Geri Git   İnsan Kaynakları Akademisi > YÖNETİM - ORGANİZASYON > YÖNETİM DÜŞÜNCESİNİN EVRİMİ

Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
  #1 (permalink)  
Eski 04-09-2006, 01:15 PM
Bilgen Hündür Bilgen Hündür  çevrimdışı
Moderator
 
Giriş: Mar 2006
Mesaj: 506
Varsayılan İşletmelerin Evrimi” – 2

Oğuz C.Gel

Birinci Aşama: “Şirketleşme” Öncesi
Geçtiğimiz ay yayınlanan makalemde, özellikle Batı Avrupa ve Amerika’dan gelen eğitim, danışmanlık, yazılım, donanım gibi “Çözüm”lerden geri ekonomilerde niçin tam anlamıyla verim alınamadığı ile ilgili bir konuya değinmiştim. Bu sorunla karşılaşılmasına muhtemel neden olarak da, sunulan ürün (Mal veya hizmet) ile, onu kullanması beklenen müşterinin “Kullanıma hazır olma” durumu arasındaki boşluğu göstermiştim. Bu boşluğun ne olduğunu tanımlayabilmek için ise, Stephen R. Covey’in “Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı” adlı kitabında, bireylerin gelişimi için kurmuş olduğu modelin işletmelere de uyarlanabileceği düşüncesiyle bir benzetimden (Analoji) sözedeceğimi belirtmiştim.

Covey’in kitabında açıklanan modelin özü, şudur: İnsan, doğası gereği;
  • İlk aşamada "Bağımlı"dır (Dependent)
  • İkinci aşamada "Bağımsız"lığa (Independence) geçer
  • Eğer “Bağımsız” olmayı becerebildiyse, üçüncü aşamada ise "Karşılıklı bağımlılık"a (Inter-Dependence)geçer.
Başka bir deyimle, “Bağımsız” olamamış, yani bir “Birey” olmayı becerememiş yaratıkların, bir anda “Toplum üyesi”, “Aile üyesi”, “Takım üyesi” olmaları beklenemez.
İşte bu modeli kuruluşlara uyarladığımızda, bunların da;
  • İlk aşamada bir “İşletme”
  • İkinci aşamada bir “Şirket”
  • Üçüncü aşamada ise bir “Kurum”
olabildiklerini gözlemleyebiliyoruz. Bu aşamaları sırasıyla takip etmeyen kuruluşların ise çoğu kez sağlıklı bir gelişim süreci izleyemediğini söylemek pek de yanlış olmasa gerek. Bu üç aşama ile ilgili gözlem ve düşünceler ise, şu anda okuduğunuz da dahil olmak üzere önümüzdeki üç ay içinde yayınlanacak makalelerde aktarılacak.

Peki. Şimdi ilk olarak “İşletme”den, yani kuruluşların geçirdiği en ilkel aşamadan başlayalım: Bu aşamadaki kuruluşlar neye benzer? Neler yapılmaktadır? Ne tür bir yönetim tarzı izlenmektedir?

Aslında bu aşamadaki kuruluşlarda “Yönetim” kavramından sözetmek pek doğru olmayabilir. Çünkü bu ortamlarda bolca bulunan şeylerin başında “Belirsizlik”, “Kaos”, “Her an değişen kararlar”, “Öznellik”, “Anlık Talimatlar” ve “Keyfe göre yönetim” yer alır. “Düne kadar söylediğimiz her şeyi unutun, bugünden itibaren şunları yapmaya başlayın” sözü, hemen hemen her gün söylenir. Bu ise, “Değişmeyen tek şey değişim” veya “Dinamik iş ortamı” safsatasıyla açıklanır ve haklı gösterilmeye çalışılır.

Kuruluş resmî kayıtlara her ne kadar bir “Şirket” şeklinde geçmiş olsa da, aslında tek bir hissedar vardır. Bu ilkel kuruluşlar, eşyanın tabiatına aykırı olarak, yani “Şirket” kelimesinin anlamına ters düşercesine “Şirket sahibi” deyiminin yaygınlaşmasına katkıda bulunurlar. Yapılan her iş - Bazan iş dışındaki faaliyetler de - “Şirket sahibi” denen kişilerin emri doğrultusunda gerçekleşir.

İlkel aşamadaki kuruluşların finansal yönetimi “Şirketin Kasası = Patronun Cebi” şeklindedir. Şirket sahibi – çoğu kez kanun ve kayıt dışı olmakla birlikte – kendi kişisel ihtiyaçları için şirketin kasasından istediği kadar parayı alabilir. Bundan daha da vahimi ise şudur: Şirkette, departman veya iş birimlerinin operasyonel performansını ölçmeye yarayan bir tablo olmadığı gibi, genel amaçlı bir “Kar-zarar tablosu” bile yoktur. Hangi müşteride karlı iş yapıldığı, hangi ürünün kar getirdiği bilinmemektedir. Patron da dahil olmak üzere kimse "Kar" denen kavramdan haberdar dahi değildir. Çok yüksek cirolar gerçekleştiriyor ve çok sayıda çalışanı istihdam ediyor olsa bile bu tür şirketlerin muhasebesi basit bir "İşletme Hesabı Defteri"nin pek de ötesinde değildir. Kanunun gerektirdiği hesap planı ve muhasebe yöntemleri elbette kullanılmakta, ancak bunun tek amacı, "Vergi ve benzeri mevduata ters düşmemek" olmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak, Bu tür işyerlerinde, şirketin kasasında para olduğu anda “Şirket karlı”, para kalmadığında ise “Mahvolduk” denmektedir. Patronun tek gördüğü “Nakit akışı”dır. Yani “Bugün ne ödemelerimiz var?” veya “Müşteri faturayı hangi gün ödeyecek?” gibi sorular patronun kafasını meşgul etmektedir.

Aslında gündemde “Finansal Yönetim” değil, “Finans Yönetimi” vardır. Yani “İşletme kârı” (Operasyonel kâr) denen kavramdan bihaber, ancak “Finansman kârı” (Repo, vade, valör, ödeme, tahsilat, döviz kuru, vb) konusunda ise çok bilgili ve deneyimli bir kadro iş başındadır. Enflasyonun, yani, paranın zaman değerinin yüksek ve aynı zamanda rekabetin de zayıf olduğu (Satıcının istediği müşteriye istediği fiyattan mal ve hizmet satabildiği, yani “Kral” olduğu) ekonomilerde bu tür bir yönetimin başarısız olmayacağı muhakkaktır!..

Bu aşamadaki kuruluşlarda çalışanların performans değerlendirmesi ya hiç yapılmamakta, veya – bence – ondan da kötüsü, sadece “Yetkinlik Bazlı” olarak yapılmaktadır. Bir planlama – bütçeleme - raporlama – revizyon kültürü olmayan işletmede, doğal olarak, bireylerin ve bölümlerin ürettiği sonuçların ölçülmesi ve başarı kriterlerinin buna dayandırılması da beklenmemelidir. Bu işletmelerde son zamanlarda pek moda haline gelmiş olan “360 derece değerlendirme” ise, tek başına kullanıldığında çoğu kez tamamıyla öznel – hatta keyfî – olan ve ölçüm olanağı bulunmayan “Yetkinlik bazlı” değerlendirme sisteminin öznelliğini daha çok sayıda kişiye yaymaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Aslına bakılırsa, bu tür bir işletmede, “Şirket” diye bir şey de yoktur. Yani, modern iş yapma deyimleriyle, bu tür işyerlerini "Şirket" olarak adlandırmak pek de doğru olmayacaktır.

“Şirket” ve “Kurum” aşamalarını ise, önümüzdeki aylarda işleyeceğiz.

www.bilgiyonetimi.org

__________________
Bilgen Hündür
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi
İnsan Kaynakları Yönetimi Programı
Yüksek Lisans Öğrencisi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Saat 05:11 AM.


Powered by vBulletin Version 3.0.7
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by 3.0.0