15 yıllık yurt içi ve yurt dışında iş tecrübem var. Birkaç işyerinde çalıştım, işvere
Arkadaşlar bende sizlere en yakın arkadaşımın deneyimlerini özetlediği bir gecede aldığı notları iletiyorum Bakalım sizler neler düşünüyorsunuz bu konuda Çünkü bana çok doğru tespitler gibi geldi. Yoksa çok mu abartıyor arkadaşım?
15 yıllık yurt içi ve yurt dışında iş tecrübem var. Birkaç işyerinde çalıştım, işveren olarak birçok mülakat yaptım veya gözlemledim, iş arayan olarak birkaç mülakata girdim. Müsaadenizle, bazı genel hatalar ve belki bunun üstesinden nasıl gelinebileceğini paylaşmak isterim.
Mülakatın amacı nedir? Esasen, teknik olarak bir ön elemeden geçmiş, sizin aradığınız niteliklerin çoğu veya hepsine sahip olan kişiler arasında bir seçim yapmaktır. Bu seçim neye göre yapılır? Birinci olarak iş kapasitesine, ikinci olarak da karaktere göre. Her ikisinin de iyi olması gerekir. Pek nadirdir ki, tam istediğiniz gibi bir eleman bulursunuz. Amaç, kısa sürede yapılması gereken işi düzgün bir şekilde yapabilecek bir kişiyi tespit etmektir. Gayet basit bir iş! Ama ne yazık ki, mülakatta hataların çoğu mülakatı yönetenden kaynaklanır.
Bu hataların bazıları hakkında düşüncelerim. Sizin de fikirlerinizi bekliyorum!
Özgeçmişte sorunlar
Türkiye'de adet, cinsiyet, medeni hal, vb belirtilmesi, bir de fotograf eklenmesidir. Ama medeni birçok ülkede bu yasaktır! Neden? Bir insanın yapacağı iş, cinsiyetine kesinlikle bağlı değildir. Medeni hali ise işi etkileyebilir, ama nasıl etkileyeceğini önceden kestirmek imkansizdir. Fotograf - eğer iş başvurusu fotomodellik falan için değilse ki o zaman da "portföy" gerekir - bence acayip bir istek. Kişinin kara kaşı için iş verilmez.
Ama ne yazık ki, Türkiye'de bu şimdilik adet. AB sürecinde her halükarda cinsiyet, ve muhtemelen yaş ve fotograf ortadan kalkacaktir. Şimdilik bir tüyo: fotografı, müesseseye uygun olarak ekleyiniz. Örneğin, eğer ciddi bir holdingde çalışmak istiyorsanız, özgeçmisiniz çok kuvvetli değilse, profesyonelce çekilmiş ciddi bir resim iliştirin. Ben fotografa bakarak hiç karar vermedim, ama nice fotografa çok güldüm.
Mülakatın kendinisine gelince, bence hatalı yönetenler birkaç ayrı gruba sınıflandırılabilir:
Şakacılar: Bunlar için mülakat bir komedidir. Bol şaka ve espri arasında, sizi belki diğerlerine göre daha iyi tanıyabilir. Ancak, kabiliyetiniz hakkında bilgisi kesinlikle yetersiz, şahsiyetiniz hakkındaki hafızası da kendi nüktedanlığının gölgesinde kalacağı için muhtemelen zayıf kalacaktır. Böyle kişilere sizi hatırlamasını sağlaması için muhakkak birşey, bir dosya, bir çalışma, vb bırakın. Yoksa unutulabilirsiniz.
Terbiyesizler: Bazı kişiler, belki doğuştan, belki pozisyonlarının onlara sağladığı kuvvetten, terbiyesiz olabilirler. Tavsiyem, eğer mülakatı yapan kişiyle yakinen çalışacaksanız, o şirkette çalışıp çalışmamayı gözden geçirin. Eğer sadece mülakata giriyorsa, böyle kişileri onların fikir ve tecrübelerine çok önem ve saygı verdiğinizi göstererek ikna edebilirsiniz. Onların fikirlerini, kendinizinki gibi sahiplenin. Katiyyen münakaşa etmeyin!
Sinirlendiriciler: İlk başta, terbiyesizlere çok benzerler. Ancak ya amaçları farklıdır (stres denemesi yapıyorlardır) ya da tesadüfen kötü gününe rast gelmiş olabilirsiniz. Bence stres denemesi tamamen yanlıştır, ama soğukkanlılığınızı muhafaza ederek, üstesinden gelebilirsiniz. Sinirlendiriciler, terbiyesizler kadar olmasa da, ego tatmini ararlar. Ama sizden de özgün fikir beklerler. Sinirlendiricilerle terbiyesizleri, çalışma arkadaşları veya kurumu hakkında ancak uzun süre konuştuktan sonra ayırdedebilirsiniz.
Özgüvenli agresifler: Bazı kişiler, bir noktaya takılmış olabilir. Bu konuda biraz agresif davranabilirler. Örneğin, eğer eski işyerinizde tanıdığı birisi varsa, ve o da sizin hakkınızda kötü birşey söylediyse, kafasında belli (belki yanlış) bir imaj oluşmuş olabilir. Tek yapabileceğiniz şey, sinirlenmeden, masum bir ifadeyle, onun iddia ettiğinin tersini söylemektir. Ve müsper örnek vermektir. Örneğin, eğer işe geç gelmekle ün yapmışsanız, neden geç geldiğinizin sebebini vermeyin. Onun olağandışı sebeplerden olduğunu söyleyip, erken geldiğiniz birçok örnek verin. 20 dakika bekleyin, tekrar verin. 20 dakika daha bekleyin, bir defa daha verin. Kötü intibayı yok etmek o kadar zor değildir. Ama tabii iş görüşmesine geç geldiyseniz, işiniz zor!
Özgüvensiz agresifler: Bazı kişiler ise sizden çekindikleri için bahane uydurmaya başlayabilirler. Örneğin, belki onun işini ondan daha iyi yapabileceğiniz bellidir, ama onun yanında bir pozisyon için başvurmuşsunuzdur. Ya aptal görünün, ya konuyu işten saptırıp sisin ne kadar iyi ve tehlikesiz birisi olduğunuzu ispatlayın, ya da onun patronunun patronuna başvurmayı deneyin.
Salaklar: Bu kişiler iş haricinde herşey hakkında konuşur. Bazen sizinle konuşmak yerine başka işlerle de uğraşabilir. Salaklar, genellikle hem sahiden salak, hem de deneyimsiz kişiler olur. Egoları kırılgandır. Hem derviş sabrı hem de dikkat gerekir. Yine tavsiyem, eğer mülakatı yapan kişiyle yakinen çalışacaksanız, o şirkette çalışıp çalışmamayı gözden geçirin. Değilse, ne yapıyorsa yapsın, uzun bir süre bekleyin. Sabrınız taşınca çaktırmadan saatinize bakın, bir o kadar daha bekleyin. Sonra, kesinlikle mülakata girmeyin. Ne yapıyorsa, o konuyla ilgilenin. Ya duracaktır, ya da en azından samimi dost olacaksınızdır! Ama iş konusunda pek umutlu olmayın. Bunlara da kendinizi hatırlatmanız gerekecektir.
Dikkatsizler: Mülakatı yürütürler, ama bellidir ki ilgileri başka yerdedir. Salaklara yüzeysel olarak benzerler, ancak iş konuşmaları onları farklı şekilde idare etmeniz gerektiğini size kısa sürede belirtir. Önemli konu dikkatsizliğinin sebebidir. Eğer araya çok iş giriyorsa, mülakatı devam ettirin, ama mümkünse, ikinci bir mülakata çağrılmak istediğinizi nazikçe söyleyin. Sakın bunu söylerken, mülakatın verimsiz geçmiş olmasını, onun üzerine yıkmayın.
Düsünceliler: Aklı ya başka yerdedir, ya da sizden başka birşey bekliyordur. Biraz suskun veya dalgın görünebilir, veya sorduğu sorular bazen alakasız olabilir. Eğer bu kişi kıdemli biri ise, sizi başka bir iş için düşünüyor olabilir. İmkaniniz varsa, görüşmeyi genişletin. Baklayı çıkarmazsa, konuya geri dönün. Belki sadece uykusuzdur!
Aşırı dikkatliler: Bazı yöneticiler, önlerine gelen her özgeçmişin yalandan ibaret olduğunu düşünürler. Her yazdığınız, didik didik edilir. Bir bakıma kolaydır.... eğer doğruyu yazmışsanız, sorun olmaz. Ama sakın güvenmemesi için bahane vermeyin! Öte yandan, bu gibi yöneticiler, işi yapıp yapamayacağınızı bilemezler. Aydınlatmak, size kalmış.
__________________
Taha Yasin Türker
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
|