Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > iNSAN KAYNAKLARI > ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 05-07-2006, 08:48 AM
Simge Velipaşalar Simge Velipaşalar  çevrimdışı
Super Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 483
Varsayılan İşçinin İşverene Karşı Yükümlülükleri Nelerdir?

İşçinin İşverene Karşı Yükümlülükleri Nelerdir?

İki tarafa borç yükleyen bir akit niteliğinde olan hizmet sözleşmesinde başlıca işçinin borcu “iş yapma” borcudur. Kısaca işçinin yükümlülükleri;

İş yapma borcu İşverenin talimatına uyma borcu Sadakat borcu Rekabet etmeme borcudur.

İşçi’nin İş Görme Borcunun Kapsamı Nedir?
İşgörme borcunun kapsamına; işçi tarafından yapılacak işin türü ve ayrıntıları ile işçiden iş gücünün tamamını bir işverene bağlı tutulması girmektedir. Bu unsurların birbirinden ayrı bir şekilde açıklanması gerekmektedir.

İşçinin yerine getirmek zorunda olduğu işin türü ve ayrıntıları genel olarak bireysel hizmet sözleşmeleri ile toplu iş sözleşmeleri ve işyeri iç yönetmeliklerinde açık olarak gösterilir. Bu sebepledir ki; işçinin iş görme borcunun kapsamı tespit edilirken sözkonusu düzenlemeler gözönünde tutulur. Şayet hizmet ilişkisinde yapılacak işin türü ve ayrıntıları bu şekilde tayin edilmemişse işveren yapılacak işin türünü ve ayrıntılarını yönetim hakkına dayanarak tek taraflı tespit edebilir. Ancak bu yetki herhalde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 2 hükmünün sınırlamasına tabidir.

Kural olarak bir işçiden işgücünün tamamını bir işverene bağlı tutması beklenemez. İşçi işverene bağlı olduğu çalışma saatleri dışında başka bir işverene bağlı olarak çalışabilir ama bunun sınırını ya da şartlarını taraflar aralarındaki sözleşmeye dayanarak belirleyebilirler. İşçi çalışma saatleri içinde işgücünü işverenin sevk ve idaresine amade tuttuğundan bu zamana rastlayan anlarda başka bir işte çalışması mümkün değildir. Aksi takdirde işveren hizmet sözleşmesini haklı nedenle feshetme yetkisini kazanmış olur.

İşçinin Sadakat Borcunun Kapsamı Nedir?
Günümüz İş Hukuku anlayışında işçi ile işveren arasında borçlar hukukuna dayalı sözleşmesel ilişkiden ziyade daha sıkı, daha yakın bir kişisel ilişkinin var olduğu kabul edilmektedir. Sadakat borcu da işçi ile işveren arasındaki bu bağ sebebiyle ortaya çıkmaktadır. Sadakat borcunun kapsamına genel olarak işçinin yapması ve yapmaması gereken hareketler girmektedir.

İşçinin yapması gereken davranışlar, işverenin menfaatleri doğrultusunda bazı olumlu davranışlarda (işini titizlikle yapması, güveni kötüye kullanmaması vb.) bulunmak oluştururken yapmaması gereken davranışlar işçinin işveren ve işyerine zarar verebilecek her çeşit davranıştan kaçınması hali teşkil etmektedir. İşçinin yapmama borcu Yeni İş Kanunu madde 25/bend “II-b-d-e” hükümlerinde sayılmıştır.

İşçi ile işveren arasında Sadakat borcunun ekonomik olarak en önemli şekli sır saklama borcudur. Sır saklama borcu işçinin işverenin işyerinde çalışırken öğrendiği yada işin niteliği gereği öğrenmek durumunda kaldığı her türlü bilgi ve tekniği dışarıya sızdırmamasıdır. Yeni İş Kanunu madde 25/bend “II-e” hükmünde yer alan cümleden de anlaşıldığına göre sır saklama borcundan söz edebilmek için işçinin işverenin mesleki sırlarını ortaya atması hali gerekli ve yeterli bulunmaktadır. Kanunun lafzında herhangi bir kısıtlama olmadığı için mesleki sırrın ticari olup olmaması ve bunun öğrenilme şekli önem taşımamaktadır.

Sır saklama borcunun kapsamı. İşçinin mesleki olmayan, işverenin ticari hayattaki kimliğine herhangi bir zarar vermeyen hukuken korunmaya değer olmayan bilgilerin sınırına kadardır. Diğer bütün hallerde işverenin yaptığı yada yaptırdığı mesleğin tarzına ilişkin tüm bilgi ve teknik deneyimler mesleki sırdır ve sadakat borcu kapsamında değerlendirilip hukuki ve cezai sorumluluğu gerektirir.

İşçinin İşverenin Talimatlarına Uyma Borcunun Kapsamı Nedir?
İşçi, işverenle birlikte, işveren adına işin ve işyerinin sevk ve idaresinden sorumlu olan işveren vekillerinin de emir ve talimatlarına itaat etmekle yükümlüdür.

İtaat borcu kural olarak işin görülmesi ve işçinin işyerindeki davranışlarına yönelik olmak üzere mevzuat, bireysel hizmet sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi ve mahalli örf ve adet ile sınırlıdır. Bu sınırların aşılması veya iş ilişkisinin özellikleri ile bağdaşmayan talimatların verilmesi halinde işçinin verilen emir ve talimatlara itaat yükümlülüğü ortadan kalkar. Unutulmamalıdır ki, işçi, yerine getirmekle yükümlü olduğu iş görme borcu çerçevesinde işverene karşı sorumludur.

İşçinin Rekabet Etmeme Yükümlülüğünün Kapsamı Nedir?
İşçinin bu yükümlülüğü çalışırken ve işten ayrıldıktan sonra olmak üzere iki şekilde kendini gösterir. İş mevzuatında hizmet sözleşmesinin başladığı ve sona erdiği dönem içinde işçinin rekabet etmeme borcuna ilişkin olarak doğrudan açık bir hüküm bulunmamaktadır. Sadece Yeni İş Kanunu madde 25 hükmünde yer alan işçinin sır saklama borcuna rekabet etmeme yükümlülüğünü de dahil edebileceğimiz geniş bir yorum yapılması mümkündür. Bu tür bir yorumla kendisi ile rekabet edilen işveren işçiye ait hizmet akdini haklı nedenle feshetme hakkını kazanacaktır.

İşçinin mesai saatleri dışında diğer bir deyişle işi görüldüğü esnada olmayan kendi nam ve hesabına iş yapması sadakat borcuna uygun iken bu faaliyetlerin işveren ile rekabet edecek düzeyde gerçekleştirilmesi rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırılık teşkil edecektir.

Bununla birlikte rekabet etmeme yükümlülüğünün kapsamına, işçinin kendi işvereni ile rekabet edebileceği bir iş yapmaması, rakip bir kuruluşta çalışmaması ve ortak olmaması bunların yanında her ne sıfatla olursa olsun rakip bir kuruluşla ilgisi olmaması da girmektedir. Genel olarak hizmet akitlerinde tüm bu şartlar maddeler halinde ayrıntılı olarak düzenlenir.

Rekabet etmeme yükümlülüğü Yeni İş Kanunu hükümleri haricinde başkaca kanunlarla da düzenlenmiş ve bu kapsamda yasaklamalar getirilmiştir. Buna örnek olarak; Ticari Mümessilin rekabet etmeme borcu, Türk Ticaret Kanununa göre kollektif ortağın, komandite ortağın, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin de şirketle rekabet etmeme yasakları mevcuttur.

İş sözleşmesinin bitiminden sonra işçi ve işveren arasında rekabet yasağı sözleşmesi yapılabilir. Hizmet akdinin sona ermesinden sonra işçinin işverene karşı rekabet etmeme borcu ancak tarafların serbest iradeleri ile yazılı olarak anlaşmaları sonucu mümkün bulunmaktadır. Hizmet akdinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet etmeme yasağı getiren bu tür sözleşmelere ilişkin hükümler 818 sayılı Borçlar Kanununun “Rekabet Memnuniyeti” başlıklı 348-352. maddelerindeki düzenlemelere tabidirler.

Kaynak: Yeditepe Hukuk Bürosu

__________________
Simge Velipaşalar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
  #2 (permalink)  
Eski 05-07-2006, 08:53 AM
Simge Velipaşalar Simge Velipaşalar  çevrimdışı
Super Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 483
Varsayılan İşçi İşverene Karşı Yükümlülüklerini Yerine Getirmezse

İşçi İşverene Karşı Yükümlülüklerini Yerine Getirmezse

İşçinin “iş yapma” borcuna aykırılıkta bulunmasının sonucu; işveren tarafından hizmet sözleşmesinin feshi, işverenin bir zararı varsa bunun tazminidir.

1- İşverenin talimatına uymama borcunun sonucu; işverenin yönetim hakkı uyarınca işin görülmesi ve işçinin işyerindeki davranışlarına yönelik olarak vermiş olduğu emir ve talimatlara işçinin itaat etmek borcu vardır. Bazı özel durumlarda itaat etme borcu işçi ile işveren arasında bazı sorunlara yol açmaktadır. Bu özel durumların başlıca şekilleri şunlardır: Sigara içme yasağı, içki yasağı, aranma ve kapı denetimidir. Bu yasaklara uymama sonucu işveren işçinin hizmet sözleşmesini tek taraflı olarak feshedebilir.

2- İşçinin sadakat borcunun özel bir şekli olan sır saklama kendine ait bir takım özel sonuçlar doğurur. Sadakat borcuna genel anlamda bir çok örnek verilebilir ve sonuçları işverenin sözleşmeyi fesih ve tazminat talebi ile son bulur ama sır saklama yükümlülüğüne uymamanın bir takım cezai sonuçları da vardır. Türk Ceza Kanunun da; Bir kimse resmi mevki ve sıfatı veya meslek ve sanat icabı olarak ifşasında zarar melhuz olan bir sırra vakıf olup da meşru bir sebebe müstenit olmaksızın o sırrı ifşa ederse üç aya kadar hapis ve elli liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahkum olur” şeklinde düzenlenmiştir.

3- İşçinin rekabet etmeme borcuna aykırı davranması sonucu işçi eski işverenin zararını tazmin etmek zorundadır. Hizmet akdine bu yasakla ilgili bir cezai şart konulmuş, fakat zarar bunu aşmış ise, işçi fazlasını tazminle yükümlüdür.

4- İşçinin rekabet etmeme borcuna aykırı davranması sonucu işçi eski işverenin zararını tazmin etmek zorundadır. Hizmet akdine bu yasakla ilgili bir cezai şart konulmuş, fakat zarar bunu aşmış ise, işçi fazlasını tazminle yükümlüdür.

İşçi’nin İş Sözleşmesi’nden Doğan Haklari Hangi Andan İtibaren Geçerli Olur?
Hukukumuzda iki tane teori mevcuttur. Bunlardan ilki akit teorisidir. Akit teorisine göre; hizmet ilişkisi hizmet akdinin yapılması ile doğar. Katılma teorisine göre hizmet ilişkisinin doğumu işçinin işyerinde fiilen işe başlamasını esas alır. Ancak iş kanunu bazı sürelerin işlemesini işçinin fiilen çalışmaya başlamasına bağlamış bulunmaktadır. Kıdem Tazminatı, işçinin yıllık ücretli izin hakkını kullanmasında 1 yıllık sürenin ilk başlangıç tarihi işçinin işe fiilen başlama tarihidir. Kanunda bir açıklık olmamakla beraber Yüksek Mahkeme kararları diğer işçilik haklarının hesabında da işçinin fiilen işe başladığı günü esas almaktadır.

İşçinin kendi kusur ve iradesiyle işe geç başlaması halinde, çalıştığı sürenin hesabında fiilen işe başlama günü başlangıç olarak alınmalıdır. Buna karşılık, işçinin kusuru olmaksızın hastalık gibi bir nedenle ya da işverenin işçiye işyeri ile ilgili bir nedenle akitte kararlaştırılan günde iş vermekten kaçınması üzerine işe başlayamaması hallerinde hizmet süresinin akitte kararlaştırılan günde başladığı kabul olunmalıdır.

İş Sözleşmesinin Tabi Olduğu Şekil Şartları Nelerdir?
4857 sayılı İş Kanunu madde 8/fıkra “1” hükmüne göre; “İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tabi değildir.” Bu sebepledir ki, iş sözleşmesinin geçerliliği için, kural olarak herhangi bir yazılı şekil koşuluna bağlı tutulmamıştır. Bu kuralın istisnası adı geçen Kanunun maddesinin ikinci fıkrasında, “Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur” şeklinde düzenlenmiştir. Genel kuralın istisnası şeklindeki bu türde bir düzenlemeye “Takım Sözleşmeleri”ne ilişkin yasal düzenleme ile geçici iş ilişkisi ve çağrı üzerine çalışma başlıklı madde başlıkları altında da rastlamak mümkündür.

İş Kanunun madde 9/fıkra “1” hükmünde; “Taraflar iş sözleşmesini, Kanun hükümleriyle getirilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, ihtiyaçlarına uygun türde düzenleyebilir” denilmek suretiyle sözleşme serbestliği ifade edilmiştir.

Kaynak: Yeditepe Hukuk Bürosu

__________________
Simge Velipaşalar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 05:38 PM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0