YÖNETİM DÜŞÜNCESİNİN EVRİMİ
Yönetim düşüncesinin evrimini incelediğimizde, yönetim teorilerini tarihi süreç içerisinde klasik, neoklasik ve modern yaklaşımlar olarak üç grupta toplamak mümkündür.
Yönetim düşüncesinin son aşaması, modern yönetim düşüncesinin temel unsurları, çevresel faktörler ile yönetim kavram ve teknikleridir. Çevresel unsurlar bağımsız bir değişkeni yönetim kavram ve teknikleri bağımlı bir değişken olarak ele almakta ve iki değişken arasındaki fonksiyonel bir ilişki aranmaktadır.
Günümüzde insanın gerçek değeri ve önemi artarken küreselleşme ve yeni dünya düzeni konuları önem kazanmakta, açık sistem yaklaşımı içinde sürekli gelişen, yenilenen ve değişen; dinamik, açık, elastiki, gelişimci, yaratıcı, yenilikçi yönetim anlayışı önem kazanmaktadır.
Seksenlerin gelecek için organizasyonel biçime seçenek oluşturabilecek yapının etkinlik(kalıcılık), düzenli yenilik(girişimcilik), kemikleşmeden kaçınma (alışkanlıkları kırma) gereksinimleri, 90lı yıllarda giderek daha yalın, tutarlı, gelişen, kalıcı, esnek değerler, ürün ve kaliteye duyulan sevgi, faaliyetleri sürekli olarak yeni bölümlere dönüştürme, küçüklük, sürekli uyumun bir parçası olma ve sürekli yeniden organize olma isteği ve belirli işlerin üstesinden gelebilmek için "geçici organize olmayı" gündeme getirmektedir.
Değişimin üçüncü dalgası somut olmayan, anında transfer edilebilen, aslında kendisi de bir video olgusu olan elektronik öğelerdir. Parıldayarak, şimşekler gibi çakarak, vızıldayarak gezegenin üzerinde dolaşıp duran üçüncü dünya dalgası aslında enformasyondur, bilginin temelidir. Stratejik silahlar arasında hiçbiri üstün organizasyon kadar önemli değildir. Özellikle bilginin organizasyonu çok önemlidir (Toffler, 1994: 83-177)
YÖNETİMİN SON DÖNEMDE ULAŞTIĞI NOKTA
Klasik, neo-klasik, modern yönetiminin ulaştığı sistem ve durumsallık yaklaşımları büyük bir hızla gelişirken, diğer yandan da; yönetim özde; kendi içinde, kendi iç yapı ve dinamiklerini yeniden sorgulayan, adeta kendi iç özeleştirisel yönetsel değerlendirme ve düzenlemeleri içinde "yeni bakış açısını" oluşturmaya çalışmaktadır.
Bu yeni yaklaşım; yönetim ve yöneticiliğin potansiyel gücünü bilmek ve izleyenlere sahip olabilmek için, yönetsel kalite anlayışına doğru yönelmek, her an kendi kendini yenileme, disiplin ve anlayışını ön planda tutmaya özen göstermektedir.
Buradan hareketle; DİNAMİK YÖNETİM SİSTEMİ ANLAYIŞI (DYSA) ise, topyekün olarak bilişim sistemlerinin sağladığı olanak ve yeni gelişmelerden yararlanarak, tüm organizasyonel sistem bütünlüğünün kalıtım, gönüllülük, diyalog ve işbirliği yaklaşım ve hoşgörüsü içinde; yönetsel hedeflere üstün ve sürekli bir başarı toplamı ile ulaşmayı öngörmektedir. Çünkü arzulanan geleceğin hedefine; top yekün, gönüllü, üstün katılımlı çabalarla gidildiğinde arzulanan başarı kompozisyonuna erişmek, onu yaşama geçirmek, geliştirmek ve yeni hedeflere başarı ile yönelmek mümkün olabilecektir.
Geleceğin stratejik hedeflerine yalnızca ulaşmak hiç bir zaman yeterli olmayacaktır. Hem erişilen hedeflerde kalabilmek hem de daha ileri hedeflere yeni ve sistemli sıçrayışlar yapabilmek, çok daha esnek, gerçekçi, yerinden ve kısacası dinamik yönetim sistem anlayışını, her zamankinden daha çok gerekli ve önemli kılmaktadır. Çünkü değişim, dalga dalga her alanda büyük bir hızla yayılmakta, yeni sorunlar ve yeni çözümleri gerekli kılmaktadır. Yeni teknolojiler, yeni bazı bilgi teknolojileri sayesinde yıkılabilecek iş organizasyonu kurallarını değiştirerek, iş yapış tarzımızı sınırlayan kuralları ortadan kaldırmıştır.
Burada; yönetsel kalite ve esneklik; her aşamada daha da ön plana çıkmaktadır. Geçmiş yönetim teori ve uygulamaların aynı şekilde izlemek (bir anlamda taklit etmek) yerine, açık sistem yaklaşımının sunduğu olanaklar ve ortam içinde anında ve yerinde yönetimin, yüksek nitelikli insiyatif ve kavrama gücünün kullanıldığı, yönetim anlayışlarının ve gerektiğinde yönetim biliminin; yeni dinamik, yaratıcı uygulamalarına ışık tutmaktadır. Yeni bir dinamik (esnek) yönetim modelinin ortaya konulması; değişimin hızına, yönetim kalitesinin ve bütünlüğünün uyumlaştırılması ve bütünleştirilmesi için oldukça gerekli olmaktadır. Bütün bunlar mükemmel bir kalite yöneticisi yaklaşımını ve olgunluğunu da hiç şüphesiz gerekli kılmaktadır.
Kalite yöneticisi, yönetimin bu iş için uygun olarak seçtiği görevlidir. Kalite yöneticisinin ana görevleri; kalite güvence sistemi kurma çalışmalarını koordine etmek, eğitmek/ danışmanlık hizmetleri vermek/ verilmesini sağlamak; içsel kalite denetimlerini koordine etmek, konu ile ilgili dış kuruluş nezninde kuruluşu temsil etmektir.
Günümüzde organizasyonlarda toplam kalite anlayışı ve programı ön plana çıkmaktadır. Organizasyonlar, kültürleriyle, yöneticileriyle, çalışanlarıyla hem böyle bir programın uygulanmasına hem de değişen koşullara süratle uyum sağlayabilecek esnekliğe sahip olması gerekmektedir. Özellikle de değişen koşullara uyum, büyük bir önem taşımaktadır.
Sağduyu ve bilim sistematik bir biçimde uygulanarak ve uygun teknolojik olanaklar akılcı bir şekilde seçilerek, organizasyon kültürünü en uygun verimlilik ve etkinlik sağlanmasına olanak kılacak yönetim biçimi bulunmalıdır. Bu yönetim biçiminin kalın çizgilerle temel özellikleri müşteri odaklı ve katılımcı olması; kaliteli, bilgiyi yerinde kullanan ve paylaşan işgücü ve hedef birliği içinde, yüksek motivasyonlu, planlı, programlı çalışan dinamik ve sorumluluğun bilincinde kişileri istihdam ediyor olması beklenir.
En kaliteli güç kaynağı olan bilginin, her geçen gün nanosaniyeyle biraz daha önem kazandığı artık tartışılmaz bir gerçektir. O halde güç değişimlerinin en önemlisi, bir kişiden, partiden, kurumdan ya da ulustan diğerine geçiş değildir. Asıl önemli olan, toplumlar yarınla çarpışmaya doğru ilerlerken, şiddet, servet ve bilgi arasındaki ilişkilerdeki gizli değişimdir. İşte güç değişimi çağı'nın tehlikeli, heyecan verici sırrı budur.
Ani, yeniden, hızlı bir şekilde ortaya çıkan değişiklik, farklılık ve dönüşümler, yeni, farklı, yerinde ve uygun çözümleri yapabilecek yönetim anlayışlarını gerektirmektedir.
Nasıl bir değişim söz konusu olacaktır? Böyle bir değişimin karakteristrik yapısı ne olacaktır? Dinamizm ve yenilikler organizasyon sistem yapılarını ne şekilde etkileyecek ve yönetime hangi avantajı sağlayacaktır? Geleceğin yaratıcı, esnek yönetim sisteminin akıl, bilim, sanat ve sporla etkileşimi nasıl olacaktır? Kolayca anlaşılacağı gibi, değişimi etkileyen ve ortaya çıkaran hız boyutu, gittikçe önem kazanarak, bilginin gücünü artırıyor, dinamizm veriyor, daha fazla enerjik faaliyetler gerektiriyor. Hızlanma etkisi, yönetim sistemindeki bugünkü stratejileri baştan sona değişir hale getirmektedir.
http://www.kadinlar.com/kadin/degisim.htm