Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > KARİYER VE İNSAN > KİŞİSEL GELİŞİM

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 07-24-2006, 10:29 AM
Simge Velipaşalar Simge Velipaşalar  çevrimdışı
Super Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 483
Varsayılan Boş bir hayat asla temiz olamaz

Günümüzde sıklıkla dile getirilen konulardan bir tanesi, zaman ve zamanı kullanma becerisidir. Zaman yönetimi konusunda yazılar, öneriler, araştırmalar sıklıkla gazetelerde, dergilerde yer alır, seminerler, eğitimler düzenlenir. Fakat o kadar çabaya rağmen maalesef kültürümüzde zamanı kullanma disiplini yoktur.



Yeni mezun olduğumda kurumsal bir firma, beni iş görüşmesi için randevu gün ve saatini vererek davet etmişti. Saat 14.00 te olan randevuma 15 dakika önce gitmiş, danışmaya bilgi veriyordum. Benimle birlikte bir kişi daha vardı, aynı kişi aynı saate ona da randevu vermişti. Birlikte bekleme salonuna geçtik ve görüşeceğimiz kişi, saat 14.00’te diğer kişiyi odasına aldı ve görüşmeye başladı. Görüşmeleri yaklaşık 20 dakika sürmüştü. O zaman iş görüşmesi heyecanıyla bu durumun üzerinde fazla durmamıştım. Daha sonra iş hayatına giriş yapıp, çalışmaya başlayınca zaman konusunun önemini fark ettim ve iş görüşmesinde yaşadığım olayı saygısızlık ve daha da önemlisi hırsızlık olarak yorumladım. O gün benim 20 dakikamı, yalnızca zamanını yönetemeyen bir yönetici alıp götürdü. 20 dakika baktığınız zaman çok önemli gelmiyor fakat gün içerisinde birileriyle görüşmek için kaç dakika bekletildiğinizi ve birilerini kaç dakika beklediğinizi hesapladığınızda çoğu zaman saatleri bulabiliyor.



İşim gereği bir çok iş arayan kişi ile iş görüşmesi yapma durumum oldu. İş arayan bir kişinin ciddiyetini ve sorumluluk bilincini telefon görüşmesi sırasında ve ilk görüşmeye gelişinde tahmin etmek çok da zor olmuyor. Mülakata gelecek kişinin ben öğleden sonra bir ara uğramaya çalışayım şeklinde tutumu, zaman ve iş sorumluluğu konusunda ciddiyetini sergilemekte. Sanki arkadaşına çay içmeye uğruyor. İyi de öğleden sonra dediğimiz saat 13.00 den saat 17.00-18.00’e kadar süreyi içine alır. 5-6 saat boyunca birini bekletmek insanlara çok da abes gelmiyor. Bir başka örnek, iş başvurusunda adaylara belli bir tarihte belli bir saat veriyorum, cevap: “ Gelmeye çalışırım”. Randevu demek, belli bir saatte belli bir yerde olacağınıza, acil ve beklenmedik durumlar oluşmadığı sürece söz vermektir. Acil ve beklenmedik durumlarda da bir şekilde sizi bekleyen kişiye ulaşmak ve gelemeyeceğinizi haber vermek de nezaket gereğidir. Bir başka örnek de haber vermeksizin randevuya gelmeyenler veya geç gelenlerdir. Bu tarz kişilerin yaşayarak öğrenmesi gerektiğini düşünerek, artık, randevusuna gelmeyenleri bir daha değerlendirmeye almamak, randevusuna geç gelenleri ise görüşmeye almamak gibi bir tutum sergilemeye başladım. Çünkü birilerinin bir işe yerleşme sorumluluğu ve ciddiyetini başkalarından önce, kişilerin kendilerinin geliştirmesi gerekir. Çünkü, kimsenin savaşını bir başkası kazanmaz. Ciddiye alınmak istiyorsanız, ciddiye alın; saygı duyulmak istiyorsanız, saygı duyun.



Yıllar önce Amerika’ya bir distribütörlük görüşmesi için giden arkadaşım, randevusunu 20 gün önceden almış ve randevu saatini 3 dakika geçe görüşme yerinde olmuş. Fakat 3 dakika geç kaldığı için onu Türkiye’den gelmesine rağmen görüşmeye almamışlar. İş hayalleri suya düşmüş, çünkü firma onlarla distribütörlük görüşmesi yapmayacaklarını bildirmişti. Yaşayarak öğrenmişler, 3 dakika bütün planlarını alt üst etmişti.



Bir çok işyerinde de ve kendi iş yerimde de sıklıkla karşılaştığım bir başka durum randevusuz çat kapı ziyaret edilmek ve uzun süreler oturmaktır. Bazı işyerlerinde duvara “Sizin boş zamanınız bizim iş zamanımız olabilir” şeklinde yazı asan kişileri nezaketten uzak olarak değerlendirdiğim olmuştu. Fakat anladım ki artık sabrı kalmamış kişilerin böyle bir yazı asabileceğini düşündüm.



Bu ve bunun gibi olaylar eminim ki hepinizin başına gelmiştir, bir yerlerde arkadaşınızı dakikalarca beklemişsinizdir, planlarınızı sürekli zamanın öneminin farkına varamamış kişiler tarafından bozulmuştur. Ve yine eminim ki bir çok kişinin planını da bozmuş, bir çok kişiyi de bekletmişsinizdir.



24 saat bize bitmez tükenmez gibi gelir baktığımızda. Ama o kadar da çabuk akar gider ki ve en önemlisi kaybolan 1 salisenin dahi asla tekrar elimize geçmeyeceğidir, boşa geçen 1 saliseyi bir daha asla dolduramayacağımız ve değerlendiremeyeceğimizdir. Damlaya damlaya göl olan bazı şeyleri ihtiyaç duyduğumuz zaman çıkarıp kullanamayacağımızın farkına varmamız gerekiyor. Damlaya damlaya göl olan boş geçirilmiş, anlamsız zamanlar artık içine saplanacağınız bataklıklar haline gelmeden zaman ve ona gereken önemi verme konusunda disiplin geliştirmemiz gerekir.



Unutmayın ki boş bir hayat asla temiz olamaz.



Güzel günlere



Emel Kordon

__________________
Simge Velipaşalar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 07:41 AM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0