En son teknoloji ürünü bir cep telefonunuz var. Doğal olarak her türlü özelliğe sahip. Bu cep telefonunun işinize yaraması için ciddi bir alt yapı desteğine ihtiyacınızın olduğu yada bu haberleşme işi için devasa bir teknolojik yatırım yapıldığı konusu ise pek aklınıza gelmez.(yeryüzünde antenler,baz istasyonları,merkez operatörler ve atmosferin dışındaki uydular vs..) Biz dünyanın bir ucu ile de burnumuzun dibi ile de haberleşmeye kalkışsak tüm bu organizasyon bütün ayrıntılarıyla bize yardım eder. Diğer bir deyişle bütün bu teknolojik ordunun size yardım etmesini siz birkaç tuşa basarak talep edersiniz o da size karşılık verir ve yardım eder. Niyetiniz kötüymüş iyiymiş siz iyi bir insanmışsınız yada değilmişsiniz ve yahut siz bunları hak ediyormuşsunuz yada etmiyormuşsunuz bununla ilgilenmez.
Gözünüzün çalışması yani görebilmesi için gerekli metabolizmik donanımın ne olduğunu anlamak için bazı kimseler yıllarca okuyor ve “Göz Mütehassısı”oluyor.Üstelik gözün görebilmesi için gerekli olan 1.şey IŞIK. Işık olmasa göz hiçbir işe yaramayacak. Ses olmasa kulak, koku olmasa burun, hava olmasa akciğerlerin bir işe yaramaması gibi…
Örnekleri çoğaltmak o kadar kolay ki. Benim amacım ise sizi örneklerle boğmak değil.
Biz farkında olsak da olmasak da yaşam çok büyük bir destek ve altyapı ile devam ediyor. Bizleri bu gezegene gönderen GÜÇ, bizi gerçekten doğru bir yere göndermiş. Biz bunu uzayda bulunan diğer gezegenlerin bize hiç de uygun olmadığını anlayarak kavrayabiliyoruz.
Kısacası doğru bir yerde yaşadığımızı yanlış yerlerde yaptığımız araştırmalar sayesinde anlıyoruz. Aslında amacımızın bize gerçekçi bir faydasının olduğunu söylemek de kolay değil. Düşünün size aklınıza gelmeyecek ve düşünemeyeceğiniz kadar muhteşem bir şato verildi. İçinde ihtiyacınız olan her şey ama her şey var. Bunu size veren kimse tüm bunların karşılığında sizden hiçbir şey istemiyor! Bir beklentisi yok! Amacı yok!
Her santimetrekaresi bir anlama hizmet eden evrenin, size sunulan küçük bir bölümünün bir anlamsızlığa hizmet etmesi mümkün müdür? Kimsenin kimseye babasının hayrına hiçbir şey vermeyeceğini bir atasözüne dönüştüren insan zekası eğer dünyadaki varlığını açıklama konusunda aynı zekayı kullanmazsa zarar eder.
İnsanın donanımı bu dünyadaki varlığını ve varlık sebebini açıklayabilecek düzeydedir.
İnsanın kaynakları, becerileri ve duyguları doğrunun ne olduğunu sezebilecek derinliktedir.
Varlığımızın bilinçli bir tercih sonucu ortaya çıktığını kabul etmek zorundayız. Bunun aksi bir tesadüfün ürünü olduğumuzdur ki bu gülünçtür.
Yaşadığımız alemde etrafa şöyle bir göz attığımızda şunu rahatlıkla görebiliriz. Bu alemde en akıllı, en bilinçli ve en mükemmel varlık insandır. Daha iyisi yok.(kime borçluyuz bu ayrı bir mesele) İnsan bu kadar mükemmel haliyle bu kadar olağanüstü gücü ve yetenekleriyle bile kendi varlığının sebebi değilse; onun dışındaki sebeplerin(hava,su,toprak,ateş ve bunların 114 element olarak bildiğimiz varyasyonları) bu varlığa sebep olmaları mümkün değildir.
Kısacası biz var edildik biz yaratıldık biz bilinçli ve çok özel amaçlarla bu gezegene gönderildik. Niçin yaratıldığımızı yada niçin bu gezegene gönderildiğimizi ise sizden bizden hiçbir farkı olmayan bir insanın açıklaması sağlıklı olmaz. Çünkü bize yol haritası hakkında bilgi verebilecek kişinin her şeyden önce güzergahı bilmesi lazım.
Güzergahı bilmesi için de güzergahı var eden yada belirleyen kişiden bilgi alması lazım.
Okula beraber başladığımız kimselerin birkaç gün sonra bize öğretmenlik yapmaya çalışmaları pek hoşumuza gitmez kabul de etmeyiz.
Sözün kısası insan, ressamı resimin içinde şairi şiirin içinde arama alışkanlığını terk ederse.
Yani doğruyu yanlış yerde aramayı terk ederse doğru onu bulacaktır. Çünkü insan doğru ve doğruluk üzerine yaratılmıştır. Yolunuz yaşamınız boyunca doğru ile defalarca kesişecektir.
Iskalamayın…
Enver Nugay