Adam olmak’tan bahseder dururuz hep. Hatta Avrupa Birliği bile bizim için bir adam olma sınavına dönüştü neredeyse. Eğer oraya girersek adam olacakmışız ya da daha kolay adam olacakmışız gibi geliyor bize. Adamlar bizi adam edecek ne de olsa.. Biz yıllarımızı adam olmaktan fersah fersah uzak geçirelim daha sonra elin Avrupalısı bizi adam etsin. Ben buna ne inanıyorum ne de buna bel bağlıyorum. Bir kimse bir işi yapmaya namzet ise öncelikle bu işi yapabilir mi yapamaz mı diye o adamın bir özgeçmişine bakılır. Avrupa’nın özgeçmişi acaba birilerini adam etmek için uygun mu? Yoksa biz onların kendi aralarında ki ticari ve sosyal ortaklığa dahil olmanın bizi adam edeceğini mi zannediyoruz? Doğru ya oraya girersek cebimize para girecek biz de adam olacağız. Avrupa’dan öğrenmedik mi biz “Kaç paralık adam” sözünü. Yine Avrupa’dan öğrenmedik mi “Paran kadar konuş” sözünü. Adam olmanın paradan ve paralı olmaktan geçtiğini düşünen insanlar için AB bir kurtuluş olabilir.
Adam olmak eğer sizden bir şeyleri alacak ve yerine bir şeyler verecekse ne alacağını ve ne vereceğini bilmek durumundayız. Bizden “içtenliği” alacak ve yerine “inceliği” verecekse kaybederiz. Bizden “yardımlaşmayı”alacak ve “savaşmayı” verecekse kaybederiz. Bizden “affetmeyi” alacak ve yerine “intikam ve ceza duygusunu” verecekse yine kaybederiz. Bu örnekler o kadar çoğaltılabilir ki.. Batının tarih boyunca yaşadığı kargaşa,kaos ve savaşlar onların çok geç adam olduğunu göstermektedir. Bakınız, sömürgecilik yüzünden yaşanan yüz yıl savaşları orada çıktı mezhepler yüzünden yaşanan otuz yıl ve kırk yıl savaşları orada çıktı birinci ve ikinci dünya savaşları orada çıktı ve daha neler neler. Şimdi bu insanlar sayesinde adam olmaya çalışıyoruz, sosyal ve ekonomik durumumuzu iyileştirmeye ve dünyada iyi bir yer edinmeye çalışıyoruz.
Adam olmak denince akla gelmesi gereken özellikler Büyük Türk Milletinin hem kültüründe hem tarihinde fazlasıyla mevcuttur. Konuya bakarken sadece bugünün fotoğrafını baz alırsak yanıltıcı olur. O günkü İmparatorluğu o veya bu şekilde eleştirenler etrafımızda yaşanan vahşeti ve dünyanın süper gücünün yıllardır sağlamaya çalıştığı asayişi Osmanlının tek bir vali ile sağladığını görseler iyi olur. Padişahların feth ettikleri topraklarda yaşayanlara sağladıkları hem din hem fikir özgürlükleri bugün bir çok ülke tarafından kendi vatandaşlarına yaşatılamamaktadır. Mahkemede yabancı uyruklu birinin devlet-i aliyenin başında bulunan padişah karşısında haklı çıkması ve padişahın mahkemece suçlu bulunmasını bugün hangi ülkenin adalet mekanizması sağlayabilir. Göçmen kuşlarının ülkemizden geçerken konaklayabilecekleri tesisleri yapma inceliğini ortaya koyan şefkatten hangi medeniyetin nasibi olmuştur.
Bunlar saymakla bitmeyecek şeylerdir. Eğer Türkiye Avrupa Birliğine Girdiğinde Avrupa’nın genlerinden gelen ve birliğe nüfuz eden tepkilerle ve içgüdülerle yaşayacaksa bu bizim bir birliğe girmemizden çok kendi özümüzden çıkmamız anlamına gelir ki bu durum bu ülkeden çok başkalarının yüzünü güldürür.
Sözün kısası adam olmak tıpkı asırlar önce olduğu gibi “adanmak” ile başlar. Eğer biz insanoğlunun yaratılışından ve özünden gelen değerlerin bayraktarlığına yeniden soyunabilirsek ve dünyanın mum ışığı ile aradığı ve her coğrafyası ile muhtaç olduğu değerleri dünyaya sunabilirsek herkes anlayacak ki dünya silahla,bomba ile ve sömürge ile hayırlı bir yere varamaz. Süper güç(!) şunu iyi bilmeli Supermen bir zamanlar hile ve aldatmacalar ile uçuyor ve insanları kendine hayran bırakıyordu. Daha sonra attan düştü felç oldu ömrünün son yıllarını tekerlekli sandalyede geçirdi ve geçtiğimiz günlerde de öldü.
Büyük gücün gerektirdiği büyük sorumluluğu taşımayanlar ya da taşıyamayanlarYüce GÜÇ tarafından cezalandırılırlar.
Enver Nugay