Etrafımdaki insanlara bakıyorum, yaşadığım yakın çevreme bakıyorum, yaşadığım topluma bakıyorum insanların ne kadar özgürlük nidaları atsalar da aslında hiçbir zaman özgür olamadıklarını ve özgürlüğe ne kadar yelken açsalar ve ona doğru koşsalar da aslında esaretlerine koştuklarını görüyorum. Ne mi demek istedim?
Özgürlük adına atılan her adımın sorumluluklar getirdiğini ve sorumlulukların beraberinde esareti getirdiğini söylüyorum.
Özgürlüğü her türlü dış etkiden bağımsız, kişinin kendi hür iradesine, düşüncesine dayanarak karar vermesi olarak tanımlarsak, düşünün bakalım ne kadar özgürsünüz. Diyebiliriz ki karar alırken kişiye dış müdahale söz konusu değilse kişi özgürdür. Diyebiliriz tabi özgürüz. Peki ya kafanızda size her attığınız adımda müdahale eden gardiyana ne demeli?
O gardiyanla özgür müsünüz?
Maddi ve manevi özgürlük için çalışırız da sabahları uyanma saatiniz konusunda ne kadar hürsünüz?
Kıyafetlerinize kimse karışmaz gibi gelir de aynanın karşısında dakikalarca yok bu gideceğim yere uygun düşmez, yok buna gülerler, hayır hayır bunu beğenmezler diyen hangi özgür iradeniz?
İş yerinde elde ettiğiniz terfiler size statü kazandırır da artan sorumluluklar neleri kaybettirir?
Aşık olduğunuz ve evleneceğiniz kişiyle hayaller kurarken, ailelerin onaylama ve destekleme şartıyla karşı karşıya kalan duygularınız ne kadar özgür?
Gün içerisinde yaşadığımız bize basit gelen ve bağımsız olduğumuzu düşündüğümüz bir çok eylemde içimizdeki gardiyan bizi bir yerlerimizden hep tutar.
Özgürlüğün asıl tanımı şudur, özgürlük başkasının özgürlüğünün başladığı yere kadar olan eğreti karar alma çabalarımızdır.
Hepimiz küçük küçük kümeleriz ve o kadar çok kesişim kümemiz var ki neredeyse sahip olduğumuz tüm elemanlarımız kesişim kümelerinin içinde. Yani ilgili konu neyse o kümenin içinde muhatap olduğumuz diğer elemanların bize yüklemiş olduğu programlarla karar alıyoruz.
Örneğin kıyafet alacaksınız. Kesişim kümenizde neler var, bakalım hemen; annenizin, babanızın istekleri, eşinizin istekleri, arkadaşlarınızın düşünceleri, iş ortamının durumu, yaşadığınız toplumun giyim alışkanlıkları, moda, para vb. Bir yanda da kendi istekleriniz? Şöyle kırmızı, mini, vücudunuza oturan bir elbise almak istiyorsunuz. Böyle bir elbise hayal etmek yasak mı? Değil. Almak yasak mı? Değil. Özgürsünüz yani! Alışverişe çıktınız. Tam da istediğinizi buldunuz ama… Kırmızı olmasın iş yerinde giyemem, mini olmasın eşim istemez, dar olmasın babam kızar, bol olmasın arkadaşlarım dalga geçer, pahalı olmasın param yetmez, o model olmasın modası geçti J Siz en iyisi eskileri giymeye devam edin. Özgür iradenizle hayalini kurduğunuz kıyafeti alacaktınız ama gardiyanlar gürleyen özünüzü susturuverdi.
Sosyal konumunuz ne olursa olsun bağımsızlığınız için attığınız her adımın size bağımlılıklarla geri döndüğünü hayatınızın her alanında görebilirsiniz. Maddi özgürlüğe kavuştum, bağımsız bir kadınım, çocuğum çok özgür bir ortamda büyüyor, işimde kararlarımı bağımsız verebiliyorum gibi laflar bana pek inandırıcı gelmiyor.
Özgürlük şekilsel olarak yaşanmasına rağmen, özde asla ve asla yaşanmadı ve yaşanmayacak, çünkü söz konusu olan insan.
Kişi ne kadar özgür görünüyorsa o kadar sorumludur ve o kadar bağımlıdır.
Emel Kordon