Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > UZMAN GÖZÜYLE > RÖPORTAJLAR

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 10-04-2006, 07:03 AM
Müslüm Doğan Müslüm Doğan  çevrimdışı
Administrator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 409
Varsayılan EKONOMiK BÜYÜMENiN ANAHTARI EĞiTiM

EKONOMİK BÜYÜMENİN ANAHTARI EĞİTİM

Gelişmiş ülkelerin işgücünün yaşlanması ve küçülmesi tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirten MESS Eğitim Vakfı Genel Müdürü Dr. Necdet Kenar, Türkiye'yi demografik fırsat penceresi olarak nitelendirerek, ülkenin sahip olduğu işgücü potansiyelini iyi eğittiği takdirde müthiş bir büyüme ivmesi yakalayacağını söylüyor.

Yüzün üzerinde eğitim programı ve danışmanlık hizmetleriyle 20 yılda 8 milyon kişi x saat eğitim hizmeti veren MESS Eğitim Vakfı, hiçbir ticari amaç gütmeden bir yandan işgücünün beceri ve istihdam edilebilirlik oranını artırmayı, diğer yandan da işletmelerin verimliliği ve rekabet yeteneklerini yükseltmeyi hedefliyor. Aynı zamanda İş-Kur eski genel müdürü olan MESS Eğitim Vakfı Genel Müdürü Dr. Necdet Kenar, verdikleri eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle, Türkiye'nin işgücü potansiyeli hakkındaki sorularımızı yanıtladı..

Vakıf olarak faaliyetleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

MESS Eğitim Vakfı (MEV) 1986 yılında Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası ve bazı sanayiciler tarafından kurulan bir eğitim vakfı. Vakfın kuruluş amacı; işgücünün bilgi, beceri ve niteliklerini yükselterek istihdam edilebilirlik oranını artırmak. Vakıf bu amacını gerçekleştirmek için eğitim, seminer ve kurslar düzenleyerek, işletmelere yönelik danışmanlık hizmetleri veriyor. Bu hizmetleri, 1993 yılında kurduğu İktisadi İşletme vasıtasıyla gerçekleştiriyor. Eğitim faaliyetleri çerçevesinde üretim yönetimi, iş süreçleri ve organizasyon, verimlilik artırma, kalite yönetim sistemleri ve beceri geliştirme gibi konu başlıklarını kapsayan yüz civarında eğitim programı, halen istihdamda olanlara gerek işyerlerinde ve gerekse MEV'nın eğitim merkezlerinde ücret karşılığı veriliyor. MEV danışmanlık hizmetleri de, yine aynı konularda işletmelere yönelik veriliyor.MEV, iş süreçleri ve verimlilik alanındaki eğitimlerine, 2005 yılından itibaren REFA'nın geliştirdiği eğitimleri de dahil etmiş bulunuyor. Almanya'nın verimlilik kurumu olan ve 80 yıllık geçmişi bulunan REFA, işletme organizasyonu, iş düzenleme ve verimlilik alanında geliştirme eğitimleri veren Avrupa'nın en büyük enstitülerinden biri statüsünde. MEV'nın meslek geliştirmeye yönelik eğitim programları da bulunuyor. Bu kurslar elektrik, elektronik, otomasyon, kaynakçılık, temel bakımcılık ve teknik resim gibi alanları kapsıyor.

Vakfın düzenlediği eğitimler genellikle sanayiye yönelik teknik eğitimler mi?
Eğitimlerimiz sadece sanayiye değil, tüm sektörlere yönelik. Vakfımızın Başkanı Tuğrul Kudatgobilik, aynı zamanda Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Başkanı olarak, vakfın tüm sektörlere hizmet vermesi konusunda hedef gösteriyor. Ayrıca teknik eğitimler dışında, kişisel gelişim ve beceri gelişimine yönelik eğitimlerimiz de var. Örneğin, kurum kültürü, iletişim, takım çalışması, liderlik, zaman ve toplantı yönetimi, müzakere teknikleri, etkili sunuş teknikleri, eğitimcinin eğitimi, iş sağlığı ve güvenliği, satış teknikleri, müşteri ilişkileri ve insan kaynakları yönetimi gibi eğitimler tüm işletmeler için geçerli olan eğitimlerimiz. Eğitim çeşidi açısından sanırım en zengin portföye sahibiz. Yüzün üzerinde eğitim programımız var. Hedef kitle de oldukça geniş. Vakıf hem işçilere yönelik, hem de beyaz yaka ve yöneticilere yönelik eğitim programlarına sahip bulunuyor. Ayrıca sanırım hizmet içi eğitim alanında en fazla eğitim veren kuruluşuz.Vakıf 20 yıldır toplam 8 milyon kişi çarpı saat eğitim hizmeti vermiş bulunuyor. Sadece geçtiğimiz yıl 35 bin kişiye 335 bin kişi çarpı saat eğitim hizmeti verildi.

Mess Eğitim Vakfı olarak, ticari amaç gütmeyen farklı bir yapınız var. Bu konu hakkındaki düşünceleriniz neler?

Evet MEV'nın ticari bir amacı yok. Vakıf bir yandan işgücünün becerisini ve istihdam edilebilirlik oranını artırmayı hedeflerken, diğer yandan işletmelerimizin verimliliklerini ve rekabet yeteneklerini artırmayı hedefliyor. Kısaca, Vakfın amacı Türk ekonomisine ve Türk işgücüne hizmet etmek. Ancak Vakıf bu amacını erçekleştirmek için İktisadi İşletme'ye sahip ve bu işletmeyi ticari kurallara göre idare ediyor. Örneğin, işletmelere sunduğumuz eğitim ve danışmanlık hizmetleri ücretli. Ancak ücretler, diğer özel sektör firmalarına göre fiyat açısından daha avantajlı. Hizmet içi eğitim sektöründe biz bir nevi düzenleyici kuruluş rolü oynamayı hedefliyoruz. Sektörün en büyüğü olarak kaliteli hizmeti piyasaya göre düşük makul fiyatlarla sunarak, piyasadaki diğer oyuncuları hizmet kalitelerini artırmaya ve fiyatlarını makul seviyede tutmaya teşvik ediyoruz. Çünkü büyük oyuncu piyasada kaliteli hizmeti uygun fiyata sunmaya hazır. Bu açıdan diğer oyuncularla rekabet ediyoruz. Bu bizim için de iyi. Rekabet Vakfın İktisadi İşletme'sinin verimli çalışmasını sağlıyor. Ayrıca eğitimlerimizden öğretmenler ve öğrenciler gibi ücret ödemeden yararlananlar da var.

Vakfın gelirinin kullanıldığı başka bir alan var mı?

Hayır yok. Vakıf, gelirlerinin tamamını amacı doğrultusunda eğitim faaliyetleri için harcıyor.

Vakıf olarak ne tür danışmanlık hizmetleri veriyorsunuz?

Danışmanlık hizmetlerinin temel amacı işletmelerin verimliliklerini ve rekabet yeteneğini artırmak. Bu amaca yönelik "süreç iyileştirme ve verimlilik artırma" başlığı altında iş etüdü, üretim planlaması, kalite çemberleri ve kaizen danışmanlığı yapıyoruz. Ayrıca, iş organizasyonunun geliştirilmesine yönelik danışmanlık hizmeti, insan kaynakları yönetimi, iş analizi, iş sağlığı ve güvenliği, risk analizi ve kalite yönetim sistemleri konularında danışmanlık hizmetlerimiz bulunuyor.

Türkiye'deki iş gücü kaynağı, potansiyeli hakkındaki görüşleriniz neler?

Türkiye genç bir nüfusa sahip olması nedeniyle müthiş bir insan kaynağı potansiyeline sahip demografik fırsat penceresi olarak tanımlanıyor. Bu aslında büyük bir avantaj. Demografik veriler gelişmiş ülkelerde nüfusun yaşlanmakta olduğunu gösteriyor. Nüfus, Japonya'da 2010, Avrupa'da ise 2025'ten itibaren azalmaya başlayacak. ABD'de ise nüfus artışı devam edecek. Ancak yaşam beklentisinin de artmasıyla, 65 yaş üstü yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 12'den, 2025'te yüzde 18'e çıkacak. Kısaca gelişmiş ülkeler işgücünün yaşlanması ve küçülmesi tehdidiyle karşı karşıya.

Avrupa Birliği'nde çalışma çağındaki nüfusun toplam nüfusa oranı 2004'te yüzde 67.2 iken, 2050'de yüzde 56.7'ye düşecek. Yaşlı nüfusa sahip ekonomilerde büyüme yavaşlar, mal ve hizmet talep yapısı değişir, sağlık harcamaları artar, yaşlı bakımı hizmetleri önem kazanır, okul öğrenci sayıları düşer, yetişkin ve yaşlı eğitimine talep artar, sosyal güvenlik sisteminin yükü artar ve işgücü arzı daralır. Son yıllarda Avrupa basınında yer alan haberlere göre, II. Dünya Savaşı sonrası artan doğumlar ile oluşan "baby boom kuşağı"nın 2011 yılından itibaren emekli olması, hükümetleri kara kara düşündürüyor.Türkiye'de ise nüfus artışı devam edecek.Türkiye'nin hala yaşamakta olduğu ve 2025 yılına kadar sürecek olan dönemde nüfus artış hızı yavaşlamakla birlikte artacak. Bu durum, işgücü piyasaları açısından çalışabilir yaştaki aktif nüfusun artması anlamına geliyor. Türkiye'de işgücü arzı 2040 yılına kadar artmaya devam edecek. Ancak 2025'ten sonra artış hızı oldukça azalacak. Eğer bu nüfus iyi eğitilir, meslekli ve nitelikli hale getirilerek istihdam imkanı yaratılabilirse, Türkiye hızlı büyüyen bir ülke olacak. Bu nedenle Türkiye'nin geçirdiği bu süreç "demografik fırsat penceresi" olarak tanımlanıyor. Şimdi yaşlanan nüfusa sahip ülkeler bu dönemi yaşadılar. Ülkemiz nüfusu da yaşlanacak. 2040 yılında Türkiye, bugün AB'nin yaşlı nüfus oranına sahip olacak. Bu nedenle Türkiye'nin artan yetişkin nüfusunu istihdam edilebilir hale getirmesi büyük önem taşıyor. Beşeri sermaye, sağlıklı, nitelikli ve eğitimli işgücü demektir. Eğitimsiz, istihdam kabiliyeti olmayan işgücünün ekonomiye ve topluma faydası sınırlıdır.

Türkiye'de işsizlik hala yüksek düzeylerde seyrediyor. Bu konu ile ilgili görüşleriniz ya da önerileriniz var mı?

Türkiye'nin en önemli sorunu işsizlik. Resmi rakamlara göre 4.2 milyon kişi işsiz. Onun da ötesinde Türkiye'de çalışan sayısı oldukça az. İstihdam oranı yüzde 44. Yani AB ortalaması olan yüzde 64'ün 20 puan gerisinde. Çalışabilir her yüz kişide n sadece 44'ü çalışıyor. Üstelik bu çalışanların yaklaşık üçte biri tarım sektöründe verimsiz istihdamda, çoğunluğu ücretsiz aile işçisi konumunda bulunuyor. Türkiye işgücünü ekonomide yeterince değerlendiremiyor. Ayrıca yine çalışanların yarısı herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan, yani kayıt dışı çalışıyor. Kısaca Türkiye'nin işgücü piyasası istatistikleri diğer ülkelerle karşılaştırıldığında vahim bir durum ortaya çıkıyor. Ne yapmak lazım? Yeni ve iyi işler yaratmak gerekiyor. Bunun anlamı Türkiye'nin yüksek, sürdürülebilir bir büyüme göstermesidir.

Ekonomik büyüme ve yeni işlerin yaratılması işsizliğin bilinen en etkin çözüm yoludur. Türkiye'yi yatırımcılar açısından tercih edilir bir ülke haline getirmek durumundayız. Bunun için siyasi ve ekonomik istikrar, şeffaf bir yönetim, düzgün ve etkin işleyen piyasalar, AB sürecinin sarsıntıya uğramaması, iş mevzuatının esnek olması, istidam üzerindeki yüklerin küresel rekabette engel olmaması akla ilk gelen zorunluluklar. Bunun dışında en önemli politika aracı eğitim. Dünyada ve Türkiye'de nitelikli işler artarken vasıfsız işler azalıyor. Bugün ülkemizde bir yandan işsizlik varken, milyonlarca vasıfsız kişi işsizken, diğer yandan işletmeler becerili ve nitelikli işgücü için birbiriyle rekabet içinde bulunuyor. Genel eğilim nitelikli işlerin artacağını gösterdiğine göre, Türkiye bir an önce işgücünü eğitimli, nitelikli hale getirmek durumunda. Küresel rekabette karşılaştırmalı üstünlüğü nitelikli işgücü olan bir ülke olursak, sorunlarımızın %95'ini çözmüş oluruz.

İş arayanlara önerileriniz neler?

Öncelikle kişisel becerilerini ve gelişimlerini artırmak için her fırsatı değerlendirmeleri gerekiyor. Yaşam boyu öğrenme felsefesini benimsememeliler. Bu aslında herkes için gerekli. İş arama kanallarının hemen hepsini mümkün olduğunca kullanmalı, aktif olmalılar. İnternetteki iş arama siteleri, gazeteler ve iş bulmalarına yardımcı olabilecek her aracı değerlendirmeleri oldukça önemli. İş arama teknikleri konusunda uzmanlardan yaralanmalı ve ümitlerini asla yitirmemeliler.

İşsizlik sigortasının başarıyla uygulandığını düşünüyor musunuz?

Elbette. Bu sistem uygulamaya konurken bunun Türkiye'de uygulanamayacağı ileri sürülmüştü. Ama 4 yıldır başarıyla uygulanıyor. Ancak buradaki sıkıntı, kapsamın dar olması. Yararlanma koşulları zor olduğu için az kişi yararlanabiliyor. Ödemeler çok sınırlı kaldı. Bu nedenle fonda çok para birikti. 20 Trilyon YTL'ye yakın bir miktar bu. Yapılması gereken yararlanma koşullarının esnetilerek daha fazla işsizin bu fondan faydalanmasını sağlamak. Ayrıca buradaki kaynakla işsizlerin mesleki eğitimlerinin ve becerilerinin yükseltilerek istihdama kazandırılması, yani aktif işgücü politikalarının uygulanması gerekiyor.

__________________
Müslüm Doğan
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 01:32 AM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0