Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > KARİYER VE İNSAN > KİŞİSEL GELİŞİM

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 07-24-2006, 10:19 AM
Simge Velipaşalar Simge Velipaşalar  çevrimdışı
Super Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 483
Varsayılan İlim kendin bilmektir

Geçtiğimiz ay içinde çeşitli işlerim için sık sık üniversiteye yolum düştü. Mezun olduktan sonra, üniversite öğrencilerinin sohbetleri, uğraşlarını dışardan gözlemlediğimde, her seferinde kendi öğrenciliğime gittim ve kendi sohbetlerimizi, uğraşlarımızı düşündüm. İlginçtir ki yıllar geçse de sohbet konuları değişmiyor, tartışmalar, tavırlar ve uğraşlar değişmiyor. Aynı yoldan yürüyen herkesin, mutlaka uğrayacağı durak gibi.



Diyordu ki bir üniversite öğrencisi; “Kültürel anlamda batının yozlaştırma çabalarına, uğraşlarına karşıyım”. Bir süre sonra konu değişti, ailelerin tutumlarına geldi ve yine aynı öğrenci “Aileyi takmayacaksın, hayatını yaşa” dedi. ???!!!?? Hepimizin her konu hakkında mutlaka söyleyecek bir şeyleri vardır fakat söyleneceklerin bir bütünün parçaları olması gerekir ki taşlar yerine otursun.



Aynı gün bir televizyon programında, 30 lu yaşlarında bir kadın sunucu, kendi döneminin, kültürel açıdan çok şanslı bir dönem olduklarını, TRT’yle büyüdüklerini ve doğru bir şekilde yetiştiklerini, birikimli bir kuşak olduklarını söyledi. Fakat kendi çocuklarının bu kadar şanslı olmadığını, kültürün yozlaşmasıyla yanlışların doğru olarak algılandığı bir ortamda büyüdüklerini ve yeni nesil için üzüldüğünü söyledi.



Ve yine aynı gün, bir gazetede bir yazar artık gençler arasında “yes” ve “ ok” in sıradanlaştığına, gençlerin kendilerini anlatmak için çırpındıklarını yazdı. Bir şeyin çok güzel olduğunu anlatmak için “manyak güzel” gibi laflar kullandıklarını ve batının etkisiyle kültürel erozyona uğradığımızı dile getirdi.



Herkes ortak bir konu üzerinde hemfikir fakat herkes de farklı bir yerinden tutmuş çekiştiriyor. Üniversite gencimiz yaşantısıyla ters bir şekilde olaya karşı, sunucumuz vah demekle yetiniyor, yazarımız da örneklerle olayı pekiştirmiş.



Ben de ülkemizin ve halkının yaşamış oldu kültürel yozlaşmada hemfikirim. Fakat burada söylemler mi daha önemli yoksa eylemler mi, konusuna dikkat etmek gerekiyor. Kültürel yıkıma zemin hazırlayan o kadar çok örnek sayabilir ki herkes, belki de kendi yaşantısıyla ters örnekler de olabilir.



Ben de 20’li yaşlarında bir gencim, üniversite eğitimi aldım, TRT’yle büyümedim. Fakat kültürümüzü, değerlerimizi, inançlarımızı hayatımın her alanında uygulamaya çalışan bir gencim. Bu şekilde yaşayan ve düşünen bir çok genç tanıyorum ve hatta ilerde değerlerine sahip çıkacak bir çok çocuk tanıyorum. Bu şekilde düşünen ve yaşayan veya bu şekilde yaşayacak ve düşünecek kişilerin, etkilere maruz kalan, kültüründen bihaber kişilerden ne farkı var? Hepimiz aynı toprakta büyüdük, hepimiz aynı kaynağın suyunu içtik, bir çoğumuzun ailesi ilkokul mezunu bile değildi, büyük çoğunluğumuz pedagojik destekler almadan hayata atıldık, bir çoğumuzun ailesi doğru, düzgün Türkçe konuşamıyordu bile, bize de özendirilen renkli dünyalar, saçma hayatlar vardı. Kültüründen ve değerlerinden ödün vermeyen veya bunları yaşatmaya çabalayanların tek farkı, farkındalıkları.



Kişinin bir şeylerden rahatsız olması için öncelikle kendisinin ve çevresinin farkında olması gerekir. Yunus Emre’nin dediği gibi “İlim kendin bilmektir/ Sen kendini bilmezsin/Ya nice okumaktır”. Farkındalık kişinin kendisini bilmesidir. Kendisini ve çevresini inceleyebilen, sorgulayabilen insan, doğruyu, yanlışı ayırt edebilecek, eksikliklerini ve gelişme alanlarını fark edecektir. Gelişmek için de önce değişim, değişim için de eylemler şarttır. Kendini bilmeyen insana ve bu konuda çabası olmayan kişilere istediğiniz kadar doğruyu yanlışı söylemlerinizle, sitemlerinizle anlatmaya çalışın. Sonuç değişmeyecektir.



Farkındalıklar doğrudan yana seçim yapmaya sebep olacaktır. Yukarıda bahsettiğim televizyon programında bir sanatçı, “Gözünü ve kulağını yanlışlardan sakınan insan, her şeyi doğru görür” dedi. İşte farkındalık gözünü ve kulağını yanlışlardan sakınabilmeye, bu konuda doğru seçimler yapmaya iter. Yoksa, teknoloji ve bilgi çağı dediğimiz günümüzde, hep doğru örnekleri görme ve yalnızca ondan yana tercih yapma gibi bir şansımız yok artık. Günümüzün en önemli sorunu, bize her türlü iletişim kanalından ulaşan binlerce bilgiyi etkili kullanabilmedir. İletişim kanallarından bize ulaşan argo kelimeler bir bilgidir ve yine iletişim kanallarından bize ulaşan güzel sözler de bir bilgidir. Hangisinden yana tercih hakkımızı kullanacağımız da kişinin kendini bilmesine bağlıdır. Hangisinden yana tercih hakkımızı kullanacağımız kültürümüze, değerlerimize ne kadar sahip çıktığımıza bağlıdır. Yoksa bu devirde bütün iletişim platformlarının temiz ve doğru olmasını beklemek kolaycılıktır.



Sözün özü, doğrularımızı yüzeysel bir şekilde yanlışları dile getirerek değil, doğruları sonuna kadar yaşayarak farkında olmayanları uyandırma yolunu seçmek sanırım daha etkili olacaktır.



Güzel günlere



Emel Kordon

__________________
Simge Velipaşalar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 07:40 AM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0