Doğru koçu seçmek...
Can Dost DENİZ
Marefidelis Coaching
Ülkemizde koçluk hizmeti alan profesyonellerin sayısıyla birlikte koçluk hizmeti verenlerin sayısı da artıyor. Yakında bir “koçluk patlaması” yaşayacağız. Peki bu ortamda yöneticiler veya İnsan Kaynakları uzmanları doğru koçu seçtiğinden nasıl emin olabilecek?
Yönetici koçluğu, veya genel olarak koçluk, tüm dünyada son zamanlarda çok büyük hızla yayılan hizmetlerden biri. Steven Berglas’ın Harvard Business Review’un Haziran 2002 sayısında yayımlanan “The Very Real Dangers Of Executive Coaching” makalesinde belirttiğine göre 2007’nin sonuna kadar sadece ABD’de 50.000’den fazla koç olması bekleniyor.
Ülkemizde de aktif olarak koçluk yapanların sayısı yavaş yavaş artıyor. Üç yıl önce hemen hemen hiç koç yokken, şu anda iki elin parmaklarından biraz fazla koçun adı duyulmaya başladı. Buna son dönemde ülkemizde yapılan yurtdışı kaynaklı bazı eğitim programlarında eğitim görmekte olan insanları da eklerseniz, yakın zamanda bir “koç patlaması” yaşanacak gibi görünüyor.
Kurumsal eğitim satın alıcıları arasında da bu konuya ilgi gitgide yoğunlaşıyor. Her ne kadar diğer eğitim alternatifleri ile karşılaştırıldığında birey başına fiyatı çok yüksek gibi gözükse de hizmetin etkinliği ve kazandırdıkları, yönetici koçluğunu orta ve üst düzey yöneticilerin yetiştirilmesinde maliyet – getiri açısından en etkin yöntem olarak ortaya koyuyor.
Ama alanın bakir olması, yurt dışında bile kesin standartlarının oturmamış olması, hatta çoğunluğun üstünde anlaştığı bir hizmet tanımı bile bulunmaması bu hizmetten yararlanmak isteyenler için ciddi zorluklar doğuruyor. Bu zorlukların diğer yönü bu aslında kurumsal ve özel yaşama önemli katkılar sağlayabilecek, doğru zamanda, net amaçlarla ve doğru kişilerce yapıldığında hem ekonomik hem de sosyal olarak ülke ve dünya toplumuna çok ciddi faydalar sağlama potansiyelini barındıran mesleğin geleceğine de tehdit oluşturabilmesi.
Peki koçluk hizmetinden yararlanmak isteyen üst düzey yönetici veya İK profesyonelleri, bu hizmetten yararlanırken, bir koçluk programı oluştururken ve koç seçerken nelere dikkat etmeliler? Paralarının tam karşılığını, hatta daha fazlasını almak için nelere ihtiyaç var? Aşağıda sizlere yön gösterecek 3 madde bulunuyor:
1. Bu hizmetten ne beklediğinizi ve size neler sunabileceğini iyice araştırın.
Koçluk, tanım olarak içeriği belirli bir eğitim programı değildir. O açıdan kurum içinde bir koçluk müdahalesi programlanırken bu çalışmadan ne beklediğinizi iyi belirlemeniz, hem koçun, hem danışanın, hem de bütün programın başarısına büyük katkıda bulunacaktır.
Burada kast edilen çalışma hedeflerinin taşa yazılması değil. Evet, çoğunlukla koçlar her 3 – 6 aylık süreç için iki veya üç adet ana hedef çerçevesinde çalışırlar ve çabalarını bu hedeflerin gerçekleştirilmesine yoğunlaştırırlar. Koçluk çalışmasının net hedefleri tabi ki danışan ve danışman tarafından belirlenecektir. Ancak sizin kurum olarak bu çalışmadan ne fayda beklediğinizi belirlemeniz ve çerçeveyi çizmeniz, koçluk alan yöneticinizin ve koçun bu çerçeve içinde kurumsal hedeflere ulaşmak için ne üzerinde çalışmaları gerektiğini belirlemelerine yardımcı olacaktır.
Bu çerçeveler geniş veya dar olabilir. Örneğin liderlik yetkinliklerinin gelişimi, yükselen yöneticilerin yeni görevlerine adaptasyonu, performans ve yetkinlik problemlerinin giderilmesi, karar alma gibi çeşitli süreçlerin iyileştirilmesi, yöneticinin kendi koçluk becerilerinin geliştirilmesi, özel yaşam – iş yaşamı dengesi, yönetim takımı gelişimi gibi bir çok konuda destek verebilir koçlar. ABD’de olduğu gibi kurumsal ve sistemsel gelişim danışmanlığı konusunda bilgili koçlar, ayrıca kurumsal değişim projelerinde kurumun genelini içeren müdahalelerle değişim katalizörlüğü görevini de yerine getirebilirler. Genel olduğu kadar çok “niche” konulara da odaklanabilir koçlar. Örneğin sadece CEO’lara göreve geldiklerinin ilk 100 gününde danışmanlık yapan bazı ABD’li koçlar gibi.
Koçluk konusunda standartlar belirlemek ve araştırma üretmek amacı ile kurulan The Executive Coaching Forum’un yayınladığı Executive Coaching Handbook’ta yönetici koçluğu hizmetinin amaçlarını şöyle sıralıyor:
a. Danışanının seçtiği hedeflere doğru ilerlemesine ve karşılaştığı gündelik problemleri ve fırsatları daha etkin bir biçimde değerlendirmesine destek olmak,
b. Bunu yaparken danışanının yeni düşünme ve davranış biçimleri öğrenmesine, yeni yetkinlikler geliştirmesine yardım etmek, ve
c. Ayrıca danışanın bu süreci, yani öğrenmeyi öğrenmesini sağlayarak kişinin gelişim sürecinin çalışma sona erdikten sonra da sürmesi için çaba göstermek.
2. Bir koç seçerken kullanacağınız kriterleri dikkatle belirleyin:
Bazıları “bu işin standart eğitimi yok, aynı sektörde tecrübe kriter olmalı” diyorlar, diğerleri “tecrübe yeterli değil, hatta objektifliği ortadan kaldırdığı için kötü, o yüzden spesifik koçluk eğitimi lazım” diyor. Öte yandan diğerleri “psikoloji eğitimi şart” derken başkaları “psikoloji eğitimi çalışmayı terapiye dönüştürme potansiyeli içerdiği için sakıncalı” diyor. Burada fark edilmesi gereken şey, bu tartışmada taraf olan kişilerin koçlar olduğu, ve genellikle kendi sahip oldukları özellikleri savundukları. Bu tabi ki doğal bir şey, ama siz satın alıcıların sorununu çözmüyor!
Her ne kadar henüz standart bir eğitimi bulunmasa da bu işin, çok iyi ve etkin eğitim programları var. Bu eğitim programlarının hangilerinin kredibiletisi olduğunu öğrenmek için başvurulabilecek en iyi kaynak Uluslararası Koçlar Federasyonu ICF’in websitesi:
www.coachfederation.org. Ayrıca ICF’ten akreditasyon sürecine girmeyi zaten örgütsel gelişim gibi konularda saygın oldukları için gerekli görmeyen eğitim kuruluşlarının sundukları eğitim programları da etkili, hatta daha etkili olabiliyor. Uzak durulması gereken eğitimler birkaç günlük eğitim sonucu “tamam sen koç oldun” diyen programlar. Herhangi bir biçimde denetimin olmadığı bu alanda, eğitim kurumlarının ve onlardan mezun olanların öne sürdükleri kredibilite unsurlarının dikkatle incelenmesinde de fayda var. Söylenilenler geçersiz, eksik hatta düpedüz yalan olabiliyor.
Tecrübenin önemi ise genellikle kişinin yöneticisinin karşılaştığı problemlerin yapısını genel olarak bilmesi ve aynı dili konuşabilmelerini sağlaması. Ancak aynı sektörde ve pozisyonda çok uzun süreli deneyim, koçluk sürecini engelleyip iki kişi arasında yönetim danışmanlığı, mentorluk, hatta ağbi/abla – kardeş benzeri sınırların daha geçirgen olduğu bir ilişkiye yol açma potansiyeline sahip. Çoğu koç, maalesef danışmanlarının sorumluluklarını yüklenip onların problemlerini çözme, hatta “gölge yönetici” pozisyonuna geçme tuzağına sık sık düşüyor. Aynı sektörde tecrübedense iş yaşamı deneyimi, yani tabiri caizse “feleğin çemberinden geçmiş olması” daha önemli.
İş deneyimi kadar, belki de daha da önemli olan ise kişinin bir koç olarak deneyimi. Koçlukta tecrübeyi belirleyen kaç yıldır koçluk yaptığından çok, ICF akreditasyon kriterleri arasında olan toplam danışanla çalışma saati. Koçluğun çok yeni olduğu ülkemizde maalesef çok fazla “kilometre” yapmış koç çok az. 1000 saatten fazla danışman saati gerisinde bırakmış koç sayısı tahminen bir ikiden fazla değildir henüz.
Bazı koçların sunduğu gibi ICF üyesi olmak, herhangi bir biçimde kredibilite ve yeterliliğin garantisi değil maalesef. Evet, ben bir ICF üyesiyim, ama siz de şu anda bu yazıyı okumayı bırakıp, ICF websitesine ulaşabilir, ve 195 ABD Doları ödeyerek bir ICF üyesi olabilirsiniz. Bu kadar basit. Tek başına ICF üyeliği, koçun becerileri hakkında bir onay veya belirleyici değil. Ancak kredibiliteyi sağlayan, ICF’in gerçekleştirdiği ağır akreditasyon sürecinden geçmek ve ACC, PCC, MCC gibi çeşitli payeleri taşımaya hak kazanmaktır. Örneğin PCC, yani Profesyonel Sertifikalı Koç olabilmek için onaylı bir kuruluştan en az 120 saat eğitim almak, toplam 750 danışan saat deneyim sahibi olmak, kendisi de en az 6 ay koçluk almış olmak gibi koşulları tamamlamak ve üstüne bir de sınava girmek gerekir. Benim naçizane fikrim, sizinle çalışmak isteyen koçların yalın ICF üyeliğini sanki bir paye ve sertifika gibi sunmaları, bu koçlardan uzak durmanız için en önemli nedenlerden biri olmalıdır.
Bu bizi bir koç seçerken dikkat etmemiz gereken en önemli noktalardan birine getiriyor. Size veya şirketinizdeki yöneticilere danışmanlık yapmaya aday koç, kendisi acaba hangi prensipleri temsil ediyor? Yaşama ve başkalarına karşı duruşu nasıl? Öğrettiğini yapıyor mu, yoksa birçokları gibi sadece lafta mı kalıyor etik prensipler, liderlik yetkinlikleri, duygusal zeka, yaratıcı süreç, vb gibi kavramlar? Kendi gelişim sürecinde nerede bu kişi, ve bunun için neler yapıyor? “Ben bunları bitirdim” gibi hiç de özfarkındalık içermeyen ifadeler mi kullanıyor, yoksa kişisel gelişim yolculuğunun, ustalık yolunun ömür boyu süreceğinin farkında mı? Müşterisini dinlemek ve onun kendi yanıtlarını bulmasına ebelik yapmanıza izin vermeniz amacı ile karşınızda oturan kişi sizi ve ihtiyaçlarınızı merak ediyor ve ilgileniyor mu satış görüşmesinde, yoksa sadece kendinden, ne kadar iyi bir koç olduğundan, bitirdiği okullardan, sunduğu hizmetin nasıl harikalar yaratacağından mı bahsediyor? Kendi sunabileceklerinden mi bahsediyor, yoksa başkalarının ne kadar kötü olduğundan mı?
İçinize şu soruyu sorun, asıl doğru yanıtı size o verecektir: “Bu insan benim/bizim sorunlarımızı gerçekten, gönülden dinleyip, çözümü bulmamıza yardımcı olabilir mi? Benimle ve ihtiyaçlarımla mı ilgileniyor, kendisi ve istekleri ile mi?”
3. Koçluktan yararlanacak yöneticinizi ve kurumunuzu hazırlayın.
Dünyanın en tanınmış kurumsal ve sistemsel gelişim merkezlerinden birini Gestalt Institute Of Cleveland içinde kuran Ed Nevis, Organizational Consulting adlı kitabında şöyle diyor: “Bir koçluk ilişkisini başarılı kılan koçun sahip olduğu beceriler ve araçlar değil, danışanı ile kurduğu ilişkinin yapısıdır.” Size düşen de bu ilişkinin en sağlam şekilde kurulmasını sağlamak olacaktır.
Eğer çalışmayı kurumunuz yöneticileri için başlatıyorsanız, bu yöneticilere ve bazen de kurum geneline çalışmanın ne olduğunu, nelerin amaçlandığını, söz konusu yöneticinin neden seçildiğini, ve gerekli bütün bilgileri anlatmak ve oryantasyon yapmak için yeterli zamanı ayırmalısınız. Bu süreç için koçunuzdan kaynak ve destek isteyebilirsiniz, ama kendisi danışanla yüz yüze gelmeden sizin gerekli açıklamaları yapmış olmanız çok önemlidir. Bir çok kişi her ne kadar bunu dile getirmese bile koçu kendilerini tedavi etmeye gelen biri olarak görecektir. Bu anlayış çalışma içinde kısa sürede ortadan kalksa bile, gerçekte koçluğun ne olduğu ve gerçekten neden ihtiyaç duyulduğu konusunda bilgilenmiş danışanlar, istatistiksel olarak çok daha başarılı olurlar.
Koçluk, ne mucizevi bir yöntem, ne de her şeyi bir seferde iyileştirecek bir sihirli değnektir. Ancak doğru amaçlar için, doğru kişiler, doğru hazırlıkla bir araya gelirlerse işte o zaman mucizeler yaratabilir.
http://kariyerakademi.net