SEKTÖRÜN KALİFİYE ELEMAN EKSİKLİĞİNDEN SİKAYET ETMEYE HAKKI VAR MI?
Son dönemde basın yayın organlarında, günlük konuşmalarda ve bazı köşe yazılarında kalifiye eleman eksikliği sıkça gündeme gelmeye başladı. Bunun nedeni, elbette ki, son yıllarda artan konaklama tesisi yatırımları ve sonrasında artan turist sayısında yatıyor. Yoksa, şimdiye kadar gündeme pek sık gelen bir konu değildi. Hatta, son birkaç yıldır unutulmuştu bile!..
Hele birkaç ay içerisinde ardı ardına açılan bazı nitelikli otellerdeki insana dayalı hizmetin kalitesinin düşüklüğü, bu konuyu daha bir gündeme oturttu.
Turizm sektörü, bir hizmet sektörüdür ve bu hizmeti de insanlar görür. Bu insanlar da birtakım bilgi ve beceri sahiptirler. Bu kadar basit bir konudur.
Ama, her şeyi arz-talep üzerine kurguladığımızdan aklımıza pek gelmeyen bir husus. Turist geliyor, tesis lazım.. Gerisi yok.. Çalışanlar; “nasılsa bir yerlerden buluruz”..
Bu konunun tartışılmaya başlanması bir bakıma olumlu bir gelişmedir. Çünkü, en azından bazı kimseler insana dayalı hizmetin kalitesi üzerine düşünmeye başlamışlar. Sağdan soldan, inşaattan adam toplamakla bu işin olmayacağının farkına varıyorlar gibi..
Öte yandan, bir grubun suçu turizm eğitim programlarına atmaya eğilimli olduğu da gözleniyor. Dediklerinde elbette ki önemli oranda doğruluk payı vardır.
Ancak, gelinen noktada bütün sorunu turizm eğitim programlarına atmak ne derece doğru bir yaklaşımdır?
Bu gazetede birkaç kez gündeme getirildiği gibi, turizm eğitim programları “sütten çıkmış ak kaşık değildir”, çok ciddi eğitim ve donanım eksiklikleri ve sorunları vardır.
Bu arada sorunun esas kaynağını kimse gündeme getirmiyor..
Kalifiye personelin sektör dışına kaymasında en büyük payın sektörün kısa dönemli politikaları olduğu nedense hiç gündeme getirilmiyor.
Bir yanda mevsimlik çalışmanın ortaya çıkardığı sorunlar var iken, öte yanda sosyal haklar yönünden gözlenen eksiklikler; bir yanda düşük ücretler, öte yanda çalışma saatlerinin uzunluğu... Ve hatta mevsimlik tesislerdeki barınma ortamlarının sağlıksızlığı... Bir yanda iş hacmindeki ilk düşüşte işlerini kaybetme riski, öte yanda her an daha niteliksiz bir elemanla “ikame” edilebilme olasılığı.. Bütün bu faktörlerin kalifiye elemanların sektörü terk etmeleri üzerinde etkili olmadığını kim söyleyebilir?
Sektör, kalifiye elemanların kaçırmamak için neler yapıyor?
Bu, çok önemli bir sorudur?
Yoksa, çıkıp “kalifiye eleman yok” demek, işin en kolayıdır.
Ayrıca, son yıllarda personel giderlerini düşürmesi dolayısıyla pek çok otel işletmesinin daha fazla stajyer çalıştırmaya başlaması nasıl açıklanabilir? Stajyerlerin teorik bilgilerini uygulamayla pekiştiren öğrenciler olduğunu unutup, onları işgücü olarak gören zihniyetin, kalifiye eleman eksikliğinden söz etmesi, ne derece doğrudur?
Konuyu müşteri sayısı üzerine kuran bir sektörün kaliteyi atlaması, elbette ki kalifiye eleman konusunu unutturacaktır.
Unutturmuştur da..
Tesis kalitesinin asansörlerin sayısı veya odada kullanılan mobilyaların kalitesi ile ölçüldüğü bir sektörde, kalifiye elemanların unutulması doğaldır.
http://www.turizmgazetesi.com