İşgören Sağlığı ve iş Güvenliğinin Korunması
SAĞLIK VE GÜVENLİĞİN KORUNMASI
işvereni daha fazla çıktı ve daha yüksek etkinliğe iten ihtiyaçlar ile işgörenin işyerinin tehlikelerinden korunması ihtiyaçları arasında daima bir çatışma vardır. 19. yüzyılın ortalarında bu çatışmalar, uzun çalışma saatleri ve fabrika sisteminin ağır fiziksel gerekleri konusunda doğmuştur.
İşverenlerin daha fazla kâr elde etmesi isteklerine karşılık, işgörenlerin ağır ve olumsuz çalışma koşulları içinde düşük ücretle çalışmaları çatışmaların en önemli nedenini oluşturuyordu. Bu dönemde devlet müdahalesinin ve örgütlenme hakkının olmaması, işçilerin sağlık ve güvenliklerinin korunmasını engelliyordu. Bu durum, taraflar arasında büyük kavga ve çatışmalara, işgörenlerin mücadelelerine neden oluyordu. 20. yüzyıla yaklaşılırken, bu olumsuz koşullara karşı ilgi artmaya başlamıştır. Nitekim örgütlenme hakkının verilmesi sonrası işçi sendikalarının, hükümet temsilcilerinin, çeşitli baskı gruplarının ve hatta işverenlerin konu hakkında duyarlılıkları artmıştır.
Bu gelişmeler sonucunda işgörenlerin sağlık ve güvenliklerinin korunması sağlanmaya başlanmıştır. Korumanın bazı yönleri yasal düzenlemelerle gerçekleşirken, çoğu yönetimlerin, işçilerin ve onların temsilcilerinin insiyatifleriyle sağlanmıştır. İnsiyatifin kaynağı ve konuya ilginin niteliği ne olursa olsun personel yöneticisi hangi eyleme geçilmesi gerektiği üzerinde durmalıdır.[1]
Çağdaş toplumda bir işverenden işgörenlerin sağlık ve güvenliğini koruyucu nitelikte çalışma koşullarını sağlaması beklenir. Bu beklenti, hem işverenin işgörenlerine karşı yerine getirmesi gereken sosyal sorumluğundan, hem de verimliliği artırma gayesinden kaynaklanır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği olarak ele alınan bu konu, en temel hak olan ve diğer bütün haklarında kullanılmasına olanak tanıyan “yaşama hakkı” ile doğrudan ilişkilidir.
Bu husus ekonomik açıdan da önem arz etmektedir. Bu nedenle günümüzde konuya yoğun bir ilgi gösterilmektedir. Ancak bu çabalara karşın, iş kazaları ve meslek hastalıklarının sayısında bir azalma sözkonusu olmamıştır.[2]
İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİNİN TANIMI
İşçi sağlığı ve iş güvenliği çoğunlukla aynı anlamda kullanılmaktadır. Bu yüzden biz konunun daha iyi anlaşılabilmesi için her iki kavramı önce ayrı ayrı açıklayıp, tanımlayalım:
Sağlık, güvenlikten daha geniş ve daha karışık bir kavramdır. Sağlıklı bir kişi normal beşeri faaliyeti bozan hastalık, yaralanma, zihinsel ve duygusal sorunlara sahip olmayan kişidir. Bununla birlikte, sağlıklı ve normal davranışın tam olarak ne olduğu sorusu, yoruma açıktır. Sağlık yönetimi uygulamaları bir bireyin sağlık ve refahını korumaya yöneliktir.”[3] Buna göre işçi sağlığının değişik tanımları vardır. Bunlardan ikisini şöyle açıklayabiliriz:
- “İşçi sağlığının oldukça sık kullanılan fakat yetersiz sayılması gereken bir tanımı;
İş kazaları ve meslek hastalıklarından korunma etkinlikleri, olarak verilir. Bu tanım yetersizdir çünkü önemli bir konuyu, işle ilgili hastalıkları dikkate almamaktadır. İş sağlığı ilke ve yöntemlerini belirsizlik içinde bırakmaktadır.”[4]
- “Geniş anlamda ve çağdaş anlayışa uygun tanım ise:
İş sağlığı etkinlikleri; insanın olumlu üretim alanında her çeşit uğraşıda;- Karşılaştığı sağlık ve güvenlik sorunlarını (rizikolarını) belirleyen,
- Bu sorunların çözümü için ilkeler ve kurallar ortaya koyan,
- Bu kuralların uygulanması için yöntemler öne süren,
- Sonuçta, çalışmanın insan sağlığına ve yeteneklerine uygun verimli biçimde gerçekleşmesine yönelik çabaların tümüdür.”[5]
“İş güvenliği ise; iş kazalarını, meslek hastalıklarını, yangınları ve sanayileşme hastalığı diyebileceğimiz insan bunalımlarını ortadan kaldırmak yada azaltmak amacıyla yapılan çalışmaların tümü olarak tanımlanabilir.”[6]
“Sağlık ve güvenlik ile ilgili bu tanımlardan sonra işçi sağlığı ve iş güvenliğini tanımlayabiliriz. Uluslar arası Çalışma Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü 1950 yılında işçi sağlığı ve iş güvenliğinin tanımını şöyle yapmıştır:
Tüm mesleklerde işçilerin bedensel, ruhsal, sosyal iyilik durumlarını en üst düzeye ulaştırmak, bu düzeyde sürdürmek, işçilerin çalışma koşulları yüzünden sağlıklarının bozulmasını önlemek, işçileri çalıştırılmaları sırasında sağlığa aykırı etmenlerden oluşan tehlikelerden korunmak, işçileri fizyolojik ve psikolojik durumlarına en uygun mesleksel ortamlara yerleştirmek ve bu durumları sürdürmek, özet olarak işin insana ve her insanın kendi işine uyumunu sağlamak.”[7]
“Bu tanımlardan da anlaşılacağı gibi işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramının çağdaş anlamı, iş kazaları ve meslek hastalıkları tanı ve tedavisinden öte işgörenin sağlığını korumak ve onun sağlığını bozacak çeşitli tehlikeleri ortadan kaldırmaktadır. Bu bağlamda işçi sağlığı ve iş güvenliğinin caydırıcı yaptırımlarla donatılmış kamu düzeni kurallarıyla sağlanması, uzmanlık örgütleri oluşturulması, teknik ve medikal araştırmalar, ruhsal ve istatistiksel etüdler yapılması, eğitimci ve ikna edici programlar hazırlanıp uygulanması gibi tekniklerin geliştirilmesi de ele alınmaktadır.”[8]
İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİNİN ÖNEMİ
İş güvenliği ve işgören sağlığının taşıdığı önem işçi ve işveren açısından incelenebilir:
- İşçi açısından önemi; “İş kazaları ve meslek hastalıklarından doğrudan ve en çok etkilenenler bu meslek riskleri ile karşılaşan işçilerdir. İş kazaları çoğu kez yaralanmalara ve hatta ölümlere yol açabilmektedir. İş kazaları ve meslek hastalıkları ile karşılaşan işçiler, iş güçlerinin tümünü yada bir bölümünü, sürekli veya belirli bir süre kaybetmek gibi durumla karşılaşacaklardır.
Böyle bir kayıp ise ücret gelirinde tamamını veya bir bölümünün sürekli veya belirli bir süre ile kaybedilmesi anlamına gelmektedir. İşçilerin çoğunun ücret gelirinden başkaca bir geliri bulunmayan kişiler olması ise, bu kayıpları kendileri ve bakmakla yükümlü bulundukları aile üyeleri için kuşkusuz daha da güç duruma getirecektir.”[9]
- İşveren açısından önemi; “Çalışma ortamının iyileştirilerek iş güvenliğinin sağlanması, işin akışını durduran insan, malzeme, ürün ve zaman kaybına neden olan koşulların ortadan kalkmasını yada minimize edilmesini doğurur. Böylece, yüksek verimlilik ve etkinliğin elde edilmesi sağlanır.
İş güvenliğine yönelik çabalar aynı zamanda maliyetin düşmesini ve ürün düzeyinde artışı da beraberinde getirecektir. İşletme tarafından planlı bilimsel bir şekilde yapılan iş güvenliği harcamaları, güvenlik önlemlerinin alınması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve işçi sağlığı için yapılan harcama ve sigortalar bir noktaya kadar işletmeye bir maliyet getiriyor olsa da iş kazalarından ve meslek hastalıklarının sonucunda meydana gelecek zararlardan doğan maliyetler, hasara uğrayan alet ve makinelerin bakımı, işçinin tedavi masrafları, soruşturma giderleri, tazminatlar, kaza nedeniyle aksayan işlerin yapılması için gereken ek çalışma masrafları, üretimde ve verimlilikte ortaya çıkan azalmaların maliyetleri, bunun sonucunda
Pazar kaybı ve işletmenin prestijinin kaybolmasının getireceği kayıplar daha fazla maliyet getirecektir.”[10]
İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN TEMEL İLKELER[11]
Doç. Dr. Gürhan Fişek’e göre;- Temel görev, koruyucu sağlık hizmetleridir.
- İş ile onun sağlık yönü birbirinden ayrılamaz.
- Öncelikle üzerinde durulması gereken insandır. Üretim ikinci plandadır.
- İşçi sağlığı, her işte çalışanların sağlığı ile ilgilidir.
- İşçi sağlığı, yalnızca iş kazalarıyla meslek hastalıklarının cebirsel toplamı değildir.
- İşçi sağlığı konusunda, sürekli olarak savunma halinde değiliz. Yalnızca işçinin sağlığının savunulmasını değil geliştirilmesini de amaçlıyoruz.
- İş kazalarıyla meslek hastalıkları önlenebilir nitelikte duygulardır. Dolayısıyla varlıkları, gerekli önlemlerin alınmadığının göstergesidir.
- Yaşama ve çalışma koşulları birbirinden ayrılamaz.
- çalışılan ve çalışılmayan (işsizlik, grev vb.) dönemler birbirinden ayrılamaz.
- İşçi ve ailesinin sağlığı arasında doğrudan bağlantı vardır.
- İşçi sağlığı ve iş güvenliği birbirinden ayrılamaz.
- işçi sağlığı, birçok bilim dalını ilgilendiren (multidisipliner) bir konudur.
- işçi sağlığı ve iş güvenliği bir ekip hizmetidir.
- İşçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili mevzuatın odak noktasında, işyeri hekimi vardır.
- İş hukuku mevzuatı bir bütündür.
- Hukuka saygı bir bütündür.
- Konunun ekonomik boyutu da hekimleri yakından ilgilendirir.
- Bireysel çabalarla ve bir tek işyerinde “cennet yaratmak” düşü ile bir yere varılmaz. Çünkü ülke ölçeğinden ve bir ölçüde de dünya ölçeğinden soyutlanarak kalıcı sonuçlar alınamaz.
- Bilim ve teknoloji alanındaki hızlı gelişmeler, işçi sağlığı alanındaki bilgilerinde sürekli olarak yenilenmesini gerektirmekte; dolayısıyla sürekli eğitimi zorunlu kılmaktadır.
- İşçi sağlığında araştırma, istatistik ve tarama çalışmaları çok önemli bir yer tutar.
- İşçilerin sağlığını korumak ve geliştirmek, temelde bir işveren yükümlülüğüdür.
- İşçilerin sağlığı alanında kurumlararası işbirliği zorunludur.
- İşçi sağlığı hizmetlerinin başarısı bundan yarar sağlayanların sahiplenmesi ile doğru orantılıdır.
[1] BİNGÖL, Dursun; Personel Yönetimi, Beta Basım Yayım, İstanbul 1996, s. 409.
[2] BİNGÖL, Dursun, a.g.e., s. 410.
[3] BİNGÖL, Dursun, a.g.e., s. 410.
[4] TOPUZOĞLU; İsmail; İSG (İŞ Sağlığı ve Güvenliği Dergisi), Sayı: 4, Yıl: 1, Kasım-Aralık 2001, s. 4.
[5] TOPUZOĞLU; İsmail, a.g.e., s. 4.
[6] Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı, İş Güvenliği (Monitör Yetiştirme Kursu Ders Notu), Ankara 1988, s. 5.
[7] Birleşik Metal İşçileri Sendikası, “İş Sağlığı ve İş Güvenliği”, Arbas Matbaacılık Ltd. Şti, 94/1, s. 1-2.
[8] BİNGÖL, Dursun, a.g.e., s. 41.
[9] SABUNCUOĞLU, Zeyyat, “İnsan Kaynakları Yönetimi”, Ezgi Kitabevi, Bursa, Eylül 2000, s. 263-264.
[10] SABUNCUOĞLU, Zeyyat, a.g.e., s. 264.
[11] Birleşik Metal Sendikası, “İşçi Sağlığı ve Güvenliği”, Arbas Matbaacılık Ltd, s. 3,4,5.
__________________
Müslüm Doğan
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
|