Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > iNSAN KAYNAKLARI > İŞ GÜVENLİĞİ - İŞÇİ SAĞLIĞI

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 04-01-2006, 06:39 PM
Müslüm D Müslüm D  çevrimdışı
Moderator
 
Giriş: Apr 2006
Mesaj: 133
Varsayılan İşyeri ve Sağlık

Dr. Cebrail ŞİMŞEK

İşyeri, insanların ev dışındaki zamanlarının en önemli bölümünü geçirdikleri yerdir. Gelişmekte olan ülkelerde ise birçok çalışan için ev ve iş ortamlarını birbirinden ayırmak zordur. Çünkü buralarda tarımsal ve ev tipi üretim aktiviteleri azımsanmayacak kadar yaygındır. Bu ev tipi atölyeler, nüfus artışı ve şehirleşmeye paralel olarak artar. Bu gelişim, ekonomik ve endüstriyel gelişmeye paraleldir.

İşsizliğin aksine iş; sağlık ve satın alma gücünü de beraberinde getirir. Fakat iş ortamının, birçok çalışan için çeşitli sağlık zararları vardır; kaza ve yaralanmalar, solunum hastalıkları, kanser, iskelet-kas sistemi hastalıkları, üretim bozuklukları, kalp-damar sistemi hastalıkları, akıl ve sinir hastalıları, göz hasarları, işitme kayıpları ve bulaşıcı hastalıklar gibi.

Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar 600 milyon çalışan vardır ve bu sayı her geçen gün giderek artmaktadır. Çalışan nüfusun yaklaşık % 75' i gelişmekte olan ülkelerdedir. Tüm dünyada çalışan yetişkin erkeklerin % 60-70' i ve kadınların % 30-60' ı sigortalıdır. Her yıl çalışanlar arasına yaklaşık 40 milyon yeni nüfus katılmaktadır. Bunların da çoğu gelişmekte olan ülkelerdedir. Dolayısıyle iş ortamından kaynaklanan zararlar, dünya nüfusunun önemli bir bölümünü ve özellikle de gelişmekte olan ülkeleri etkilemektedir.

İş ortamı ve ekonomik gelişme

Az gelişmiş ülkelerde toplam iş gücünün % 80 kadarı tarım, madencilik ve diğer basit üretimlerde çalışmaktadır. Bu ülkelerin temel iş sağlığı sorunları; ağır çalışma koşulları, sıcak stresi, iş kazaları, pestisid zehirlenmeleri, organik tozlar ve biyolojik zararlılardan kaynaklanmaktadır. Bunlar, meslek hastalıklarının ve ölümlerinin çoğu zaman nedenleridir. Ayrıca paraziter ve enfeksiyon hastalıkları, kötü hijyen ve sanitasyon, yetersiz beslenme, genel yoksulluk ve cahillik gibi mesleki olmayan birçok faktör, mesleki sağlık zararlılarının etkilerini artırır.

Kayıt altında olmayan sektör ve küçük ölçekli sanayide, iş ortamının sağlık zararları daha fazladır. Buralarda sıklıkla geçici ve sigortasız işçi çalıştırılmaktadır. Tüm dünyada küçük ölçekli sanayide çalışanların sayısı bir milyar olarak tahmin edilmektedir. Ancak buraların işçi sağlığı ve güvenliği açısından uygun koşullarına sahip oldukları söylenemez..

Hızlı sanayileşen ya da gelişmekte olan ülkelerde; gelişmiş ülkelere göre daha eski ve daha zararlı teknolojilerin kullanımına bağlı olarak, iş sağlığı problemleri daha fazla görülmektedir. Üstelik teknik ve finans kaynaklarının kısıtlı olması; iş ve işçi sağlığı, iş güvenliği, çevre sağlığı tedbirlerinin alınması konularında sıklıkla yetersizliklere neden olmaktadır. Böylece iş kazaları, genel fiziksel ve ergonomik hasarlar, mesleki yaralanmalar ve hastalıklar temel problemler haline gelmektedir. İş kazaları ve meslek hastalıklarının çoğu kayıt altında olmadığı için bunların gerçek rakamlarını bildirmek de zordur.

Görünen o ki, iş ortamından kaynaklanan zararlar ekonomik gelişmeye paralel bir dağılım göstermektedir. Koruyucu tedbirlerin gelişimi de yine bununla ilgilidir. Ama gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun bu konuda temel prensip aynıdır; herkese iş sağlığı.

İş ortamı zararlıları

Genellikle dış çevrede bulunanlardan farklıdır. Ayrıca işçiler kapalı alanlarda bulunduklarından, genel çevrede bulunanlardan daha yüksek oranlarda zararlılara maruz kalırlar. Gelişmekte olan ülkelerde iş ortamıyla birlikte ev ortamı ve çevresel zararlılara birlikte maruziyet söz konusudur.
Aşağıda temel iş ortamı zararlılarının kısa bir özeti verilmektedir;

Mekanik zararlar; Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde makina koruyucularının yetersizliği, emniyetsiz yapılar, tehlikeli alet ve avadanlıklar en sık karşılaşılanlarıdır. Avrupa'da yılda yaklaşık 10 milyon iş kazası görülmektedir. İş güvenliği tedbirlerinin alınması, daha emniyetli sistemlerin uygulanması, işçi davranışı ve yönetim uygulamalarının geliştirilmesi, yüksek riskli işlerde bile kısa zaman içerisinde bu kazaları % 50 oranında azaltacaktır.

Aşırı iş yükü ve kötü ergonomik koşullar; Gelişmiş ülkelerdeki toplam işgücünün % 30'unda, gelişmekte olan ülkelerde ise % 50-70'inde ağır yük kaldırma ve taşıma, tekrarlanan el işlemleri gibi koşullar vardır. Aşırı iş yükü altında çalışanlar genellikle madencilik, çiftçilik, ormancılık, balıkçılık, yapı işçiliği, depolama ve sağlık sektörlerinde çalışanlardır. Birçok sanayi ve servis mesleklerinde tekrarlanan işler ve statik kas yüklenmesi de sık görülür. Bunlar çeşitli iskelet ve kas rahatsızlıklarına yol açar. Gelişmiş ülkelerde bu tür rahatsızlıklar geçici ve kalıcı iş gücü kayıplarının önemli bir bölümünü ve ekonomik kayıpların % 5'ini oluşturur.

Biyolojik ajanlar; Bazı iş kollarında virüsler, bakteriler, mantarlar, küfler ve organik tozlardan oluşan toplam 200 kadar biyolojik zararlıya maruziyet söz konusudur. Hepatit-B ve C virüs enfeksiyonları, tüberküloz enfeksiyonları (özellikle sağlık çalışanlarında), astım (organik toz maruziyetlerinde), kronik paraziter hastalıklar (tarım ve orman işçilerinde) biyolojik maruziyetlerle en sık görülen meslek hastalıklarıdır. Bugün HIV/AIDS ve Hepatit-B gibi kan yoluyla bulaşan hastalıkların sağlık çalışanlarının temel meslek hastalıkları oldukları iyi bilinmektedir.

Fiziksel faktörler; İş ortamındaki gürültü, vibrasyon, iyonizan ve non-iyonizan radyasyon, mikro-klimatik bozukluklar gibi fizik faktörler, çalışanların sağlığını olumsuz etkileyebilir. Gelişmiş ülkelerde çalışanların % 10-30'u, gelişmekte olan ülkelerde % 80' i bu tür fiziksel zararlılara maruz kalmaktadırlar. Madencilik, imalat ve yapı işleri gibi bazı işkollarında risk daha da yüksektir ve işçilerin tamamını etkileyebilir. Gürültüye bağlı işitme kayıpları; gelişmiş, ve gelişmekte olan ülkelerin sık görülen ortak bir sorunudur.

Kimyasal faktörler; Modern iş ortamında yaklaşık 100.000 farklı kimyasal kullanılmaktadır ve bu sayı her geçen gün daha da artmaktadır. Kimyasal ve metal endüstrisinde, bazı tüketim maddelerinin imalatında, tekstil ve sentetik üretiminde, yapı endüstrisinde daha fazla kimyasal maruziyeti söz konusudur. Kimyasalların hemen tüm iş kollarında kullanımı giderek daha da artmaktadır; hastaneler, bürolar, temizlik işleri, kozmetik ve güzellik salonları bunlara örnektir. Kimyasal maruziyetine bağlı olarak metal zehirlenmeleri, çözücülere bağlı merkezi sinir sistemi ve karaciğer hasarları, pestisid zehirlenmeleri, cild ve solunum allerjileri, dermatozlar, kanserler ve üretim bozuklukları gibi rahatsızlıklar gelişebilir. Bazı gelişmekte olan ülkelerde, maden ve metalurji sanayii gibi bazı yüksek riskli işlerde çalışan ve silika içeren tozlara maruz kalanların yarıdan fazlasında silikozis ve pnömokonyozların diğer çeşitleri görülür.

Üreme sistemi zararlıları; İş ortamında bulunan kimyasalların 200-300 kadarının mutajenik ve kanserojen etkileri olduğu bilinmektedir. Bunlara bağlı olarak kadın ve erkekte kısırlık, spontan düşükler, ölü doğumlar, sakat doğumlar, fötus kanserleri, föto-toksisiteler, fötus ve yenidoğanda gelişme geriliği gibi ciddi rahatsızlıklar bildirilmiştir. Çeşitli organik çözücüler ve toksik metaller, birçok biyolojik ajan -bazı bakteriler, viruslar, zoonozlar-, aşırı iş yükü gibi nedenler de üreme bozukluklarına neden olabilirler. İyonizan radyasyonun üreme sistemi üzerine zararları iyi bilinmektedir. İyonizan olmayan radyasyon ise halen yoğun araştırma altındadır. Bunların etkileri hem erkek, hem de kadın üremesi üzerinedir. Fakat doğurganlık yaşındaki kadınların ve hamilelerin korunması özellikle önem arz etmektedir.

Mesleki kanserojenler; Yaklaşık 300-350 kadar maddenin mesleki kanserlere neden olduğu bilinmektedir. Bunlar benzen, krom, nitrozaminler ve asbestoz gibi kimyasallar, ultraviyole radyasyon ve iyonizan radyasyon gibi fiziksel zararlılar ve virüsler gibi biyolojik zararlılardır. Sadece Avrupa'da, yaklaşık 16 milyon kişi, iş ortamında kanserojenlere maruz kalmaktadır. Bunlara bağlı olarak en sık gelişen kanserler akciğer, mesane, cild, seröz zarlar, karaciğer, kan, kemik ve yumuşak doku kanserleridir. Asbestoz çalışanlarında mezotelyoma denilen kanserler çok iyi bilinir. Tedbir olarak ya bu maddenin kullanımı tamamen terk edilmeli, ya da işçi bu kanserojene maruz kalmaktan çok etkili şekilde korunmalıdır.

Allerjenik maddeler; Çevremizde bulunan yaklaşık 3000 kadar allerji yapan maddenin çoğu meslekidir. Bunlar vücuda solunum ya da cilt yoluyla alınırlar. Allerjik cilt hastalıkları, en sık görülen meslek hastalıklarındandır. Mesleki akciğer hastalıkları da ilk sıraları işgal etmektedir. Çeşitli organik tozlara, mikroorganizmalara, bakteri, mantar ve küflere ve çeşitli kimyasallara bağlı olarak mesleki astım gelişebilir.

Psikolojik stres; Son on yılda işe bağlı psikolojik rahatsızlıklar giderek önem kazanmaya başlamıştır. Monoton iş ortamı, yoğun dikkat gerektiren işler, çalışma saatlerinin düzensiz olması, vardiyalı çalışma, şiddete maruz kalınan işler (polislik ve gardiyanlık gibi) , yalnız çalışma, aşırı sorumluluk gibi iş şartları, çalışanlarda ciddi psikolojik rahatsızlıklara neden olabilir. Böyle psikolojik stres ve aşırı yüklenmeler, çalışanlarda uyku bozuklukları, tükenme sendromları, ve depresyona neden olabilir. İş stresine bağlı olarak kalp-damar sistemi hastalıklarında, özellikle koroner damar hastalıkları ve hipertansiyonda artış olduğu bildirilmiştir. Hayati tehdit eden ya da ölümle sonuçlanan büyük kazalar ve faciaların, çalışanlarda ağır psikolojik bozukluklara neden olduğu görülmüştür.

Sosyal faktörler; İşyerinde kadın-erkek dağılımı, iş ve eşitlik ilkelerinde adaletsizlikler, yöneticilerle çalışanlar arasındaki olumsuz ilişkiler işyeri ortamındaki strese katkıda bulunabilecek sosyal faktörlerdir. Servis ve kamu hizmetlerinde çalışan pek çok kimse, müşterilerden ve halktan sosyal baskı görürler ve bu da psikolojik iş yükünü artırabilir. Bu olumsuz sosyal şartların düzeltilmesi, ancak işyerinde açık ve olumlu diyalogların geliştirilmesi, işçinin kişiliğinin ve kimliğinin benimsenmesi ve desteklenmesi ve takım ruhunun teşvik edilmesiyle düzeltilebilir.

İşçi sağlığının boyutları; Mesleki sağlık zararlarının çeşitliliği, bunlara bağlı sağlık risklerinin tasnifini gerektirir. Ve bunların toplam düzeyini belirlemek zordur. Bazı istatistiklerle mesleki yaralanma ve hastalıkların tahminleri yapılmaya çalışılmıştır. Fakat işyerinden kaynaklanan hastalık ve yaralanmaların çoğu kayıt altında değildir. Bunun için düzenlemelere ihtiyaç vardır. ILO ve WHO, tüm dünyada her yıl 250 milyon kişinin iş kazası geçirdiğini ve bunların 330.000'inin ölümle sonuçlandığını tahmin etmektedirler.
Gelişmeye paralel olarak meslek dağılımlarının değişmesi nedeniyle, birçok ülkede tarım, madencilik ve diğer temel endüstrilerde, üretim ve servis sektörlerinde mesleki zararların dağılımında farklılıklar gözlenmektedir. Bu değişimlerin iyi takip edilmesi mesleki kaza ve hastalıkların görülme sıklığını ve şiddetini azaltacaktır. Fakat bu sefer yeni meslek hastalıkları ile karşılaşılacaktır. Bu da gelişmiş ülkelerde raporlanan meslek hastalıklarında artma sonucunu getirecektir.
Yukarda tartışılan özgün işyeri zararlarına ek olarak, iş ve sağlığı etkileyen ilave faktörler de vardır. Çalışma şartları,işin türü, meslek ve uzmanlık durumu, işyerinin coğrafi yerleşimi, istihdam gibi konular da işçinin sosyal durumunu ve sosyal olarak iyi hissetmesini etkileyen faktörlerdir. Tarihsel olarak bakıldığında da işçi sağlığı programları, koruyucu tedbirlerden yoksun ve zor şartlarda, yetersiz ücretlerle çalışan işçilerin sosyal durumlarını düzeltme ihtiyacından doğmuştur. Birçok ülkede sosyal politikalar ve sosyal güvenlik konuları istihdam ve işsizlikle yakından ilgilidir.
Sonuç olarak, sağlıklı yaşama hakkının uzantısı olarak iş ortamında da bedensel ve ruhsal açıdan sağlık içerisinde bulunmak işçinin en doğal hakkıdır.İşletmenin verimliliği, geleceği ve güvenliği de ancak sağlıklı işçiyle mümkündür. Konu tüm dünyada, endüstrinin gelişimine paralel bir ilgi görmektedir. Girmeye aday olduğumuz AB'nin uyum yasaları da büyük oranda iş sağlığı ve güvenliği konularına endekslenmiştir. Korunmak, tazmin ve tedavi etmekten ucuz ve insancıldır. Çalışanların sağlığının korunması, sosyal barışın sağlanmasında da önemli bir mihenk taşıdır.

http://www.tisk.org.tr/isveren_sayfa.asp?yazi_id=98&id=6

__________________
Müslüm D
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 06:59 PM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0