İş Bankası kimi alacak?
07.Nisan.2006
İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, "Moda olduğu için yabancı yatırımcıyla görüşmeyiz. Kısmetini bekleyen gelin ya da damat değiliz. Bu büyüklükle biz kimi alırız ona bakalım" dedi.
Haftaya damgasını vuran gelişme banka satın almalarıydı. Türkiye'nin en büyük özel bankası iş Bankası ise geçen hafta tarihinin en kârlı bilançolarından birini açıkladı. Genel Müdür Ersin Özince ile yabancıya bakışını ve ekonomideki gelişmeleri konuştuk...
İş Bankası 951 milyon YTL kâr ile tarihinin en olumlu bilançosunu açıkladı. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Bilançomuz altı yılda yedi kattan fazla, son 2 yılda iki kat kadar büyüdü. Hemen tüm kalemlerde büyüme sağladık. Sektörde de müşterinin daha seçici davranarak büyüklerde yoğunlaşmasından en fazla pay alan bankayız.
Karlılık arttıkça bankaların değerleri de artıyor. Bu yükselişin süreceği görüşünde misiniz?
Borsada değerlerin çok yükselmesine ve bankaların çok prim yapmasına rağmen bu konuda halen artışın olabileceğini düşünen borsa uzmanlarına katılıyorum. Çünkü ülkemizde bankacılığın çok
büyüyebilecek bir potansiyeli olduğunu görüyoruz. Banka hisselerinin yatırımcısını tatmin etmeyi sürdüreceğini, değerlerin artacağını düşünüyorum.
Yabancılara banka satışını bir furya olarak mı görüyorsunuz?
Bunun sakınca getirmeyeceğini ümit ediyorum. Çünkü önemli olan Türkiye gibi gelişmekteki ülkelerde kendi piyasanızın ihtiyaçlarını karşılamaktır, istikrarsızlık dönemindeki düşük değerlerin bizi tereddüde sürüklememesi lazım. Anormal olan oydu. Örneğin Yunan bankaları ile çok daha fazla potansiyel taşıyan Türk bankalarının aktifleri başabaş. Asıl anormallik bu. Türk şirketlerinin çok daha fazla değer kazanacağına inanıyorum.
Yabancı sermayenin sakınca getirmeyeceğini" ümit ettiniz, böyle bir çekinceniz mi var?
Endişe demeyeyim ama bazı değişikliklerin neler getirebileceğim bilemediğimiz için soru işaretleri uyanabilir. Bankacıların yabancılarca satın alındığı bazı ülkelerde sonradan bakıyorsunuz, sermaye de başka borsalara transfer olmuş zaman içinde. Ben istiyorum ki, Türkiye'deki sermaye büyüsün. Ümit ediyorum ki, yabana sermayeyle ilgili yatırımlar Türkiye'ye hep sermaye katkısıyla gelmeye devam eder. Şu anda öyle oluyor. Bunlarla ilgili endişe taşıyoruz demek doğru olmaz. Ama umarım aldıkları halka açık Türk şirketleri hep İMKB'de büyür.
Türk bankaları yüzünü yurtdışına çevirmeli mi?
Yabancıların gelecek için yeni pazarlara ihtiyaçları var ve bunu Türkiye'de görüyorlar. Ama bunu Türk bankaları da görüyor. İş Bankası'nı iki yıl içinde ikiye katladıysam neden başka ülkeye gideyim? Belki ilerde potansiyeli çok daha büyük pazarlarla ilgilenebiliriz.
Böyle bir stratejiniz var mı?
Tabii ki olacak. Ama Türkiye bizden bu kadar bankacılık hizmeti beklerken, bizim "Başka ülkelere gideceğiz" diye vereceğimiz mesajların kenar süsü olmaktan başka bir yararı olmaz. Biz sadece büyük şehirlerde yapmıyoruz bankacılığı. Böyle bir durum varken, "Kimseden geride kalmamamız lazım" diye bir düşünceye girmeyiz.
Yabancılarla evliliğe girmeyiz gibi bir yaklaşımınız var mı?
İş Bankası güzel bir kolektif sermaye yapısına sahip. Bundan maddi manevi tatmin oluyor. Bu sermayedarın kontrol hissesini elinden çıkarma düşüncesini bugüne kadar ben duymadım. Bu konu bizim açımızdan "modaya uyma" şeklinde değerlendirilemez. Bu sözlerden şu anlam da çıkmasın:
Biz evde oturup kısmetini bekleyen gelin ya da damat değiliz. Türkiye'nin en büyük sermaye grubuyuz. Biz kimin bizi alacağım değil, bizim yurtdışında kimi nasıl alacağımızı düşünmeliyiz.
Kur rejimi değil, politikalar değişebilir
"YTL aşırı değerli" dediniz. Bunu sanayici şapkanızla mı, bankacı şapkanızla mı yaptınız?
Benim sanayici veya bankacı diye bir şapkam yok.
Ben düşünen bir insanım. Türkiye'nin bu konularda çelişkiler içinde olduğunu görüyorum. Önce serbest kur dedik, şimdi dalgalı kur diyoruz.
Hangisi doğru? Belki her ikisi birden doğru. Beklentilerin yönetilmesi çok önemli. Ama kur da 'serbest piyasaya bıraktım' demlemeyecek kadar bizim konumuz. Ne olursa olsun diyemeyiz. Bu söylediklerim kur rejimiyle ilgili değişiklikleri gerektirmiyor. Ama kur politikaları değişebilir.
Vergi indirimi, memura ek ödeme gibi kararlan seçim ekonomisi olarak görüyor musunuz?
Görmüyorum. Bu adımları seçim eğilimi diye değerlendirmek istemiyorum. Örneğin KDV'yi indirmeyi uluslararası rekabet ile bağdaşık olma adımı olarak görüyorum. Ama bunlar yapılırken programa sahip çıkılmalı. Hükümetin bundan ödün vereceğini düşünmüyorum. Ancak hükümet de bu konuda doğan endişeleri gidermeli. Umarım bu konuda mahcup olmam.
Avea'ya arz sonrası bakarız
Avea'da elinizdeki hisselerle ilgili tasarrufunuz nedir?
Avea bizim için uzun vadeli bir yatırım. Ancak İtalyan ortak bu sürede üç kez el değiştirdi. Kamuydu, Olivetti aldı. Sonra Pirelli'ye satıldı. İş Bankası ise hep aynıydı. Oger ile de profesyonel ve olumlu ilişkiler geliştirdik. Günün birinde bu şirketin değerinin İMKB'de yapılacak bir arzla Türk yatırımcısıyla paylaşılmasını istiyorum. Kişisel düşüncem, değerinin en uygun olacağı yerde böyle bir yatırımda hisse azaltırsınız. Şu an azınlık hissedar konumundayız, ama azınlık haklarımız da gereğince korunuyor.
Doğan Grubu'nu tebrik ederim
Petrol Ofisi (PO) hisselerini siz sattıktan çok kısa süre sonra Doğan Grubu'nun yabancıya daha yüksek fiyatla satması çok tartışıldı. Siz hisseleri ucuza sattığınıza inanıyor musunuz?
Petrol Ofisi'ni büyük sermaye konmasına rağmen çok büyük borçla çevirebildik. Bu şirketle ilgili inisiyatiflerimiz çoğu zaman haksız eleştirilere maruz kaldı. Petrol Ofisi'nin Tüpraş ihalesine girmesinde de biz banka olarak çok yüksek seviyelere çıkılmasından dolayı bir miktar endişe ettik. Bir yanda PO yönetimi yeni atılımlar istiyor. Bir yandan petrol dağıtımında ciddi birleşmelerle rekabet artıyor. Bir yandan da finans iş kolu büyüyordu. Biz hem kendi iş kolumuza yoğunlaşmak hem de PO'yu geleceğe yönelik gelişiminde daha serbest tutmak için çeşitli hisse azaltma operasyonlarında bulunduk. Amacımız fon sağlamaktı.
Bunu başlangıçta birlikte yaptık. Ama çok fazla semere vermedi. 2004 sonunda ilk kez hisse sataşma kalkıştık, başarısız oldu. Sonra yüzde 7 hisseyi satarak bir miktar başardık. Sonunda da PO çok daha büyük atılımlar yapmak istediğinde bizden daha fazla riske girmek arzusunda olan Doğan Grubu çok cazip bir teklif verdi. Bu teklif bir blok satış olarak alındığında küçük bir iskonto içeriyordu. Bir malın değerini bulursunuz ama o mala kimin ne fiyat vereceğini piyasa tayin eder. Ben Doğan Grubu'nun son yaptığı satışla ilgili detayları bilmiyorum, bizim yaptığımız satışla kıyaslayamam. Doğan Grubu'nun daha iyi bir fiyatla satması, aradan çok ciddi bir zaman geçtikten ve Tüpraş ihalesinden sonra olmuştur. Ayrıca çok farklı bir vizyonu paylaşan bir PO söz konusudur. Biz öyle bir vizyonun içinde değildik. Dolayısıyla bu satilan PO bizim sattığımız PO ile aynı şirket değildir.
6 ay içinde böyle bir değişiklik olur mu?
Tabii olur. Siz şirketin vizyonunu değiştirirsiniz, koyacağınız sermayeyle ilgili ufkunuzu değiştirirsiniz, başka bir şirket olur. Ben ne demem gerekirse tebrik ederim. Biz de satarken kârlı bir satış yaptık. 300 milyon dolar defter değeri bulunan bir hisseyi yine iki katına yakın bir fiyatla sattık Doğan Grubu uzun vadeli belirlediğimiz bir sataş planını kısmi sataş ile zaten azaltmışta. Kalan kısmı da şimdi ödeyecekler, vade diye bir şey de kalmıyor. Burada herkes bence kazançlı. Basında okuduğum şartlarla Doğan Grubu böyle bir satışı yapmışsa çok güzel. Bizim de aşağı kalır bir performansımız yoktu satılırken.
Açıl Sezen/Vatan
http://www.patronlardunyasi.com/?sid=1&pvid=28784