Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > DAVRANIŞ BİLİMLERİ > ÖRGÜT GELİŞTİRME

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 04-03-2006, 06:21 PM
Bilgen Hündür Bilgen Hündür  çevrimdışı
Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 506
Varsayılan Örgütlerde Değişime Olan Açıklık

1.Örgütlerde Değişime Açık Ya da Yatkın Olan ve Olmayan Durumlar

Her ne kadar değişimin örgütler için kaçınılmazlığı ifade edildiyse de, her örgütün değişime aynı ölçüde yatkın olmadığını da görmezlikten gelmenin gerçekçi bir yaklaşıma olmadığını söylemek mümkündür. Kimi örgütler sahip oldukları özellikler nedeniyle kolaylıkla değişebilirken, kimi örgütler koşulları gereği o denli kolay değişemeye bilirler. Önce genel bir yaklaşımla örgütleri değişime ve statükoculuğa iten özellikleri gözden geçirelim.

Bir örgüt bu iki genel profilden hangisine daha çok uygunluk gösteriyorsa değişime olan yatkınlık derecesi kestirilebilir. Ancak, bir örgütün değişime olan yatkınlığını daha duyarlı biçimde ölçebilmek için onun iç yapısının ve çevresinin analiz edilmesinde yarar vardır.

2.Bir Örgütün Değişime Açık Ya da Yatkın olmasını Belirleyen Değişkenler

• Örgütte insanlar ile değişim ile ilgili varsayımlar
• Örgütün çevresinin özellikleri
• Örgütün yapısal özellikleri
• Örgütün yönetim sisteminin özellikleri
• Örgütün üyelerinin özellikleri
Şimdi bu özellikleri örgütün değişime açık ya da yatkın oluşunu etkileme biçimlerini inceleyelim.

a.Örgütte İnsanlar ve Değişimle İlgili tutumların değişime Yatkın oluşa Etkisi
Bir örgütün değişime yatkın olabilmesi için o örgütte insanlara ilişkin olumlu bir tutum var olması gerekir. Eğer bir örgütte insanlara ilişkin olumsuz tutumlar egemen ise, değişimin o örgütte yarardan çok zarar getireceği düşünülerek statükocu bir tutuma girilmesi beklenir. Yine eğer, bir örgütte gele olarak değişimin yararsız, anlamsız olduğu yolunda olumsuz bir tutum gelişmiş ise, o örgütün kendisine değişime yatkın olabilmesi için öncelikle insanlar ve değişime olumlu bir tutum geliştirmiş olması gerekir.


b.Örgütün Çevre Özelliklerinin Değişime Yatkın Oluşa Etkisi
Tüm örgütler varlıklarını sürdürebilmek için çevreleri ile karşılıklı etkileşim içinde bulunan sistemlerdir. Nacak bazı örgütler durağan, hızlı değişmeyen, dengeli, önceden kolay kestirilebilir bir çevre ile etkileşirken, kimi örgütler de hareketi, sürekli değişen, düzensiz, önceden kolay kestirilemeyen bir çevre içinde çalışırlar. Birinci türden bir çevre ile etkileşen bir örgüt değişime yatkın olmazken, ikinci türden bir çevrede çalışan örgütler varlıklarını sürdürmek için değişime yatkın olmak zorunda kalırlar.

c.Örgütün Yapısal Özelliklerinin Değişime Yatkınlığa Etkisi
Örgütlerin yapısal özelliklerinin ayrı ayrı ve hepsinin birden toplam olarak değişimi hazırlayıcı veya değişimi engelleyici olabildikleri yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu yapısal özetliklerin değişime yatkınlığı belirlemedeki etkisini bu konuda yapılan araştırmaların sonuçlarına göre şöyle özetleyebiliriz:

Karmaşıklık : Karmaşıklık arttıkça, bakış açıları ve diğer farkları artarak değişime yatkınlık ortaya çıkabilir. örgüt yapısında karmaşıklık azalttıkça, değişime yatkın olma da azalabilir.

Merkezcilik : Örgütte yetkinin dağılım biçimini belirler. Yetki ne denli örgütün alt basamaklarına doğru göçerilirse, değişim için o denli uygun bir ortam yaratılmış olur. Yetki örgütün tepe yönetiminde toplandığında örgütün bu kesimi dışında kalan birimlerinde değişime uygun bir ortam yaratılmamış olacaktır.

Sınıflaşma : Örgütün içindeki statü ve ödül dağılımındaki farklığı belirler. Örgütte çalışanların statü farklılaşması ne denli çok olursa, değişim olasılığı o denli az olacak, statü farklılaşması azaldıkça örgütün değişime yatkın oluşu o denli artacaktır.

Biçimsellik : Örgütte var olan kura, yönetmelik ve ilkelerin yoğunluğunu belirler. Örgütte biçimsellik arttıkça, değişim olasılığı zayıflar, biçimsellik azaldıkça değişime yatkınlık artar.

Üretime Olan İlgi : Örgüt ürettiği mal ve hizmetlerin kalitesine önem vermeye başladıkça değişim için de uygun bir ortam yaratılmış olur. Üretimin niteliğine değil de niceliğine önem verildikçe de değişim olanakları daraltılmış olur.

Maliyete Olan İlgi : Örgütün işlevleri sırasında en ekonomik yıllara saplanmış kalması ve herhangi bir değişimin getireceği maliyetten kaçması doğal olarak değişime uygun olmayan bir ortam yaratacaktır.

Doyumlu Bir Çalışma Ortamı: Örgüt amaç ve hedefleri, yönetim ve işlerin düzenlenmesi ile üyelerine yükse düzeyde doyum verilebilirse üyeler kendilerini örgütleri ile özdeşleştirebilecekler, örgüte ve işlerine olan bağılıkları, katılımları artacak ve daha iyi için çabalarda bulunabileceklerdir. Eğer, örgüt, üyelerine doyumsuz bir çalışma ortamı verebiliyorsa o kez de üyeler kendilerini işlerinde ve örgütlerinden uzak tutacaklar ve değişim için ilgisizlik göstereceklerdir.

Buraya dek sayılan örgüt yapısal özellikleri bir arada gözden geçirilirse, karşımıza iki tip örgüt çıkacaktır. Bunların birisi dinamik ya da organik örgüt olarak tanımlanabilecek ve değişime yatkın olan, ötekisi de statik ya da mekanik örgüt olarak tanımlanabilecek ve değişime yatkın olmayan örgütün olarak karşımıza çıkar. Şimdi bunların özelliklerin bir arada görelim;


d.Örgütte Benimsenen Yönetim Sisteminin değişimin Yatkınlığa EtkisiÖrgütün yapısal özellikleri kadar, o yapıyı eyleme geçiren yönetim biçiminin de değişime açık yatkın oluşu ile yakından ilgisi olduğu yapılan araştırmalarla belirlenmiştir. Alınan sonuçlara göre; baskıcı (otoriter ) bir yönetim sisteminin uygulandığı örgütler değişim için uygun bir ortam olmamakta, bunun tersine demokratik ve katılımcı bir yönetim sistemi ile çalışan örgütler de değişime yatkın bulunmaktadır.

e.Örgüt Üyelerinin Özelliklerinin Değişime Yatkınlığa EtkisiÖrgütlerdeki değişimin en önemli öğesi insan olduğuna göre, eğer örgütte çalışan kimselerin bireysel özellikleri değişime uygun değilse o örgütün değişme şansı çok zayıf olacaktır. Değişim yönetim tarafından en denli gerekli ve öneli sayılırsa sayılsın, örgüt üyeleri kişisel özelliklerinden ötürü bu değişime taraftar olmayıp direnme göstereceklerdir. Bu nedenle örgüt üyelerinin özellikleri örgütün değişime yatkınlığı açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu konuda yapılan araştırmaların ortaya koyduğu sonuçla şöyledir:

Bağımlı kişilik yapısı özellikleri:
Bu özellikleri taşıyan kimseler kendilerini değişime kapalı tutmaktadırlar. Bağımlı kişilik yapısı, düşük öz-saygınlık, düşük benlik gücü otoriteryenizm özellikleri ile belirginleşir ve bu özelliklerle sahip kimseler var olan duruma bağımlı olup, dengelerini bozacak herhangi bir değişime kendilerini kapalı tutarlar. Örgütte bu Türk kimlik yapılarına sahip insanların çokluğu ise, o örgütü değişime kapalı bir duruma getirebilecektir.

Bağımsız kişilik yapısı özellikleri: bu özellikleri taşıyan kimseler, kendilerini değişen durumlardan rahatsız hissetmeyecekleri için değişime yatkın olurlar. Bu tür kişilik yapısının özellikleri de yüksek öz-saygınlık, yüksek ego gücü ve düşük otoriteryenizm olarak tanımlanmaktadır. Örgütte bu türden üyelerin çoğunlukta olması durumunda o örgüt değişime açık, yatkın olur.

www.gencbilim.com

__________________
Bilgen Hündür
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 06:42 PM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0