Alvin Toffler, 1970’lerin sonlarında yazdığı “3. Dalga” isimli kitabında yönetim teorilerinin gelişiminde üç dalgadan bahseder: Birincisi, Tarım Toplumu, ikincisi, Endüstri Toplumu, ve üçüncüsü, Bilgi Toplumu. Ayrıca kitabında gelecekteki yaşam tarzlarını ve bilgi temelli çevre koşullarını kurgulamıştır.
Elbette, o dönemde, bunlar imkansız ve gerçekten uzak hayaller gibiydiler. Fakat zaman büyük bir hızla akıp gitti, özellikle 80’lerden sonra bilgi ve iletişim teknolojilerindeki inanılmaz ilerleyiş, yaşantımızda büyük değişikliklere yol açtı ve sanal organizasyonlar da geleceğin en temel yönetim trendi olmaya aday görünüyorlar. 1997 yılında Ulusal İnsan Kaynakları Geliştirme Araştırmaları çerçevesinde Amerikan Toplumu’nu Eğitme ve Geliştirme Derneği üyesi olan 290 İnsan Kaynakları Uzman ve Yöneticisi arasında yapılan “İnsan Kaynaklarının Gelişiminde Trendler” konulu çalışmadan elde edilen sonuçlar da bu iddiayı desteklemektedir. Araştırmaya göre, sonraki üç yıl içinde sanal organizasyonlar büyük bir gelişme içine gireceklerdir. Ayrıca, diğer önemli kavramlar olarak da “bilginin paylaşılması ve yönetimi”, “örgütsel öğrenme” , “yeni bilgi ağları” gibi ifadeler gösterilmiştir ki bunlar da zaten sanal organizasyon teorisiyle ortak olan kavramlardır.
Bu gelişmelere bakılırsa, gelecekteki işyeri kavramı, işin, yetkilerin ve ödüllerin yeniden tartışılmasını gerektirecektir. Sanal organizasyonlar, bütün yönetimlere yeni fırsatlar, rekabet avantajları sunmaktadır. Sanal organizasyonlar, sanal gerçeklik teknolojilerini kullanarak, bilgisayar ağlarının ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş bir organizasyon ve yönetim şeklidir. Örneğin, insanlar için aynı anda iki yerde birden bulunmak fiziken imkansızken, sanal gerçeklik kavramları içinde hepimiz, telefonları, şebeke bilgisayarları, faks makinelerini, e-postayı ve diğer görüntü araçlarını ve bilgisayar temelli aleti kullanarak bunu yapmaya muktedir hale geldik. Bu elbette ki, yönetim tarzlarını ve çalışma koşullarını kökten değiştirecek etkilere neden olacaktır. Bu konuyu, sanal organizasyonların insan kaynaklarına olan etkilerini incelerken daha ayrıntılı olarak ele alacağız.
Pazardaki, sanal kuruluşların sayısı ve rekabeti arttıkça firmaların işi de zorlaşmaktadır. Kimse bir işi, ikinci sırada yapıyor olmak istememekte, ancak herkesin her şeyde birinci olması da tabii ki mümkün olmamaktadır. Çoğu durumda çözüm, her şirketin kendi en iyi yaptığı işte konsantre olması ve diğer işler için de bir başkasına –ortağına- güvenmesidir. Sanal entegrasyonlar bu şekilde ortaya çıkar ve zorunlu olarak şebeke tarzı bir anlayış geçerlidir.
Bu durumda artık, “şirket” kavramı da değişikliğe uğramakta, bir şirketin nerede başladığı, öbürünün nerede bittiğini belirlemek giderek zorlaşmaktadır. Sanal entegrasyonlarda, sonuçtaki ürüne bakıp, “evet bunu ben yaptım” diyebilecek tek bir şirket yoktur. Firmalar artık, komple bir ürün üretmekten çok proseslerle uğraşıyorlar. Tüm prosesler birleştiğinde sonuç ürün ortaya çıkmaktadır. Sanal entegrasyonlar, sanal organizasyonların bir ileri adımı sayılabilir ve pek çok değişikliği şimdiden öngörmektedir.
Elektronik Ticaret Şirketleri Ve Ortak Özellikleri
Giderek yükselen bir trend izleyen sanal organizasyonların çok büyük bir bölümünü elektronik ticaret (e-ticaret) yapan şirketler oluşturmaktadır. Bu şirketler, ticari faaliyetlerini tümüyle internet teknolojisi üzerinden yapmakta ve müşterilerine bu şekilde ulaşmaktadırlar. Ticari web sitelerinin artışı, intranet ve extranetler gibi önemli ticari araçlar yeni e-ticaret ekonomisini yaratmıştır.
InformationWeek Dergisi 1999 sonunda yaptığı bir araştırmayla e-ticaretteki ilk 100 şirketi saptamışlar ve ortak özelliklerini ortaya koymuşlardır:
• Bu şirketler, internet ve web siteleri yoluyla satış işlemlerini yapmak ve müşteri hizmetlerini sunmak konusunda müşterileri, tedarikçileri, iş ortakları ve çalışanlarıyla kurdukları ilişkide son derece girişkendirler; intranet sayesinde çalışanlarına daha hızlı bilgi akışı sağlarlar; extranetlerle ise iş ortaklarıyla karşılıklı bilgi alışverişini geliştirmektedirler.
• E-ticaret yapan şirketlerin amacı sadece müşterilerden kazanç sağlam değil, aynı zamanda onların aklında kalabilmek ve müşteri memnuniyetini sağlayabilmektir.
• E-ticarette en güçlü trendlerden biri de extranetlerin büyüyerek ilerlemesidir. E-ticaretteki ilk 100 firmanın çoğu elektronik hizmet zincirlerinde çalışmakta, ve bu firmaların % 60’ı müşterileriyle, %55’i de kendi extranetlerindeki tedarikçileriyle çalışmaktadırlar.
• Bu şirketler, networklerinden pek çok fayda elde etmektedirler. Örneğin müşteri sipariş ve ürün dağıtım zamanları kısaldığı için stok maliyetlerini düşürmektedirler.
• Müşterilerine ve tedarikçilerine, bilgi depoları yardımıyla, ürün, satın alma, kullanım, ulaştırma gibi değişik alanlarda detaylı bilgi ve analiz olanağı sağlarlar.
• Extranetlerin ve intranetlerin büyümesiyle, şirket içi web ağları şirketlere çalışanlarıyla bilgiyi daha etkili bir şekilde paylaşma olanağı sağlamakta ve çalışanların iş araçlarının kullanımına daha kolay erişmelerine izin vermektedir.
• E-ticaretteki ilk 100 firmanın yaklaşık %70’i intraneti kullanmaktadır. Şirketler, insan kaynakları avantajlarını yakalamada, iş yerleştirilmelerinde, ürün geliştirme haberlerinde ve süreçlerdeki kırtasiye işlerini azaltarak eğitim programları geliştirmede bu networkleri etkili bir şekilde kullanmaktadırlar.
• E-ticaretteki şirketlerin yarısından çoğu bu ticaret faaliyetlerindeki yatırımlarından üç yıldan önce pozitif yönde getiri sağlayamamaktadırlar. Bu durum, ticari hayatlarını tehlikeye atmaktadır.
• E-ticarette değişim son derece hızlı olmakta ve hergün pazara yeni firmalar katılmaktadır. Öyle ki, bir sonraki sene ilk 100 şirket içine, şu an henüz varolmayan şirketler girebilecektir.
Sanal Satış Organizasyonlarının Yapısı
Günümüzde satış personeli teknolojik araçların kullanımında oldukça yeterli hale gelmiş ve sorunların çözümünde teknolojik araçlardan verimli bir şekilde yararlanmaya başlamıştır. Sanal satış organizasyonun özellikleri aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
• Satış elemanları, geleceğe dönük sorumluluk, beklenti ve sözleşmelerle donatılmıştır.
• Takım satışını ve grup işbirliğini destekler niteliktedir.
• İş akışını ve rutin prosedürleri kolaylaştırır.
• Çalışanlarının ve müşterilerinin ürünler, fiyatlar, rakipler ve karar alma konularında bilgiye ulaşmalarını sağlar.
• Satış elemanlarını, müşteri sunumları yaratmada ve talep üzerine özelleşmiş satış terminolojisi oluşturmada etkin kılar.
• Satış elemanlarını, müşterinin özel profili temel alınarak ürün ve hizmetlerin en iyi kombinasyonunu oluşturmada güçlendirir.
• Satış elemanlarını, kendi kararlarını alma konusunda müşteri ilişkilerini geliştirmede ve organizasyon içi takımlar oluşturma konusunda güçlendirir.
• Satış süreçleri ve yeni ürün ve hizmetler konusunda, online satış eğitimleri sağlar.
• Kayıt tutma, raporlama, harcamalar ve satış tahminleri gibi yönetsel görevleri otomatik hale getirir.
İdeal olarak, sanal satış organizasyonları bu niteliklere sahip olmalıdır. Ancak, gerçekte çok azı hepsini hayata geçirebilmektedir. Bununla birlikte oldukça büyük bir kısmı da kendi faaliyet alanlarında tam otomizasyona gitme konusunda büyük çaba harcamaktadırlar.
SANAL ORGANİZASYON – HİYERARŞİ - ÇALIŞAN İLİŞKİSİ
Uzaktan Çalışma Kavramı (Teleworking / Homeworking)
Sanal organizasyonların gelişimiyle beraber çalışma mekanlarında da büyük değişiklikler meydana gelmiştir.
Geleneksel olarak insanlar, çalışmak üzere belirli bir mekan giderler ve mesaileri dolduğundan oradan ayrılırlar. İş, zamana ve mekana bağımlı olarak tanımlanır ve insanların fiziksel varlığı ortadan kalkınca durur. Yani iş, çalışan insanların etrafında merkezlenir.
Bugün ise artık bu mekanlar aşılmaya başlanmış ve “teleworking / homeworking” yani uzaktan çalışma ya da evde çalışma olarak adlandırılan atipik (standart dışı) çalışma biçimleri giderek ağırlıklı biçimde görülmektedir. Teleworking, bilgi teknolojilerinin ve telekominikasyonun hızlı gelişimiyle beraber ortaya çıkmıştır. Faks ve e-postanın sağladığı avantajlarla insanlar dokümanlar içinde aynı binada çalışma ihtiyacından kurtulmuşlardır. Uzaktan çalışma, işlerini yapmak için ofise gitmeye ihtiyaç duymayan çalışanlar için kullanılır, tele kelimesi Yunancadan gelir ve uzak anlamındadır. Diğer bir deyişle, bu terim çalışmaları için esas olarak teknolojiyi kullanan insanlar içindir. Bazı çalışanlar için, şehir merkezindeki bir ofis yerine evlerinden işlerini yürütmek çok daha mantıklı olabilir.
Sanal işyerinde, iş zamandan ve uzaydan bağımsızdır ve süreçler üzerinde odaklanmıştır. Süreçler, süreklilik halindedir. İşin çok belirli bir başlangıç ve bitiş noktası yoktur. İş, yapı ve sanal ürünün dinamikleriyle yürür. Sanal işyeri görsel ve fiziksel yakınlıklarla sınırlanmamıştır.
Uzaktan çalışmanın avantaj ve dezavantajları aşağıdaki gibidir:
Uzakta Çalışmanın Avantajları
• Daha yüksek oranda insan istihdam edilebilir. Örneğin, çeşitli sorumlulukları olan çalışanlar evlerinden uzun süre ayrılmalarına gerek kalmadan bu görevlerini de yerine getirecek şekilde zamanlarını organize edebilirler.
• Çalışma saatlerinde büyük esneklik sağlar. Bazı insanlar sabahın üçünde, diğer herkes uyurken, çalışmaktan keyif alabilirler ve uzaktan çalışma onlara bu olanağı sağlar.
• Uzaktan çalışma, seyahat zamanını ortadan kaldırır, ofis malzemeleri ve mobilya maliyetlerini düşürür.
Uzakta Çalışmanın Dezavantajları
• En büyük dezavantajı sosyal faktörlerdir. Uzaktan çalışan bireylerde bir izolasyon sorunu ve kendilerini bir organizasyon ait hissedememe durumu ortaya çıkabilir. Bunun çözümü eğitim programları, çalışanların bir araya gelerek ortak sorunları tartışabilecekleri periyodik brifingler yapmak ve sürekli haberleşebilecekleri iletişim kanallarını kullanmaktır.
• Bazı yöneticiler -özellikle kontrol mekanizmasını çok kullananlar- bu uzaktan çalışanları denetleyemedikleri için memnuniyetsiz olacaklardır. Tabi ki, bunun için rapor mekanizması oluşturmak ve belli periyotlarla yapılan işi kontrol etmek mümkündür. Ancak, uzaktan çalışmanın gelişimi, farklı bir yönetim biçimini ve daha yüksek bir güven seviyesini zorunlu kılmaktadır. Üzerinde durulması gereken nokta, işin nerede ve ne zaman yapıldığının kontrolünden çok doğru olarak yapılmasıdır.
Sanal Organizasyonlarda Güç Dengesi
Sanal organizasyonlar, teknolojiyi bilginin toplanması, paylaşımı ve iletimi için kullanırlarken, görüş bildirme ve karar almada çalışma koşullarına en aşina olan çalışanlara daha fazla sorumluluk ve yetki verilir. Dolayısıyla organizasyon içinde bir güç dağılımı meydana gelir.
Bununla birlikte, bu dağılım orta kademe yöneticilerin sayısının azalmasıyla ilişkilidir. Sanal şirketlerde temel olarak 3 kademe vardır: Yönetim Kurulu, sekreterlik ve çalışanlar.
Bilginin paylaşımı ve karar alma da sanal organizasyonlar giderek daha fazla güç bölünmesine gitmektedir. Bu ifade, güçlendirme ve kendi kendini kontrol kavramlarıyla ilişkilidir.
Sanal organizasyonlarda, hiyerarşinin yataylaşmasını sağlayan faktörlerden biri de temel yetenek (core competence) kavramıdır. Pek çok şirket, temel ve stratejik olmayan faaliyetlerinin çoğunu dış kaynaklardan (outsourcing) faydalanarak gerçekleştirmektedirler. Dış kaynaklardan faydalanma, kontrolün azalmasına neden olur. Şirket içi işbirliğindeki vurgunun artması, geleneksel bürokrasi işleri yerine ilişkilerin daha da fazla gelişmesine ve elektronik güvenin artmasına (electronic handshake) neden olmaktadır.
S O N U Ç
Şebeke organizasyon yapılarına bakıldığında, terminoloji yeni de olsa aslında yeni bir organizasyon şekli değildir. Çünkü bir anlamda joint venture ve stratejik iş birimleri (SİB) de şebeke organizasyon biçimleridir.
1990’ların ikinci yarısından sonra, iletişim teknolojilerinin internetle beraber çok daha büyük bir boyut kazanmasıyla ve zaman-mekan kavramlarının tümüyle ortadan kalkmasıyla, günlük yaşam ve iş hayatı da köklü değişimlere uğramıştır. Sanal organizasyon kavramı ancak böyle bir koşulda doğmuştur. Internet ortamında ticari firmaların faaliyete geçmeye başlamasıyla beraber organizasyonlar eski geleneksel hiyerarşinin ağır bastığı yönetim tarzlarını yavaş yavaş terk etmek durumunda kalmışlar ve daha yalın, kademelerin az olduğu örgüt yapısına kavuşmuşlardır. Ancak bu organizasyonların basitleştiği anlamına gelmemektedir. Aksine çok daha kompleks bir hal almışlardır.
Sanal organizasyonlar, doğaları gereği şebeke organizasyonu olmak zorundadırlar. Ancak tabi ki, burada şebeke organizasyonun çok daha etkin ve biraz daha farklı kullanımı söz konusudur.
2000’li yıllarla beraber iletişim ve bilgi teknolojilerinin çok daha hızlı bir şekilde gelişeceği düşünüldüğünde geleceğin organizasyonlarının da giderek şebeke ve sanal yapılanmaya kayacağı açıktır.
KAYNAKÇA
1. Dinçer, Ömer; Stratejik Yönetim ve İşletme Politikası, 5.b., Beta Yayınları, İstanbul, 1998.
2. Koçel,Tamer; İşletme Yöneticiliği, Beta, İstanbul, 1998.
3. McRae, Hamish; 2020 Yılında Dünya, çev: Zülfü Dicleli, Anadolu Grubu Yayınları, İstanbul, 1996.
4. Mutlu, Esin Can; Uluslararası İşletmecilik, Beta Yayınları, İstanbul, 1999.
5. Pine B. Joseph II and James H. Gilmore; İş Hayatı Bir Tiyatro (Ve de Her Şirket Bir Sahne), çev. Levent Cinemre, Boyner Holding Yayınları, İstanbul, 1999.
www.gencbilim.com