Böyle bir durumu yani iletişimsizliği bir beceri gibi sunmam, bir çoğunuza tuhaf gelebilir. Zira beceri dendiğinde hepimiz, bir takım özel nitelik ya da bir emek ve çabanın sonucu olan ekstra özellikleri hatırlarız. Peki ben iletişimsizlik durumunu bir beceri olarak niçin niteliyorum? Sebebi şu, doğadaki tüm canlılar yaratıcı teknolojinin onlara verdiği bir takım özellikler sayesinde bir iletişim tarzı geliştirirler. Bunun herhangi bir örneği için insanların dışındaki, neredeyse tüm canlı gruplarına bakabilirsiniz. Aralarında bir anlaşma, bir uzlaşma, bir kaynaşma son derece rahat son derece rahat bir şekilde göze çarpmaktadır. Pazar günleri TRT 1 kanalında “Büyük Kedilerin Günlüğü” isimli belgeseli olabildiğince izlemeye çalışırım. Bir keresinde öyle ilginç bir bölüme denk gelmiştim ki şaşkınlığı doğadaki düzene karşı saygıyla eğilmeme neden oldu.
Manzara şöyle idi. Büyükçe bir aslan ormanda bir yerden başka bir yere gidiyordu. Ancak güzergahı bir ceylan sürüsünün bulunduğu alandan geçiyordu. Aslanın amacı av değildi, transit geçişti. Bu durumu ceylan sürüsüne bildirmek için kuyruğunu aşağı doğru indirerek oradan geçiverdi. Hiçbir ceylan paniğe kapılmadı, tedirgin olmadı. İşte bir iletişim tablosu.
İnsanlarda durum biraz farklıdır. Bu farklılık insanın sahip olduğu zihinsel fonksiyonlar ve bu fonksiyonların farkında olup bunları kullanabilme özelliğinden kaynaklanır.
Üstelik bütün bunların yanı sıra tüm dünyadaki insanların, genel hatlarıyla aynı bir vücut dili düzleminde yaşıyor olmaları da hesaba katıldığında, iletişime son derece müsait bir donanım içinde yaratıldığımızı ortaya koymaktadır.
Biz ne yapıyoruz? İletişim sırasında amacımızın tartışma mı, uzlaşma mı olduğuna bile doğru dürüst karar veremiyoruz. Karşımızdaki kişi ile bir ahenk kurmaya çalışıyor muyuz?
Yoksa iletişim ile hiç bir ilgisi olmayan ama kendimizi rahat hissetmemizi sağlayan sözleri söyleyerek iletişim kurduğumuzu mu zannediyoruz?
Victor Hugo’nun şu sözü gerçekten üzerinde durduğumuz konu ile ilgisi bakımından çok önemli. “Eğer karşındaki kişi seni anlamadıysa diz çök ve bağışlanmanı dile çünkü suçlusun”
Enver Nugay