Örgütsel Kültür
ÖRGÜTSEL KÜLTÜR
1.1.KÜLTÜRÜN TANIMI
Günümüzde kültürle ilgili olarak herkesi tatmin edecek şekilde yapılmış bir tanım bulmak imkansızdır. “Kültür” Latince bir sözcüktür ve sözcük anlamı; “el değmemiş doğanın, insan aklı ve yapıcılığıyla işlenmesi ve yararlı hale gelmesi” dir.[1] Sosyal bilimler açısından kültür, teknik bir terimdir ve genellikle bilgi, iman ve adetleri içine alan bir katılım olarak tanımlanır. Bu yaklaşımda kültür, bir yandan bireylerin toplumsal yollarla edindikleri ve toplumsal yollarla ilettikleri bir değer, yargı, inanç, simge davranış ölçütleri düzeninden, diğer yanda da, böylece ortaya çıkan geleneksel davranış kalıplarının simgesel ve maddi ürünlerinden oluşmaktadır.
Kültür kavramı, uygarlık deyimiyle karıştırılmış şekliyle, önceleri insanlığın gelişmesine bağlı olarak düşünülmüş, bir kuşaktan diğerine aktarılan bir toplumsal miras olarak ele alınmıştır. Kültürle ilgili 160’a yakın tanım yapılmış olmasına karşın aşağıda bunlardan birkaçına yer verilmiştir.
Kültür, bir örgütün içindeki birey ve grupların davranışlarını yönlendiren normlar davranış kalıpları, inançlar, tutumlar ve alışkanlıklar sistemidir.
Gustav Klemn’e göre kültür, bir insan topluluğunun yetenek ve becerileri, sanatları ve gelenekleri olarak topyekün yaşama stilidir.
Voltair, kültürüinsan zekasının oluşumu, gelişimi ve geliştirilmesi olarak tanımlamıştır.
Ivera’a göre kültür, ideoloji, din, edebiyat gibi toplumsal yaşamın belirtilerini kapsamaktadır.
Kültürün en klasik tanımını E.B. Taylor yapmıştır. Taylor’a göre kültür, bir toplumun üyesi olarak insanoğlunun öğrendiği (kazandığı) bilgi, sanat, gelenek-görenek ve benzeri yetenek alışkanlıkları içine alan karmaşık bir bütündür.
Ülkemizde kültürü sistemli olarak ilk tanımlayan Ziya Gökalp’tir. Gökalp kültürü, bir topluma ait sanat, din gelenekler ve adetler olarak tanımlamış; ve kültürün milli olduğunu ileri sürmüştür.[2]
1.2.KÜLTÜR ÇEŞİTLERİ
Kültür sınıflamaları çeşitli kriterlere göre yapılmış olup; kültür öğelerinin bileşimi, kültürün oluşum biçimi, toplumların yaşadıkları bölgeler, toplumu oluşturan bireylerin ekonomik durumları, üretilen mal ve hizmetler, teknoloji ve çevre gibi faktörler ön plana çıkmıştır.
Örgütlerde davranış açısından kültür; genel kültür-alt kültür, maddi kültür-manevi kültür, üçlü ayrım ve bazı uç ayrımlar olarak sınıflandırılabilir.[3]
1.2.1.GENEL KÜLTÜR – ALT KÜLTÜR
Toplumun inanç yapısı, değerleri ve yaşam tarzı genel kültürü; bu kültür içinde yer almakla beraber etnik, bölgesel ve mezhep farklılıklara dayanıp kendilerine özgü yaşama şekilleri ve değerleri kültür ise, alt kültürü ifade eder.
1.2.2.MADDİ KÜLTÜR – MANEVİ KÜLTÜR
İnsanın maddi eşyaları kültürünün en somut göstergeleridir. Toplum kültürü içinde yer alan maddi elemanların oluşturduğu kültürde maddi kültürdür. Belleksel değerler ve bu değerlerin oluşturduğu hayat tarzı veya manevi çevre ise manevi kültürü oluşturmaktadır.
1.2.3.ÜÇLÜ AYRIM
Kültürün kişi hayatı içinde öğrenilmesi açısından, başka bir ifade ile kültürü öğrenme zamanına göre “sonradan öğrenilen kültür, birlikte oluşan kültür ve önceden oluşan kültür” şeklinde üçlü bir ayrım yapılabilmektedir.
· Sonradan öğrenilen (postfigurative) kültür; kişinin veya çocuğun atalarından öğrendiği kültürdür.
· Birlikte oluşan (cofigurative) kültür; kişilerin yaşıtlarından öğrendikleri kültürdür.
· Önceden oluşan (prefigurative) kültür; yaşlıların gençlerden öğrendikleri kültürdür.
1.2.4.BAZI UÇ AYRIMLAR
A. Açık kültür-Kapalı kültür
B. Köy kültürü-Şehir kültürü
C. Fakirlik kültürü-Zenginlik kültürü
D. Beyaz kültürü-Zenci kültürü
E. Hayat kültürü-Ölüm kültürü
F. Karşı kültür
G. Arabesk kültürü
1.3.KÜLTÜRÜN ÖĞELERİ
Kültürün belli başlı öğeleri aşağıdaki gibi sıralanabilir.[4]
* Tarih *Aile * Sağlık ve beslenme *Eğitim süreci *Yerleşmeler ve ekolojik çevre *Ekonomi ve teknoloji *Bilim ve sanat *Mimari eserler *Din ve devlet *Kişilik *Dil *Ahlak *İnanç ve tutumlar *Estetik *Politik hayat ve siyasi yapılanma *Gelenek ve görenekler *Hukuk *Sosyal örgütler ve kurumlar
1.4.KÜLTÜRÜN ÖZELLİKLERİ
İnsan davranışlarına biçim ve yön verici bir faktör olarak kültürün ne olduğunun ortaya konmasında özelliklerinin bilinmesi de önemlidir.[5]
· Kültür, öğrenilmiş davranışlar topluluğudur.
· Kültür, tarihidir ve süreklidir.
· Kültür, toplumca benimsenmiştir ve toplumun yaşam biçimidir.
· Kültür, toplumun üyelerince paylaşılmıştır.
· Kültür, ideal ya da idealleştirilmiş kurallar sistemidir.
· Kültür, insanın biyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarını giderici bir yapıdadır.
· Kültür, bütünleştirici bir eğilime sahiptir.
· Kültür, durgun olduğu kadar devamlıdır ve değişebilir. Değişimden, teknolojik ve ekonomik faktörler, fiziki çevre faktörleri, başka kültürlerle temas, kültürün kendi içindeki değişim ve gelişmeler anlaşılmalıdır.
1.5.KÜLTÜRÜN İŞLETME YÖNETİMİNDEKİ ÖNEMİ
Görüldüğü üzere kültür, insan topluluklarının geçmişi, yaşamı, üretim biçimleri, bunlarla ilgili gelişmeler ve insan topluluklarının sosyal ilişkileri ile ilgilidir. Örgüt kültürü, toplum kültürünün bir ürünü ya da alt kültürüdür.
Bütün organizasyonlar bir arada bulunan insanların çalışmalarına etki eden kültürel değerlere sahiptir. Yönetim prensipleri günümüzde bilimsel özellik kazanmış olmasına rağmen bu bilimsellik kültürel sınırlar içinde geçerlidir. Yani yönetim felsefelerinin başarısı,içinde yer aldıkları kültürel ortamın yönetimine olan etkisi,uluslar arası alanda faaliyet gösteren işletmelerde daha fazla önem kazanmaktadır. Aşağıdaki eski bir doğu
hikayesi, çeşitli kültürlere ait insanların hazırlıksız olarak karşı karşıya geldiklerinde ortaya çıkabilecek soruları anlamlı bir biçimde örneklemektedir.[6]
“ Bir zamanlar büyük bir sel olmuş;bir maymunla bir balık,bu sele kapılmış sürüklenirken,çevik ve tecrübeli olan maymun bir ağaca tırmanıp azgın sulardan kurtulmayı başarmıştı. Şaşkın şaşkın aşağıdaki seli seyrederken zavallı bir balığın akıntıya karşı boğuştuğunu gördü. Bütün iyi niyetiyle aşağıya uzanıp balığı çıkardı. Sonuç kaçınılmazdı,balık öldü.”
Balığın içinde yaşadığı çevrenin kendininkine benzer olduğunu varsayan hikayedeki bir maymun gibi bir kısım uluslar arası yönetici denklem farkında olmadan farklı kültürlere mensup insanların da kendisi gibi düşünüp hissettiklerini varsayar. Belli bir kültür çevresi içinde geçerli olan yönetim uygulamaları, başka bir kültürde olumsuz hatta kötü sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle; uluslar arası yönetimde, kültürel farklılıkları göz önüne almayıp sadece bir eksiklik olmakla kalmayıp, kötü işletmecilik olarak da nitelendirilir.
İşletmelerin içinde yer aldıkları kültürel ortamı yönetim uygulamaları üzerine olan etkilerinin yanı sıra,organizasyonlarda çalışan personelin, kullanılan hammadde ve teknolojinin de kültürün birer parçası olduklarının unutulmaması gerekmektedir.
Çok farklı kültürlerin ürünü olan ve bu kültürlerin etkisinde kalan bireyler,kullanılan diğer girdiler ve teknoloji,organizasyona girerken,bir takım kültürel değerleri de beraberlerinde taşımaktadırlar. İşletme yöneticisi birbirinden çok farklı kültürel değerleri,işletmenin amaçları doğrultusunda,birbiriyle kaynaştırılabildiği oranda etkin olabilecektir. Böylece “Örgüt Kültürü” yada “Firma Kültürü” adı verilen kavram ortaya çıkmaktadır.[7]
Günümüzde örgüt kültürü kuruluşların rekabet avantajı kazanmalarında önemli bir rol oynamaktadırlar. Çünkü örgüt kültürü işletmenin amaçlarının, stratejilerinin ve politikalarının oluşmasına etki ettiği gibi, yöneticilere seçilen stratejilerin yürütülmesini kolaylaştıran ya da zorlaştıran bir araçtır. Güçlü örgüt kültürlerinde, işgörenlerin davranışlarını yönlendiren davranışsal parametreler oluşmuştur. Fakat zayıf örgüt kültürlerinde, işgörenler davranış tarzına karar vermeye çalışırken zaman kaybederler.
Örgüt kültürünü belirleyen faktörler de çok sayıdadır. Ürünler, müşteriler, büyüklük, yerleşim yeri, rekabet şartları, finans koşulları, insan kaynakları, biçimsel örgüt yapısı, yönetim şekli, bilgi sistemleri, karar mekanizmaları, haberleşme sistemleri, fonksiyonel politikalar, ahlaki faktörler gibi hususlar örgüt kültürünü oluşturan inançlar, değerler ve varsayımlar bütününe katkı sağlarlar. İnanç, değer ve varsayım bütünü sayesinde davranış parametrelerini oluşturan örgütsel kültür ortaya çıkar.
Örgütün davranış temelleriyle ilgili olan bir diğer kavram olan stratejiler de varsayımları temel alarak ortaya çıkarlar. Aslında bilgi temelli olan stratejilerin oluşması için bilginin; inanç, değer ve varsayım süzgecinden geçmesi gerekir. Varsayımlar bu konuda hem değerli hem de risklidirler. Stratejik tercihlerde rol oynayan varsayımlar belirlenirken örgüt kültürünün önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Anlaşılacağı üzere, karar vermede ve başarılı olmada kültürün önemi çok büyüktür yani, stratejik planlar yapılırken, inançlar, değerler, varsayımlar ve bunlara bağlı sonuçlar göz önüne alınarak, alternatifler değerlendirilir. Stratejiler, işletme çevresinin yapısı hakkında paylaşılan değerler üzerine kurulmaktadırlar. Bu değerlerin geçerliliği örgütün başarısı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Stratejilerdeki değişiklik çoğunlukla örgüt kültürünü de değiştirmeyi gerektirdiğinden, bu konuyu ayrıntılı olarak ve hassasiyetle düşünmek zorunlu hale gelmektedir. Zaten değişim, inanç ve değerlerde başlar, stratejilerde bunun üzerine bina edilirler.[8]
Diğer Bazı Örgütsel Kültür Tanımları[13]
Örgüt üyeleri tarafından paylaşılan değerler sistemi
J.C. Spender (1983)
Güçlü ve geniş ölçüde paylaşılan temel değerler
C. O’Reilly (1983)
İşler, burada böyle yürür biçiminde ifade edilen yargılar
T. Deal A. , A. Kennedy (1982)
Kollektif olarak programlanmış düşünceler
G. Hofstede (1980)
Kollektif anlamlandırmalar
J. Van Maanen
İş yaşamında yaratılan , sürekli ve semboller aracılığı ile iletilen inançlar ve değerler
J.M. Konzes (1983)
Örgütün çalışanlarına verdiği değer ve inançlarla ilgili semboller, törenler ve mitler bütünü
W.G. Ouchi (1981)
Öyküler, mitler, kahramanlar,sloganlar gibi sembolik anlamları içeren baskın ve iç tutarlılığa sahip, paylaşılan değerler bütünü
T. Peters – R.H. Waterman
Tanımların çeşitliliğine rağmen, bunlar arasında bazı ortak noktalarda görülmektedir:
1. Öncelikle tüm tanımlarda örgüt üyelerince paylaşılan bir değerler bütününden bahsedilmektedir. Bu bütün, üyeler doğru ve kabul edilebilir olan davranışla, yanlış ve kabul edilemez olan davranışın ne olduğunu bildirir. Örneğin bir işletmede sorunlardan dolayı müşteri ile tartışmak, “müşteri her zaman haklıdır” anlayışından hareketle hoş görülmeyebilir.
2. İkinci ortak nokta, değerler bütününün tüm üyelerce, sorgulanmaksızın doğru kabul edilmesidir.
3. Tanımlarda, kültürel yapıya genellikle işlevselci bir anlayışla yaklaşılmaktadır.
4. Tanımlardaki bir diğer ortak yön de, değerleri iletimi ve paylaşılmasında kullanıla yollara ilişkindir. Örgüt içindeki sembollerin, bunlara yüklenen anlamların, hikayelerin ve geçmiş olayların hem ortak kültürün yaratımı ve iletimini sağlayan hem de davranışları yönlendiren kültürel unsurlar olduğu belirtilmektedir.[14]
Örgütsel kültürün önemi,bireylerin karar ve davranışlarını ve bunun sonucu olarak da çalışma derecesini,biçimini,yönetimini, yoğunluğunu ve çevresel ilişkilerini yönlendirmesi açısından incelenebilir. Bireylerin ne zaman ve nasıl karar alacağı ve bunları nasıl uygulayacağı hususu onun kültürel niteliklerine yani değer yargılarına sıkı sıkıya bağlıdır.
Her şeyden önce organizasyona gelen bireylerin farklı çevre de yetişmiş olmaları, karakterleri, eğitim düzeyleri, inanç sistemlerinin farklılığı gibi faktörler,kişilerin amaçlarını farklı kılar. Bu nedenle,farklı kültürlerden bir işletmeye çalışmak üzere gelen bireyler için,onların benimseyecekleri veya en azından uyum sağlayabilecekleri ortak birtakım değerler oluşturmak gereklidir. Örgüt kültürünün oluşması durumunda çalışanlar kendilerini bir bütünün parçası sayacaklar, kendilerini evlerinde hissedecekler, aileleriyle birlikteymiş gibi rahat ve huzurlu bir ortam içinde çalışacaklardır.
Erkan Demirel
[1] Nazan İpşiroğlu, “Çağdaş Kültürümüz: Olgular - Sorunlar”, ÇYDD Yayını, No:2,Cem Yayınevi, İstanbul 1991, s.27
[2] M.Şerif Şimşek, Tahir Akgemci ve Adnan Çelik, “Davranış Bilimlerine Giriş ve Örgütlerde Davranış”, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara 2001, ss.27-28
[3] İlhan Erdoğan, “İşletmelerde Davranış”, Beta Basım Yayım Dağıtım AŞ., İstanbul 1994, ss.122-126
[4] Bozkurt Güvenç, “İnsan ve Kültür”, Remzi Kitabevi, 8. Baskı, İstanbul 1999, s.105
[5] age, s.101
[6]Arvind Phattak, “Uluslararası Yönetim”,Çeviri, Çevirenler : A.Baransel, T.Somay, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Yayınları, No:213, İstanbul 1990, s.24
[7] Mehmet Tikici, vd., “Örgütsel Davranış”, İnönü Üniversitesi, Malatya 1998, s.49
[8] Erol Eren, “Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi”, Beta Basım Yayım Dağıtım AŞ., İstanbul 2001, ss.166-168
[9] R.Richard Woodman, John Slacom, D. Hellrigel, “Organizational Behavior”, 4th.ed.,West Pub. Co.,St.Paul, s.50
[10] Edgar H. Schein, “Coming to A New Awareness Of Organizational Culture”, Sloan Management Review, Winter, 1984, s.3
[11] Stephan P. Robbins, “Organizational Behaviour Concepts: Caontioverrsies and Applications”, Prentice Hall Inc., USA 1989, s.317
[12] Richard L. Daft, “Organization Theory And Design”, West Pub. Co., USA 1983, s.317
[13] Ricky W. Griffin, Gregory Moorhead, “Organizational Behaviour”, Secon Ed., Houghton Mifflin Co., USA 1989, s.494
[14] Zeyyat Sabuncuoğlu ve Melek Tüz, “Örgütsel Psikoloji”, Ezgi Kitabevi, Bursa 2001, ss.37-38
__________________
Müslüm Doğan
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
Bu mesaj en son " 04-07-2006 " tarihinde saat 11:31 AM itibariyle Müslüm Doğan tarafından düzenlenmiştir....
|