Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > DAVRANIŞ BİLİMLERİ > ÖRGÜT SOSYOLOJİSİ

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 07-21-2006, 04:27 PM
Bilgen Hündür Bilgen Hündür  çevrimdışı
Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 506
Varsayılan İşletmelerde Etkin İletişim Aracı:"Dedikodu"

Yrd.Doç.Dr. Meltem Onay Özkaya

En kısa tanımıyla iletişim, bilgi aktarımıdır. Mesaj ise, bir işletmenin çalışanları arasında bilgi, veri ve sezgi aktarımı sırasında her türlü yazılı, sözlü ya da sözsüz haberleşme teknikleridir.

İletişim sürecinin başarılı bir şekilde gerçekleştirmek için gerekli olan iki kişiden birincisinin gönderici, diğerinin ise alıcı olması gerekir. Gönderici, ilk olarak göndermek istediği mesajı fikir olarak zihninde oluşturur ve daha sonra bu fikri kodlar, yani sözcüklere ya da rakamlara dönüştürür. Fikir şifrelendikten sonra artık haberleşme kanalları aracılığıyla, alıcılara gönderilmeye hazırdır. Haberleşme kanalları, resmi ya da gayri resmi olabilir. İşletme içindeki resmi iletişim kanallarına örnek olarak, emir-komuta zinciri, İntranet, öneri/şikayet kutuları, şirket dergileri ya da işletme toplantıları gösterilebilir. Gayri resmi iletişim kanalları ise, dedikodu, söylenti haberleri, işletme dışı gruplaşmalar ve bizzat yöneticilerin çalışanlarıyla konuşmasını gösterilebiliriz.

İşletmelerde etkin bir iletişimin sağlanamamasının pek çok nedenleri bulunmaktadır. Çalışanların dinlemekten çok konuşmayı sevmeleri; dinlerken bile önyargılı olmaları; konuşmacının sözünü keserek, sabırlı davranmayı bilmemeleri bunlardan sadece birkaçıdır.

Bu durumda, işletmelerde “tek yönlü iletişim” daha fazla güçlenmekte, sonuçta informal bir yapılanma, çalışanlar arasında kendiliğinden oluşmaktadır. Göndericinin alıcıya gönderdiği mesajın tekrardan kendisine ulaşımı söz konusu olmadığı durumlarda, “dedikodu mekanizması”nın işler hale gelmemesi mümkün değildir.

İnsanoğlu neden “dedikodu” yapar?; işsiz kaldığı için mi, yoksa bunu alışkanlık haline getirdiği için midir, bilinmez ama, bir işletmede şüphesiz “dedikodu yoğunluğunun artışı” pek çok sorunu da arka arkaya getirecektir.

Ülkemizde bazı yabancı ortaklı firmalarda “dedikodu yapmama” bir değer olarak kabul edilmektedir. Bu değerin uygulanabilirliği ancak bir işletme politikası olarak kabul edilmesine ve çalışanların birbirlerine kontrol etmesine bağlıdır. Kısacası, böyle bir konuda, ciddi bir oto-kontrole ihtiyaç vardır. Bunu sağlayacak ve sürdürecek olanlar da, başta yöneticiler olmak üzere bütün çalışanlardır.

Bir işletmede dedikodu yapmanın en büyük maliyeti,sizce nedir?; bu faturanın bedelini kim veya kimler öder?; bozulan dengeleri, kim/kimler düzenleyebilir?; dedikodu ile güven arasında bir ilişki var mıdır?; kişiler birbirlerine olan güvenlerini kaybettiklerinde, tekrardan bu güvenin kazanılması için geçen süre, ne ölçüde uzun/ya da kısa olacaktır?

Bu soruları artırmak mümkündür, ancak bizleri bir sonuca ulaştırmayacaktır. Günümüzde gerek globalleşmenin etkisiyle gerekse rekabet piyasasının zorunlulukları nedeniyle, işletmeler örgüt yapılarında ciddi değişikliklere gitmek zorunda kalmışlardır. Daha yalın bir organizasyon yapısıyla, personelin yetilerini geliştirerek, ekip çalışmasına yönelerek, yaratıcılıklarını geliştirerek, iletişim ağlarını genişleterek, varolmalarını ve ayakta kalmalarını sağlamak durumundadırlar.

Tek bir amaç birliği içinde hareket edebilen işletmeler, değişen çevreyle daha yakın ilişkiler içinde bulunarak, bir yandan kendilerini bekleyen tehditleri bertaraf etmeye çalışırken, diğer yandan işletme içi grup dinamiklerini güçlendirmek zorundadırlar.

Rekabetin bu kadar acımasız olduğu günümüzde, asılsız dedikodularla, şirketlerin kendilerini yıpratmaları sadece intehardan başka bir şey değildir. Bu gidişatı durdurmak mümkün müdür? Şüphesiz, evet!! O zaman nereden başlamak gerekir……

Adım 1: Yöneticilerin astlarına karşı, astların da yöneticilerine karşı duydukları güveni ”iletişim” yoluyla kuvvetlendirmeleri

Adım 2: “Dedikodu yapmama” bir sözleşme gibi, çalışanlar tarafından, işletmeye ilk girildiği günden itibaren imzalanmalı

Adım 3: Çıkan asılsız dedikodular, her ne olursa olsun, yöneticiler tarafından dikkate alınmalı ve gerek toplumlarda gerek özel söyleşilerde gerekse bütün çalışanlar tarafından paylaşılarak açıklığa kavuşturulmalı

Adım 4: Yöneticiler, bu konuda bir “rol modeli” olmayı üstlenmelidirler.

www.is-ge.com

__________________
Bilgen Hündür
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 12:39 PM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0