İdil AKİDİL TÜRKMENOĞLU
ntvmsnbc.com
Kurumsal olmadığını düşündüğünüz bir şirkete bakınca bazı güzel sıfatlar ekleyebilirsiniz: Hızlı, çevik,aktif... Çalışanlar, sürekli bu kelimenin içinde geçtiği şikayet cümleleri kuruyorlar. Birine sahip olan diğerini övüyor.
Kurumsal kelimesi kocaman bir sıfat. İçine aldığı, çağrıştırdığı kelimeleri sıralayınca bir kısmının hiç de tanımın içinde olmadığını ama nedense yakıştırıldığını farkediyor insan. Büyük, güvenli, belki hantal, ağır, standartları belirlenmiş, iş ve süreç tanımları açık, kalabalık, saygıdeğer...
Kurumsal olmadığını düşündüğünüz bir şirkete bakınca da bazı güzel sıfatlar da ekleyebilirsiniz: Hızlı, çevik,aktif, esnek, küçük...
Çalışanlar, sürekli bu kelimenin içinde geçtiği şikayet cümleleri kuruyorlar. Birine sahip olan diğerini övüyor.
“Kurumsal şirket iyi, olmayan kötüdür” paradigmasını iş arayan adayların hemen hepsi taşıyor.Bir yandan da, bu konuda ağzı olan herkes konuşurken, her birinin yorumu da inanılmaz derecede farklı. Kurumsallaşmadan şirket çalışanlarının ne anladıklarını sorduğunuzda tek bir tanım elde edemiyorsunuz. Sözlük anlamına bakınca ise şu; bir örgütün insanlarından, ilişkilerden bağımsız olarak, sisteme, prensiplere dayalı çalışması ve yetki ile sorumluluğu dağıtmış olması...
Ancak “kurumsal” denilen organizasyonların da aslında tanımdan da başka olduğunu görüyoruz: Kraldan çok kralcı yönetim katmanları- hem de çokça, onların kendilerine sekreter denmesini hakaret sayan asistanları, ve asistanların asistanları, ne iş yaptığını kendisinin bile söylemekte zorlanacağı kişileri (gizli işsizleri) ile, alın size kurumsal şirket.
Kurumsal olmak, kendini ve kalite belgesini garantiye almak için, standartlar koyup, buna uygun iş süreçleri, imza noktaları yaratıp formlar doldurmak değildir.
Yirmi kuruşluk satınalmada 1 kuruş tasarruf sağlayabilmek için, bu miktarın üç katı kadar fazla maliyette insan, zaman, kırtasiye kullanmanızı gerektiren “satınalma prosedürleri”ne ne dersiniz?
Alın bir kurumsal şirket daha.
Kurumsal olmak, aslında 2 günde yapılacak işe, kendini ve kalite belgesini garantiye almak için, “beş günde teslim edilir” kriteri koyup, buna uygun iş süreçleri, imza noktaları yaratıp formlar doldurup, uygulamak değildir.
Herşeyin cevabını ve aslında suçlusunu iş akışlarında, görev tanımlarında, şirket el kitaplarında,organizasyon şemalarında arayıp, bunların yaratım ve işletmesinde hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi sorunla ilgili olarak “evrensel öcü” kurumsallaşmayı işaret edenler yok değil. Onunla da mutsuzlar, onsuz da...
HERKES KURUMSALLAŞMAK İSTİYOR
Her örgüt kurumsallaşmak istiyor. Futbol kulüpleri bile. Ama, kurumsallaşma birçok organizasyonun ayağına dolanıyor, yavaşlatıyor, müşteri-zaman-para kaybettiriyor...
Kurumsallaşmayanların da önü karanlık. Patronun istek ve tercihlerine bağlı olarak yarın ne olacağını bilemeden yaşamak, ilişki ağlarının formülünü bulup uyum sağlamaya çalışmak, üçüncü şahıslara karşı tek dil oluşturamamak, yumurta kapıda kararlarla günü kurtarmak da var.
Lider-yönetici Y.Akın Öngör “hidrolik direksiyonlu transatlantik” benzetmesiyle, kurumsallaşmaya bir şart getirirdi: “İsteği, esnekliği, çevikliği, hızı kaybetmeyin.”
Kurumsallaşanlar da dertli, kurumsallaşmayanlar da... Her ikisinin de iyi sıfatlarını alıp yaşatabilmekte marifet.
www.isguc.org