Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > iNSAN KAYNAKLARI > İŞ GÜVENLİĞİ - İŞÇİ SAĞLIĞI

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 08-01-2006, 12:31 PM
Simge Velipaşalar Simge Velipaşalar  çevrimdışı
Super Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 483
Varsayılan İş Sağlığı ve Güvenliğinde Alınan Yol

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE ALINAN YOL

Tuğrul KUDATGOBİLİK
TİSK Yönetim Kurulu Başkanı

Kolaya kaçmaktan vazgeçip, kayıtlı, toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işyerlerine birer “sosyal yeterlilik belgesi” verilmeli ve buralar ödüllendirilmelidir. Bu tür teşvikler iş sağlığı ve güvenliği konusundaki faaliyetleri hızlandıracak ve geliştirecektir. TİSK olarak arzumuz, Ülkemizin iş kazası istatistiklerinde “sıfır” rakamını görebilmektir.
Günümüzde tüm ülkeleri etkisi altına alan küreselleşme, uluslararası alanda artan rekabet, başta işletmesel düzeyde olmak üzere ülke genelinde belirli ortak hedefler için sosyal diyalog ve işbirliğinin ön plana çıkmasını gerektirmiş ve iş sağlığı ve güvenliği konusu da öncelikli konular arasında yerini almıştır. Bireyleri sağlıklı bir toplumun, mutlu ve huzurlu olması, sağlıklı ve güvenli şartlarda sürdürülen ekonomik faaliyetlerin devamlılığını getirmekte bu da sonuçta iş sağlığı ve güvenliğinin önemini bir kat daha artırmaktadır.
Adaylık sürecini yaşadığımız Avrupa Birliği, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili global bir yaklaşıma Avrupa Topluluğunun kurulmasıyla birlikte ihtiyaç duymaya başlamıştır. Bu nedenle Avrupa Birliği iş sağlığı ve güvenliği konusuna özel bir ilgi göstererek, üye devletlerin bu konudaki mevzuatının yakınlaştırılmasını öncelikli konuları arasına almıştır. Gerçekten üye ülkelerin uymakla yükümlü bulundukları Direktiflerin önemli bir bölümünün iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olduğu görülmektedir.

Bu bağlamda 4857 sayılı İş Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerle iş sağlığı ve güvenliği sistemimiz yeniden şekillendirilirken AB Direktiflerine birebir uyum sağlanmıştır. Öyle ki Yönetmeliklerin hazırlanmasında Konsey Direktifleri’nin birebir çevirilerinin kullanılması AB tarafından dahi eleştirilmiştir.

Yeni sistem işçi işveren kesimlerinin iş sağlığı ve güvenliği gibi önemli bir ortak hedef için güçlerini birleştirmelerini ve sosyal diyalogun geliştirilmesinin ilk adımlarını atmalarını teşvik etmiştir. Konunun önemi dolayısıyla devlet, işveren ve işçi işbirliğinin güçlendirilmesini olanaklı kılacak mekanizmaları kurulmaya ve işletilmeye başlanmıştır.

Nitekim AB ile müzakere sürecinin başlamasından itibaren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde sosyal tarafların katılımıyla yürütülen olan “İş Sağlığı ve Güvenliğini Geliştirme Projesi” (İSAC), Avrupa Birliği tarafından desteklenmiş, Türkiye’de daha etkin ve etkili bir iş sağlığı ve güvenliği yönetiminin geliştirilmesini hedeflemiştir.

Bu proje kapsamında elde edilen çıktıların hepsi çok önemlidir.

Öncelikle konuyla ilgili tüm sosyal tarafların katıldığı “Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi” oluşturulmuş ve Konseyin çalışma usul ve esasları müştereken belirlenmiştir.
Ulusal İSG Konseyi, 2006–2008 yıllarına yönelik olarak Ulusal İSG Politika Belgesi’ni hazırlamıştır.
Yine bu belgeye paralel, 2006–2008 yılları için de Eylem Planı oluşturulmuştur.
Ayrıca Konfederasyonumuzun da içinde yer aldığı, tüm sosyal tarafların katıldığı Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı’nın İrtibat Birimi faaliyete geçmiştir.
Diğer yandan, istihdamın özellikle standart dışı çalışma türlerine doğru kayması nedeniyle, iş sağlığı ve güvenliğine yönelik önlemleri çok yönlü değerlendirilmeye başlanmıştır.
Avrupa Birliği açısından yasal mevzuatın yakınlaştırılması dışında bir diğer önemli faktör de iş sağlığı ve güvenliği konusunda yapılacak iyileştirmelerde sosyal tarafların katılımının sağlanmasıdır. Bu itibarla “işyerinde sağlık ve güvenlik politikaları” bir başka deyişle “güvenlik kültürü”nün oluşumu Avrupa Birliği düzeyinde sosyal tarafların son yıllarda odaklaştıkları sosyal diyalog konularının başında gelmektedir.

Yürürlüğü durdurulan İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği ve diğer bazı yönetmeliklerde de işverene işçilerin görüşlerinin alınması ve katılımlarının sağlanması yükümlülüğü getirilmiştir. Üye işyerlerinde uygulanmakta olan İş Sağlığı ve Güvenliği Sistemi çerçevesinde, işçilerin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda görüşleri alınmakta ve bu konulardaki çalışmalara katılımları sağlanmaktadır.

Konfederasyonumuza üye sendikalar iş sağlığı ve güvenliği konusunda büyük duyarlılık sergilemektedirler. İşletmelerin rekabet gücünün artırılması, üretkenlik ve verimlilikte geri kalınmaması için çalışanların bilgilerinin, mesleki yetenek ve becerilerinin geliştirilmesine ihtiyaç bulunduğu inancıyla MESS ile Türk Metal Sendikası tarafından 3 Mart 2000 tarihinde “Ortak Eğitim Projesi” başlatılmıştır. Beşinci yılını tamamlamak üzere olan proje kapsamında, başlangıcından bugüne kadar MESS üyesi çeşitli işletmelerden 29.702 çalışana eğitim verilmiştir. MESS Eğitim Vakfı (MEV) yasal zorunluluk kapsamındaki iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini işyerlerinin faaliyet alanlarına ve iş hayatının değişen ihtiyaçlarına göre belirleyerek işletmelerin hizmetine sunmuştur.

İnşaat sektöründe T.İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) ve YOL-İŞ Sendikası 40 yıldır sorunsuz süren bir ilişki içindedir.

İnşaat sektörünün en önemli sorunlarından biri “nitelikli işgücü ihtiyacıdır”. Sektörün sosyal ortakları bu sorunu çözmek için el ele vermişler ve Türkiye Eğitim Şantiyesi’ni kurmuşlardır. Türkiye Eğitim Şantiyesi, diğer sektörlere örnek oluşturacak nitelikte somut bir sosyal diyalog örneğidir.

İnşaat sektörü tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de iş kazalarının en sık yaşandığı sektördür. Bu nedenle şantiye’de iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine özel önem verilmektedir. Bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile ortaklaşa çalışılmaktadır.

Türkiye Eğitim Şantiyesi faaliyetleri için AB’ye sunulan ve AB tarafından desteklenen ve yürütülen Projeler de İNTES ve YOL-İŞ Sendikalarının işbirliği ile yürütülmektedir. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2006 yılını İNŞAAT SEKTÖRÜ’nde İş Sağlığı ve Güvenliği YILI ilan etmişler ve bir eylem planı ve ortaklığı için İNTES ve YOL-İŞ’e bu projede başrol vermişlerdir.

Çimento sektöründe Çimento Müstahsilleri İşverenleri Sendikası (ÇMİS) muhatap işçi sendikası ÇİMSE-İŞ ile tüm üye işyerlerini kapsayan OHSAS 18001 çalışmalarını tamamlamıştır.

ÇMİS tarafından Leonardo da Vinci (LdV) Mesleki Eğitim Programı 2006 kapsamında uygulanacak olan “AB Çimento Meslek Kolu Sürekli Eğitim Merkezleri Ağı Projesi”nde ÇİMSE-İŞ Sendikası ortak olarak yer almaktadır.

CAM, KİPLAS, TEKSTİL verdiği eğitimler ve yürüttüğü projelerle iş sağlığı ve güvenliği konusunda önemli çalışmalara imza atmışlardır. Bu liste uzayıp gitmektedir. Özellikle Konfederasyonumuza üye tüm işveren sendikalarımız iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini, sosyal sorumluluklarının bilincinde olarak sürdürmektedirler.

Ayrıca TİSK iş sağlığı ve güvenliğinin önemini idrak ederek 1986 yılında üye sendikalar ile birlikte bir ilke imza atmış ve TİSK Mikrocerrahi ve Rekonstrüksiyon Vakfını kurmuştur. Vakıf, iş kazasına uğrayan çalışanlarımıza hizmet vermektedir.

Günümüzde sanayi toplumunun bilgi toplumu formatında yeniden yapılanması, işin doğasındaki değişim, enformasyon teknolojilerinin üretim sürecindeki mutlak hakimiyeti, yeni iş ilişkileri ve değişen üretim sistemleri beraberinde riskin doğasının değişimini getirmiştir. Bu değişim, aynı zamanda etkin bir risk yönetimi kültürüne sahip olmayı da gerektirmiştir. Etkin bir risk yönetimi kültürüne sahip olabilmek demek, insanların içinde birlikte yaşayabilecekleri ve herhangi bir kayba uğramadan önce potansiyel problemleri tanıyabilecekleri ve bunları ortadan kaldırabilecekleri proaktif bir yaklaşıma sahip olmaları demektir. Bu kültürün gelişebilmesi ise herkesin buna gerçekten inanması ve risklerin doğru değerlendirilmesi ile sağlanabilecektir. Çalışanlarda “güvenlik kültürünün” oluşumu sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının kurulmasının yanı sıra, iş sağlığı ve güvenliği sorunlarını da en aza indirgeyecektir.

Ancak bunların hiçbiri, ne yazık ki ülkemizin iş kazası istatistiklerini olumluya çevirmede yeterli olamamaktadır. Zira ekonomimiz yarı yarıya kayıtdışıdır ve %98’ini KOBİ’ler oluşturmaktadır. Burada üzülerek belirtmek isterim ki denetimlerde de, hiçbir teşvik olmamasına rağmen kayıtlı ve sosyal sorumluluk sahibi işyerlerinin üzerine gidilmekte, diğer işyerleri görmezden gelinmektedir. Artık kolaya kaçmaktan vazgeçip, kayıtlı, toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işyerlerine birer “sosyal yeterlilik belgesi” verilmeli ve buralar ödüllendirilmelidir. Bu tür teşvikler iş sağlığı ve güvenliği konusundaki faaliyetleri hızlandıracak ve geliştirecektir. TİSK olarak arzumuz, Ülkemizin iş kazası istatistiklerinde “sıfır” rakamını görebilmektir.

http://www.tisk.org.tr

__________________
Simge Velipaşalar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 12:18 PM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0