Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > KARİYER VE İNSAN > KİŞİSEL GELİŞİM

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 07-24-2006, 11:13 AM
Simge Velipaşalar Simge Velipaşalar  çevrimdışı
Super Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 483
Varsayılan Sistem Sırıtırsa

Hepimiz biliriz canlıların bir takım içgüdülerinin olduğunu. Bu içgüdülere canlıların yazılım programları da diyebiliriz. Köpeğin ete ve kemiğe ilgi duyması,kedinin ciğeri ve sütü sevmesi


Kuşların sevdiği yemler ve hakeza. Yemek yeme güdüleri gibi ihtiyaç,korku,güvenlik ve eğilimler gibi güdüler de canlıların yaratılması ile birlikte var edilen yazılım programlarıdır.


Bu programların insanları ilgilendiren bazı bölümleri ile ilgili bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Mesela insanların güzelliğe ve güzele duydukları ilgi ve yönelimin temelinde bulunan duygudan onların güzel şeyler için ve güzel şeyleri seçmek ve tercih etmek için yaratıldıklarını anlamak mümkündür. Yani sizin bir güzellik anlayışınız var. Başkaları nasıl karşılarsa karşılasın siz bir anlayışa sahipsiniz. Bu anlayış sayesinde siz, size göre güzel olanı seçme gücüne sahipsiniz. Aynı zamanda bizlerde bulunan bir diğer yazılım da güce ve kudrete olan yönelim ve hayranlığımızdır.Hayatımız boyunca hem güçlü olabilmek hem de güçlülerle birlikte olabilmek ya da eğer bunlar olamıyorsa güce ve güçlüye hayran olmak gibi bir tutumu sergileme ihtiyacı duyabiliyoruz. Bu konuda vereceğim son örnek ise akıl ile ilgilidir. Hepinizce bilinir ki bizler akıllı olmayı hatta mümkünse en akıllı olmayı istemişizdir. Zira bizdeki yazılım programlarından biri de akıla ve akıllıya duyduğumuz ihtiyaç ya da yönelimdir. Kısacası insanların tamamında bulunan bu yönelim ve ihtiyaçların genel anlamı gösteriyor ki insan tek bir tezgahtan,tek bir kudretten ve tek bir iradeden çıkmıştır. O zaman kendimize soralım tek bir iradenin neticesi olarak var edildi isek bu iradenin bize ilişkin (yazılım ve yönelim programlarını da hesaba katarak) total amacı nedir?


Yani birileri çıkıp ta şunu söyleyebilir mi, bazı insanlar şunun için bazı insanlar da şunun için var edilmişlerdir. Elbette kendini akıllı sayan bir insanın böyle bir fikirden apar topar kaçması kaçınılmazdır.


Dünyanın ve evrenin bu organize yaratılışı ve bu yaratılışın kendi özel dili ile verdiği mesaj dikkate alındığında görülür ki insan yaratılmış ve gelişigüzel bir şekilde salıverilmiş bir canlı değildir. İnsan başıboş ve bozuk bir canlı değildir. Bu bölümde insanı sadece içgüdüleri açısından ele aldığımızdan buna paralel bir seyir içinde kalma zorunluluğu da beni etkilemiyor değil.


Dünyada varlığını ve etkisini devam ettiren düşünce akımları ve sistemlerin özellikle yaratılış gerçeğine ve yaratıcıya karşı geliştirdikleri protest ve reddedici yaklaşımlar ve gayretlerin temelinde ise insanın yazılım programında bulunan genel eğilim ve ihtiyaçları karşılamak adına üretilen sahte çözüm yolları vardır. Nasıl mı?


Yukarıda sözünü ettiğimiz üç kavramı ele alalım.Güzellik,Güç ve Akıl. İnsanın temel yazılım programında bulunan bu üç eğilimin karşılığını insan yaşadığı evrende aramaya başlar.Bu arayış bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde devam eder. İnsanın bu özellik ve arayışlarının farkında olan sistem yöneticileri yaratılış ve yaratılmış olma bilincinin üstünü örtmek ve bu bilinç ile birlikte oluşacak olan etik ve soylu duruşun önüne geçebilmek amacıyla insana bazı alternatif cevaplar sunar. Mesela güzele ve güzelliğe duyarlı ve eğilimli insana güzeller gösterir ve der ki al sana birbirinden güzel seçenekler. Zaten içinde böyle bir eğilim ve açlık ile yaşayan insan kendi ayağına kadar getirilmiş ve sunulmuş olan bu güzeli ya da güzelliği aradığı ve muhtaç olduğu güzellik sanarak kabul eder. Bir müddet sonra bu oyuncak kırılır ve insan bir avuntu ve aldanma içinde olduğunu anlar fakat çoğu zaman yapılacak bir şey kalmamıştır.( özellikle televizyonlarda sunulan ve görselliğin ön planda tutulduğu renklere vurgunun yapıldığı görüntülerin hepsi bu amaca matuftur) Diğer bir kavram olan güç ve kudrette de durum bundan pek farklı değildir. Sistem yöneticileri insanın güce ve güçlüye duyduğu ihtiyacı karşılamak ya da onu gerçekten bulması gereken gerçek güç sahibinden mahrum etmek amacıyla ona birbirinden farklı güçlü,kudretli fakat gerçek olmayan hayali kahramanlar sunar. Mesela bu kahramanlar hiçbir insanda olmayan doğa üstü güçlere sahiptir.( uçarlar, bir binadan diğer binaya tıpkı bir örümcek gibi zıplarlar falan) İnsan bu güçlü tiplemelerle avunur ve gerçek bir güç sahibi olan ve gücünün sınırları olmayan yaratıcıyı bulmaktan alı konmuş olur. Evet örneklerimizden üçüncüsüne sıra geldi. Evreni kaplayan ve bilim adamlarının çözmeye ve anlamaya çalıştığı müthiş sırlar insan için her zaman çekiciliğini korumuştur. İnsanın akla, bilgiye ve zekaya duyduğu ihtiyaç ve hayranlık duygusunun tatmin edilmesi için ise sistem yöneticileri insana yine hayal dünyasının bir ürünü olarak çok akıllı ve zeki kahramanlar üretir. O kahramanlar kimsenin akıl edemediği şeyleri akıl eder ve kimsenin bulamadığı yolları bulurlar. Bu durum onlara hayran olunması için fazlasıyla yeterlidir.


Kısacası insanın gerçek ve köklü arayışlarına gerçek olmayan ve köksüz cevapların verilmesi suretiyle insan ciddi bir aldanış ve yanılış süreci yaşamak zorunda kalmıştır. Bunun bedelini insan, huzursuzluk, bunalım ve stres olarak yaşar ve öder.




Devam edecek…

__________________
Simge Velipaşalar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
  #2 (permalink)  
Eski 07-24-2006, 11:14 AM
Simge Velipaşalar Simge Velipaşalar  çevrimdışı
Super Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 483
Varsayılan Sistem Sırıtırsa

Sistem yöneticilerinin insanın temel ve genel eğilim beklenti ve ihtiyaçlarını bu şekilde karşılamaktaki muratlarını anlamak lazımdır. Zira bu kadar önemli bir yazılım ve güdü yahut fıtrat yasalarını böylesine acımasız bir şekilde bertaraf etmeye çalışan anlayışın da mutlaka bir amacı olmalıdır. Bunu anlamak için yapmamız gereken en önemli şey dünyada yüzyıllardan beri var olan ve hiçbir zaman kaybolmayan iktidar üstü iktidar savaşlarının nedenini ve mantığını anlamak olacaktır. Bu mantık Hz. Ademin oğulları Habil ile Kabilin arasında başlayan anlaşmazlık ile oluşmaya başlayan bir mantıktır Bu mantığın kavranması ve bu olayın ( Habil ile Kabil kavgası ) okunması ve anlaşılması ile ilgili süreçte bazı insanlar kendilerini mazlum olan haksızlığa uğrayan Habil’e daha yakın bulurken bazı insanlar da kendilerini “kardeş katili” olan ve zulmeden Kabile yakın bulmuşlardır.


İnsanların aynı tezgahtan çıkmalarına karşın birbirinden farklı tutum ve duruş sergilemelerinin nedeni ise bütün insanların tıpkı yaratılışlarındaki orijinallik gibi irade ve seçme gücü konusunda da ciddi bir orijinallik içinde olmalarıdır. İnsanı insan yapan belki de en önemli özelliği onun seçme gücüne sahip olmasıdır. Seçme gücüne sahip olmasından anlamamız gereken şey bana göre insanın hayır ya da şer ekseninden istediğine yönelebilme kudretine sahip olması diğer bir deyişle yüce ruhlu bir ermiş ya da bilge ve ya zalim bir canavar olabilme hakkını elinde tutabilmesidir. İnsanın bu hakkı kullanarak kendi yaşamsal düzlemini oluşturma gücü vardır.


Sistem yöneticileri de zaten bu sürecin var ettiği bir anlayışın temsilcileri olarak ortaya çıkmışlardır.Bazı insanlar konuya Kabilvari bir bakış sergilemişler yani kişisel davranmışlar kendi duygularını ve ihtiraslarını hiçbir şekilde sorgulamadan filtre ve ıslah etmeden hayata geçirme çabasına girişmişlerdir. Aslında bu durum yani Kabil gibi davranma eğilimi kişiyi şeytanca bir anlayışın uygulayıcısı ve temsilcisi durumuna sokmaktadır ancak kişinin bunu kabul edip yanlış gibi görme becerisi yoktur çünkü bu beceri şeytanda da yoktur. Bugün dünyaya egemen olan bu anlayış binlerce yıl önce nasıl bir kardeşi öldürebilme cüratkarlığını gösterdi ise bugün de bundan çok farklı olmayan işleri yapmaya devam etmektedir. O gün Kabil bir kişi idi bugün ise o düşünce kolektif bir anlayış olarak ya da bir devlet olarak ve yahut bir ekol/düşünce akımı olarak karşımıza çıkmaktadır.


Yazımızın önceki bölümlerinde de bahsettiğimiz gibi insanın fıtratında bulunan eğilim ve beklentilerin cevaplandırılması konusunda insana alternatif ve sahte cevaplar sunan sistem yöneticileri bu işi Kabil olarak yani bir katil olarak yapmaktadır. Peki bu işi yani insanı sahte ve yalancı şeylerle avutma işini yapan sistemin burada işlediği cinayet nedir?


Evet belki de bu bölümün merkezindeki konu bu olmalı. Bu nasıl bir cinayettir. Kim kimi ya da neyi katletmektedir.


Sistem yöneticileri, insanın yaratılışında var olan “hakikat arayışı” duygusunu ve güdüsünü katletmektedirler. Bu duygunun öldürülmesi insanın öldürülmesinden daha kötüdür. Çünkü insanın “insan” olma işini mümkün kılınabilir bir iş olarak görebilme becerisi sözünü ettiğimiz bu duyguların yardımı ile mümkün olmaktadır.


Sizin içinizdeki en önemli duyguların sizin ruhunuz bile duymadan alındığını düşünsenize.


Merhamet,sevgi,saygı,adalet ve güven duygularınızın sizden alındığı bir dünya sizin için ne kadar anlamlı,güzel ve güvenli olabilir. Yanı başınızda bir insan vahşi bir şekilde öldürülüyor ve siz bu manzarayı tepkisiz ve sakin bir şekilde izliyorsunuz. Ne düşünüyorsunuz? Ya da küçük bir ilkokul öğrencisinin elindeki simit parasını bir yankesici zorla alıyor ve siz anlamsız bir şekilde olanları izliyorsunuz. İşte anlatmaya çalıştığım ve basit resimleri kullanarak manzaranın ne kadar vahim olduğunu göstermeye gayret ettiğim bu süreçte sistem yöneticileri belki de tarihin en önemli hırsızlığını yapmış bulunmaktalar.


İnsan kendisinden nelerin çalındığını ve bunun bedelini nasıl bir yaşam sürerek ödediğini anlamak mecburiyetindedir. Yaşıyor muyuz yoksa canlılığımızı mı sürdürüyoruz? Aksi takdirde insanın aciz bir canavar hayvan gibi yaşama ihtimali vardır…





Enver Nugay

__________________
Simge Velipaşalar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 07:16 AM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0