UYSAL, Sağlık Hizmetlerinin Özelleştirilmesi, Milliyet, 18 Şubat 1993). İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgelerimizde özel sektöre ait yeterli sağlık tesis yoktur. Anılan nedenle, belirtilen bölgelerde sağlık hizmetlerinin özel sektör tarafından üstlenilmesi olanaksızdır. (Zahit GÖNENCAN, Sosyal Sigorta ve Özel Sigorta Ayrıcalığı, HAK-İŞ, 35/1996,53). Kaldı ki SSK’nın sunduğu sağlık hizmetleri satın aldıklarından daha ucuzdur. (KILIÇDAROĞLU, 16). Özel sigorta ve sosyal sigortadan birini tercih etmek yerine, özeli diğerine destekleyici bir müessese olarak görmek gerekir. (SELÇUK, TES-AR, 138 vd. Tuğrul AĞAR, Sosyal Güvenlik Sistemimiz Yeniden Gözden Geçirilmelidir, İşveren, 7/1991,16). Mevcut sigorta kurumlarını ise bilgi çağının gereklerine uygun olarak yeniden yapılandırılmaları gerekir. Bu kurumlar hantal, verimsiz ve merkeziyetçi yapılandığından kurtarılmalıdırlar. (Celal TOZAN, Bilgi Çağında Sosyal Güvenlik Kurumlarının Yönetimi, İşveren, 3/1995, 28). Bünyesinde tek bir fon ve sermaye piyasası uzmanı ayrıca, tek bir sigorta matematikçisi olmadan çalışmak zorunda bırakılan SSK'nın batmadığı batırıldığı söylenebilir. Çünkü, böylesine hayati kadro ihtiyaçları için dahi Kurum Maliye Bakanlığının iznini almak zorundadır. (SSK Çökmüyor, Çökertiliyor Sosyal Sigortalar Kurumu Bülteni, 50/1995, 5 vd.). Bu izin ise Kuruma bir türlü verilmemektedir. Anılan nedenle, SSK'nın idari ve mali özerkliğe ihtiyacı vardır. Yönetimde çalışanlar, emekliler ve devlet bir arada bulunmalı ancak, devlet temsilcilerinin sayısı ikiyi geçmemelidir. (SELÇUK, TES-AR, 138 vd.)

Sigorta kurumlarının tek çatı altında toplanması hususu bürokratlar tarafından da tartışılmıştır. Mevcut üç asli sigorta kurumunun ulusal bir sigorta kurumu bünyesinde toplanması yolunda mevcut bir görüşe (AĞAR, 13) karşın tek çatı ile ancak tek bakanlığa bağlı olmanın anlaşılabileceği (Rıdvan SELÇUK, Sosyal Güvenlik Kurumları Önce Standartta Birleşmeli, Gözlem, 10.07.1995, 5; aynı şahıs, TES-AR içinde, 47 vd.) tek bir kuruma dönüşmenin rasyonel olmadığı genel kabul gören yaklaşımdır.

Sosyal sigorta kurumlan arasında mevcut bulunan edimlere hak kazanma koşulları ve edim türleri arasındaki farklılıklara bürokratlarca da değinilmektedir. Sözü edilen farklılıkları ortadan kaldırmak üzere bir sosyal güvenlik temel yasasının çıkarılması gereği ileri sürülmektedir. (AĞAR, 13). Bu yasa, sosyal sigortalar, sosyal yardım ve sosyal hizmetler alanında temel ilkeleri ayrıca, anılan müesseseler arasındaki ilişkileri belirlemelidir. (SELÇUK, Gözlem, 5).

KAYNAKÇA

1- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı: Sosyal Güvenlik Sisteminde Reform Önerisi
2- Prof.Dr.Ali Nazım SÖZER: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 29 Temmuz 2004 Tarihli Sosyal Güvenlik Sisteminde Reform Önerisi Taslak Metni Üzerine
3- Prof.Dr. Ali Rıza OKUR: Sosyal Güvenlik Sisteminde Reform Önerisi Konusundaki Görüşlerimiz
4- Prof.Dr.Yusuf ALPER: Sosyal Güvenlik Sisteminde Reform
5- Prof.Dr.Kadir ARICI: Sosyal Güvenlik Sisteminde Reform Önerisi-Düşünceler
6- Prof.Dr. Mehmet TOKAT: Sağlıkta Dönüşüm Programı
7- TTB: Genel Sağlık Sigortası Sistemi ve Sağlık Sigortası Kurumu Tasarı Taslağına İlişkin Türk Tabipler Birliğinin Görüşü
8- Uysal KERMAN: Sosyal Devletin Tasviyesi ve Sağlık: Yayına Hazırlayan Dr.A. Selçuk ATALAY; Ankara Tabipler Odası Yayını
9- Sağlıkta Dönüşüm: Sağlık Bakanlığı
10- Prof.Dr.Alparslan IŞIKLI : Sosyal Güvenliğin Sonu’mu?. Türk-İş Dergisi Temmuz-Ağustos 2004
11- TÜSİAD: Sağlıklı Bir Gelecek; Sağlık Reformu Yolunda Uygulanabilir Çözüm Önerileri
12- Salih KILIÇ: S.S.Kurumu 46.cı Genel Kurul Konuşması- Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının Tek Çatı Altına Alınmasına İlişkin Olarak Hazırlanan Kanun Tasarıları: İşveren Dergisi Şubat/ 2004
13- Celal TOZAN: Tek Çatı Sosyal Güvenlik Sisteminin Sorunlarını Çözermi: TÜRK-İŞ Dergisi, Kasım-Aralık/2003
14- Bülent PİRLER: Sağlık ve İlaç Sorunlarımız: İşveren Dergisi Ocak/2004
15- Genel Sağlık Sigortası Sistemi ve Sağlık Sigortası Kurumu Kanun Tasarısı Taslağı ve TİSK Görüşleri: İşveren Dergisi Ocak/2004

__________________
Aysun Şahan
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 05:34 PM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0