Hepimiz biliriz canlıların bir takım içgüdülerinin olduğunu. Bu içgüdülere canlıların yazılım programları da diyebiliriz. Köpeğin ete ve kemiğe ilgi duyması,kedinin ciğeri ve sütü sevmesi
Kuşların sevdiği yemler ve hakeza. Yemek yeme güdüleri gibi ihtiyaç,korku,güvenlik ve eğilimler gibi güdüler de canlıların yaratılması ile birlikte var edilen yazılım programlarıdır.
Bu programların insanları ilgilendiren bazı bölümleri ile ilgili bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Mesela insanların güzelliğe ve güzele duydukları ilgi ve yönelimin temelinde bulunan duygudan onların güzel şeyler için ve güzel şeyleri seçmek ve tercih etmek için yaratıldıklarını anlamak mümkündür. Yani sizin bir güzellik anlayışınız var. Başkaları nasıl karşılarsa karşılasın siz bir anlayışa sahipsiniz. Bu anlayış sayesinde siz, size göre güzel olanı seçme gücüne sahipsiniz. Aynı zamanda bizlerde bulunan bir diğer yazılım da güce ve kudrete olan yönelim ve hayranlığımızdır.Hayatımız boyunca hem güçlü olabilmek hem de güçlülerle birlikte olabilmek ya da eğer bunlar olamıyorsa güce ve güçlüye hayran olmak gibi bir tutumu sergileme ihtiyacı duyabiliyoruz. Bu konuda vereceğim son örnek ise akıl ile ilgilidir. Hepinizce bilinir ki bizler akıllı olmayı hatta mümkünse en akıllı olmayı istemişizdir. Zira bizdeki yazılım programlarından biri de akıla ve akıllıya duyduğumuz ihtiyaç ya da yönelimdir. Kısacası insanların tamamında bulunan bu yönelim ve ihtiyaçların genel anlamı gösteriyor ki insan tek bir tezgahtan,tek bir kudretten ve tek bir iradeden çıkmıştır. O zaman kendimize soralım tek bir iradenin neticesi olarak var edildi isek bu iradenin bize ilişkin (yazılım ve yönelim programlarını da hesaba katarak) total amacı nedir?
Yani birileri çıkıp ta şunu söyleyebilir mi, bazı insanlar şunun için bazı insanlar da şunun için var edilmişlerdir. Elbette kendini akıllı sayan bir insanın böyle bir fikirden apar topar kaçması kaçınılmazdır.
Dünyanın ve evrenin bu organize yaratılışı ve bu yaratılışın kendi özel dili ile verdiği mesaj dikkate alındığında görülür ki insan yaratılmış ve gelişigüzel bir şekilde salıverilmiş bir canlı değildir. İnsan başıboş ve bozuk bir canlı değildir. Bu bölümde insanı sadece içgüdüleri açısından ele aldığımızdan buna paralel bir seyir içinde kalma zorunluluğu da beni etkilemiyor değil.
Dünyada varlığını ve etkisini devam ettiren düşünce akımları ve sistemlerin özellikle yaratılış gerçeğine ve yaratıcıya karşı geliştirdikleri protest ve reddedici yaklaşımlar ve gayretlerin temelinde ise insanın yazılım programında bulunan genel eğilim ve ihtiyaçları karşılamak adına üretilen sahte çözüm yolları vardır. Nasıl mı?
Yukarıda sözünü ettiğimiz üç kavramı ele alalım.Güzellik,Güç ve Akıl. İnsanın temel yazılım programında bulunan bu üç eğilimin karşılığını insan yaşadığı evrende aramaya başlar.Bu arayış bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde devam eder. İnsanın bu özellik ve arayışlarının farkında olan sistem yöneticileri yaratılış ve yaratılmış olma bilincinin üstünü örtmek ve bu bilinç ile birlikte oluşacak olan etik ve soylu duruşun önüne geçebilmek amacıyla insana bazı alternatif cevaplar sunar. Mesela güzele ve güzelliğe duyarlı ve eğilimli insana güzeller gösterir ve der ki al sana birbirinden güzel seçenekler. Zaten içinde böyle bir eğilim ve açlık ile yaşayan insan kendi ayağına kadar getirilmiş ve sunulmuş olan bu güzeli ya da güzelliği aradığı ve muhtaç olduğu güzellik sanarak kabul eder. Bir müddet sonra bu oyuncak kırılır ve insan bir avuntu ve aldanma içinde olduğunu anlar fakat çoğu zaman yapılacak bir şey kalmamıştır.( özellikle televizyonlarda sunulan ve görselliğin ön planda tutulduğu renklere vurgunun yapıldığı görüntülerin hepsi bu amaca matuftur) Diğer bir kavram olan güç ve kudrette de durum bundan pek farklı değildir. Sistem yöneticileri insanın güce ve güçlüye duyduğu ihtiyacı karşılamak ya da onu gerçekten bulması gereken gerçek güç sahibinden mahrum etmek amacıyla ona birbirinden farklı güçlü,kudretli fakat gerçek olmayan hayali kahramanlar sunar. Mesela bu kahramanlar hiçbir insanda olmayan doğa üstü güçlere sahiptir.( uçarlar, bir binadan diğer binaya tıpkı bir örümcek gibi zıplarlar falan) İnsan bu güçlü tiplemelerle avunur ve gerçek bir güç sahibi olan ve gücünün sınırları olmayan yaratıcıyı bulmaktan alı konmuş olur. Evet örneklerimizden üçüncüsüne sıra geldi. Evreni kaplayan ve bilim adamlarının çözmeye ve anlamaya çalıştığı müthiş sırlar insan için her zaman çekiciliğini korumuştur. İnsanın akla, bilgiye ve zekaya duyduğu ihtiyaç ve hayranlık duygusunun tatmin edilmesi için ise sistem yöneticileri insana yine hayal dünyasının bir ürünü olarak çok akıllı ve zeki kahramanlar üretir. O kahramanlar kimsenin akıl edemediği şeyleri akıl eder ve kimsenin bulamadığı yolları bulurlar. Bu durum onlara hayran olunması için fazlasıyla yeterlidir.
Kısacası insanın gerçek ve köklü arayışlarına gerçek olmayan ve köksüz cevapların verilmesi suretiyle insan ciddi bir aldanış ve yanılış süreci yaşamak zorunda kalmıştır. Bunun bedelini insan, huzursuzluk, bunalım ve stres olarak yaşar ve öder.
Devam edecek…