İçimizdeki bir ses, yapma diyor, sakın övme, teşekkür etme, takdir etme, bu kadar abartmana ne gerek var onun yaptığını herkes yapar, hatta sen o imkanlara sahip olsaydın daha iyisini yapardın. Evet, çevremizde herhangi bir konuda başarılı olmuş, farklı bir adım atmış insanlara karşı duygularımızda hep cimri davranmamız gerektiğini söyleyen içimizdeki sesin konuşmaları bunlar. Hayatımız boyunca zaman zaman karşılaştığımız başarısızlıklara, eksikliklere, karşılanmamış beklentilere karşı kendimizi korumak için oluşturduğumuz bir mekanizmanın sesi bu. Çünkü bizim elimizde imkanlar yoktu ah bir imkanlar olsaydı neler yapmazdık. Çünkü bizim meşguliyetlerimiz farklı ah öyle konularla biz de ilgilenseydik neler ortaya çıkarmazdık. Çünkü biz dünyanın en zor işiyle uğraşıyoruz ah diğerleri gibi kolay olsa işimiz neler yapardık neler. Sebep istemediğimiz kadar çok. Biz her zaman için en iyisini yapmışızdır. Başkalarının başarılarına karşı takdirle yaklaşmak, bizim kendi başarısızlıklarımızı açıklamak için kurduğumuz sisteme zarar verir. Çünkü önümüzde güzel bir örnek vardır. Nasıl açıklarız bunu kendimize. Bu sistemi korumak, takdir ve beğenilerimizi dile getirme konusunda cimri davranmamızı gerektiriyor. Ancak başkalarının yaptıklarını acımasızca eleştirerek, yerden yere vurarak, küçümseyerek ve hatta karşımızdakini demotive ederek güçlendiğimizi zannederiz. Ve bu durum bilgi sahibi olduğumuz veya olmadığımız her konuda bizi yorum yapmaya iter. Konu önemli değildir, ortada başarı vardır, emek vardır. Bunun bir şekilde ortadan kaldırılması gereklidir.
Kristof Kolomb, İspanyol gemicilerle bir gün aynı masada yemek yerken, gemiciler Kolomb’la Amerika’yı keşfetmek çok büyük bir şey mi, biz de keşfederdik diye dalga geçiyormuş. Kolomb sataşmalara daha fazla dayanamamış ve masanın üzerine bir yumurta koyarak, hey gemiciler bu yumurtayı masanın üzerinde dik bir şekilde koyabilecek biri var mı aranız da demiş. Gemiciler gülerek bundan kolay ne var deyip başlamışlar uğraşmaya ama hiçbiri yumurtayı masanın üzerinde dik bir şekilde tutamamış. Kolomb en sonunda yumurtayı almış ve altını hafifçe çatlatarak masanın üzerine koymuş. Gemiciler bunu bizde yapardık diye alaya başlamışlar. Kolomb ise “Yapabilirdiniz ama düşünemediniz” demiş.
Evet bu olayda olduğu gibi başarıları ve emeği küçümseyerek, küçülmek kaçınılmaz.
Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş. Ve “Renklerin Ustası” anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanınsa da kısaca Ranga Guru derlermiş.
Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raçiçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini Ranga Guru’ya değerlendirmesi için götürmüş.
Ranga Guru ise; sen artık ressam sayılırsın Raçiçi, senin resmini halk değerlendirecek. Resmi, şehrin en kalabalık meydanına götürmesini, en görünen yerine koymasını ve yanına kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raçiçi denileni yapmış. Birkaç gün sonra resme bakmak için gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş, emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızı bir duvar sanki. Tabloyu alıp Ranga Guru’ya gitmiş ve üzüntüsünü dile getirmiş.
Ranga Guru, üzülmemesini ve yeniden resim yapmasını önermiş. Raçiçi yapmış resmi ve yine Ranga Guru’ya götürmüş. Ranga Guru, resmi tekrar şehrin en kalabalık meydanına götürmesini istemiş ama bu sefer bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boyalar ile birlikte. Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmelerini rica eden bir not bırakmasını istemiş. Raçiçi denileni yine yapmış.
Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış. Çok sevinmiş ve Ranga Guru’ya resme hiç dokunulmadığını anlatmış.
Ranga Guru ise,
Sevgili Raçiçi, sen birinci durumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.
Oysa ikinci durumda, onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi.
Sevgili Raçiçi, mesleğinde usta olman yetmez, bilge olmalısın. Emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Onlara göre senin emeğinin hiçbir değeri yoktur.
Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenlerle tartışma.
Emel Kordon