Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > DAVRANIŞ BİLİMLERİ > ÖRGÜT GELİŞTİRME

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 08-22-2006, 01:50 PM
Bilgen Hündür Bilgen Hündür  çevrimdışı
Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 506
Varsayılan Öğrenememe Hastalıkları

insankaynaklari.com içerik ekibi

Yönetim otoriteleri üçüncü bin yıla girerken ayakta kalabilecek organizasyonların, rakiplerinden daha hızlı ve daha etkin organizasyonlar olacağını söylüyorlar. Sürekli değişen dünyada, giderek şiddetlenen rekabet ortamında, müşteri yaratabilmek, endüstri standartlarını belirleyebilmek, etkin bir örgütsel yapıya ulaşabilmek, küresel rekabet gücünü arttırmak, uygarlığa katkıda bulunan bir organizasyon olmak için daha ileri düzeyde bir anlayışa ihtiyaç duyulmaktadır. Öğrenen organizasyonlara dönüşme çabaları, işletme yönetimini her alanda, içinde bulunduğu bütün ilişki ve etkileşimlerle, yeni bilgi-bulgu ve uygulamalara götürecektir.

Öğrenme nedir?
Bir deneyim ya da denemenin/ bilginin sonucunda davranışlarda meydana gelen sürdürülebilir ve kalıcı değişikliklerdir.


Öğrenmenin doğası
Öğrenme, arzulanan sonuçlara ulaşabilmek amacıyla davranış ve eylemlerin değiştirilmesine götürülen yeni bilgi ve sezgisel kavrayış kazanma sürecidir. Öğrenmenin sonuçta bir davranış değişikliği getirmesinin şart olup olmadığına ilişkin de değişik görüşler bulunmaktadır.

Öğrenen Organizasyon Nedir?
Organizasyonların nasıl gelişip değiştiğini anlamak amacıyla sistem düşüncesinin kullanılması, öğrenen organizasyonlar kavramının gelişiminde itici bir güç oluşturmuştur. Tüm organizasyonlar öğrenir, bu yüzden öğrenen organizasyon kavramı pratik olarak ayırt edici değildir. Organizasyonlar öğrenirken de yok olabilirler; yanlış bir şey öğreniyor olabilirler ya da yeterince hızlı öğrenmiyorlardır. Esas konu organizasyonların öğrenmesi değil, hız, ekonomi, doğruluk ve elde etme bakımından nasıl öğrendikleri ve neyi öğrendikleridir.

Örgütsel öğrenmeyi kavramsallaştırırken, öğrenenin kapasitesi kadar, bu kapasiteyi arttıran veya sınırlayan bağlamı da incelemek önemlidir. Bazı yazarlar bu bağlamın kültür, iklim, stres vb. gibi belirli yönleri üzerinde durmuşlardır. Oysa öğrenme özünde bütünseldir ve bu şekilde kavramlaştırılması gerekir.

Öğrenememe Hastalıkları
Türkiye'deki işletmelerin büyük bir kısmı öğrenememe konusunda sorun yaşıyorlar. Yönetim uzmanlarının görüşü şirketlerin hastalıklarını teşhis edemedikleri ve dolayısıyla bir türlü tedaviye geçilemediği yönünde. Bazı şirketler ve kurumlar çok uzun geçmişlerine rağmen bir türlü geçmişten ders çıkaramamışlar ve işleri kişisellikten çıkaran, en az zamanı ve en düşük maliyeti yakalayan, etkin ve verimli çalışmaya imkan tanıyan sistemleri kuramamışlar. Bugün halen, 50 yıl önce karşılaştıkları problemleri yaşamaya devam ediyorlar. Öğrenememe hastalıkları olarak kabul edilen bu durumlardan bazıları şu şekilde;

Sorunu kabul etmeme: Sorun olduğunu kabul etmemek organizasyon içindeki en ciddi hastalıklardan biridir çünkü hasta, hasta olduğunu kabul etmemektedir. Böyle durumlarda, sorun derinden fark edilmesine rağmen kimse onu ortaya çıkaracak cesareti gösteremez. Gösterenlerin ayağı kaydırılır. Çünkü içinde bulunulan sorundan çıkarı olan kimseler vardır.

Sorunu görüp de görememe: İşletme için en önemli hastalıklardan biri de sorunu görüp de görmezlikten gelme hastalığıdır. Bu durum sorunu görüp de harekete geçememeden kaynaklanır. Üst yönetim sorunu görür ve "Merak etmeyin hallediyoruz" der. Bu sözden sonra iki ihtimal vardır: ya hiçbir şey yapılmaz ya da daha önce yapılagelen ne ise o sürdürülür.

Bilgiyi paylaşamama: İşletme içindeki enformasyon ve bilgiler saklandığı zaman, bu bilgilerin organizasyonun amaçlarına ulaşılmasına başarılmasına uzun vadede katkısı olmayacaktır. Yapılan işler, pazara ilişkin bilgiler, müşteriler hakkında notlar herkesin erişebileceği yerde tutulmaz ve bilgi paylaşılmazsa organizasyonun lideri zor durumda kalabilir. Bilgi, yalnızca bireylerde saklı kalır ve paylaşılmazsa rekabet üstünlüğü sağlayabilecek yeteneklere ve faaliyetlere dönüşemez. Bir çok fırsat işletmelerde değerlendirilemediği için kaybolup gider.

İlişkilendirememe: Kurumlarda farklı bölümlerde ve süreçlerde çalışan kişiler gün içerisinde çok sayıda faaliyet gerçekleştirirler. Yüzlerce insanla görüşür, farklı diyaloglar kurarlar. Yapılan tüm bu faaliyet ve görüşmeleri birbiriyle ilişkilendirecek, çalışanlara farklı senaryolar içindeki olayların arasındaki bağlantıları gösterecek mekanizmalar kurmadıkça işlerle ilgili resmin bütünü görülemez. Resmin bütününü görememek, işletmenin içinde bulunduğu sistemi kavrayamamaya neden olur. Bu şekildeki bir işletmenin içindeki herhangi bir eylemin iş sistemi içinde nelere yol açacağı bilinemez.

Ders alamama: Ders alamama hastalığı, sorunu kabul etmeme, sorunu görüp de görmeme, bilgiyi paylaşamama, ilişkilendirememe gibi hastalıkların tedavi edilememesinde kaynaklanır. Bu hastalık, daha önce yaşanmış ya da ortadan kaldırılmış bir hastalığın yeniden yaşanması şeklinde tanımlanabilir. Geçici sorunlar kendilerini göstermeye başladığında tedavi edilmezse, sorun incelenmez ve sorunun yaklaştığını gösteren belirtiler tespit edilemez. Daha sonra kendini göstermeye yakın belirtiler ortaya çıktığında sorunun geldiği anlaşılmaz ve tekrar krize girilir.

Bilgi üretilmesini engelleme: En kötü öğrenememe hastalıklarından biri, "ben bilirim" sendromudur. İşletme içinde üst yönetimler bu sendroma girdiğinde işletme, öğrenme şansını yitirir. Bu sendromun farklı belirtileri olabilir. Yönetici, konuyu ve çözüm yollarını çok iyi bildiği için kimseye şans tanımaz ve bildiğini okur. Ya da yönetici olaya demokratik yaklaşır, herkesin görüşünü alır ve yine bildiğini okur. "Ben bilirim" sendromu, eğer yönetici gerçekten bilmiyorsa olumsuz sonuçlar doğurabilir ki genellikle yöneticilerin herşeyi en iyi şekilde bilmesi mümkün değildir.

Sorunlarla kişileri karıştırma: İşletmelerde, sorun ortaya çıktığında ilk sorulan soru: "kim yaptı?" dır. Bu yaklaşımla bir yerlere varabilmek mümkün değildir. Burada önemli olan niçin yapıldığıdır, kimin yaptığı değildir. Çünkü sorunun niçin'ini bulduğunuz takdirde, daha sonra başka koşullar altında tekrarlanabilecek sorunları önleyebilirsiniz. Esas olan problemi ortaya çıkaran sebeplerin neler olduğudur ve bunun tekrarlanmasının nasıl engellenebileceğidir.

Mimariyi ve sistemi anlamama: Bazen herkesin bir çözüm önerdiği durumlarla karşılaşabiliriz. Bu çözümlerden bazıları kısmen geçici bir iyileşme sağlarken, bazıları da sorunları daha da büyütür.

Geçmişin başarılarına sığınma: Geçmişte başarıları olan bir kurumda rehavet olması mümkündür. Onlara başarı getiren kural ve sistemlerin gelecekte de başarı getireceğe dair bir inancın olması mümkündür. Başarı bazılarına bir alışkanlık gibi görünse de bu bir yanılsamadır. Öğrenmenin olmadığı bir ortamda başarı geçicidir. Çünkü ne bugünün şartları ne de yarının şartları, dünün başarılarının kazanıldığı şartlarla aynı değildir. Eski kural ve sistemlerle başarıya ulaşılması olası değildir. Ancak geçmişte başarı getiren bütün kural ve sistemler kendilerini kanıtladıkları için her zaman güvenilmiştir. Bu nedenle önceden kazanılan başarılar, öğrenmenin önünde birer engel olarak ortaya çıkar.

Eğitimle öğrenmemeyi garantileme: Şirketlerden bazıları eğitime çok önem verdiklerini söylerler ve çalışanların belirli zaman dilimlerinde eğitim görmelerini sağlarlar. Hatta bu konudan övünç duyarak bahsederler. Ancak çoğu zaman verilen bu eğitimlerin, şirketlerin amaçlarıyla ilgisi yoktur ve eğitim sonrasında organizasyonda bu eğitimin uygulanabileceği ortam yaratılmamıştır. Böyle bir ortam olmadığı için verilen eğitimin bir değeri kalmaz. Şirket yönetimi ise yeni kavram ve teknikleri öğrendikleri yanılsaması içindedirler. İşlerin halledildiği düşüncesinde oldukları için gerçek bir öğrenme konusu gündeme gelemez. Bu tür eğitimler, gerçek bir öğrenmenin işletmenin gündemine girmemesini garantiler.

Yaratıcılığı Öldüren Sözler
  • Daha önce denedik olmadı
  • Çok zaman alır
  • Çok masraflı olur
  • Yeni sistemler gerektirir
  • Hiçbir zaman onaylanmaz
  • Neden bana bir yazı ile bildirmiyorsun?
  • O konuda bir makale yaz
  • Bu taslak bir öneri
  • Bunu burada yapamazsın, bizim tarzımız değil
  • …Bey bunu beğenmez
  • Bozulmadıkça tamir etme
  • Doğru olabilir ama
  • Şu anda zamanımız yok, çok meşgulüz
  • Belki sonra
  • Bütçede yok
Yaratıcılığı Geliştiren Sözler
  • Başka düşünceler var mı?
  • Bize uygun seçenekleri gözden geçirelim.
  • Daha başka hangi bilgileri alabilirsiniz?
  • Başka kimin görüşünü alabilirsiniz?
  • Eğer olmazsa?
  • Nasıl geliştirebiliriz?
  • Başka kim katkıda bulunabilir?
  • Neden hep böyle yapıyoruz?
  • Düşüncesini biraz daha açıklayabilir misin?
  • Daha başka nasıl yapalım?
  • Demek istediğim öyle mi oldu?
  • …konusunda yardıma ihtiyacım var.
  • Teşekkür ederim
  • Büyük fikir
Kaynak: KalDer yayınları Kitap No:16/ Öğrenen Organizasyonlar II


www.insankaynaklari.com

__________________
Bilgen Hündür
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 06:31 PM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0