Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > GÜNCEL HABERLER > PİYASALAR VE İŞ DÜNYASI

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 08-29-2006, 07:36 AM
Müslüm Doğan Müslüm Doğan  çevrimdışı
Administrator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 409
Varsayılan Petrol Ofisi F1 ile dünya markası oldu

Petrol Ofisi F1 ile dünya markası oldu

Üç günde yaklaşık 50 milyon Euro'luk harcama yapılan Formula 1'in Türkiye ayağına, bu yıl ilk kez bir Türk markası, Petrol Ofisi, isim sponsoru oldu. Diğer sponsorlar da bu sporun hızına kapılıp markalaşma sürecinde güçleniyor. Petrol Ofisi Grand Prix'ye sponsor olan 100'ü aşkın firma, 2 milyar izleyicisi olan F1'de görünerek dış pazarda rekabeti güçlendirecek


Formula 1, 1950'nin Mayıs ayında İngiltere'de koşulan ilk yarışıyla start aldığında belki de kimsenin aklına yıllar sonra küçük ölçekte bir sanayi dalı, bir hayli rekabetçi bir sektör haline geleceği ya da dünyanın en pahalı sporu unvanını alıp, milyarlarca izleyiciyi rüzgarına kaptıracağı gelmemişti...

1990'lı yılların başında dünya çapında izlenen bir organizasyon halini almaya başlayan Formula 1, bugün motor sporlarının zirvesi olarak kabul edilmesinin yanı sıra düzenlendiği ülkeye büyük prestij sağlıyor, gelir bırakıyor ve tabii tanıtımını yapıyor. Bugün Formula 1'in her bir yarışını 200'ü aşkın ülkeden 2 milyara yakın insan izliyor. İşte bu rakam ve organizasyona ilginin her geçen gün çığ gibi büyümesi de prestijli firmaları, F1'in reklam ve sponsorluk kervanına sürüklüyor. Yapılan araştırmalar da sponsor harcamaları açısından geri dönüşü en fazla spor dalı olarak F1'i işaret ediyor. Sponsorlar kuşkusuz, markalaşma sürecinde de rakiplerinin birkaç adım önüne geçiyor.

Pazarlama aracı

Formula 1'in Türkiye ayağını Uluslar arası Otomobil Federasyonu (FIA) adına düzenleme yetkisine sahip Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) ile Formula Derneği'nin Başkanı Mümtaz Tahincioğlu da F1 gibi büyük organizasyonların, Türk markalarının dünya pazarlarına açılması için son derece etkili bir yöntem olacağına inanıyor. Tahincioğlu, Formula 1'in özellikle markalaşma sürecinde olan kurumlar için temelde sportif gibi görünen ancak çok büyük ekonomik geri dönüşü olabilecek bir pazarlama aracı olduğunu vurguluyor ve ekliyor:

"Üstelik bu organizasyonun sürekliliği söz konusu. Olimpiyatlar gibi belli bir periyodu beklemeye gerek yok. Her yıl aynı ivme ve popülarite ile devam ediyor. 203 ülkede canlı yayınlanıyor. Milyarlarca insan ekranlardan, binlercesi de birebir izliyor. Kuşkusuz bu da adını duyurmak, reklam yapmak isteyen firmalar için kaçırılmayacak bir fırsat. Zira F1 yarışlarında, pistlerdeki reklam tabelalarında bir çok markayı izleyebiliyoruz. Ayrıca bir çok firma da çalışanları ya da promosyonları aracılığı ile reklam yapıyor. Tabii bunların içinde en belirgin marka, yarışın isim sponsoru oluyor. Bu sezon, Türkiye Grand Prix'si ilk kez bir Türk markasının isim sponsorluğunda koşulacak. Petrol Ofisi'nin bu atağı hem dünya arenasında bir Türk markasının tanınmasının hem de organizasyonu ulus olarak sahiplenmemizin en önemli göstergesi."

Tahincioğlu'na göre F1, pistten kullanılan araçların teknolojik standartlarına, lojistik yapılanmadan görev yapan personele kadar özel ve yüksek kaliteye ihtiyaç duyan bir organizasyon. Bu nedenle de büyük çapta bir kaynak istiyor. Türkiye'deki pistin yapımı için 200 milyon dolarlık harcama yapıldığını anımsatan Tahincioğlu, "Bu bütçeye bakıldığında Türkiye, böylesine teknolojik bir olaya ev sahipliği yapan ülkelerden çok daha ucuza mal etmiştir. Türkiye, F1'in takip edildiği 203 ülkede, 3 gün için bir reklam kampanyası yapmak istese buna harcayacağı para, bu bütçenin çok daha üstünde olacaktır. Üstelik, izlenirlik garantisi de olmayacaktır. Dolayısıyla 'ilk yarışta bile bu yatırımın karşılığı alınmıştır' diyebiliriz. F1 ekonomik ve sosyal yönüyle tahmin edilen ve beklenen geri dönüşleri sağlıyor" diyor.

Sosyalleşmenin yolu

Tahincioğlu, F1'in sosyalleşmenin en seçkin yollarından biri olduğuna da dikkat çekiyor. F1 tutkunlarının, kendi içlerinde örgütlenme yaşadığına işaret eden Tahincioğlu, "Birlikte seyahat edip, aynı otellerde kalıp birlikte program uygulayabiliyorlar. Pek çok ünlü sanatçı, spor adamı ve üst düzey devlet yetkilileri, bizzat organizasyonu izlemeye geliyor. Türkiye Grand Prix'de de bu tabloyu gördük. Geçen yıl İstanbul'daki otellerde yer sorunu yaşandı. Bu yıl görüyoruz ki pistin etrafında yeni oteller inşa edilmeye başlandı. Bu restoranlardan tutun da alışveriş merkezlerine kadar pek çok alanı olumlu bir dalgalandırmanın ve hareketin içine çekmiştir" diyor.
Türkiye seferinde doğrudan ve dolaylı sponsor olan 100'den fazla firma var

En büyük bütçeyi ayıranlar

Petrol Ofisi
Vodafone
Philip Morris
Mild Seven
Petronas
British American Tobacco
Panasonic
Red Bull
Royal Bank Scotland
O2
Johnnie Walker

Gücü, tutkuyu, sürati Petrol Ofisi'ndeki yönetime aktarıyoruz

Formula 1'in 56 yıllık tarihinde, ilk kez bir Türk markası, organizasyonun isim sponsoru... Bu adımı ile kuşkusuz adını F1'in tarihine yazdıran Petrol Ofisi, atağını Honda Racing F1 Takımı'na İstanbul'daki yarışları süresince sponsor olarak sürdürdü. Böylece Formula 1 takımlarına sponsorluk yapan ilk Türk markası da oldu. Petrol Ofisi, F1'de adının anons edilip yayınlanması daha sonra GP2'de takımıyla boy göstermesi ve Honda Racing'e sponsorluğu ile markasını dünyada 2.5 milyon kişiye ulaştırmış oluyor.
Şirketin, Turkiye Grand Prix'ye sponsor olma fikrinin, geçen yıl yapılan Formula 1 sırasında doğduğunu dile getiren Petrol Ofisi Ceo'su Jan Nahum, bu süreci, şöyle anlatıyor:

"Geçen yıl yapılan Formula 1 yarışlarını izlerken, bir Türk takımının da o pistlerde olması gerektiğini düşündük. Bu süreci başlatmaya o an karar verdik ve 2006 Ocak ayında da buna imza attık. Biz, özellikle Türkiye algısını güçlendirmek inancı ile bu oluşumun isim hakkını üstlenerek, Formula 1 Türkiye Grand Prix isim sponsoru olduk. Kendimizi, Formula 1'in isim sponsoru olarak görmekle yetinmiyoruz. Onu yaşıyoruz, hissediyoruz. Şirketimize Formula 1'de hissettiğimiz gücü, tutkuyu ve sürati aktarıyoruz. Enerji oyununun adını koymayı hedeflemiş Petrol Ofisi, tüm dünyada adını duyurmayı ve markasını Formula 1 ile ilişkilendirerek konumlandırmayı hedefliyor."
En büyük hayallerinin Formula 1 pistlerinde bir Türk takımı ve bir Türk pilot görmek olduğunu dile getiren Nahum, F1'in alt kategorisi GP2'de yarışan Petrol Ofisi FSM International takımının, Fransa'da elde ettiği birincilik ve Macaristan'da yakaladığı üçüncülük ile başarısını güçlendirdiğini vurguluyor ve ekliyor;

25 küçük adam yetişiyor

"Formula 1 pistlerinde bir Türk takımı ve bir Türk pilot görmek için uzun vadeli çalışmalar yapıyoruz. "25 Küçük Adam" projemiz ile geleceğin yarışçılarını yetiştiriyoruz. Motor sporlarına verdiğimiz destek ile diğer büyük firmaları bu alana destek olmaya davet ediyoruz. Formula 1 için üç yıllık bir anlaşma yaptık ve bu anlaşmayı uzatma hakkı elimizde. Tecrübe her şeyden önemli ve biz bu tecrübeyi kazanmak için doğru yatırımları yaparak bekliyoruz."

Formula'dan çıkan iş dersleri

F1, bir işletmenin performansını en üst düzeye çıkarmak için yol gösterici olabilir miŞ Geçen yıl yayımlanan Mark Jenkins, Ken Pasternak ve Richard West imzalı 'Performance at the limit'- Business Lessons From Formula 1 Motor Racing, bu soruya 'evet' yanıtını veriyor.
Kitap, Formula 1 takımlarının karşılaştığı zorlukları tanımlayarak şirketlerin benzer zorlukları aşmak ve performanslarını yükseltmek için neler yapabileceğini ortaya koyuyor. 238 sayfalık bu kitaba göre organizasyon içinde açık ve sürekli iletişimi korumak, kişiyi değil problemi izole etmek, suçlama kültüründen uzaklaşmak performansı maksimuma çıkarmak için belli başlı yollardan bazıları.

F1 ile iş dünyasının ortak yönleri; Liderlik, strateji, risk
F1'in temel kriterleri aslında hız, liderlik, strateji, plan, risk, rekabet ve şans olarak sıralanabilir. Tüm bu kriterler ile örülü bir spor olarak kabul ediliyor Formula 1... Aslında, büyük kaynak ihtiyacı yanı sıra bu yönleri ile de en başta iş dünyasını kendini çekiyor. TOSFED Başkanı Mümtaz Tahincioğlu, Formula 1'in Türkiye'ye getirilmesi projesinde etkili olan Doğan Yayın Holding Başkan Yardımcısı, Formula Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Nuri Çolakoğlu, Anadolu Grubu İcra Başkanı Tuncay Özilhan ve Doğuş Motorsporları Genel Müdürü Saffet Üçüncü, bu ilişkiyi şöyle değerlendiriyor:

Hayallerin yansıması

Mümtaz Tahincioğlu: "Hız, liderlik, strateji ve plan bu sporun temel kriterleri. Tüm bu kombinasyon da son derece güçlü, elit ve show yönü ağırlıklı bir organizasyonun ortaya çıkmasını sağlıyor. İş dünyası da zaten bu denklemler üzerinde yaşıyor. Bir F1 takımının podyum başarısı, sürücü, araç ve takım uyumuna bağlı. Bu uyum, firmaların kendi yönetim sistemleri için model gösterdikleri bir strateji ve olmasını istedikleri örnek. Ekonomik, spor, tanıtım yönü son derece yüksek, prestiji ise tartışılmaz olan Formula 1, aslında pek çok insanın hayallerinin bir yansıması. Kazanmanın, kıyasıya rekabetin, en iyi olmanın yani zafere ulaşmanın simgesi gibi."

Sınırı zorluyor

Nuri Çolakoğlu: "Formula aslında bence 21. yüzyılın sporu çünkü insanın ve makinanın sınırlarını zorluyor ve onları birbiri ile müthiş uyumlu çalışmaya zorluyor. Geçen yıl yaşadığımız gibi Michael Schumacher ne kadar iyi sürücü olursa olsun lastik ya da araç sorunu, başarılı olmayı engelliyor. Aslında Formula, çok kritik bir iş yönetmenin en somut örneklerinden biri. Çünkü iş sürücü ve araçla da bitmiyor. Ona teknik destek verenler, ayarları kontrol edenler, lastik değiştirenler, yarışı aracın her alandaki performansını yansıtan bilgisayardan izleyenler, gelen bu bilgileri takım menajerine iletip onun sürücüye doğru talimatlar vermesini sağlayanlar... Tam ve mükemmel uyumu yakalayanlar başarıyı da yakalıyorlar. Aslında bu en temel hayat felsefesinin de özünü oluşturuyor.
Elinde bulunanların en iyi en güçlü yanlarını bir araya çıkarıp bunların hepsini uyumlu çalıştırabilmek... İşin esası bu..."

Takım olabilmenin gücü

Tuncay Özilhan: "F1 yarışlarının dünyanın en önemli organizasyonlarından biri olduğunu düşünüyorum. Ayrıca belirli sayıda ülkede gerçekleştirildiği için de Türkiye'ye çok önemli katkılar sağladığına inanıyorum. F1, ülkemizi dünya sahnesine çıkarıyor. Milyarlarca insan, çok yüksek teknoloji ile hassas ayarların yapıldığı bir organizasyonun Türkiye'de başarı ile gerçekleştirildiğini görüyorum. Bu da ülkemize, önemli ve düzgün bir imaj kazandırıyor.
O iki saatlik yarışın arkasında yüksek teknoloji ve organizasyon var. Yoğun stress altında, yüksek adrenalin ile takım olabilmenin gücü var. Aslında yarışcı iceberg'in üstü. Iceberg'in altında ise çok önemli bir emek var. İnsanoğlunun sınırları zorlayarak neleri başarabileceğinin ispatı var. "

Katkısı çok büyük

Saffet Üçüncü: "F1, ülkemiz ve İstanbul'un markalaşması açısından son derece önemli. Turizm açısından değerlendirildiğinde de katkısı çok büyük. Bu katkı, Türkiye'nin prestijini diğer ülkelerde otomotiv yanı sıra pek çok sektörde artırıyor. F1'in çok sayıda tutkunu var. Teknoloji, hız, rekabet, yüksek adrenalin insanları çekiyor. Yöneticiler de aslında iş dünyasında neredeyse 24 saat bu terimler ile iç içe. Bu nedenle de F1'e yakınlar."

Harcamalar, 50 milyon Euro'yu bulacak
Yabancı seyirci, 27 milyon Euro sınırını zorluyor
Harcama türü............ Harcanan miktar (Euro)
Bilet............................ 5.561.125
Otel............................ 15.730.000
Yeme içme.................... 4.320.000
Ulaşım........................ 562.500
Diğer........................... 562.500
TOPLAM....................... 26.736.125
Geçen yıl 182 bin kişi izlemişti
2005'ten rakamlar
2 bin 500 kişilik bir grup görev aldı
Yurt dışından 312 tır geldi
45 adet teşhir standı kuruldu
3 günde 182 bin yarışsever izledi
349 bin güvenlik bilekliği kullanıldı
521 hakem görev aldı
Yerli seyircinin cebinden 16 milyon Euro çıkacak
İstanbul dışından gelecek yerli seyirci
Harcama türü................ Harcama miktarı (Euro)
Bilet............................... 2.373.000
Otel............................... 2.622.000
Yeme içme...................... 2.025.000
Ulaşım........................... 900.000
Diğer.............................. 312.500
TOPLAM.......................... 8.232.500
İstanbullu seyirci
Harcama türü.................... Harcanan miktar (Euro)
Bilet.................................. 5.410.310
Yeme içme.......................... 1.980.000
Diğer.................................. 687.500
TOPLAM.............................. 8.077.810
2 milyon 215 bin metrekarelik İstanbul Park
Temeli 2003'te atıldı
Çalışmalar 2005'te tamamlandı
Projenin maliyeti 220 milyon doları buldu
Pist Uzunluğu 5 bin 333 metre
Pist Genişliği 14-21.5 metre
Toplam viraj sayısı(sağ) 6 adet
Toplam viraj sayısı(sol) 8 adet
Ana tribünün kapasitesi 26 bin 250 kişi
Geçici ile doğal tribünler 100 bin kişi ağarlayabiliyor
V. I. P locaları kapasitesi ise 5 bin kişi
Takım başına 650 bin Euro
Deloitte'nin araştırması göre F1 Türkiye'ye yarışması olarak katılacak 11 takımdan her biri de ortalama 650 bin Euro harcama yapacak. Yani 11 takımın toplam harcaması 7 milyon Euro'yu bulacak. Bu harcamaların büyük kısmını konaklamaların yanı sıra piste helikopter transferleri oluşturacak.
Kaynak: Deloitte

__________________
Müslüm Doğan
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi

Bu mesaj en son " 08-29-2006 " tarihinde saat 07:39 AM itibariyle Müslüm Doğan tarafından düzenlenmiştir....
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 10:52 PM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0