OYAKBANK İLE BANKACILIKTA İNSAN KAYNAKLARI
Bankacılık sektöründe insan kaynakları üzerine Oyakbank İnsan Kaynakları Grup Müdürü Emre Somer’le yaptığımız röportajda sektör ve insan kaynakları üzerine merak ettiğimiz sorulara cevap aradık. Emre Somer, Saint Michel Fransız Lisesi’den mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi İşletme bölümüne girdi. Daha sonra birçok bankada pazarlama, kambiyo, dış mevzuat ve son olarak insan kaynakları alanında görev aldı. 2001 yılından beri de Oyakbank’da görevine devam etmekte.
Bankacılık sektöründe insan kaynaklarının öneminden bahsedebilir misiniz? Sonuçta para üzerine dönen bir sektör ama insan ilişkileri de çok önemli çünkü insanları yatırıma teşvik ediyorsunuz.
İnsan kaynakları, insan kaynaklarında çalışanlar açısından bir işletmenin en önemli ünitesi çünkü insan kaynakları organizasyona kan pompalayan bir ünite. İnsan kaynakları ancak birikimle, olgunlukla, tarafsızlıkla, sağduyu ile yönetilebilecek bir ünite çünkü insan kaynaklarının belli bir doğrusu yok. Diğer ünitelerin operasyonlarının kılavuzları, yönetmelikleri var. Oysa insan kaynaklarının esas yönetmeliği ancak kişilerin birikimine bağlı. İnsan kaynaklarının bir hizmet departmanı olduğuna ne kadar inanıyorsanız, o ölçüde başarılısınız insan kaynaklarında. İnsan kaynaklarının dezavantajı şu. Eğer bir şey olumsuz gidiyorsa bir işletmede, ilk eleştirilen ünite insan kaynakları oluyor maalesef.
Bankacılık sektöründe çalışmak isteyenlerin ne gibi özelliklere sahip olması lazım? İşe alımda nelere dikkat ediliyor?
Yüksek okul mezunu olmak, yabancı dil bilmek, vakit geçirmemiş olmak gerekli şartlar. Ben size bizim çok katı uyguladığımız normlardan söz edeyim. Bir, yaş sınırına, okula, yabancı dile, deneyimli arkadaşlarda belli alanlarda çalışmış olmaya dikkat ediyoruz. Şu anda yalnızca internetten başvuru kabul ediyoruz. Faksla veya yazı ile başvuru kabul etmiyoruz. İnternette bir insan kaynakları paket programımız var, ona göre başvuruları filtreliyoruz. Filtreledikten sonra sınava davet ediyoruz. Bu testte genel kültür, Türkçe, genel yetenek, algılama, hafıza, sayılar ve kişilik envanteri gibi sorular var. Bu sınavlarda adayların asgari puanı yakalamış olmaları gerekiyor. Burada iyi üniversitelerden mezun olmak bir avantaj. Ben üniversite öğrencilerine bunları öneriyorum. Fakat bunların yanı sıra, bundan bir buçuk sene önce konuşsaydık şimdi söyleyeceklerim daha değerli olurdu ama şimdi banka sayısı azaldığı için şu an söyleyeceklerimin önemi biraz daha az. Şunu önerirdim, biraz sağduyu, biraz sabır. Yani köklü bir işletmede hayata adım atmalarını önerirdim. Türkiye zor bir dönemden geçiyor, sektörlerin birçoğu bunalımda ve işletmeler çıkış yolu arıyor. Kalıcı işletmelerde göreve başlamalarını önerirdim. Göreve başladıktan sonra çok başarılı olsalar dahi, bir takım küskünlükleri hayal kırıklıkları olsa dahi hemen iş değiştirmeye yönelmemelerini önerirdim. Sabırlı olmalarını önerirdim. Neden? Kök salmak için. Kök salan bir insanın avantajı nedir? Bilgi birikimi ile darbelerden mümkün olduğu kadar az etkilenme. Eğer kök salmadıysanız ilk rüzgarda devriliyorsunuz. Şu anda bu 40bin kişinin birçoğu daha önceki işletmelerde başarılı olup, bu olumsuzluklardan hemen etkilenen bankalara terfien gitmiş, o bankaların çökmesiyle işsiz kalmış insanlar. Eğer bu insanlar göreve başladıkları yerlerde sabretselerdi, oradan oraya geçmeselerdi, şu an onları daha iyi bir kader bekliyordu. Bu işletmeler neler? Kurum bankaları. Köklü işletmeleri araştırmak lazım. Yönetimleri kaç yılda bir değişiyor, sermayedarları kaç yıldan beri aynı, gençler bunları sorgularlarsa daha sağlıklı kararlar alabilirler. Bir de arkadaşlarımız üniversite kariyer günlerine, sağlıklı bir gelecek için katılmalılar. Gelecek yalnızca para ve unvan değil. İş hayatı uzun, ilk yıllarda edindiklerimizin 40 yıl sonra dahi bizi etkilediğini unutmamalıyız. Önerim, ilk yıllarda ne öğretiliyorsa ona uysunlar, aşırı cesaret göstermesinler. Rahmetli Turgut Özal’ın söylediği “calculated risk” diye bir şey vardır. Hesaplı risk almak bence çok önemli.
Bankacılık sektöründe işe alımdan sonra ne gibi eğitimler veriliyor?
Ben size isterseniz olması gerekenden söz edeyim. Böylece genç kardeşlerimiz de bunların olduğu işletmelere yönelirler. Yeni girenlerin yetiştiği 3 tane eğitim var. Bir, MT denen Yönetici Yetiştirme Programı. İkincisi teknik eğitimler, üçüncüsü ise yöneticilik eğitimleri. MT’ler bankaya katıldıktan sonra 3 aydan kısa 6 aydan uzun olmamak kaydıyla bir programa tabi tutulmaları gerekiyor. Bu program tamamen işletmeyi ve işletmenin hedeflerini tanıma ağırlıklı bir programdır. Çünkü bir işletmenin hedeflerini ne kadar iyi tanırsanız, kendinizi o kadar işletmenin bir parçası olarak görürsünüz. Üniversite yıllarında asla ve asla ders geçme mantığıyla değil, ben bu öğrendiklerimi iş hayatında nasıl kullanabilirim mantığıyla hareket etmek gerekiyor. Stajlar çok önemli. İş hayatında, ilk günlerinde atacakları olası hatalı adımları sıfıra indirebilmek için tüm gençlerin staj yapmalarını öneriyorum. Biz de MT’de 4 aylık bir eğitim süreci var. Bu dört aylık eğitim sürecinde teorik eğitim ve iş başı eğitimleri öngördük. Bankamızın organizasyonu, departmanları, departmanların hedefleri ve beklentileri gibi konuların yanı sıra fiyatlama, finans, matematik, kredileme teknikleri, hazine, mevzuat gibi yarın göreve atandıkları takdirde bulundukları gruplarda kullanacakları bütün bilgileri verdik. Ayrıca iletişim teknikleri, motivasyon gibi konularda da eğitimler veriyoruz. Öfkeyi kontrol etme, olumlu bakış açısı, diplomasi, düzgün Türkçe kullanımı gibi konuları da veriyoruz. Eskiden bir yönetici bir sekreterin işini yapabiliyordu. Sekreterin önünde daktilo vardı yazıyordu veya çok basit bir telefonla yöneticisine aranan kişiyi bağlıyordu. Ama şimdi böyle değil, artık her şey çok zor. Dolayısıyla bu insanları yetiştirmeliyiz, insanları idare etmeliyiz. Bir yöneticiye düşen görev şu: Tarafsız, adil, hoşgörülü, sevgiye dayalı bir yönetim tarzı uygulamak. Bütün MT’lerimiz, ki bu bizim ilk denememizdi, kesinlikle başarılı olacaklar.
Peki, Oyakbank için staj veya master yapmış olmak ya da not ortalaması ne kadar önemli? Hangi bölümlerde master yapmış olmak önemli ya da gerekli?
Not ortalaması, master konuları mülakatta önem kazanıyor. Sizin tarzınıza, kendinizi ifade etmenize, kararlılığınıza etkisi olduysa önem kazanıyor. Yani yalnızca master yapmış olmak onu bu şekilde kendine yansıtmadıysa çok önemli olmayabilir. Master’da harcanacak süre iş hayatına atılımda bir gecikmeye neden olmamalı. Buna izin veren işletmeler var çünkü iş hayatı master’da öğrenilenleri uygulama ortamı oluyor. Not ortalaması tabi ki önemli. Esas önemli olan öğrenmek. Burada önemli olan öğrenim hayatının son yılında hedefinizi net bir şekilde koymanız. Bizim bankamızda uçak mühendisi olan organizasyon müdürü arkadaşımız var. Demek ki hedefini bankacılık yönünde koymuş. Ben 1976 yılında başladım, ben meslek hayatımın ilk günlerinde insanı hedefledim. Ve ondan 10 yıl sene sonra istediğim yere ulaştım. Kişini beklentilerini ve iş yerinin gereksinimlerini örtüştürecek bir staj politikası izliyoruz. Stajyerler için hem kendisinden hem de ünitenin yöneticisinden rapor istiyoruz. Onları izliyoruz, yönlendiriyoruz. Bu banka bu güne kadar Türkiye’de hiç olmamış ve bundan sonra da hiç olmayacak bir işyeri. Çünkü burası bünyesinde 11 tane bankayı barındırıyor. Burası 11 bankanın kültürlerini toplayıp, bir Oyakbank kültürü yaratıyor. Biz bunun peşindeyiz, bu yüzden eğitime önem veriyoruz. Ücretlendirmede yabancı bir sistem kullanıyoruz. Eğitimde uzaktan eğitim denen e-learning’e geçeceğiz, bu tür çağdaş uygulamalarımız da var.
Yabancı bankaların banka satın alarak sektöre direkt girişleri oldu ya da banka birleşmeleri oldu? Bunun sektöre etkisi ne olacak ileriye doğru baktığımızda?
Başarılı olan insanlarda yani çalışkan olan kendini iyi tanıtmış ve ciddi bir olumsuzluğu olmayan insanlar her zaman diğer bankalar tarafından isteniyor. Artık sektörde daha fazla banka iflası olacağını kesinlikle zannetmiyorum. Neden? Çünkü insanlar akıllandılar. Bu zorlu dönemi atlatan bankaların olumsuz adım atacaklarına ben kesinlikle inanmıyorum. Bundan sonra sektörde banka iflası olmayacak. Transferler asgari düzeyde olacaktır. Çünkü hem seçim şansı az, hem de çalışanlar da akıllandılar. Bu transferler yüzünden birçok insanın işsiz kaldığını çalışanlar biliyor. Dolayısıyla adımlarını dikkatli atacaklardır. Bir tek çözüm var, işletmelerin kendi insanlarını kendilerini yetiştirmeleri.
Mezun adaylarını bankacılık sektörüne yönlendirecek ya da bu sektörde çalışmak isteyenlere son olarak söylemek istedikleriniz?Üniversiteyi takiben böyle bir alanda çalışmak arkadaşların yarınları için bence çok önemli bir yatırımdır. Ben genç arkadaşlarımızın bankacılığı kesinlikle göz önünde bulundurmalarını öneriyorum. Bankacılıkta bir ciddiyet var. Bu disiplinden geçen kişiler diğer sektörlerde zorlanabilir ama bizim yapmamız gereken bu disiplini diğer sektörlere geçirmek. Bir kariyer modelimiz var. Belli bir pozisyonda göreve başlayan 3-5 sene sonra başarılı olduğu takdirde nerede olabileceğini görebilecek.
Mehmet Zeki Önal