2.4.4 Akord Ücretlerinin Uygulama Alanları
Akord ücreti şu alanlarda uygulanır;
1) Üretim biriminin ölçülebildiği,
2) İşçi ile üretim arasında direkt ilişkinin bulunduğu,
3) İşin standardize rolünün önemsiz olduğu,
4) Rekabet yoğunluğu nedeniyle fazla ve ucuz üretimin gerektiği,
İşlerde uygulanır.
2.5 Primli (teşvikli) Ücret Sistemleri
Zaman ücretinde verimlilik dışında daha çok nitelikli zamana önem verildiğine, buna karşılık akord ücretinde ise, özellikle verimliliğe dayalı, başka bir deyişle niceliğe önem verildiğine değinildi. Ancak günümüzde gelişen teknolojiye koşut olarak çalışanların bireysel olarak çalışmalarına yön vermelerini olanaksızlaştırmıştır. Başka bir deyişle, zaman ve akord ücret sistemleri giderek önemlerini yitirirken bir üçüncü sistem Prim Ücreti Sistemi ortaya çıkmıştır.
Teşvikli ücret sistemi olarak da adlandırılan bu sistemde normal verim düzeyinin aşılması durumlarında kök ücretin yanı sıra özel bir ek ücret (prim) ödenir. Bu tanımı formüle edersek,
Ücret = Kök Ücret + Prim
Burada kök ücret, asgari ücretin veya anlaşma sonucu saptanan (tarife ücreti) düzeyin altına düşmez. Bundan başka primler bir plan kapsamında ödenir. Dolayısıyla ara sıra ve tesadüfi olaylara bağlı olarak ödenen mükafatlandırmalar (ödemeler) prim kapsamına girmezler.
Prim ücretlerini akord ücretlerinden ayıran en önemli özellik prim ücretlerinin kök ücret ve prim şeklinde iki kısımdan oluşmasıdır. Akord ücretlerinde böyle bir ayrım yoktur. Akord ücretinde işi yapana ödenen ücret doğrudan doğruya ortaya çıkan verim niceliğine bağlıdır.
Şu durumlarda prim ücretleri akord ücretlerine tercih edilir:
1) İşletmede iş etüdü yapılacak eleman yetişmemişse veya yoksa,
2) Siparişler ve yapım emirleri çok değişebilen, çok çeşitli ve ufak türde olduklarından ön zamanları hesaplamak için yapılacak masrafların ekonomik olmadığı durumlarda,
3) Tamirat işleri gibi sıra ve kapsamını önceden saptama olanağı olmayan durumlarda
4) İş ve işlemler gerek teknik gerekse de organizasyon yönünden henüz gelişme ve tecrübe safhasında ise,
5) Ücretlendirme de kullanılan hammadde, işletme malzemeleri ve aracıları ile üretim yöntemlerinin uzun süreli olarak sabit olmadığı ve bunların zaman içindeki değişimlerinin akord ücret sistemlerinde göz önüne alınmadığı durumlarda prim ücretleri akord ücretlerine tercih edilir.
2.5.1 Teşvikli Ücret Sistemlerinden Beklenen Yararlar ve Varılmak İstenen Amaçlar
Teşvikli ücret sisteminin uygulamaya konulmasında etkili olan amaçlar ve sağlanacak yararlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
1) Üretim ve verimlilik artar,
2) İşçilerin zaman kaybı azaldığı için makine randımanı artar,
3) İşçilik maliyetlerinin daha kolay hesaplanmasına, modern bütçe kontrolü, maliyet standartları sistemlerinin uygulanmasında kolaylık sağlar,
4) Kalitenin iyileşmesi sağlanabilir,
5) İşçinin verimliliği arttığı için maliyetler içindeki nispi işçilik payı azalır. Karlılık ve rekabet olanakları artar,
6) İşçilere daha fazla ücret ödeme imkanı doğar,gelir seviyelerinin yükselmesi, bu yolla işyeri ve ülke düzeyinde huzur ve tatmin ortamının gelişmesi sağlanır,
7) Yöneticilerin ve yönetim sistemlerinin kendini yenilemesi ve kontrolü gereğine sebep olur,(Aksi halde aksamalar doğacağından işçinin iradesi dışındaki sebeplere dayanan bu aksamalar iş hacmine ve huzur ortamına olumsuz yönde etki eder.)
8) Sistemin amacına uygun olarak (enerji, malzeme, sosyal giderler, vb. maliyet unsurlarında)tasarruflar sağlanabilir,
9) İdareye etkili ve kolay bir kontrol imkanı sağlar. Departmanın çalışma verimini gösteren hazır bir ölçü doğmuş olur. Çalışanlarda bir birini denetler,
10) İşçilerin işlerine ve işletmeye olan ilgileri artar, yönetimle olan sosyal ilişkilerinde uyum sağlanır.
2.5.2 Etkin Bir Teşvik Sisteminin Özellikleri
Kusursuz ve tam başarı sağlamış teşvikli ücret sistemi uygulaması örneği bulmak çok zordur. Fakat işletmelerde nispeten başarılı olmuş teşvikli ücret sistemlerinin yapıları incelenerek ortak özellikleri araştırılabilir. Bu konuda yapılmış çeşitli araştırmalar başarılı bir teşvikli ücret sisteminin belli başlı özelliklerinin şunlar olduğunu göstermiştir.
Basitlik: Teşvikli ücret sisteminin duyarlı ve adil olmasını sağlamak amacı ile karmaşık hesaplamalara gidilmesi işçiyi olumsuz etkiler. İşçi karışık sistemden dolayı kuşkuya düşer. İyi niyetle yapılan karmaşık hesaplamaların kendisini yanıltmak amacını taşıdığına inanmaya başlar. Küçük anlaşmazlıklarda bu inanç giderek güçlenir. Bu nedenle, bazen duyarlılıktan fedakarlık yapmak pahasına da olsa sistemi basitleştirmekte büyük fayda vardır.
Uygulama Kolaylığı: Uygulama işlemlerinin az ve kolay yapılır olması kısmen basitliğin bir sonucudur. Bilgi toplama ve hesaplama işlemlerinin azlığı hata sayısını azaltacağı gibi sonuçların ivedilikle alınmasını da sağlar. Prim döneminin sonu ile ödeme arasında geçen sürenin kısa olması işçinin morali üzerinde olumlu etki yapar. Yönetimin bu olanaktan çalışması yerinde olur.
Emek ile Prim Arasında Direkt İlişki Bulunması: İşçinin normalin üzerindeki çabası ile aldığı prim arasında açık seçik ilişki kurabilmesi teşvikli ücret sistemine olan güveni artırır.
Teşvik Edici Nitelikler: Ödenen fazla ücretler harcanan normal üstü çabanın karşılığı olmalıdır. İşçi aldığı primin harcadığı çabaya değdiğine inanmalıdır. Aksi halde işçi normal hızda çalışmayı sürdüreceğinden teşvikli ücret sistemi kağıt üstünde kalmaktan kurtulamaz.
Adil Olma: İşçiler arsında daha az çaba ile daha fazla ücret alanların bulunduğu inancının yaygınlaşması, teşvikli ücret sisteminin tümü ile başarısızlığa uğramasına yol açar. Ölçülmesi güç işlerde bu sorunla daha çok karşılaşılır. İş değerlemesinin ve zaman standartlarının duyarlı tespiti adil prim ödeme olanağını güçlendirir.
2.5.3 Uygulama Öncesi Yapılması Gerekenler
Bir işletmede teşvikli ücret uygulamasına geçilmeden önce yapılması gereken işler ve etkili olarak çalışır duruma getirilmesi zorunlu olan sistemler şöyle sıralanabilir:
1) İş ölçümü: Teşvik ücretlerinde temel prensip, ödenen para ile harcanan çaba arasındaki ilişkinin tutarlı olmasıdır. Satış fiyatı, satış geliri, kar gibi genel kavramlar üzerinde prim ödemeleri çoğu kez iyi sonuç vermez. Özellikle imalat işletmelerinde fiziksel üretim için harcanan süreler, ayrıntısıyla bilinmedikçe tutarlı prim hesaplamaları yapmak çok güçleşir. İş analizlerinde kullanılan kronometraj, örnekleme, sentetik zamanlar gibi bilimsel yöntemler uygulanarak duyarlı standartların bulunması şarttır.
2) Etkili üretim kontrolü:Üretim faaliyetlerinin plan ve programlara göre yürütülmesi imalat dairesinin, sapmalar varsa bunların tespit edilip ilgililerin uyarılması üretim planlama ve kontrol dairesinin görevidir. Malzeme gecikmesi, tamir-bakımın zamanında yapılamaması, hatalı iş emirleri verilmesi vb. aksaklıklar üretim kontrolünün gereken etkinlikte yapılmaması sonucunda ortaya çıkar. Bu gibi durumlar çalışma verimini, yapılan işin kalitesini ve miktarını olumsuz yönde etkiler. Dolayısıyla işçi herhangi bir kusuru olmamasına rağmen az prim alır. Teşvik priminden beklenen yararlar çeşitli anlaşmazlık ve şikayetlerle büyük ölçüde azalır. İşçinin morali düşer, işten ayrılmalar artar. Etkili üretim kontrolü ile işçiye fazla emeğinin karşılığını alabileceği dengeli ve kararlı bir çalışma ortamı sağlanmış olur.
3) İş değerleme sisteminin kurulması: Teşvikli ücret, normalin üstündeki emek sonunda ortaya çıkan iş karşılığı ödenir. Prim adı altındaki ücretler normal ücrete kıyasla belli bir yöntem uygulanarak hesaplanır. İşin güçlüğüyle orantılı olarak tespit edilmesi gereken normal (baz) ücretler, hatalı ise teşvikli ücretlerinde hatalı olması doğaldır. Bu nedenle önce uygun bir yöntemle işlerin izafi güçlüklerini duyarlı bir şekilde saptayan iş değerleme çalışmasının yapılması ve işletmenin ücret yapısının belirlenmesi şarttır. Ancak bundan sonra gerçeğe uygun teşvik primlerinin hesaplanması düşünülebilir.
4) Tanıtma ve benimsetme: Teşvikli ücret sisteminin çeşitli kuruluş aşamalarında işçi (veya tüm personel) ile danışma ve bilgi niteliğinde de olsa sıkı ilişkilerin sürdürülmesi çok yaralıdır. Böylece daha sonraki aşamalarda ve uygulamada çıkabilecek aksaklıkları önceden görüp düzeltmek mümkün olur. Geriye dönüşlerle zaman kaybedip uygulamanın gecikmesi önlenir. Sistemin kuruluşu tamamlandığı zaman, uygulamaya başlamadan önce ayrıca bir tanıtma ve benimsetme girişiminde bulunulmalıdır. Bunun için broşür vb. yayınlar, grup toplantıları, seminerler ve bu gibi yollarla her düzeydeki personele tanıtıcı bilgiler verilir. Yanlış anlamalara yol açacak noktalar açıklığa kavuşturulur. Gözden kaçma olasılığı bulunan hatalar da yine bu aşamada kolaylıkla düzeltilebilir.
2.5.4 Prim Ücretlerinin Düzenlenmesi
Prim ücretinin düzenlenmesinde yapılması gereken başlıca işler şunlardır:
2.5.4.1 Prim Kök Ücretinin Saptanması
Prim ücretinin düzenlenmesinde yapılacak ilk iş, kök ücretinin saptanmasıdır. Kök ücret olarak asgari veya tarife ücreti (toplu sözleşme sonucu) alınabilir. Eğer işletme bir iş değerlemesi uygulamış ve bunun sonucu ücretler gruplara göre sınıflandırılmışsa, kök ücret doğal olarak ilgili grubun taban ücreti olur. Akord ücretlerinde olduğu gibi, prim ücretlerinde çalışanların ücretlerinin, bu belirtilen düzeylerin üstünde saptanması da düşünülebilir. Bu durumda kök ücrete belirli bir zam yapılabilir ve böylece ortaya çıkan ücrete “prim kök ücreti” denilebilir.
2.5.4.2 Prim Ölçeklerinin seçimi
Prim ücretlerinin düzenlenmesinde ikinci önemli adım, prim düzeyine esas teşkil edecek bir veya birden fazla ölçeklerin seçimidir. Öyle ölçekler seçilmelidir ki, işi yapan bunları belirli bir biçimde etkileyebilsin. Ölçeklerin önemsiz bir biçimde etkilenebildiği durumlarda, prim ücretleri gereksiz yere zorlaşırlar. Prim ölçeklerinin başlıcaları; verim, randıman, malzeme fiyatı, enerji sarfiyatı endeksi vb.dir.
2.5.4.3 Prim Etki Alanının Saptanması
Prim ölçeklerinin seçiminden sonra, işi yapanın her ölçek kapsamındaki, etki alanını saptamak gerekir. Prim başlangıç noktası, işi yapanın özel bir gayret ve çaba göstermeden erişebileceği bir şekilde saptanmalıdır. Prim bitiş noktası ise, işi iyi yapanın işin bütün koşullarına uyması, verimli çalışması, yetenekli olması vb. hallerinde bile daha iyi bir iş sonucunu almasına sebep olmaktadır. Diğer bir deyimle, prim bitiş noktası maksimal sıfır olmalıdır.
İşin yapım süresine bağlı olmayan bütün ölçeklerin prim etki alanının saptanmasında üretimde çalışanların (ustabaşı, tekniker, mühendis, vb.) kararları önemlidir.
Bu alanın saptanmasında uzmanların ortak fikirlerinin alınması tek yönlü karar almayı önemli ölçüde önler.
2.5.4.4 Prim Artış Sınırının Saptanması
Prim ölçeklerinin etki alanları belirlendikten sonra prim artış sınırını saptamak gerekir. Prim artış sınırı, en yüksek primin kök ücrete göre yüzdesini belirtir. Bu artış sınırının seçilmesi aşağıdaki iki fikre bağlıdır:
İşi yapan prim bitiş noktasına zaman işletme için ne avantajlar doğmaktadır?
Benzer iş türünde aynı iş değerlemesi ile çalışan akord işçilerinin en iyi verim durumunda kazanç düzeyleri ne olmaktadır?, işletmenin ücret politikası açısından prim ücreti ile çalışanlar bu düzeye ne kadar yaklaşabilirler veya bu düzeyi aşabilirler mi?
Primin maksimal düzeyi ne olmalıdır? Genellikle primin uygulanması ile ortaya çıkan işletme kazancının yalnız bir bölümünü, örneğin %20 ile %50 arasını,prim ödemelerine tahsis etmek yerinde olur. Bir bölümünün tahsis edilmesinin, nedeni, işletme yönetiminin, ustanın vs.nin de bir katkısı bulunduğudur.
2.5.4.5 Prim Artış Biçiminin Saptanması
Prim ücretlerinde prim başlangıç noktasından, bitiş noktasına kadar ne biçimde artabileceğini (lineer,progresiv,degrsiv)grafiklerle takip etmek mümkündür.
A tipinde artış aynı niceliklerle ve lineerdir. B tipinde prim başlangıç noktasına varıldığında bir sıçrama olmakta ve prim bundan sonra lineer olarak artmaktadır. C tipinde başlangıçta artış zayıftır. Bu zayıf artış verimin orta miktarlarına kadar sürmekte ve sonra yüksek bir biçimde verimin sonuna doğru da tekrar azalan bir biçimde artmaktadır. D tipinde başlangıçtaki relatif olarak fazla olan teşvik sona doğru azalmaktadır(degresif). E tipinde ise durum tersidir(progresif).
Prim artış türünün seçiminde önemli olan iş sonucunun artmasının (verim artışı) ne derece iş yapan tarafından gerçekleştirildiği, teknolojik iş koşullarının dalgalanmasının da payı olup olmadığıdır. Eğer iş koşulları, verim artışında işgücünden daha etkili iseler B ve Dartış türlerini (azalan oranlarla) tercih etmek yerinde olur. Iş gücünün etkisinin daha fazla olduğu iş türlerinde ise Ave E tiplerini uygulamak verim artışını daha fazla teşvik eder. C tipinde fazla teşvik verim alanının ortasında bulunmamaktadır. Bu tip birçok işçinin verim düzeyinin belirli bir seviyede (alanın ortasına) ulaşmasını hedef tutar. Buna karşılık bu artış türünde zirve verimleri önemli değildir.
2.5.5.Prim Türleri
Prim ücret türlerinin sayısı oldukça fazladır ve bunlar da çeşitli ayrımlara olanak vermektedirler. Dolayısıyla prim ücret türlerini belirli bir biçimde sistematize etmek oldukça güçtür. Biz burada uygulamada en çok rastlanan sınıflandırma şekliyle konuyu açıklamaya çalışacağız.
2.5.5.1.Birey Esaslı Sistemler
Her işçi diğer iş görenlerden bağımsız olarak yaptığı iş karşılığında ücret ve prim hesaplamasına tabi olur. Bireysel teşvikler, operasyonların bireysel temele göre yapılabildiği yani operatörün verimliliğinin diğer operasyonlara bağlı olmadığı yerlerde daha etkilidirler. Birey esaslı sistemlerin belli başlı olanları şunlardır:
2.5.5.1.1.Taylor Difransiyel Parça Başı Sistemi
Frederic W. Taylor tarafından geliştirilen bu sistemde, iki aşamalı parça ücreti uygulanır. Birinci aşamada parça ücreti, standart üretimin altındaki parçalar için ödenir. Standart üretim aşıldıktan sonra, tüm parçalar için ikinci aşama yüksek parça ücreti uygulanır. Saptanan standart üretin, deneyimli bir işçinin normal sürede ve istenilen kalitede gerçekleştire bileceği üretim düzeyidir.
Sistem, her işin analiz edilmesine göre, işçinin belirli bir zaman süresi içinde üreteceği birim adedine dayanır. Böylece, az üretimde bulunan işçinin, aynı süre içinde daha fazla üretimde bulunan işçiden daha az ücret alması öngörülmüştür. Bu yönüyle sistemin en önemli sakıncası, işçiye garanti edilmiş minimum ücretin olmayışıdır.
İmalatın düşük olduğu dönemlerde işçilerin zararına sonuç vermesi nedeniyle çağdaş teşvikli ücret sistemiyle bu sistemin karşılaştırılması olanaksızdır.
Taylor ücret sistemine göre, örneğin; bir işçinin standart zaman süresi içinde (bir saat) herhangi bir mamulden 24 birim yapması gerekmektedir. Verilen süre içinde bu sayıdan fazla üretmesi durumunda birim başına 10.-TL alacaktır. Yapması gerekli olan sayıdan az üretmesi durumunda yani 24 birimden az üretirse, birim başına 7,5.-TL alacaktır.
Bu verilere göre, bir işçi bir saat içinde 30 birim üretirse;
10.TL. x 30 = 300.TL. saat ücreti alacaktır.
Günde 8 saat çalıştığı varsayılırsa kazancı;
8 saat x 300.TL.\saat = 2.400.-TL. olur.
Aynı işçi saatte 30 birim yerine 22 birim üretseydi;
7,5.-TL. x 22 = 165.TL.\saat
8 saat x 165.TL\saat = 1.320.TL. günlük kazancı olacaktır.
2.5.5.1.2 Gantt Sistemi
Bu sistemde işçiye garanti edilmiş bir ücret ödenir. Burada standart bir üretim niceliği belirlenir. Bu niceliğe kadar standart bir ücret ödenir. Üretim niceliği bu standardın altında kaldığında işçiye normal saat ücreti ödenir. Standart üretim düzeyine ulaşıldığında işçiye temel ücretin %20’si kadar prim ödenir. Bu prim, işçinin imal ettiği tüm parçalar için göz önünde bulundurulur. Gantt sisteminin amacını yüksek üretim düzeyine ulaşan işçileri ödüllendirmek oluşturuken daha az yetenekli işçilerin güvenceleride sağlanmış olur.
Örneğin; saat ücreti 200.-TL olan bir işten bir çalışma gününde (8 saat) 100 brim üretilmesi gerekiyor. işçi belirlenen süre içinde 90 brim üretirse
8 saat x 200.-TL/saat = 1600.-TL alır.
Şayet 100 brim üretseydi
8 saat x 200.-TL = 1600.-TL ve 1600.-TL x %20 = 320.-TL alırdı yani toplam
1600.-TL + 320.-TL = 1920.-TL
2.5.5.1.3 Halsey Sistemi
Bu sistem önce 1887’de Towne tarafından ortaya atılmış ve sonra Halsey tarafından 1890’da geliştirilmiştir.
Sistemde işçiye zaman esasına dayanan, verime göre değişmeyen bir ücret garanti edilmiştir. İşçiç belirli bir zaman dilimi içinde yapılması gereken işi belirlenen standarttan daha kısa zamanda bitrirse hem işin ücretini alır hem de zamandan yapılan tasarruf durumuna göre 1/3, 1/2, 2/3 gibi oranlarda prim almaya hak kazanır.
Örneğin; bir işçinin saat ücreti 200.-TL, yapılması gereken işin standart zamanı 10 saat ve saat ücretin 1/2'si oranında prim alacaktır. İşçi işi 9 saatte bitirirse 1 saat kazanmış olacak ve ücreti 9 saat x 200.-TL = 1800.-TL, primle birlikte 1800.-TL + 100.-TL = 1900.-TL olur. Dolayısıyla saat ücreti de 1900.-TL : 9 = 211.-TL
olacaktır.
www.gencbilim.com