D.Yönetim
Yönetimin temel aşamaları; planlamak, harekete geçmek, izlemek, gözden geçirmek ve değerlendirmek olarak özetlenebilir.
Bu temel aşamalar da şu şekilde sıralanabilir;
İnsan hayatından ve hatalarından dersler alabilir. Ne kadar önemli dersler, hayattan aldıklarımız? Bizler hatalı algılamalar ile kendimizi yanıltmış olabiliriz ama tecrübeler genelde bizi yanıltmaz. Bizi uyandırır. Bize gerçekleri gösterir.
Aldığımız dersler ve edindiğimiz tecrübeler ışığında yaşamımızı sürdürürsek, hayatımızın kalitesini arttırabiliriz. Hatta iyi bir gözlemci olup başkalarının hatalarından da dersler alabiliriz, almalıyız. Eskiler, başkalarının hatalarından da ders almamız gerektiğini çünkü bizim hepsini yapacak vaktimiz olmadığını söylemişler.
Planlar, harekete geçer ve değerlendirirken…ve planlar, harekete geçer ve yine değerlendirirken, bu süreç tekrarlanan öğrenme ve gelişim döngüsü haline gelir. Tecrübe edindikçe öğrenir, öğrendikçe bilgimiz artar, bilgimiz arttıkça da planlarımız doğru orantılı olarak nitelik açısından zenginleşir. Bu süreç tekrarlandıkça bir sonraki planlama süreci muhtemelen daha kaliteli olacaktır. Yükselen sarmal gibi.
Tarih tekerrür eder demişler. Aslında tarih değil hatalar tekerrür eder. Tarih tekerrür etse idi, dünya bugün ilk gün olduğu noktada olurdu. Plan, eylem ve değerlendirme süreci yatay bir seyir izlerdi. Oysa, ‘öğrenen şahıs’ eylem ve değerlendirme aşamalarında edindiği bilgileri bir sonraki planlama sürecine katarak planların, planların kalitesini artırabilir. Böylece, döngü yataydan ziyade yükselen bir seyir izleyebilir. Hayatımız ve zamanımız yönetilebilir.
E. İlgi, etki ve odak alanı- Bizim ilgilendiğimiz her şey ilgi alanımıza girer.
- Bizim etkileyebildiğimiz her şey etki alanımıza girer.
- Bizim üzerine odaklandığımız şeyler de odak alanımıza girer.
Her birimizin ilgilendiği bazı konular vardır. Ülkemizin uluslar arası politikaları, Irak savaşı, NASA’nın uzay hareketleri…vs. Bu tür konular bizim ilgi alanımıza girer.
Ancak, ilgilendiğimiz her konuyu etkileyemeyiz. Belki Irak savaşını veya IMF politikalarını etkileyemeyiz ama sağlığımız ve programımız gibi etki alanımız içine giren şeyler bizim kararlarımızdan etkilenir. Etki alanımız içine giren bu ve benzeri olayları etkileme gücümüz var. Bunun bilincine varıp harekete geçersek, etki alanımızı bilinçli olarak genişletmiş oluruz. Hayatımızın daha büyük bir kısmını kontrol ediyor oluruz.
Fakat zaman ve enerjimizin en etkili kullanımı, odak alanında gerçekleşir. Odaklanmanın inanılmaz gücü vardır. Nasıl, güneş ışınları bir nokta üzerine yoğunlaşıp ateş çıkarabiliyorsa, biz de enerjimizi odaklayıp imkansız gördüklerimizi başarabiliriz.
Etki alanımız içinde elimizden geldiği kadar çalışır ve en doğru bulduğumuz yollara saparsak, gelen takdiri kabullenmemiz de zor olmaz. Gönlümüz rahattır. Elimizden geleni yapmışızdır.
F.Kısa vade vs.
Uzun vade
Hayattan uzun vadede beklediklerimiz vardır. Bir de hayatın bize kısa vadede sundukları.
Kimi insan vardır, yarını düşünemez. Rüzgar ne tarafa atarsa o tarafa gider. Bir o yola sapar bir de bu yola. Anlık dürtüleri yanıtlar. Bu tür insanlar bir anlamda miyopturlar. Uzağı göremezler. Böyle insanları manipule etmek ve yönlendirmek kolaydır. Genelde tekliflere uyarlar. Bu tip insanlar gelecekte bir gün uyandıklarında, hiçbir yolda ciddi bir mesafe almamış olduklarını görürler. Üzülürler. O kısa vadeye odaklanmışlardır ki, geleceklerini hiç düşünmemişlerdir. Geleceklerine yatırım yapma ihtiyacı duymamışlardır. Ekmedikleri için biçecek bir şey de bulamazlar. Çok geçtir.
Kimileri vardır, o kadar çok yakını düşünür ki, hayatın karşısına çıkarttıklarını göremez. Önüne değil geleceğine bakıyordur. Geleceğine konsantre olmuştur. Sürekli yatırım yapmakla meşguldür. Hayatın tadına varamaz. Hayatın zevklerinden mahrum kalır. Neler kaçırdığını çok geç fark eder. İş işten geçmiştir. Üzüntü boşuna, bir ömür sarf edilmiştir.
Kısa ve uzun vadede istediklerimiz arasında bir denge kurmamız çok önemlidir. Hem hayatın bize sunduğu hazlara varmalı hem de yarın biçebilmek için bugün ekmeliyiz. Doğa bunu söyler.
G. Pusula
Sınırlı olan enerjimiz ve vaktimiz tükenmiş ancak önemli meseleler çözümlenmemiş olabilir. Çoğumuzun zamanımızı ve kendimizi verdiğimiz şeyler ile bizim için hakikaten önemli olan şeyler arasında bir boşluk vardır. Bu boşluk bizde bir boşluk hissi yaratır.
Hayatımızı yaşar ve kaynaklarımızı tüketirken, bizim için en önemli olan şeyleri tanımlamış olmamız gerekir ki ona göre yaşayalım, tüketelim. Hayattaki amacımız nedir? Biz neden varız? Bizim için en önemli olan şeyler nelerdir?...gibi sorular yanıtlanmalıdır. Bu sorulara verilen yanıtlar pusula niteliği taşır. Bizlere rehberlik eder, yol gösterir.
Yukarıda bahsi geçen boşluk hissini yaşamamak için pusulamızı saatin önünde tutmalıyız. Aksi takdirde programladığımız her işi yapabilir kendimizi bütün çabalara rağmen boş hissedebiliriz. Muhtemel neden programdaki bütün işleri yapmış olmamıza rağmen, önemli olan işleri programımıza sokmayı unutmuş oluşumuzdandır. Farkında olmadan tüm kaynaklarımızı pek de önemli olmayan işlere sarf etmiş olabiliriz. Yaşadığımız müddetçe, hayatın farkında olmalı ve pusulamızdan rehberlik almalıyız.
H. Matrix
İnsanlar zamanlarını genelde dört şekilde harcarlar.
- Bazı işler vardır acil ve önemlidir. Bu işleri görmek zorunludur. Bir arkadaşınızın fena şekilde hastalanması ve hastaneye götürülmesi bir örnektir. Bu iş hem önemli hem de acildir. Beklemez.
- Bazı işler vardır önemlidir fakat acil değildir. Bu işleri acil olmadıkları için ertelemek mümkündür. Hemen davranmak zorunda değiliz fakat bu işler de önemlidir. Mesela spor yapmak, ders çalışmak, bir müsabaka için idman yapmak da acil olmayıp da önemli olan işlerdendir. Bizim bu işlerde pro-aktif olmamız gerekir. Bu işler acilleşmeden karar vermeli ve harekete geçmeliyiz. Günün birinde biçmek için önceden ekmeliyiz...
- Bazı işler vardır acildir fakat önemli değildir. Bu tür işlere dikkat etmeliyiz. Aciliyet, önem ile karıştırılmamalıdır. Yoksa bütün gün çalışıp, programdaki her işi görüp, akşam saatlerinde hiçbir iş halletmemiş gibi hissettiğimiz günlerden biri olur. Bütün gün acil işlerle meşgul olmuşuzdur ama belki de hakikaten önemli olan işleri unutmuşuzdur. Acil olan ile önemli olan işleri karıştırmamalı, karar anlarında kişisel bütünlüğümüzü korumalıyız. Pusulamızı saatin önünde tutmalıyız.
- Bazı işler vardır, ne acil ne de önemlidir. Anlamsız bir şekilde televizyon kanallarını karıştırmak, dedikodu yapmak, zaman öldürmek,vs...Zamanımızı bu tür tüketmekten kaçınmalıyız. Daha önce de söylediğimiz gibi, hiç birimizin israf edecek kadar çok vakti yoktur. Maalesef...
İkinci karede daha çok vakit geçirebilmek için gerekli olan zamanı, ilk aşamada üçüncü ve dördüncü karelerde tasarrufa giderek sağlayabiliriz. Boş işlere daha az, mümkünse hiç vakit harcamayarak, kendimizi daha önemli işlere ayırabiliriz.
I. An’ın Ötesi
Eğer biz neden var olduğumuzu, bizim için hayatta neyin önemli olduğunu ve hayattan ne beklediğimizi biliyorsak, karar vermekte güçlük çekmeyiz. Bu durumda, kararlarımız köklerimizden besleniyordur. Güçlüdürler. Bu şekilde köklerinden beslenerek yaşayan insanlarda genelde “karizma” dediğimiz yetenek vardır. Söylediklerinin ve kimliklerinin arkasında durmak için gerekli olan cesareti, sükunet ile sergilerler. Güçlerinin kaynağı içlerindedir. Hareketlerinde bir bütünlük ve tutumlarında bir istikrar vardır. Yörüngeleri geniş ve kuvvetlidir. Hareketlerine yansıyan kararlılıkları ile insanları kolaylıkla kendilerine çekebilir ve peşlerinden sürükleyebilirler. Etki alanlarının içine alabilirler.
Bahsi geçen türden olmak için köklerimiz ile temas içinde olmamız gerekir. Köklerimizi unutursak, esen rüzgarlar bizi savurabilir. Tutarsız hareketler, tavırlar ve değer yargıları sergilenebilir. Bu durumda güven aşılamak ve başarılı insan ilişkileri kurmak güçtür.
Eğer biz aslında ne istediğimizi biliyorsak, cazip olan bir şey bizim değerlerimiz ile örtüşmediği vakit, bizi cezbedemez. Küçük cazibelere “hayır” demek kolaydır. “Hayır” demek kolaydır çünkü içimizde daha büyük bir “evet” vardır. İçimizde bu “evet” olduğu müddetçe an’ın ötesine geçebiliriz. Aksi takdirde bazı anların getirdiği cazibelere katılıp kendimizi hiç ummadık yerlerde bulabiliriz. Bunun farkına vardığımızda, önceden davranmış olmamız gerektiğini anladığımızda, yine çok geç olur.
Önemli olan karar anında kişisel bütünlüğümüzü korumak ve uzun vadede istediklerimize uygun davranmaktır.
J. Sonuç
“son” ne zaman gelecek belli değil ama yaklaşmakta olduğu bir gerçek. Zamanın içinde bulunduğumuz nokta ile “son” arasındaki boşluğu tatminkar bir şekilde doldurmamız bizim yükümlülüğümüz...
İlk önce yapmamız gereken, bizim için hayatta neyin önemli olduğunu, neden varolduğumuzu ve hayattan ne beklediğimizi keşfetmektir. Biz bunları üretmeyiz, keşfederiz. Bu önemli bilgiler yol gösterici niteliktedir. Bizlere rehberlik eder, pusulamız olurlar.
Zaman yönetimi bunu takip eder. Önce, özelliklerimizi belirlememiz gerekir ki bunlara uygun yaşayalım. Zaman yönetiminde esas olan, programımızı öncelik sırasına göre dizmek değil, önceliklerimizi programlamaktır.
www.insankaynaklari.com