23 Mart 2006 günü ODTÜ Kültür Kongre Merkezi’nde düzenlenen 3. İnsan Kaynakları Kongresi'nin konu başlıklarından biri de "Kaliteli İK Uygulamaları ve EFQM Mükemmellik Modeli"ydi.
Moderatör: Prof. Dr. Ali Rıza Kalyan (Boğaziçi Üniv. Mühendislik Fakültesi Dekanı)
Konuşmacılar: Eşber Çekiç (KOÇ Holding Organizasyon Geliştirme ve Eğitim Koordinatörü), Prof. Dr. Uğur Erdener (Hacettepe Üniv. Hastaneleri Genel Direktörü),
Necip Özçer (Brisa İK Direktörü), Hamdi Doğan (Kocaeli Sanayi Odası Genel Sekreteri)
Bu oturumda moderatör olan Boğaziçi Üniv. Mühendislik Bölümü Dekanı Prof Dr. Ali Rıza Kalyan, sözlerine Mükemmellik Modeli’nin gerekliliğini vurgulayarak başladı. “Türkiye Rekabet Kurumu verileri Türkiye’nin rekabet gücünün zayıflığına işaret ediyor. 117 ülke arasında 116. sırada en zayıf halkalardan biri olarak yer alan ülkemizde rekabet gücünü arttırmak için kurumun fotoğrafını çeken, güçlü yanlarını vurgulayan öz ve dış değerlendirmeyi gerçekleştirmeye yönelik mükemmellik modeli, kurum içi değil kurumlar arası bir öğrenme ağı oluşturacak güzel bir modeldir”, dedi.
Oturumun ilk konuşmacısı Eşber Çekiç, Koç grubunun insan kaynakları uygulamalarını anlattığı konuşmasına grubun tanıtımı ile başladı. Topluluk değerleri arasında müşteri velinimetinin önemine değinen Çekiç, insanın önemli bir unsur olduğunu ve bu yüzden insan kaynaklarının da önemli olduğunu vurguladı.
Kalite modelinin neler yapılması gerektiği hakkında ipucu oluşturduğuna dikkat çeken konuşmacı, insan kaynakları uygulamalarının süreçleri ile devam etti. Hedef belirleme ile başlayan bu süreç, oluşan veriler kapsamında İK planlama, izleme ve takip, yetkinlik ve performans değerlendirme gibi uygulamaları kapsamakta. Yetkinlik değerlendirmenin belirlenen liderlik bileşenleri üzerinden yapıldığına ve kurumca benimsenen dokuz temel yetkinlik olduğunu belirterek devam eden konuşmacıya göre yetkinlik direk gözlemlenen davranışları kapsıyor.
Uygulanan sistem olan 360 derece değerlendirmenin çalışanlar hakkında kendilerinin, yöneticilerinin ve astlarının yaptığı değerlendirmeleri içermekte. Bu değerlendirmeden yeterli başarı alanlar potansiyel değerlendirmesine tabi tutulmaktadırlar. Bu değerlendirmenin özelliği, çalışanların bir üst seviyenin yetkinliklerine göre değerlendirilmeleri.
Bu süreçlerin amacının en iyileri belirleyip gelişimlerini sağlamak olduğunu vurgulayan konuşmacı, geliştirme aşamasının zor olduğuna değindi. 2005’te gelişim planlama ve kurumsal yapıya destek olarak Koç Akademi Sanal platformunun oluşturulduğunu söyleyen konuşmacı şirket içinde rollerin önemli olduğuna ve üst yönetimin görevlerinden birinin de kaynak üretmek olduğu ile konuşmasına devam etti.
Çekiç’e göre İnsan kaynakları bölümü burada kolaylaştırıcı (facilitator) görevi görmekte, yönetim ve çalışanın ihtiyaçları doğrultusunda kaynak sağlamakta. Gelişim için çalışanın kendisine düşen görevin büyük olduğunu belirten Çekiç, kişilerin kendi gelişiminden sorumlu olduğunu söyledi. Değişik kariyer hareketleriyle gelişim planları yönetici ve çalışan tarafından birlikte hazırlanmakta.
Gelişim sisteminin önemli bir parçası olan Koç Akademi için saygın kurumlarla anlaşma yapıldığını ve değişik eğitim faaliyetleri hazırlandığını söyleyen konuşmacı sanal platformun içinde uzaktan eğitim, e-journallar ve direk öğrenme sitelerinin bulunduğunu belirtti.
Sürecin bundan sonraki kısmında hem şirket hem grup seviyesinde İK planlama olduğu belirtildi. Şirketin hedefleri doğrultusunda geleceğe yönelik organizasyon ihtiyaçları gözden geçirilerek buna yönelik planlamalar yapılmakta. Konuşmacıya göre sürecin bileşenleri şöyle:
Hedef belirleme: şirketin nereye gideceğini ve çalışanların buradaki rolü hakkında planlamanın yapılması
İzleme/takip: çalışan ve yöneticilerin yüzyüze yaptıkları görüşmelerde potansiyele sahip ve en alttaki yüzde beşlik dilim daha çok izlenmekte.
Performans değerlendirme: görüşmelerde yönetici ve çalışan bir araya gelerek değerlendirmeler yapmakta
Performans değerlendirme sonuçları ve kullanım alanları: değerlendirmelerin sonuçları prim, ücret artışı, gelişim ve kariyer planlama için kullanılmakta
Ücret yönetimi: ücret paketlerine etki eden faktörler işin boyutunu ve bireysel beceri ve performansın etkisi gibi bireysel faktörlerin yanı sıra şirketin ödeyebilme gücü ve şirketi kültürü gibi organizasyonel faktörleri kapsamakta
Eğitim ve gelişim: içten kaynak kullanıldığı için eğitim ve gelişim Koç grubunda önemli bir yer tutuyor. Çalışanın yönetim seviyesindeki yerine göre eğitim ve gelişim programı uygulanıyor.
Yukarıdaki unsurların yanı sıra büyüme için işe alımın da çok önemli olduğuna değinildi. Burada şirketler arasında rekabetin çok önemli olduğuna ve Koç Grubuna olan başvurularda artış görüldüğü vurgulandı.
Bunların yanı sıra yapılan uygulamaların çalışanlar tarafından nasıl değerlendirildiğini görmek için web tabanlı çalışma hayatı değerlendirme anketi yapılmakta ve şirketin gelişimi bu şekilde sağlanmakta. Konuşmacı çalışanlara yönelik uygulamalara Emekli Vakfından bahsederek devam etti. Çalışanların istekleri doğrultusunda katılabilecekleri Koç Ailem programının da varlığına değinildi. Çekiç konuşmasını Koç Grubu olarak hedeflerinin “iş yapış tarzında dünya şirketi olmak” olduğunu vurgulayarak bitirdi.
Daha sonra söz alan Hacettepe Üniv. Hastanesi Genel Direktörü Uğur Erdener, mükemmelliğe erişmek için kendi izledikleri yolu şöyle özetledi: “EFQM genelde insana yöneliktir. İyileşme çalışan katımıyla sağlanabilir. Çalışanların eğitimi ve eğitim sırasındaki her görüşü oldukça önemlidir. İnsan kaynakları yönetimi açısında hedef ve stratejimiz doğrudan çalışan memnuniyeti, nitelikli hizmet, sürekli eğitimle kişisel gelişimi sağlamak; mutlu çalışanla hastanemizi geleceğe taşımaktır.”
Oturumun bu bölümünde söz alan Necip Özçer, konuşmasına benzerleşen dünyada farklılaşmanın önemine değinerek başladı. Dünyanın nereye koştuğu ve İK olarak neleri gerçekleştirmeli soruları ile devam eden konuşmacı daha sonra büyümenin yol haritasını sunarak değişimi gösterdi. Konuşmacıya göre değişim rekabet olduğunu gösteriyor. Bu doğrultuda rekabet gücü, ülkenin verimliliğini ve üretkenliğini, bir ekonomideki refah seviyesini belirleyen faktörler, kurumlar ve politikalar bütünü olarak tanımlandı.
Rekabet gücünün dinamik ve ekonomik altyapı ve inovasyon yeteneği olduğuna değinen konuşmacı, rekabet faktörlerinden ülke altyapısına değindi. Ülke altyapısı, işte gelişmişlik ve inovasyon rekabet için olmazsa olmaz değerler olarak tanımlandı. Konuşmacıya göre, Türkiye’nin yerine bakıldığında yol alması gerekmekte. Bunun yanı sıra, ülkelerin kültürel boyutta değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan konuşmacı, kültürün yönetilmesinin önemini vurguladı.
Daha sonra Brisa’nın uygulamalarına geçen Özçer, uygulamalarının gürz modelini yansıttığına değindi. Konuşmacıya göre, organizasyonel kültürün doğru yönetilmesinin temeli kültürden geçiyor. Kültüre rağmen başarılı olmak mümkün değildir. Bu durumda gürzün çıkıntıları insanları simgeliyor, başka bir deyişle güçlüklerin yakalanması gerektiği vurgulanıyor.
Değişimin yapılması ve bunun sonucunda iyileşmenin sağlanmasının önemini vurgulayan konuşmacı, İK nın temel çalışma alanlarından birinin bu olduğunu söyledi. Konuşmacıya göre değişimde yararlanılmak üzere sistematik bilgi kaynakları kullanılmakta. Bu bilgi kaynakları, arama SA mükemmellik, çalışan memnuniyeti, kültür/iklim anketleri, 360 derece değerlendirme, gözden geçirme süreçleri ve müşteri geribildirimi gibi unsurları kapsıyor. Bunlar sonucunda gelişim için gerekli alanlar belirleniyor. Gelişime ihtiyaç duyan alanların yanı sıra kuvvetli alanların da belirlenmesinin önemli olduğunu belirten konuşmacı kuvvetli alanlara da yatırım yapmak gerektiğini söyledi.
Konuşmasının bu bölümünde yetkinliklere değinen Özçer, yaratıcılık ve yenlikçiliğin öneminden bahsetti. Yetkinlikler arasında analitik düşünme, bütünlük, organizasyonel davranış, müşteri odaklılık, liderlik ve ekip geliştirmeye değinen konuşmacı dünyanın yaratıcılık ve yenilikçilik döneminde olduğunu belirtti. Konuşmacıya göre fark yaratmak için; Doğru çalışanlar, Yetenek yönetimi, Fırsat eşitliği, Yeni fikirleri destekleme gibi unsurlar önemli yer tutmakta. Bunların ötesinde katma değer yaratan, doğru çalışanların önemini tekrar vurgulayan Özçer konuşmasını bu şekilde bitirdi.
Oturumun son konuşmacısı Kocaeli Sanayi Odası Genel Sekreteri Hamdi Doğan, 1999’dan beri EFQM modeli uygulayan sanayi odasının uygulamalarına değindi. Önceki yıllardaki pek çok başarıya ek olarak 2004 yılında EFQM Avrupa Kalite Ödülleri’nde “başarı” ödülü aldıklarını dile getirdi. Bilânçoda görünmeyen ancak farklılık yaratan kavramın “insan kaynakları” olduğuna dikkat çekti.
“İnsan kaynakları politikamız insan gücünü küresel boyutta kalıcı üstünlük haline getirmektir” diyen Doğan, insan kaynakları kavramının, AB uyum sürecinde dünyayla bütünleşme halindeyken uyumu sağlayacak güç haline geldiğini vurguladı. Diğer konuşmacılardan ek olarak Sayın Doğan, kamu sektörüne toplam kalite yönetimini uygulamanın zor olduğunu, “terfi” – “fiziksel ortam”-“işe alımlarda EQ farkını gözlemleme” sorunlarının yaşanabileceği görüşündeydi.