Sizin ideal iş kavramınız ne? Ben ideal bir yaşamı şöyle tanımlıyorum: Sabahlan anlatılamaz bir neşe, bir iyilik duygusu ile dolu olarak uyanırsınız. İşinize; o işi yapma ayrıcalığına sahip olduğunuz için para ödemeye razı olacak kadar sevdiğiniz işinize gidersiniz. Şevkle çalışırsınız; işinize o kadar odaklanırsınız ki zaman su gibi akıp geçer. Gün sona erdiğinde neşeniz de, enerjiniz de yerindedir. Yürüdüğünüz yolun farkındasınızdır; evrendeki yerinizin ne olduğunu bilirsiniz. İşiniz bu duygularınızı besler; bu duygularınızla uyum içindedir ve size büyük bir hoşnutluk ve huzur verir.
Yaşam; yalnızca faturalarınızı ödemenizi sağladığı için sevmediğiniz bir işte harcanacak kadar uzun değildir. Yaptığınız iş size keyif vermiyorsa yaşamınızı boşa harcıyorsunuz demektir.
Mutluluk Çemberinizi Siz Kendiniz Yaratmalısınız
Oysa ideal işinizi kendiniz yaratabilirsiniz. Nasıl mı? Aşağıdaki dört egzersizi uygulayarak işinizden, hayal bile edemeyeceğiniz ölçüde keyif alabilirsiniz:
Öncelikle her şeyi sizi nasıl etkilediğine bakarak değerlendirdiğiniz "ben merkezli" evreninizi terk etmelisiniz. Trafikte giderken yolda bir kaza olduğunu duyuyorsunuz ve ilk düşünceniz, oluşan tıkanıklık yüzünden gideceğiniz yere ne kadar gecikeceğiniz oluyor. Eşiniz harika bir iş teklifi alıyor, siz bu durumun ilişkinizi nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz. Kızınız bir gün eve omzunda bir dövme, burnunda piercing halkaları ile geliyor; sizin aklınıza ilk gelen şey arkadaşlarınızın ne diyeceği oluyor. Toplum için "bir şeyler yapmak" ama bu arada tanınmak istiyorsunuz. "Ben merkezli" bir evrende yaşadığınız zaman yüreğiniz ağrır, öfke ve hayal kırıklıkları peşinizi bırakmaz. Siz merkezde olduğunuzu düşündüğünüz sürece evren sizinle top oynamayacaktır.
İkincisi, işinizde mutsuz olduğunuz zaman "doğru " olan yönlerine değil, yalnızca "yanlış" olan yönlerine odaklanıyorsunuz demektir. İşiniz hakkında düşündüğünüzde aklınıza yalnızca kötü yönleri mi geliyor? "Yöneticim kötü; işim sıkıcı; iş arkadaşlarım huysuz; yaptıklarım takdir edilmiyor; kendimi geliştiremiyor, yeni şeyler öğrenmiyorum; hak ettiğimden daha az para alıyorum " diye mi düşünüyorsunuz? Büyük olasılıkla işiniz hakkında karışık duygulara sahipsinizdir; bazı yönlerini beğenir, bazı yönlerini beğenmez, hatta nefret edersiniz. Öfkeniz; beğenmediğiniz yönlerine, sıkıntılarına ve elinizde olsaydı değiştireceğiniz taraflarına odaklanmanızdan kaynaklanır.
Üçüncü olarak, işinizin eğlenceli ve sizi canlandıran yönlerini düşünün. Bu; sevdiğiniz bir müşteriyle konuşmak, sevdiğiniz bir iş arkadaşınızla birlikte çalışmak, ya da şirketin bowling turnuvasına katılmak olabilir. Size enerji veren, olumlu her şeyi bir kenara not edin. Bu liste üzerinde düşünün ve her bir madde için şükredin. Bu hoş duygunun sizi sardığını hissedin. İşinizin doğru olan yönlerine odaklanın. Sizi orada tutanın ne olduğunu (ücret, statü, unvan, işin kendisi gibi) düşünün. Bunun için minnettar olun.
Son olarak, işinizde becerilerinizi geliştirmek ve daha verimli olmak isteyeceğiniz bir alam belirleyin. Bu bir parça öğrenme gerektirir. Başarınızın, işinizin en sevdiğiniz yönünü artıracağı bir konu seçin. Bir ay süre ile belirlemiş olduğunuz beceriyi edinmeye ve uygulamaya odaklanın. Öğrenme biçimini ve değerlendirme için kullanılacak ölçüyü (performans hedefinizi) siz seçebilirsiniz. İlerlemenizi aylık olarak değerlendirin.
İdeal işinizi arama süreci zihninizde başlar. Ateşlemek istediğiniz tutku içinizdedir. İşinizle ilgili duygularınız sizin kontrolünüzde-dir. Bu egzersizleri dürüstçe yapacak olursanız kısa süre içinde kendinizi ideal işinizi yaparken bulursunuz.
Kaynak:Personel Excellence/Haziran/2006
www.sahinlerholding.com.tr