Özet
Bilgi toplumlarında stratejik kaynak olarak kabul edilen bilgi, bilgi teknolojilerinin sağladığı imkânlarla üretilmekte, sınıflandırılmakta, erişilebilir kılınmakta ve toplumsal ve kurumsal sorunlarımızın çözümünde kullanılabilmektedir. Bu çalışmada bilgi toplumu dönüşümünün sonucunda ortaya çıkan yeni koşulların, bir çok alanda olduğu gibi, insan kaynakları yönetiminde meydana getirdiği değişiklikler özellikle insan kaynakları bilgi sistemleri bağlamında irdelenecektir.
Bu çalışmada öncelikle bilgi toplumu kavramı ve bilgi toplumunun temel özellikleri üzerinde durulacaktır. Bu özelliklerden bilginin artan önemi ve bilgi sektörünün oluşması, küreselleşme, bilgisayar teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşması, bireyin hem merkezi bir nitelik kazanması hem de örgütlü toplum yapısının ortaya çıkışı gibi faktörler açıklanacaktır. Daha sonra bilgi toplumunda yönetim anlayışındaki değişikliklerden bahsedilerek bilgi çağı olgusunun insan kaynakları alanı üzerindeki etkileri tartışılacaktır.
Daha sonra bilgi toplumunda İKY alanında hangi dönüşümlerin yaşandığı örnekleriyle anlatıldıktan sonra, en önemli görülen dönüşüm ya da yeniliklerden insan kaynakları bilgi sistemleri (İKBS) uygulamaları gözden geçirilecektir. İKBS’nin temel amacı, sistemin kullanıcılarına ya da müşterilerine “bilgi” formunda hizmet sunmaktır. İKBS çalışanların,
Ø Seçilmesi ve istihdam edilmeleri,
Ø Görevlerin belirlenmesi,
Ø Performanslarının değerlendirilmesi,
Ø Ücret ve diğer ödemelerin analizi,
Ø Yetiştirme ve geliştirme,
Ø Sağlık ve sosyal güvenlik sorunlarının çözümü gibi konularda organizasyona destek sağlayan araçlardır.
Değişimin değişmez bir kural olduğu dünyamızda, teknolojinin etkisiyle değişimin ivmesinin katlanarak artması sonucunda işletmeler, ayakta kalabilmek için, bu değişimi bünyelerinde hissetmek ve izlemek zorundadırlar. Bu dönüşümün gerçekleşmesi için ön şart olarak, değişimi fark etmenin gerekli ve en önemli bir faktör olduğu aşikardır. Bu değişimi fark edebilecek en önemli unsur organizasyonun insan kaynaklarıdır. Bu nedenle insan kaynakları yönetimine büyük rol düşmektedir. Çünkü, insan kaynakları fonksiyonu, değişimi algılayıp insan kaynakları profilini değişime ayak uyduracak şekilde tasarlayacak; eğitim ihtiyaçları, personel seçimi, işe alımı ve işe yerleştirmesi gibi fonksiyonları yerine getirirken bu değişimi algılamasına göre şekillendirecektir. Son olarak, şirketlerin İKY ile ilgili birimlerinin bu değişimi algılayabilmelerinde ihtiyaç duyacakları bilgiyi, düzenli bir şekilde, istenilen zamanda, ihtiyaçlarını tamamen karşılayacak şekilde temin edebilmeleri ancak etkin yönetim bilgi sistemleri ile mümkün olabilecektir.
Giriş
Bilgi toplumlarında stratejik kaynak olarak kabul edilen bilgi, bilgi teknolojilerinin sağladığı imkânlarla üretilmekte, sınıflandırılmakta, erişilebilir kılınmakta ve toplumsal ve kurumsal sorunlarımızın çözümünde kullanılabilmektedir. Bilgi, bütün yönetsel fonksiyonların temelini oluşturan yönetsel başarıyı kolaylaştıran ya da engelleyen önemli bir güç olarak değerlendirilebilir.
Yönetsel bilgi; organizasyonlarda, kurumsal işleyişe ilişkin olguları ve gözlemleri içermektedir. Başka bir ifadeyle, yönetsel bilgi, belirli amaçlara ulaşmak veya belirli bir anlayışı geliştirmek için, verilerin bir işlem sonucunda yöneticilere yararlı duruma getirilmiş biçimidir. [1] İnsan Kaynakları Yönetimi bağlamında kullanacağımız bilgi “anlamlı ve yararlı bir içerik kazandırılan ve her alıcıya kararlarında yararlanması için iletilen verileri” [2] ifade etmektedir. Bu çalışmada bilgi toplumu dönüşümünün sonucunda ortaya çıkan yeni koşulların, bir çok alanda olduğu gibi, insan kaynakları yönetiminde meydana getirdiği değişiklikler üzerinde durulacaktır.
Bilgi Toplumu
Günümüze kadar, insanlık tarihi ekonomik ve sosyal olarak birçok aşamalardan geçmiştir. Bu aşamalar; doğa ve avlanmaya dayalı ilkel toplumdan, yerleşik hayata geçilmesinin ardından tarım toplumu, buhar gücünün sanayide kullanılması ile başlayan sanayi toplumu ve bilginin bir kaynak olarak ön plana çıkması ve bilgi teknolojilerindeki gelişmeleri izleyen günümüzdeki durumuna ulaşan bilgi çağı veya toplumudur. [3] Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş uzun bir zaman dilimini kapsarken, sanayi toplumundan bilgi toplumuna dönüşümün hızı çok daha hızlı gerçekleşmiştir. Bunun nedeni temelde, yeni teknolojilerin gelişme hızına ve bu teknolojilere uyum esnekliğinin yüksekliğine dayanmaktadır. [4]
Yeni tarz ve yöntemlerle düşünme, yönetme ve çalışmanın kaçınılmaz hale geldiği bilgi çağının toplumu, hayat boyu kesintisiz eğitimin yaygınlaştığı, öğrenen birey ve öğrenen organizasyonlardan oluşan öğrenen toplum olma doğrultusunda gelişimini sürdürmektedir. Teknolojinin çeşitlenmesi ve teknolojinin kaynağı olan bilginin her alanda kullanılması sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişi sağlamıştır. Sanayi toplumunda birey, zorunlu ve kültürel ihtiyaçlarını genellikle maddi ürünlerle karşılamaktadır. Bilgi toplumu aşaması ile birlikte bilgi üretimi ve kullanımı yaygınlaşmaktadır. Bu bağlamda, Maslow’dan itibaren dikkate alınan ihtiyaçlar hiyerarşisi kuramında en üst düzeyde bulunan, bireyin kendini kanıtlaması, yeteneklerini geliştirmesi ve kendini gerçekleştirmesi gereksinimlerinin, optimal biçimde karşılanabileceği bir ortam bilgi toplumunda oluşmaktadır. Somut bilgi yönü olmayan ürün ve mallar üzerine kurulan tarım toplumu ekonomisi, sanayi devriminin oluşturduğu ikinci dalga ile yerini somut ama sembolik değerler olan paraya bırakmıştır. Üçüncü dalganın yol açmaya başladığı bilgi toplumunda ise anında transfer olan bilgi, ekonominin soyut parasını oluşturmaya devam etmektedir. [5]
Bilgi toplumuna geçiş sürecinin yaşandığına ilişkin birçok gelişmeden söz edilebilir. Her şeyden önce, günümüzde bir bilgi patlamasının etkilerinin yaşandığı, bilginin araç olmaktan çıkıp önemli bir üretim alanı olduğu, yine bilginin temel güç olmaya başladığı iş hayatında bilgi çalışanlarının giderek daha çok istihdam edilmeye başlandığı görülmektedir. Bilgi toplumu, bu hızlı bilgi artışına dayanan ve hayatın tüm alanlarını kapsayan değişmeleri ve gelişmeleri içermektedir. Tüm bu gelişmeler, bilgi toplumunun genel özelliklerini de belirlemektedir. Genel anlamda bilgi toplumunda, kitle iletişim, eğitim, kültür, politika ve yönetimin, yeni bilgi teknolojilerinden etkilendiği bilinmektedir.
Bilgi Toplumunun Temel Özellikleri
Bilgi toplumunu sanayi toplumundan ayıran temel niteliklere değinmek, toplumsal dönüşümün daha iyi anlaşılması için gereklidir. Bu temel özellikleri kısaca şu şekilde özetlemek mümkündür:
Bilginin Önem Kazanması: Bilgi ve bilgili birey, bilgi toplumunda ekonominin en temel girdilerini oluşturmaktadır. Bilginin hakim olduğu toplumsal yaşam, çok hızlı bilgi artışı ve aktarımı, hızlı iletişim, yeni teknolojiler, ekonomiden diğer sosyal konulara kadar her alanda bilginin temel güç ve kaynak olduğu, hızlı değişim ve gelişmenin yer aldığı ve yaşamın tüm yönlerini etkileyen bir süreç olarak karşımıza çıkmıştır. Bilgi kaynaklarının ya da bilgi kanallarının çokluğu ile rekabetsel nitelik kazanan kurumsal bağlamda, bilginin nicelik ve bütünlüğüne katkı sağlamaktadır. [6]
Çağdaş dünya, sürekli gerçekleşen yoğun ve yaygın bilgi akışı ve bunun getirdiği değişimler özdeşleşmiştir. Sanayi toplumunda ön planda olan “maddi ürünlerin üretimi” yerine, bilgi toplumunda, bilgi teknolojileri kullanımı sonucunda “bilgi üretimi” önem kazanmaktadır. Bilgi toplumunda bilginin temel özellikleri, sürekli üretilebilmesi ve artış göstermesi, iletişim ağları içinde taşınabilir, bölünebilir ve paylaşılabilir olması, işgücü, sermaye, ve toprağı ikame edebilmesi şeklinde özetlenebilir. Bilgi toplumu ile birlikte geleneksel kaynakların, yani emeğin, doğal kaynakların ve sermayenin getirisi, bilginin getirilerine oranla giderek azalma eğilimine girmiştir.
Küreselleşme: Bilgi çağı organizasyonlarının aynı sektördeki rakip organizasyonların önünde olma kriterleri, sahip oldukları yararlı bilgi ve onu kullanma derecesi ile ilişkilendirilmektedir. Bilgi teknolojileri aracılığı ile bilgi yaygın ve herkesin sahip olabileceği bir nitelik kazanmıştır. Organizasyonların biçimlendirildiği ekonomik yaşamda, bu niteliksel değişim “küreselleşme” olarak algılanmaktadır. Bilgi çağında ekonomi küreselleşmekte ve uluslararası rekabet etkili olmaktadır. Bilgi teknolojilerinden olan bilgisayar destekli tasarım, bilgisayar destekli üretim ve robotik, çalışanların belirli bir bölgeye olan bağımlılıklarını azaltmış, üretimde verimliliği ve pazarda esnekliği artırmıştır. Bu bağlamda, bilgi teknolojileri küreselleşmeye katkıda bulunmaktadır. [7]
Günümüzde bir yandan ulusal ekonomilerin birbirleriyle karmaşık ilişkilere girmeleri, öte yandan artan bilgi talebi, bilgi pazarının olağanüstü biçimde gelişmesine yol açmaktadır.
Ayrıca, bilgi sektörü, ulusal ve uluslararası ölçekte lokomotif sektör haline gelerek küreselleşme eğilimlerini hızlandırmaktadır. Bu bağlamda, bilgi-iletişim sistemlerinin ülke sınırlarını küçültmesi sonucunda, bölgesel gruplaşmalara dayalı bütünleşme eğilimleri canlanmaktadır.
Bilgi toplumu bölgesel ve küresel gelişmeler ve birleşmelerle de karakterize edilmektedir (Avrupa Birliği, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi, Karadeniz Ekonomik İşbirliği gibi). Küreselleşme ekonomik boyutun yanı sıra, siyasal, toplumsal, kültürel ve hukuksal açılımları bağlamında da tartışmalıdır. Bilgi Çağında, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yarattığı ortam içinde ekonomik, siyasal, toplumsal, kültürel ve hukuksal etkinlikler küreselleşme eğilimine girmiş, telekomünikasyon sistemlerinin ülke sınırlarının önemini ortadan kaldırması ile birlikte, bölgesel gruplaşmalara dayalı bütünleşme eğilimleri gündeme gelmiştir. Küreselleşme sürecinde girdilerini temini ve çıktıların pazarlaması için oluşturulan piyasalar artık dünya çapında tasarlanmakta ve gerçekleştirilmektedir. [8]
Bilgi Sektörünün Oluşması:
Sanayi çağında geçerli olan tarım-sanayi-hizmetler sektörleri ayrımı, bilgi çağında tarım-sanayi-hizmetler-bilgi sektörleri sınıflamasına dönüşmüştür. Bilgi çağında üst yapı olarak bilgi sektörü, bilgi-işlem ve iletişim donanım ve hizmetlerine bağlı olarak bilginin üretim, tüketim, dağıtım, pazarlama gibi tüm işlevsel alanlardaki kullanımını kapsamaktadır. [9]
1980’lerden itibaren bilgisayarların toplumun daha geniş kesimlerine yayılmasıyla birlikte, bilgiye dayalı ve iletişim bağlantılı mal ve hizmetlerin satışlarında büyük artışlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bütün dünyada bilgi teknolojilerine ve bilgi altyapısına yapılan yatırımlar hızla artarken, bilgi sektörü de ekonomi içinde bütün sektörleri geride bırakmaya başlamıştır. Bir buçuk trilyon dolar tahmini global değeri olan bilgi sektörü, bilginin sunulması, organizasyonu ve değiştirilmesi işlevleri ile, dünyanın en büyük endüstrisi olma yolundadır. Unutulmamalıdır ki, profesyoneller, zamanlarının % 80’ini ihtiyaç duydukları bilgiyi arayıp bulmak (information searching), geriye kalan %20’lik kısmı da bu bilgiyi biçimlendirmek (information formation) ve karar vermek (decision-making) amacıyla kullanmaktadır. [10]
ABD, GSMH’nın %55’inin bilgi üretimi, işlemi ve dağıtımı faaliyetlerinden elde etmektedir. Gelişmiş ülkelerde toplam işgücünün %60’dan fazlasının artık bilgi sektörüyle ilgili iş alanlarında çalıştığı bilinmektedir. [11]
Bilgisayarlaşma:
Bilgi toplumu genel anlamda, yoğun ve yaygın olarak kullanılan bilgisayar teknolojisi tarafından biçimlendirilmektedir. Bilgi toplumunda bilgisayarlar; bireylerin bilgi üretme gücünü olağanüstü artırarak, bilginin kitlesel biçimde üretilmesini, işlenmesini, saklanmasını, dağıtılmasını ve tüketilmesini sağlamaktadır.
Bireyin Merkezi Konuma Gelmesi:
En önemli kaynağın bilgi olduğu bilgi toplumunda, bilgilenmiş birey vazgeçilmez nitelik kazanmakta ve organizasyon yapıları bilgi-tabanlı (information-based), yönetim sistemleri insan-merkezli (human-oriented) biçimde yeniden tasarımlanmaktadır. [12]
Bireylerin zihinsel kapasitelerinin yararlı ürün ve hizmetlerin üretilmesi doğrultusunda yöneltilmesi, bilgi çağında yöneticilerin en önemli işlevleri arasında sayılmaktadır. Dolayısıyla, birey, bireyin zihinsel sermayesi ve üretkenliği gibi konular bilgi çağı ile birlikte çok önemsenen konular arasına girmiş bulunmaktadır. Bilgi toplumunda bilgi üreten olarak insana yatırım, insan kaynağına uygun organizasyon modelleri ve insan kaynağının geliştirilmesi olağanüstü önem kazanmaktadır. Diğer yandan insan-iş ilişkileri önemli dönüşümlere uğramakta ve bilgi işi ile uğraşan insan kaynaklarının sayısı ve önemi sürekli biçimde artmaktadır.
Örgütlü Toplumun Güçlenmesi:
Bilgi toplumunda, ortak özellikler, değerler ve amaçlar ile ortak mekan ve çıkarlara sahip kişilerin oluşturduğu sosyal gruplar, örgütlenmiş gruplar olarak sivil yaşamda ağırlıklarını ve etkinliklerini göstermektedirler. Örgütlenmiş gruplar, çıkar çatışmasından çok dayanışmacı gruplar olmaktadır.
Bilgi toplumu, örgütlü toplumdur. Böylece sanayi toplumundaki, temsili demokrasi bilgi toplumunda yerini, katılımcı demokrasiye bırakmaktadır. Bu katılımın salt yurttaş katılımı ile oluşan gönüllü kuruluşlar düzeyinde değil, çok boyutlu ve çeşitli düzeyleri içeren bir katılım olduğu dikkate alınmalıdır. Bilgi çağında bireyler, üyesi oldukları oluşumların yönetim ve denetim süreçlerine gönüllü ve bilinçli olarak katılmaktadırlar. Toplumun siyasal yapı ve organizasyonunu temsil eden devlet yönetiminin, bilgi çağında yurttaşların bilgisi ve etkin katılımından ayrı olarak sürdürülmesi düşünülemez. Diğer yandan, ekonomik yaşamda, bireyler kendilerine sunulan mal ve hizmetleri veri olgular olarak kabul etmemekte ve sürekli geliştirdikleri tüketici bilinci ile kalite, fiyat ve hız gibi faktörler açısından özel ve kamusal işletmeleri sorgulamaktadırlar. Bireysel katılımları daha etkin kılma doğrultusunda, benzer çıkarlara sahip olan bireyler, toplulaşmakta ve örgütlü toplumun temelini oluşturmaktadırlar.
Bilgi Toplumunda Yönetim
Bilgi çağına geçiş sürecinde, geleneksel yönetim anlayışı yetersiz hale gelmekte ve gittikçe daha fazla yetersizleşmektedir. Bu yetersizleşmenin ana faktörlerinden birisi de değişimdir. Değişimin hızlı bir şekilde yaşandığı bilgi toplumunda yöneticinin kullanacağı araç, yöntem, teknik ve donanacağı becerilerin bu hız oranında kendisini dönüştürmesini bilmelidir. Günümüz organizasyon dünyasının özellikle tüketici beklentileri ve teknolojik yenilik boyutlarında hızla dönüşen çevresel faktörler başta olmak üzere, organizasyon yönetimlerinin karşısına bilgi yıpranması ve bilgi erozyonu olarak nitelendirilen aşılması güç sorunları çıkarmıştır. Hızlı gelişen teknoloji kavramıyla birlikte, organizasyon yönetim sistemlerinin vurgu noktalarında kaymalar gözlemlenmiştir. Klasik yönetim yaklaşımı bağlamında en temel vurgu, iş veriminin artırılması için faaliyetlerin farklılaştırılması ve bölümlendirilmesi (iş bölümü ve uzmanlaşma) iken, hızlı teknolojik gelişmeler bu bölümlenmiş işlevlerin koordinasyonunu ve bütünsel bir açıdan düzenlenmesini gerekli kılmaktadır. [13] Sanayi çağı organizasyonları görece az bilgili organizasyonlardır ve sanayi toplumuna özgüdürler.
Az bilgili organizasyonlarda zihinsel etkinlik genellikle tepe yönetiminde yoğunlaşmakta ve diğer yönetici ve çalışanlar ise emek-yoğun etkinlik gerçekleştirmektedirler. Bilgi çağında, bilgi toplumu (üçüncü dalga) ekonomisi yürürlüktedir. Üçüncü dalga dönemini tecrübe eden bütün organizasyonlar, yönetim süreçlerinde ve kurumsal işleyişte bilginin rolünü yeniden düşünmek ve değerlendirmek durumundadırlar. [14] Bilgi çağında her kurumda öğrenme alışkanlığının gelişmesi ve teşebbüslerin birer öğrenme kurumu olması gerekir. Bu doğrultuda, çağımızın organizasyon yönetiminin en temel işlevi; bilgiyi, çalışmaya, araçlara, ürünlere süreçlere, işin tasarımına ve bizzat bilginin kendisine uygulamak olmalıdır. [15]
YARARLANILAN KAYNAKLAR
ARSLAN, Akın (2001) “Değişime Meydan Okumak: Korkuları Yenmek, Kendine Güvenmek ve Gelecek için Yeniden Yapılanmak”,
www.stratejiyonetim.com.
BAYRAKTAROĞLU, Serkan (2002) İşletmelerde Yönetim Bilişim Sistemleri, Sakarya Kitabevi, Sakarya.
DAVENPORT, Thomas H. ve PRUSAK, Laurence (2001) İş Dünyasında Bilgi Yönetimi. (Çev: Günhan Günay) İstanbul: Rota Yayınları.
DRUCKER, Peter (1995) Değişim Çağında Yönetim (Çev: Z.Dicleli). İstanbul: Türk Henkel Dergisi Yayını.
DÜLGER, İlhan (1998) “Ulusal Ekonomiden Küresel Ekonomiye Geçerken Milli Devlet”, Yeni Türkiye. 21. Yüzyıl Özel Sayısı II, Mart-Nisan.
ERDEM, Ali Rıza (1997) “Stratejik İnsan Gücü Planlaması-Verimlilik İlişkisi ve İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi”. Verimlilik Dergisi, Sayı: 1997/3.
ERKAN, Hüsnü (1988) Bilgi Toplumu ve Ekonomik Gelişme. 4.Baskı. İstanbul: T. İş Bankası Yayınları.
ERSEN, Haldun (1997) Toplam Kalite Yönetimi ve İnsan Kaynakları Yönetimi İlişkisi. 2.Baskı. İstanbul: Sim Matbaası.
FINDIKÇI, İlhami (1999) İnsan Kaynakları Yönetimi. İstanbul: Alfa Basım Yayım Dağıtım.
KAYNAK, Tuğray ve Diğerleri (2000) İnsan Kaynakları Yönetimi. 2.Baskı. İstanbul: İ.Ü. İşletme Fakültesi Yayın No: 7.
KOÇEL, Tamer (2001) İşletme Yöneticiliği. 8.Baskı. İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım.
NAISBITT, John (1994) Global Paradoks. (Çev: S. Gül) İstanbul: Sabah Kitapları.
ÖĞÜT, Adem (2001) Bilgi Çağında Yönetim. İstanbul: Nobel Basım Yayım Dağıtım.
SAYIN, Erol R. ve ŞEN, Tayyar D. (2000) Yönetim Bilgi Sistemi. Eskişehir: Açıköğretim Fakültesi Yayın No: 472.
SERİNKAN, Celalettin (1996) “İşletmelerin Personel/İnsan Kaynakları Yönetimi”. Verimlilik Dergisi, Sayı: 1996/4.
SIDI, Victor (1997) “21.yy.’a Girerken Değişim ve Bilgi Çağı”. Human Resources, Mayıs.
SRINIVAS, Kalburgi M.(1995) “Globalization of Business and Third World”, Journal of Management Development. Vol: 14, No: 3, MCB University Press.
TOFFLER, Alvin (1981) Üçüncü Dalga. (Çev.: Ali SEDEN). İstanbul: Altın Kitaplar Yayınevi.
TOFFLER, Alvin ve TOFFLER, Heidi (1996) Yeni Bir Uygarlık Yaratmak. (Çev: Z. Dicleli). İstanbul: İnkılap Kitabevi.
ÜLGEN, Hayri (1990) İşletme Yönetiminde Bilgisayarlar. 2.Baskı. İstanbul: İ.Ü. İşletme Fakültesi Yayın No: 225.
[1] ÖĞÜT; Bilgi Çağında Yönetim, 1.B., Nobel Yayın Dağıtım, Yay.No: 321, 2001, s. 14.
[2] BAYRAKTAROĞLU; İşletmelerde Yönetim Bilişim Sistemleri Ders Notları, Sakarya Kitapevi, Sakarya, 2002, s. 7.
[3] ÖĞÜT, s. 24.
[4] ERKAN; Bilgi Toplumu ve Ekonomik Gelişme. İş Bankası Yayınları, 1988, s. 11.
[5] TOFFLER; Üçüncü Dalga, Çev.: Ali SEDEN, Altın Kitaplar Yayınevi, 1981, s. 33.
[6] ÖĞÜT, a.g.e. s.30.
[7] SRINIVAS; “Globalization of Business and Third World”, Journal of Management Development, Vol: 14, No: 3, MCB University Press, 1995, s. 26.
[8] ERKAN, s. 98.
[9] ERKAN, s. 118.
[10] NAISBITT; Global Paradoks, Çev: S. Gül, Sabah Kitapları, İstanbul, 1994, s. 37.
[11] ÖĞÜT, s. 34.
[12] ÖĞÜT, s. 34.
[13] ÖĞÜT, s. 68.
[14] Alvin TOFFLER ve Heidi TOFFLER; Yeni Bir Uygarlık Yaratmak, Çev: Z. Dicleli, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1996, s. 57.
[15] ÖĞÜT, s. 69.
Yazarın diğer yazıları (Yrd.Doç.Dr.Serkan Bayraktaroğlu) »
Yazarın diğer yazıları (Murat Tunçbilek) »
http://www.bilgiyonetimi.org/cm/page...gos.php?nt=164
Yrd.Doç.Dr.Serkan Bayraktaroğlu
Sakarya Üniversitesi İ.İ.B.F İşletme Bölümü
serkanb@sakarya.edu.tr
http://www.sakarya.edu.tr
Murat Tunçbilek
Doktora Öğrencisi
Sakarya Üniversitesi S.B.E
http://www.sakarya.edu.tr