İşletme Biliminde Kriz
Öncelikle şu belirtilmelidir ki kriz tanımımın zor yapıldığı bir bilim dalı işletmedir, çünkü işletme biliminde kriz bütünsel bir yapı arz eder yani diğer bilim dallarında olduğu gibi krizin tek taraflı yapılan tanımı söz konusu olmaz
Kriz konusunda yapılmış çalışmalar incelendiğinde görülecektir ki krizin belli bir tanımının yapılması gerçekten güçtür .Fakat bunun yanında genel bir kriz tanımlaması yapılacak olursa “Kriz kendini besleyen kısırdöngü denebilecek olağan dışı bir durumdur .Bu döngüyü bireylerde oluşturabilir sistemin kendiside Krizin büyüklüğü sistemlerin karmaşıklığıyla doğru orantılıdır.”
Hoosang Kuklan göre kriz ise Organizasyonun temel amaçlarını tehdit eden ve kimi zaman yok olmasına sebep olan ,ve acil müdahale gerektiren gerilim durum olarak tanımlamaktadır.
Başka bir tanımlama da Janet Wolhberg tarafından yapılmıştır. Wolhberg tanımında kriz. Örgütsel bir problemin etki alanın hızlı bir şekilde en yüksek noktaya ulaşmasıdır. Kriz ,büyük bir rahatsızlık olarak aniden ortaya çıkar ve işletme üst yönetimi ile bölüm yöneticilerinin bütün dikkatini bu konuya vermesini zorunlu kılar.
Kriz hakkında işletme yöneticilerine sorulan sorular ve yapılan ankette soruya verilen cevap 5 boyuttadır, bunlar ;
1. Çok önemli
2. Hemen ilgi isteyen
3. Sürpriz
4. Bir şeyler yapılması gerektiren
5. İşletmede kontrol dışı işletme varlığını ve ürününü tehdit eden her an ve olay dır...
Yukarıdaki tanımlamalara ve açıklamalara baktığımızda bu tanımların ortak noktasının muallak ifadeler içermesi olduğunu göreceğiz daha önce dediğimiz gibi kriz hayatın her safhasında karşımıza çıktığı için çok kolay olarak bilimlere adapte olabilmektedir,ancak bizim konumuzun amacı İşletmelerde ki kriz kavramına bir bakış olduğu için biz kriz kavramını geniş bir şekilde toplayarak vermekte yarar görüyoruz.
Kriz, örgütün değerlerine, vizyonuna ve misyonuna yönelik, diğer bir ifadeyle amaçlarını tehdit edici dikkate alınmadığı takdirde örgütün varlığını bitirmeye yönelik belirsizlik ve baskısı nedeniyle örgüt üyeleri arasında gerilim yaratan gerekli önlemlerin alınmasıyla en aza indirilebilecek veya ortadan kaldırılabilecek hatta bir sıçrama tahtası olarak kullanılabilecek sınırlı zamanlı bir süreçtir.
Yukarıdaki tanımda da ifade edildiği gibi artık kriz tanımlamasında olumsuzlukların yanında birazda paradoksal bir ifade olarak olumlu yaklaşımlarda sergilenmeye başlanmıştır. Bu konuda Tom Peters in bir araştırmasında Krize paradoksal bakış 3 grupta incelenerek krizi kimlerin çıkardığı ve olumlu ve olumsuz yönleri incelemeye alınmıştır.
Kriz kavramının benzer kavramlarla ilişkisi...
Kriz kavramı genellikle bazı kavramlarla özdeşleştirilmektedir. Bu tip kavramlar kriz kelimesinin ancak bir bölümünü veya sebeplerini ihtiva eder .Bu bölümde biz şekil yardımıyla kriz ve eşanlamlı kullanılmaya çalışılan kavramlara bir bakış atacağız.
Problem ve Kriz.
Problem işletme kullanımında beklenen durumlar veya sonuçlarla ,gerçekleşen durumlar veya sonuçlar arasındaki fark olarak tanımlanabilir.
Problemler krizden farklıdır. Problemler sadece etkinliği azaltıcı sonuçlar doğurur. Kriz ise etkinliği azaltmakla kalmayıp tüm örgütün varlığın tehlikeye sokar. ancak şu da unutulmamalıdır ki problemler zamanla ciddi kriz kaynağı haline gelebilir.
Teknik Arıza ve Kriz
Teknik arıza işletmenin teknik donanımında oluşan fonksiyon bozukluklarıdır.
İşleyişi etkilese bile sonuca etkisi kriz kadar büyük değildir.Teknik arızların da devamlılığı kriz oluşturabilir.
Felaket ve Kriz
Felaketler krizin aşırı bir şeklidir. İlerlemiş krizde varlığı tehlikeye giren şirketin felaket durumunda ise varlığını sürdürme şansı kalmayabilir.
Çatışma ve Kriz
Açık sistemlerde çatışma kaçınılmazdır,çünkü fikirler insan sayısınca dır. Kontrollü çatışma yeni fikirlerin oluşması için iyi bir ortam olabilir .
Gecikmiş kararlar sonuçlandırılmamış projeler, çözüm yetersizlikleri çatışmaları sürekli hale getirir...
Krizin ortaya çıkış nedenleri
Krizin işletmelerde ortaya çıkış nedenlerine şöyle bir göz atacak olursak bunların iki noktada toplandığı görülür. Bunlar işletmenin içinden kaynaklanan ve işletme dışından kaynaklananlar dır.
Kriz türleri;
Organizasyonun bulunduğu hayat safhasına göre Krizler şunlardır,- Hayat Aşamaları Oluşabilecek Kriz Türleri
- Başlangıç Aşaması Yaratıcılık Takiben Özerklik Krizi
- Varoluş Aşaması Özerklik
- Büyüme Aşaması İş Dağıtımı ve Kontrol
- Genişleme Aşaması Koordinasyon ve Bürokrasi
- Olgunluk Aşaması İşbirliği ve Çıkar Çatışmaları
Hiyerarşik Seviyeye Göre Krizler
1.Stratejik Krizler (Stratejik açıklık sonucu olur her türlü yöntem ve algılama hataları)
2.Fonksiyonel Krizler ( Örgütün fonksiyonel amaçlarına hedeflerine ulaşmamasına sebep veren herhangi bir şey olabilir.)
3.Likidite Krizleri (Başarısız nakit yönetimi)
Teknik Ekonomik ve sosyal etkilerine göre Krizler
Bunlar teknik,Ekonomik,Bireysel ve sosyal içeriklidir.
Belirsizlik derecesine göre Krizler
Bu sınıflandırma işletmenin yöneticilerinin krizi tahmin edebilmesi veya tahmin edememesi üzerine yoğunlaşmıştır. (Krize etki yapacak olan direkt ve en direkt unsurlar şekilde belirtilmiştir.)
Nedenlerine göre Krizler
Krize neden olan işletme için faktörler ;
- İşletmenin büyüklüğü
- İşletmenin hayat safhası
- İşin özellikleri
- Organizasyonun esneklik yapısı ve yönetimin merkezileşme derecesi
- Koordinasyonun ,kontrol ve yetersiz iletişim
- Tepe yöneticilerin yetersizliği
- Bilgi toplama ve tecrübe yetersizliği
- Yönetimin değer inanç ve tutumları
- İşletmenin tarihi ve tecrübeleri
İşletme içi faktörlere bir göz atacak olursak ;
İşletmenin büyümesiyle birlikte oluşan hantallık,bürokrasi , ve yapaylığın,işletmenin olaylara tepki hızıyla arasında negatif bir korelasyon vardır.
Ülkemizde yapılan bir çalışmaya göre Büyük işletmelerin değişen tüketici tercihlerine göre üretim programlarında değişiklik yapmaları oldukça zor olduğu göz önüne alınmıştır. Buna karşın ise küçük işletmelerin tüketiciye yakın çalışmaları nedeniyle tüketici isteklerini daha yakından bildiklerinden büyük işletmeler göre daha hızlı değişim yapabilmektedirler.
Burada bir kavramı açıklamakta yarar var,İşletmeler belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra artık büyümenin verdiği rahatlıkla daha tutucu bir yapı sergilemeye başlarlar. İşletmenin kendine duyduğu güven,fazla formel ve prosedürlere ağlı kalınması ,örgütün dinamizmini ortadan kaldırır ve yerine Örgütsel damar sertliği adını verdiğimiz bir kavramın ortaya çıkmasını sağlar.
Örgütsel damar sertliğine yakalana örgütler hareket etmeden önce nadiren düşünürler,kendilerine fazla güvenmekte ve teknolojik değişikleri görmezden gelmektedirler.
Örnek olarak General Motors katı tutuculuğu sebebiyle artık eskisi gibi değişen otomobil piyasasında rekabet edemez hale gelmiştir.
İşletmelerin hayat safhalarını incelediğimiz zaman görürüz ki işletmeler içinde bulundukları hayat safhalarına göre davranmaktadırlar. İşletmeler gerileme devirlerinde tehdit krizleri, başlangıç, gelişme ve olgunluk aşamalarında ise hem tehdit,hem de fırsat krizleriyle karşı karşıya kalırlar. İşletmeler bulundukları dönemlerde oluşan yeni krizleri eski yöntemlerle çözmeye çalışmaları onlar için hayat saflarının karıştırılmasıyla alakalı olarak düşülen bir hatadır. Örgütün her safhasında değişik tipte ilişkiler,değişik yaklaşımlar bulunduğu için örgütte yapılacak bu tip bir strateji hatası iyi olmayan sonuçlar verebilir.
İşletmelerin gelişen bir sektörde faaliyet göstermesi onun sık sık krizlerle karşı karşıya kalmasına sebebiyet verebilir. Buna karşın oturmuş bir sektörde belirli bir üretim düzeninin bulunduğu durumlarda ise krizi riski daha azdır. Organizasyonun esnekliği ve merkezi olup olmaması krizle doğrudan alakalıdır.
Koordinasyon ,Kontrol ve yetersiz iletişim ise şirketlerin büyüdükten sonra veya genişleme trendi diyebileceğimiz sürece girdikten sonra mutlaka etkileyecek bir durumdur. Büyüyen işletme dağınık bir yapı arz etmeye başladığı zaman iletişimsizlik ve koordinasyonsuzluktan doğan çatışmalar oluşmaya başlayacak kişiler arası irtibatın kesilmesine yol açacaktır,bu da krizin habercisidir.
Tepe yöneticilerinin yetersizliği işletmelerin krize yakalanmasına sebep olan bir diğer bir diğer faktördür. İşletme büyüdükçe ve diğer şartlar değiştikçe şirket yöneticileri gelişmeler konusunda yetersiz kalabilirler bu da işletmelerin bir krizle karşı karşıya kalmalarına sebep olabilir.
Yönetimin değer inanç ve tutumları,İşletmenin tarihi tecrübeleri,Stratejik Planlama Hataları işletmenin krize girmesine sebep olan diğer faktörlerdir.
Peter Senge , Beşinci Disiplin adlı eserinde şunları ifade etmiştir;
Günümüzün çözüm düzeyleri,eski çözüm düzeylerine göre değişmiştir. Bununla birlikte dünün çözümlerini oluşturan yöntemler bugünün problemlerini oluşturmaktadırlar.
İşletme dışı faktörler ise şunlardır;
- Genel Ekonomik Belirsizlik ve dalgalanmalar
- Güçlü Rekabet
- Teknolojik yenilikler
- Hukuki ve Politik Düzenlemeler
- Sosyo-kültürel faktörler
- Tabii felaketler
Açıklayacak olursak ;
İşletmeler faaliyet gösterdikleri ekonomik sistemin boyutlarına göre uluslararası piyasalardan ulusal krizlerden uluslar arası krizlerden olumlu veya olumsuz etkilenirler mesela 1998 Asya krizi uluslar arası faaliyet gösteren işletmelerin büyük ölçüde zarar görmesine sebep olmuştur
Enflasyonist ve deflasyonist eğilimler para politikaları devalüasyonlar ve revalüasyonlar Milli politikalar vergi oranlarındaki değişimler Ödemeler dengesi açıkları dış ticaret fazlalıkları veya açıkları ekonomik belirsizlikler olarak tanımlanabilir.
Güçlü rekabet işletmelerin kriz içine girmesi konusunda son derece önemli bir faktördür. Rekabet edilen pazarlara yeni rakiplerin girmesi yeni rekabet stratejilerine ayak uydurulması ,Sektörler arasında oluşacak yeni gelişmeler,rakipler hakkında bilgi toplama ve yeni rekabet üstü teoriler,müşteri tatmini değil de müşteri memnuniyetine odaklanma.
(Exxon firması örneği)
Teknolojik yenilikler işletmede sadece rekabet ve üretim açısından ele alınmamalıdır,teknoloji hırsızlığı,iletişimin son derece kolaylaşması,haberleşme işlem maliyetlerinin fazla olması,yeni teknolojiye ayak uydurma,teknoloji seçimi beraberinde firmaların buna hızla ayak uydurmalarını gerektirmektedir. Bu yarışta yapılacak bir hata firmayı sektörün gerisine atabilir.
Hukuki ve politik düzenlemeler işletmenin ulusal bazda olsun uluslararası bazda olsun faaliyet göstermesi için uyulması zorunlu kurallardır. Politik veya hukuki çevrede olabilecek ani bir değişiklik firmanın ona mazeretsiz hemen uymasını gerektirir. Devletin dışa açılma veya açılmama ,ithal ikameci politikalar izleme yada izlememe üreticisini destekleme veya destekleme işletme stratejileri için son derce önemli bilgilerdir.
Sosyo-kültürel faktörler,küreselleşme ile birlikte işletmeleri aynı insanlar gibi birbirleriyle daha fazla iletişim içinde bulunmalarını zorunlu hale getirmektedir. Bu tip ilişkilerde sosyo kültürel davranış nitelikleri işletmelerin ilişkilerini düzenlemeleri,dil yapısına,gelenekler,estetiğe din sosyal kurumlar a ve diğer kültürel tarzlara uymalarını da beraberinde getirmektedir.
Doğal felaketler hiçbir işletmenin birinci planda önlem aldığı bir şey değildir. Esasen bu tip afetler karşı önlem almak da ne olursa olsun yetersiz kılacaktır.
Dikkat edildiği üzere işletmeyi krize götürecek olaylara baktığımızda kontrol edilebilenler ve kontrol edilemeyenler olarak bir ayrım yapabiliriz. Kontrol edilmeyenlere karşı yapılacak şeylerde ancak acil kurtarma ekipleri kriz masları ve ekip eğitimleri olabilir.
Kontrol edilen durumlarda ise iyi bir öngörü ile çok sağlam stratejik planlamaların yapılabilmesi örgüt içi dayanaklılığın arttırılması,biz bilinci oluşturup kriz anında insanların birbirlerine daha bir fazla destek çıkması türünden önlem alınabilir.