Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > KARİYER VE İNSAN > KİŞİSEL GELİŞİM

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 07-24-2006, 10:16 AM
Simge Velipaşalar Simge Velipaşalar  çevrimdışı
Super Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 483
Varsayılan Okumanın Kokusu

Kokular ne çok şey çağrıştırır insana. Yaşanmışlıkları, güzellikleri, hoşlukları. Koku dediğimiz zaman aklımıza hemen bir çiçeğin veya bir parfümün kokusu gelir ama, hayatımızın bir yerinde iyi veya kötü yaşadığımız bir çok şeyin özel bir kokusu vardır. Her evin kendine has bir kokusu vardır mesela, o evle özdeşleşmiş. Mahalle bakkallarının özel bir kokusu vardır, sizi satılanlar tozlu da olsa, hiper marketlere göre kötü yerleştirilmiş olsa bile bir şeyler almaya iter. Zemini ahşap olan, ilkokulumun beni oraya çeken ve hala özlem duyduğum inanılmaz bir kokusu vardı. Apartmanların bodrumlarının kesif bir kokusu vardır, terkedilmişliğin, bakımsızlığın kokusudur bu. Yazın mutfakta kesilen karpuzun tüm eve yayılan taptaze kokusu vardır, artık yaz mevsiminin geldiğini çağrıştıran, insanın içini serinleten bir kokudur. Pazarda satılan domateslerin yeşil sap kısmının, toprağa özlemi çağrıştıran keskin bir kokusu vardır. Bir limonun, bir portakalın kabuğunun ve ağaç yapraklarının kokusu insanı baştan çıkarır. Bir bebeğin kokusu vardır örneğin, cennet kokusu denen, hiçbir parfüme, hiçbir şeye benzemeyen, hiçbir yerde bulamayacağınız. Masumiyeti, temizliği, saflığı çağrıştırır bize. Denizin kokusu vardır, denize yaklaştıkça artan, içinize dolan. Heyecanlandıran, mutluluk veren. Sevgilinin kokusu vardır. Sevgiliye dair her şeyi çağrıştıran, şiirlere konu olan. Yeni alınmış bir kitabın, burnunuzu sayfalara yapıştıracak kadar yeni kokusu vardır. Ama en çok da sahaflara girdiğinizde, eski kitaplarınızı çıkardığınızda burnunuza gelen koklamasını bileni içine çekiveren ve asla vazgeçemeyeceğiniz bir kokudur. Evet asıl bahsetmek istediğim sayfaları sararmış, üzerine alınan notlarla yıllar öncesine dair garip duygular veren eski kitap kokusuydu.



Hafta sonu bir arkadaşımın, 10 yıl önce kolilere hapsedilmiş, onlarca kitabını çıkardık ve kütüphaneye yerleştirdik. Hepsini tek tek çıkarıp, tozlarını alıp, bazılarının üzerinde durup konuşup, bazılarını tekrar okumak istediğimiz onlarca kitap ve bu sırada her kitabın sararmış yapraklarından yayılan geçmişe götüren nefis kokusu. Bazılarının sayfasını açarken çıkan çıt çıt sesi.



Yeni bir kitabın, sayfalarını özenle çevirmeye iten kokusunu veya eski bir kitabın anlamını kitap okurum diyen değil, gerçek kitap okuyucuları hissedebilir ancak. Çünkü gerçek kitap okuyucusu her kitabı okumaz, çünkü her kitap okunmaz. Okunan kitaplar ve kitapların türü ve kitaplardaki seçiciliği, kişinin birikimini ve okumaktaki ciddiyetini ortaya koyar. Günümüzde, gazetelerde, dergilerde tavsiye edilen bestseller kitaplarını okumayı, yalnızca arka kapağına göz gezdirerek alınan veya markette patates, soğan ve deterjanların bulunduğu sepete, şeker poşeti gibi atılıveren kitapları okumayı kitap okuma alışkanlığı olarak tanımlıyoruz. İçinde bulunduğumuz bilgi çağında, okuma yüzdemizi düşündüğümüzde bunu yapan kişileri bu şekilde tanımlamak aslında doğru. Veya e-kitapları bilgisayarına yükleyip, özetini okumayı tercih edenler, okumayanlara göre çok daha iyi durumdalar. Aynı şekilde kitap okuduğu imajını vermek için elinde, çanta gibi günlerce taşıdığı kitabı, birkaç sayfasına göz atıp rafa kaldıranlar ve sonra başka bir kitaba geçenler de, kitaba dokunmaya korkanlara göre iyi durumdalar.



Günümüzde öyle kitaplar var ki, edebiyat yapmak adına, içinden çıkılamaz cümlelerin sayfalara kondurulduğu ve sanki anlaşılmasın diye özellikle yazılmış kitaplar bunlar. İşte seçici olmayan kitap okuru, bu tarz kitaplardaki cümlelerin anlamsızlığına ve karmaşıklığına kapılıp, kitabı çok iyi atfediveriyor. Ve o anlamsız kitap bestseller oluveriyor, elden ele dolaşıyor. Geçenlerde bir arkadaşımın elinde çok iyi diye bahsettiği ve şiddetle önerdiği düz yazı ve şiir arası bir kitap vardı. Açtım şiir olarak tanımlanan yazıyı okudum arkadaşıma ve en azından tek cümle ve hatta tek kelime ile bana ne anladığını, ona neyi çağrıştırdığını, ne hissettirdiğini, ne düşündürdüğünü söylemesini istedim. Arkadaşım bir şeyler anlatmak yerine savunmaya geçerek, bu yazarın anlaşılmak gibi bir kaygısı yok dedi. Hakikaten de öyleydi kitap, yazar kendini anlayamamış ki anlaşılmak istesin. Belki de yazar, kitap bittikten sonra yazdıklarına kendi bile şaşırmış, hayran olmuştur.



İşte bir anda satış rekorları kıran kitapların arasında, gerçek yazarların kitapları, gerçek okuyucularla buluşmasına rağmen, diğerlerinin de bu kitapları tanıması ve yanlış yönlendirilmemesi gerekiyor sanırım. Kokusunu içine çekmeyeceğiniz, yıllar sonra tekrar elinize alıp üzerinde durmayacağınız ve tekrar kokusuna hayran olmayacağınız kitapları okumak, okumak değildir. Zaten bestseller yurtdışında, Türkiye’deki gibi çok satan kitaplar için değil, cep kitabı gibi eğlencelik, okuyup bir daha dönmeyeceğiniz kitaplar için kullanılır.



Sözün özü, okuyabilmek bu ülkede takdir edilesi bir durum, okurken seçici olmak ve bilinçli olmak ise ayrıcalıklı bir durum.



Kokusu çıkan kitapları değil, kokusu şarap gibi yıllandıkça güzelleşen kitapları tercih etmeniz dileğiyle



Güzel günlere



Emel Kordon

__________________
Simge Velipaşalar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 07:39 AM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0