Kendilerine çeşitli konularda desteklediğimiz, Temel Çocuk Gelişim Programı’na katılan çocukları gözlemlediğim de aslında geleceğin gençlerini ve yetişkinlerini oluşturacak kesimin çok da iç karartıcı bir durumda olmadığını görüyorum. Anne ve babaların en büyük yatırımlarını kendilerinden çok çocuklarına yapmaları, onları geleceğe en etkili şekilde hazırlama çabaları, mutfak masraflarından arttırarak çocuklarını böyle bir eğitimden mahrum bırakmamaları azımsanacak ve küçümsenecek bir durum değil gerçekten. Dahası çocukların bu tarz gelişim ortamlarına hakikaten aç olmaları ve özlem duymaları da onların bu çabalarını boşa gitmeyeceğinin en önemli göstergesi. Küçücük bedenleri ve her şeyi öğrenmeye duydukları merakla, ettikleri laflar da çoğu zaman yetişkin olarak tabir ettiğimiz kesimden çok daha akıllıca davrandıklarının göstergesi oluyor. Geleceğimize dair çizdiğimiz karamsar tabloları, aslında kendi ellerimizle bugünden renkli tablolar haline getirebileceğimiz de çoğu zaman gözümüzden kaçar. Lütfen çocukların ağzından dökülen şu cümlelere bakın ve düşünün;
“Ben bu kursa içimdeki yeteneği çıkarmak ve diğer insanlardan farklı olmak için geldim. Çok beğendim. Bu değişikliği kendimde de fark ettim…”
“Program çok faydalıydı. Çok zevkliydi. Burada öğrendiğim bir çok şey beni daha iyi yönleri getireceğinden eminim…”
“Buraya geldiğim için kendimle gurur duyuyorum. Buraya geldiğimden itibaren hayatım daha da zevklendi ve kolaylaştı…”
“…Burada bizim ortada olmayan davranışlarımızı ortaya çıkardık… Çünkü burada her şeye farklı bakmayı öğrendik…”
“Çünkü burada her şeye farklı bakmayı öğrendik” diyor bir çocuk. Bu onları desteklediğimizde, onları yüreklendirdiğimizde, toplumda nasıl bireyler olarak bulunacaklarının en önemli göstergesi.
İstek Vakfı Okullarının çocukları yüreklendirmek için belirlediği 16 yolu aşağıda yer vererek sözlerimi noktalamak istiyorum.
Lütfen onları, dünyaya getirirken duyduğunuz isteği, onları yetiştirirken de gösterin. Çünkü bu tüm toplumun o küçücük yüreklere borcudur.
1. Yüreklendirme, çocuklarınızın kendilerine güven ve değer duygularının gelişmesi için, onların değer ve güçlerine eğilme sürecidir.
2. Çocuklarınızı oldukları gibi kabul edin. Sevginizin ve onayınızın onların davranışlarına göre değişmesine izin vermeyin.
3. Çocuklarınıza güvenin ki, onlar da kendilerine güvensinler
4. Çocuklarınızın kendi değerlerini bilmelerine izin verin.
Sadece başarıyı değil, çabayı ve gelişmeyi de takdir edin.
5. Çocuklarınıza saygı gösterin.
Bu onların kendi özsaygılarının temelini oluşturacaktır.
6. Övgü iyi yapılmış işler için saklanır. Rekabet ruhunu kapsar.
Yüreklendirme ise, çocuk gelişme ve çaba gösterdiğinde yapılmalıdır. İşbirliği duygusunu geliştirir.
7. İnsan ilişkilerindeki en güçlü unsur beklentilerdir.
Beklentilerimizi değiştirdiğimizde, kişilerin davranışlarını etkileyebiliriz.
8. Çocuğa güvensizlik göstermek, başarısızlığa yol açar.
9. Çok yüksek tutulmuş standartlar başarısızlığa ve cesaretsizliğe çağrı yapar.
10. Kardeşler arasında gizli bir rekabete yol açmayın.
11. Cesaret kırıcı söz ve eylemlerden kaçının.
12. Yüreklendirici sözlerinizin arasına kendi değerlerinizi katmayın.
Bir elinizle verip, ötekiyle almayın.
13. Yüreklendirici mesajlar yeterlilik duygusunu geliştirir...
“Bunun üstesinden gelme çabanı beğendim.”
“Bunu başaracağını biliyorum.”
“Yaptığını takdir ediyorum.”
“İlerliyorsun.”
Bu tür ifadelerde cömert olun.
14. Çocuklarınızı, davranışlarının sonuçlarına katlanmaktan koruyorsanız,
onları öğrenmekten alıkoyuyorsunuz demektir.
15. Sorumlu anne-baba çocuklara seçme hakkı verir,
ve onların kendi kararlarından deneyimler edinmesini sağlar.
16. Kontrol etme, baskı yapma, aşırı koruma ve acıma duyguları, çocukların saygı duygularını mahveder.
Çocuklara vereceğiniz en değerli armağan:
ZAMAN AYIRMAK...
Emel Kordon