Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > KARİYER VE İNSAN > KİŞİSEL GELİŞİM

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 07-24-2006, 10:27 AM
Simge Velipaşalar Simge Velipaşalar  çevrimdışı
Super Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 483
Varsayılan Birkaç Fide ve Hayat Üzerine

Yoğun çalışma tempomuzun, koşuşturmacalarımızın, inişlerimizin, çıkışlarımızın, sıkıntılarımızın, sevinçlerimizin arasında nerde yaşadığımızı çoğu zaman unutuyoruz. Hani derler ya hep arasıra kafanızı kaldırın ve gökyüzüne bakın diye. Gerçekten çoğu zaman gökyüzünün maviliğine bakmayı unutuyor, kaçırıyor insan. Evimizden işimize, işimizden evimize, dört duvar arasında yaşamak sanki, dünyanın beton binalardan ibaret olduğu hissini veriyor insana. Ve insan bir süre sonra ağaca doya doya bakmayı, gökyüzünün maviliğine dalmayı, denizin renginde kaybolmayı, çiçeklerin güzelliğini seyretmeyi, toprağın o canlılığını hissetmek istiyor. Bizim yaptığımız yapay ortamlardan, bizim için yaratılan doğal ortamlara çekiliyor insanın içi.



Bu yıl hayatımda ilk defa, bir şeyler yetiştirmenin tadına vardım. Şehrin arasında bakımsızlıktan harap olmuş oturduğum apartmanın bahçesinde artık beş adet domates, filizlenmesini ümit ettiğim salatalık tohumları ve dört adet de biber var. Bu istek nasıl düştü içime bilmiyorum ama iyi ki düşmüş. Evde saksılarda baktığımız süs bitkilerinden öte bir tat veriyor, o fidelerin tutmasını beklemek, ürün almayı beklemek. Onların solmaması için suyunu düzenli vermek, toprağını havalandırmak, gübrelemek ve bu sorumluluğu vicdan azabı çekercesine hissetmek. Sulayamadığım günlerin akşamında sabahı, kururlar mı acaba diye beklemek, Birkaç fidana apartmanca sahip çıkmak. Onları bazen diğer apartman sakinleri suladıklarında sanki iyi sulayamamışlar gibi gelmesi ve kontrol etme ihtiyacı duymam.



Bahçeyle, toprakla sürekli ilgilenenler için duyduğum heyecan anlamsız gelebilir ama ben bunları hissediyorum. Üstelik, bir sabır işi yetiştirmek. 1,5-2 ay ürün versin diye yüzüne baktığınız bitkiler, beklemeyi, sabretmeyi ve sonuca ulaşmak için her şeyi eksiksiz yapmayı öğretiyor. Sonuca ulaşmak için her şeyi eksiksiz yapmak da yetmiyor, o bitkinin toprağa, iklime uygun olması da gerekiyor. Domatesler, biberler eğer ürün vermezse, üzüleceğim tabi ki ama toprağı uygun değildi, güneşi az geldi veya çok geldi diyerek üzerinde çok fazla durmayacağım. Böyle bir hezimet yaşarsam eğer, bu bir doğa olayı olduğu için olmadı deyip geçebilme rahatlığını gösterebileceğim. Belki bu işten ekmek yiyen çiftçilerimiz için böyle bir rahatlık söz konusu değil.



Aslında hayatımızda da, fidelerden ürün elde etme hayallerimiz olduğu kadar eylemlerimizden bir fayda elde etme hayallerimiz de var. Fakat nedense ne fidelere gösterdiğimiz özeni, ne sabrı ne de hezimete uğrarsak olmadı deyip geçebilme rahatlığını gösterebiliyoruz.



Nedeni ise, bizim hırsla, büyük emellerle eylemlerimizi beslememiz. Oysa ki fideleri dikerken ne hırsım, ne büyük emellerim söz konusu değildi. Tek yaptığım sevgimi, sabrımı ve emeğimi vermek. Biz isteklerimizin bir an önce, istediğimiz şekilde ve istediğimiz zamanda olmasına odaklamışızdır kendimizi. Bunun için uygun şartları, uygun iklimi bulmamız gerektiğini pek düşünmeyiz. Çabalar da çabalarız, uğraşır da uğraşırız. Mutlaka olacak başka şansı yok deriz. Günümüz kişisel gelişim spotlarından “İstediğiniz her şeyi elde edebilirsiniz” sözü, insanları hırsa, rekabete ve elde etmek için ne olursa olsun yapın demeye ittiği için bana içi pek de dolu bir laf gibi gelmiyor. İstediğimiz her şeyi elde edemeyiz. İstediğimiz her şeyi elde etme isteği ile yaşayabiliriz ancak. Mevsimi geldiğinde, şartlar müsait olduğunda, içi sevgiyle, sabırla ve emekle doldurulmuş eylemler, bizi başarıya ve hedefe ulaşma yolunda yürütebilir.



Bir başka nedeni ise eylemlerimiz genellikle bir şeyler yapmaya değil de bir şeyler olmaya endeksli. Biz başarılı olmak, zengin olmak, ünlü olmak, doktor olmak, mühendis olmak için uğraşır dururuz. Fideleri dikerken amacım ne çiftçi, ne zengin olmaktı. Olmak bir hedef veya amaç değildir. Kariyer konusunda destek verdiğim yetişkin insanlar hep bir şeyler olmak istediklerini söylüyorlar bana. “Ben pazarlama müdürü olmak istiyorum” diyor biri. Ee ol, engel olan ne. Ol deyince oldurmak, haşa bizim işimiz değil. Olmak, yaptığımız eylemlerle bize yapıştırılan etiketlerden başka bir şey değildir. Önemli olan bir şeyler yapmaktır, bir fayda elde etmeden önce bir fayda ortaya çıkarmaktır. Tıp fakültesini bitirmiş, diplomasını alarak doktor olmuş biri, hiç hasta muayene etmediği sürece, amacına ulaşmış ve olmuş sayılır mı? İstediği kadar kendisi oldum desin, mesleği adına bir şeyler yapmadığı sürece, nasıl olmak bu?



Birkaç fidenin yazdırdıklarına bakın. Demek ki yapmak, hayatımıza her açıdan zenginlikleri çekiyor. Bir şeyler yapmanın tadına varmak, eylemleri sevgiyle, sabırla ve emekle beslemek, hayata baktığımızda sıkıntılar görmek yerine, güzellikler görmemizi sağlayacaktır sanırım



Güzel günlere



Emel Kordon

__________________
Simge Velipaşalar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 07:41 AM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0