Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > UZMAN GÖZÜYLE > RÖPORTAJLAR

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 05-13-2006, 07:21 AM
Simge Velipaşalar Simge Velipaşalar  çevrimdışı
Super Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 483
Varsayılan "İş yaşamı kadın için,erkeklere oranla biraz daha fazla özveri gerektiriyor"

“İŞ YAŞAMI KADIN İÇİN, ERKEKLERE ORANLA BİRAZ DAHA FAZLA ÖZVERİ GEREKTİRİYOR”

Feryal MENEMENLİ
Doğa Bitkisel Ürünler San. ve Tic. A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı


Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu tarafından “En Yenilikçi Girişimci” ödülüne layık görülen BİR Türk kadın girişimci olarak ülkemizde çalışma hayatında kadının önünde engeller bulunduğunu düşünüyor musunuz?

Sizce Türk toplumunda kadının rolü, çalışma hayatında onun için sorun yaratmakta mıdır?


Türkiye’de çalışan kadının iş yaşamında karşılaştığı sorunları ve karşılaştığı, ya da karşı karşıya olduğunu sandığı engelleri farklı çalışan kadın grupları açısından ele almak gerekiyor.

Kırsal kesimde yaşayan ve %63 gibi bir çoğunlukla ücretsiz aile işçisi olarak çalışan ve emeği ne ülke ekonomisine doğrudan katkı ne de kendisine ekonomik özgürlük sağlamayan kadınlarımızın sorunları kuşkusuz yalnızca çalışma yaşamında karşılaşılan sorunlar olmaktan çok uzak, çok yönlü bir ”kadın sorunu”... Onların önünde çalışmakla ilgili her hangi engel olmadığı gibi, çalışmak, çoğunlukla onlardan aile içi görevlerini aksatmadan yerine getirmeleri beklenen bir zorunluluk….

Bir diğer grup ise, eğitimli, meslek sahibi, kariyer eğilimli, profesyonel olarak iş yaşamında yer alan kadınlar… İçinde, kariyerlerinde en üst kademelere gelen kadınları, girişimcileri, akademisyenleri, profesyonel yöneticileri barındıran bu grubun, ülkemizde oransal olarak çok az sayıda da olsalar, tüm dünyada benzer konumda olan hemcinsleri ile paylaştıkları benzer sorunlar dışında, Türkiye’de yaşıyor olmaktan dolayı ilave zorluklar yaşadıklarını düşünmüyorum. Ancak kabul etmek gerekiyor ki; iş yaşamı kadın için, erkeklere oranla bir az daha fazla özveri gerektiriyor.

Çalışma yaşamında esas zorluğu yaşayan grup ise; iş yaşamına katılan %24’lük grubun çoğunluğunu oluşturan, meslek sahibi olan ya da olmayan ancak sosyo-kültürel altyapı itibari ile yakın çevresinin ve toplumun kadına bakış açısını kabullenen, genellikle geleneksel, ataerkil aile yapısının gereği olarak aile içi beklentilerle iş yaşamının beklentileri arasında ikilem yaşayan kadınlar. Zaten istatistiklere bakıldığında da, bu grup ağırlıklı olarak evlenme ve çocuk doğurma yaşı öncesinde iş yaşamına katılmakta daha sonra iş yaşamından çekilmekte. Bu durum kadınların gerek iş yaşamında gerekse iş-aile yaşamı dengesini kurmakla ilgili bazı sorunlar yaşadıklarının önemli bir göstergesi.

Çalışma yaşamı, bir yandan kadının üretkenliğini, toplumsal saygınlığını, özgüvenini arttırırken ve daha da önemlisi, ekonomik özgürlüğünü sağlarken, diğer yandan geleneksel değerlere dayalı tutumların sürdürülmesi kadın için çeşitli sorunları da beraberinde getiriyor. Bu sorunların yalnızca ülkemize özgü olduğunu düşünmek yanlış olur. Çünkü kadınların bu sorunları, ülkelerin gelişmişlik düzeyine bakılmaksızın ortak ve değişime direnen ataerkil cinsiyet rollerinin bir uzantısı... Diğer bir deyişle kadının asli görevini eş ve anne olarak algılayan cinsiyetçi toplumsal değerlerin hala etkinliğini sürdürdüğünün bir göstergesi. Bu yaklaşım tarzı bizim ülkemizde bir az daha fazla ön plana çıkıyor.

Bu nedenlerle günümüz iş hayatında kadınlar kuşkusuz bazı zorluklarla ve daha çok iş-aile ikileminin yarattığı engellerle karşılaşıyor. Bu engel yaşanan sorunun bir açısını oluştururken, bir diğer açıdan farklı bir sorun daha yaşıyor kadınlar… Şanslı azınlık içinde olup da iş yaşamına dahil olsalar bile, kadınlar, çoğunlukla kendilerini ötesine geçemediklerini düşündükleri ve karşılaşılan sorunun belirsizliği olarak da tarif edilebilen bir “cam tavan”ın altında çalışmak zorunda hissediyor.

Bu cam tavanın ortaya çıkmasındaki etkenler arasında yine sosyo-kültürel alt yapıya dayalı engeller ön plana çıkıyor. Bunlardan bir kısmı yöneticilerin, kadını birtakım mazeretlerle kollaması, ya da kadınların, verilen üst düzey işleri yapamayacağına dair önyargılı görüşlerinden kaynaklanan engeller. Bu yaklaşım, kadına karşı “pozitif ayırımcılık” sağlayan bazı iş yasaları ile de destekleniyor. Ancak bunlar kariyerinde ilerlemek isteyen kadına yarardan çok zarar getiriyor. Bütün bunlara bakıldığında, kadın çalışanların çeşitli nedenlerle (aile hayatı, fiziksel özellikler vb.) bir çeşit tehdit unsuru olarak görülmesi kadının iş yaşamında ilerleme şansını gerçekten de zayıflatıyor.

Bugün örneğin, evlilik ve doğum, kadın çalışanların işten ayrılma nedenlerinin %70’ini, işverenin işten çıkarma nedenlerinin de %20’sini oluşturuyor. Bu destek kadını işveren gözünde korku unsuru olmaktan çıkaracak, özellikle iş-aile dengesini kurmakla ilgili sorunlarına çözümler getirebilecek daha farklı ve işlevsel sosyal yasalarla desteklense durum bu kadar vahim olmayabilir…

Ancak, bu cam tavanın oluşmasında, kadınların kendi kendilerine koyduğu engelleri de göz ardı etmemek lazım... Örneğin; kadınların toplumdaki kendi yerlerine dair, yani cinsiyet rollerine ilişkin tutumları, kadınlara karşı olan negatif önyargıları kabullenmeleri, yani toplumsal değerleri sorgulamadan benimsemeleri, iş-aile çatışması ve suçluluk duygusu ile başa çıkamamaları, özgüven eksikliği, kararsızlık, ne istediğini bilememek, kendini geliştirme, koşullarını değiştirme isteği ve inancının olmaması, sistemin değiştirilebileceğine inanmamak ve bu çözüm sürecinde yer almamak, örgütlenmemek böylece, sistemi destekleme zorunluluğu hissetmek, kariyer yönelimli olmamak ve kariyerinde yükselmenin gerekliliklerini ve zorunluluklarını göze almamak gibi davranış biçimleri bence, en azından bu imkanı yakalamış kadınlarımızın iş yaşamı önündeki kendi aşabilecekleri önemli engeller.

Bu açıdan bakıldığında, kadının iş yaşamında karşılaştığı zorlukların, toplumun sosyo kültürel alt yapı özellikleri ve kurumsal altyapıdaki aksaklıklar dışında, başta ailenin eğitim düzeyi ve buna bağlı olarak bireylerin sahip olduğu dünya görüşü gibi bireyi birey yapan etkenlerle de yakından ilişkili olduğu söylenebilir. Çünkü, sosyal yapı ve çevre ne kadar etkin olsa da, insanın yaşamdaki öncelikleri ve tercihleri böylece belirleniyor. Olaylara bakış açısı ve onları değerlendirme kriterleri de bunun bir uzantısı.

Görülüyor ki iş dönüp, dolaşıp eğitime dayanmakta…. Geleneklere dayalı sosyal değerleri değiştirmek kolay değil… O halde, son zamanlarda sıklıkla sözünü eder olduğumuz kadın için “pozitif ayırımcılık” kavramının, öncelikle kız çocukların eğitimi ve kadının gerek siyasi gerekse kurumsal karar mekanizmalarına eşit katılımı alanlarında uygulamaya konulmasının sağlayacağı yararları göz ardı etmemeliyiz… Böylece, çok kısa vadede olmasa bile, orta vadede bu yaklaşımların kadınlar lehine değişme şansı olabilir.


www.tisk.org.tr

__________________
Simge Velipaşalar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 01:38 AM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0